Ana içeriğe atla

Kahramanlarımızı evlatlarımızdan yaratmak yerine siyasetçilerden yarattığımız sürece huzur bulamayız.


23 Haziran'da yeniden seçime gidiyoruz. Bana göre gereksiz yere ve bu dönemde kendini Islam'a yakın gören medyanın durumu içler acısı. Diğer taraf çok mu iyi derseniz onların durumu da berbat ama gelin görün ki ortada bir çalmadan çok hak gaspı var.
Binali Yıldırım adına konuşanlar ortaya koyduğu söylemler aslında seçimin kazanılmadığını zoraki bir 2.tur ortaya çıktığını ortaya koyuyor. İslamcı medya soramadığı daha doğrusu iktidara soramadığı tüm soruları Ekrem Imamoğlu'na Sorabiliyor.Ortada bir de gülünç tokat meselesi var, geçmişte Bakanların tokatlandığı ima ediliyordu bu ülkede o zaman sesi çıkmayanlar şimdi ortada dolanıyorlar tokat da tokat diye hem de var mı yok mu belli bile değil.

Ekrem Imamoğlu bir melek değil, bir siyasetçi ama ekmeğine her gün yağ sürüyorlar.
Birde görevdeyken sesi çıkmamış insanlar görevleri bitince ortaya çıkıp Ben aslında uyarmıştım demiyorlar mı onlar hele içler acısı durumda. Erdoğan sonrasına da yatırım yapıyorlar. Bizde yüzsüzlük alıcı buluyor onlarda yarın Yeni durumda Yeni görevler bekleyebiliyor.

Vatandaş uyanmalı siyaset bizi her geçen gün çukura sürüklüyor. Geçen 32.gün videos u izledim, Necip Hamblemitoğlu'na karşı Etyen Maçupyan ve Nevval Sevvindi'nin konuşmaları görünce utandım kendimden utandım. Din adamlarının bizi nasıl sömürdüğü gördüm. Gerçek manada din adamlarına dünyayı nasıl dünyayı zehir ettiğimizi gördüm.Ancak bunda sadece ve sadece din adamlarının suçu yok aynı zamanda gereksiz yere başörtüsü tartışmaları, Türkçe ezan tartışmaları yapan larında katkısı var.
Gördük ki başörtüsü sorun değilmiş, asıl sorunlarımız başkaymış. Türkiye olmayan sorunların boşa büyütülerek enerji kaybettirildiği bir ülke. Önce temel ihtiyaçlarımızın karşılanmasında yurttaş olalım sonrası kendiliğinden gelir.
Sosyal medyaya bakınca maalesef birbirimizi anlamadığımızı, ne kadar anti demokratik olduğumuzu ve çift taraflı tapınma kültürüne meyilli olduğumuzu görüyorum. Kahramanlarımızı evlatlarımızdan yaratmak yerine siyasetçilerden yaratmaya devam ettiğimiz sürece başarılı olmayacağız.

Oğuz Haksever'i çok severdim. Saygı duyardım ama gaffın arkasından Jübile yapmak yerine hem de onurlu bir Jübile fırsatı gelmişken düzeltme çabası beni hayal kırıklığına uğrattı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor.

İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.

Ojeli eller ile rezil olunabilir.

Siyaset ve spor yazmaktan bıkıp usanıyor insan, zaten kendini tekrar eden konular, yıllar geçince bakıyorsun aslında aynı şeyleri konuşmuşsun. Bende Ojeden bahsetmek istiyorum.
Ojeli elller genellikle güzel oluyor, siyah oje, kırmızı oje, beyaz oje yakışan ojeler, ama bazen öyle ojeler sürüyor ki kadınlar, anlamak mümkün değil, elin bütün ihtişamını götürdüğü gibi göz zevkininde içine edebiliyorlar.

Siyah, Kırmızı ve Beyaz favorim. Kozmetik ile çok uzak aramız yakınında bile geçmiyoruz. Bakışlarımızın yargısıyla yazıyoruz. Yoksa hani moda falan hak getire, bakışların yargısı da ne kadar doğru bilemiyorum.

Tired of writing politics and sports, people are already repeating themselves. I want to talk about nail polish.
Hands with nail polish are usually beautiful, black nail polish, red nail polish, white nail polish that suits well, but sometimes such nail polish lasts that women are not able to understand, they can get into the eye pleasure as they take all the glory of the hand.

Blac…

Bir sevişme sahnesinin pazarlama gücü

Şükran Ovalı diye bir hatun çıkmış, yok öyle ya ben bunları bilmiyorum, televizyona zaman ayırmıyorum gibi klişelere girmeyeceğim, ancak internet bize her şeyden haberdar olmayı öğretiyor, bu hatunun neden bu kadar popüler olduğuna ilk baktığımda sandım ki, bir bulut olsam isimli şarkıyı tekrar bize kazandırdı, ancak hatun kişi sadece sevişmiş, şu dizilerin sevişme sahnelerinin dizi için yarattığı etkiyi başka yaratan bir şey var mı, bilemiyorum. Eleştirmek de istemiyorum, çünkü gerçekten bunu görmeyi tercih ediyoruz. Reyting için kendimizi ne kadar feda edebiliriz bilmiyorum, gerçi sanat için soyunmak kavramı var, iş böyle olunca, kendimizi aklayabilecek bir alan buluyoruz. Blogda ki reyting içinde kendimizden belli fedakârlıklar yapıyoruz, ama her birimiz bu uğurda ölmüyoruz. Sevişme sahneleri bu diziyi benim için gündeme taşırken Melisa Sözen’in de oynadığını öğrenince üzüldüm, Melisa Sözen benim için masumiyetin simgesidir. Masum bir oyuncuyu da kaçırmış olduk.

Eskiden okullarda …