Ana içeriğe atla

Yayınlar

Haziran, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Siyaset bazen hatalardan çok durumlarında ürünü olabiliyor.

Bu ülkede politika konuşmak zor, çünkü sorunları kişilere bağlıyoruz ve Türkiye dışındaki ülkeleri etkisiz sayıyoruz. Seçim sonuçlarını okurken de göz ardı ettiğimiz siyasi gerçekler var.
Siyasetçi bazen vaat ediyor hem de saçma sapan, bazen birbirlerinin gazıyla , bazen toplumun gazı ile.

Gereğinden fazla Üniversite çalıyor, tamam burada Devlet Politikası yanlış; ama nerdeyse her ebeveyn yeteneği olsun, olmasın çocuğu üniversiteye gitsin istiyor. Herkes öğretmen oluyor, çaba göstermeden sadece devlet atasın diyor. Devlet Memur atıyor, memur hizmet etmiyor, bazen sırf bu yüzden giderler artabiliyor, devleti sömüren sadece baştakiler değil, içindeki memurlarda sömürüyor. Devlette çalışıyor, yeterince hizmet vermiyor, aynı dalda 2. bir iş yapıyor, devlete vermediği hizmeti Özel sektöre veriyor.

Fiyatlar bazen yanlış politikalar ile bazen ise stokçuluk yüzden yükseliyor. Esnaf vatandaşı yolma peşinde koşabiliyor.Dış Politikada ülkeler sürekli manevra yapıp , bizi de bazen istemediğimiz …

Süleyman Soylu Tavrı doğru değil.

Süleyman Soylu'nun tavrı doğru bulmak mümkün değil. Ülkesi seviyor olabilir; ama yasal olanın önüne farklı engeller koymamamız lazım.

Bugün HDP'ye oy veren her seçmen gözü çok kör değilse, PKK ile bağını biliyor ve ona göre oy veriyor. Bu yüzden PKK ile HDP'yi her ne kadar beraber yada ayrı gösterin oraya oy veren kitlenin refleksi değişmeyecek. Bugün bir kesim Erdoğan'ı HDP'den daha tehlikeli görüyor. Eğer seçim barajı kalkmış olsa bende HDP'nin bu yukarılara çıkmayacağını düşünen kitledenim. Ayrıca 07 Haziran seçimleri sonrası Erdoğan'da HDP'li vekil Celal Doğan ile görüşmüştü. Yani işin içine siyaset girdiğinde herkes az yada çok HDP'ye yakın duruyor. Bunu da kabullenmek gerek. Bu ülkede bir Kürt milliyetçiliği var ve O milliyetçilik kendisini birleştiren değil, ayrıştırana oy veriyor ve vermeye devam edecek.

Süleyman Soylu geçmişte de Tayyip Erdoğan karşısında bu kadar agresifti, şimdi gelinen noktaya bakınca, insan samimiyet sorgulaması yapabi…

Milli Takım olgusu kalkmalı

Milli Takım denilen olgu kalkmalı. Milli Takımlar artık Milli Takım olmanın ötesinde ticari bir olgunun kurbanı olmuşlar. Futbol gün geçtikçe endüstriyel hale gelince, Milli Takımlarda Milli Takım olmaktan çıkmış durumda. O endüstrinin birer gölgesi haline gelmişler. Milli Takımların anlamı yok.

Milli Marşlar çalınıyor, başka ülke vatandaşı hocalar hatta bazen oynadığı ülkenin dilini bilmeyen futbolcular baka kalıyor, birde kameralar özellikle futbolcuları gösterip, Milliğe oynuyorlar Milli Marşlar okunurken. Bana göre Milli Takımlar kalkmalı. 18 Yaş altı çocuklardan bir takım kurulup o ülkede yetişmiş olması dikkate alınıp U-17 maçları parlatılabilir; ama Yıldızların artık Milli Takım'ı bırakması gerekir. Milli Takımlar lav edilmeli.

Kılıçdaroğlu fedakarlık istiyorsa kendisini feda etmelidir.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Muharrem İnce'nin yakaladığı hava kabul etmemesi gerçekten ilginç. Kılıçdaroğlu artık o duvarı yıkılacaksa bile yıkacak kişinin kendisi olmadığını anlaması lazım. Kılıçdaroğlu gittikçe CHP seçmeninde de bir antipatik durum yaratıyor. İstifa etmesi gerekir, en azından bir deneme şansı vermeli; ama koltuk sevdalısı olan belli.

Kılıçdaroğlu'nun İyi Parti hamlesi başarılıydı, Muharrem İnce hamlesi başarılıydı, ancak daha fazla fedakarlık yapmak istiyorsa kendini feda etmelidir.

İnce CHP Genel Başkanı olarak girseydi bu kadar oy alamazdı.

Muharrem İnce kendi Parti ölçülerine göre başarılı olmuştur; ama seçimi 2. Tura götüremeyerek de başarısız olmuştur. CHP’den fazla oy alması ise çok büyütülüyor. Bu normaldir; çünkü Muhalif seçmenden bir kısmı partisine oy vermiş ama Muharrem İnce’nin eli güçlensin diyerek de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ona oy vermişlerdir.

 Muharrem İnce CHP ile ilişkisini kesip 81 milyonun Cumhurbaşkanı olduğunu söylemiş , ancak sonrada CHP’den fazla oy alması Doğalken CHP Genel Başkanlığına göz kırpmıştır. CHP başında belki Kılıçdaroğlu’ndan fazla oy alabilirdi; ama bu kesinlikle 30 olamazdı. 
Seçim sonuçlarını kabullenmesi ülkeye nefes aldırmıştır. İnce bu işi entirikalar ile bitirmek yerine sandığa güvenmiştir ki bu önemlidir. Erdoğan’ın ilk çıkış noktası da sandıktı ; fakat Erdoğan’ın sandığa güvenmediği İyi Parti’ye olan tavrı ile açığa çıktı.  
İsmail Küçükkaya’yı harcaması hiç yakışık almadı. O mesaj paylaşılırdı. İnce burada kendini inkar etti. Birde Demirtaş’a özgürlük istemediğini söyle…

Aday aynı zamanda vekil olabilmeliydi

Cumhurbaşkanlığına aday olanların milletvekili olamaması bana göre gereksiz ve amaçsız bir uygulama bence bu düzeltilmeli.

Yeni sistemi yaşayarak örneceğiniz; ama bu yeni sistem farklı bir meclis aritmetiği ile geldiği için daha iyi de gelebilir bizlere. Meclis açıldıktan sonra partilerin nasıl öne çıkacaklarını göreceğiz. Özellikle İyi Parti hangi konularda nasıl tavır alacak beraber göreceğiz.

Parmak izinden oy bulma

Seçimler sona erdi ancak üstüne günlerce konuşmalar, analizler devam edecektir. Birçok yorumcu ekranlarda olup yorum yapacaklar zaten.

Ben biraz paronayaya değinmek istiyorum.  Bu paronayaların en büyüğü zarflara değen parmak izlerimizden acaba çalışma yapıp hepimizi hangi partiye oy verdi diye fişlerler mi acaba? Bu biraz paronayakça ama imkansız değil. 

İlk kez yüze yüze tandığım birinden hile sözcüğü duydum.

Bugüne kadar seçim hilelerine hep mesafeli durdum başıma gelmedi. Yine gelmedi; ama bu sabah bir Arkadaşım Alibeköy'de bir okulda Ablasına ve Babasına önceden birine basıldığı belli olan oy pusulası verildiğini söyledi. İşin ilginç yanı İstanbul gibi bir okulda o sandığın başında tek partinin yetkilisi olması. Eğer bu doğruysa ki benim bir ispatım yok, ilgili kişi de bu konuda çaba göstermemiş, yazıklar olsun diyorum.

Umarım yukarıdaki olay münferit ve umarım partiler gerçekten olaylarına sahip çıkmıştır. Çünkü bir sandığın başında hele de İstanbul'da başka parti temsilcisi bulunmaması oldukça acı.

Ak Parti seçmeni “zaten daha iyi kandırılıyor”

Referandum olduğunda bu bir parti seçimi değil tek adamlığa karşın bir referandum denmişti. Ancak referandum sonrasında toplanan hayır oylarının Erdoğan karşıtlığı olduğu üzerine politika yapıldı ve oradaki oylar konsolide edilmeye çalışıldı.

İlk başta Erdoğan karşıtlığı değil rejim sorunu olduğu söylenen referandum birden bire geldi ve aynı noktaya dayandı. Erdoğan’a karşı olan blok noktasına. Belki görece olarak doğruydu ama Ak Parti seçiminden Erdoğan karşıtlığı değil diye istenen referandum oyları aslında sonradan konuşulanlara bakınca baktık ki Erdoğan karşıtlığına dönüvermiş. 
Demek ki muhalif söylemde yeri geldiğinde kandırmaca yapabiliyor ama Ak Parti seçmeni zaten hali hazırda ‘daha iyi kandırılırken neden bir daha kandırılsın”

Bu ülkenin bir partiye oy veren ama partizan olmayan insanlara ihtiyacı var.

Türkiye’nin gerçek anlamda bağımsız medaya ihtiyacı var. Bir taraf havuz medyası diğer tarafta herhalde başka bir medya ve sürekli manüplasyon oluyor ülkede. Gerçeğe ulaşacak bir medya gücü Yok.

Bu seçim Türkiye’de sosyal medyanın görece muhalefete oy verenlerin elinde olduğunu gösterdi. Ancak maalesef ve maalesef sağ duyulu insan o kadar azık ki. Yorumları okuyunca bakıyorsunuz. 
Ben anket şirketlerine güvenmiyor. Tek güvenebileceğim Bekir Ağırdır’ın başında olduğu Konda kendisini yıllardır takip ederim ve bana manüplasyon peşinde gibi gelmiyor. 
Ben gazeteci Ruşen Çakır özledim ana ekranlarda. Daha birçok isim var bana göre sağduyulu yorum yapan. Türkiye’nin radikal gibi gazetelere ihtiyacı var. Bu ülkenin sağduyulu insanlara ihtiyacı var , bir partiye destek veren ancak Partizan olmayan insanlara ihtiyacı var.

MHP demek ki bitmemiş

Seçim sonuçlarına göre Recep Tayyip Erdoğan seçimleri ilk turda kazandı. Burada görülen ise ülkeyi kimin daha çok manüplasyon noktasında hareketlendirdiği oldu.

Birilerinin MHP bitti diye sürekli pomlamasının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Muharrem İnce’nin Yalova’da en çok tanındığı yerde seçimi kaybetmesi ilginç bir veri. Istanbul da sadece mitingde  5 milyon kişinin olduğu iddia edilen bir kişinin İstanbul’u alamaması ilginç. Bir yerde demek ki manüplasyon var. 
Muharrem İnce başarılı olmuştur ama muhalefet birleşememiştir. Birleşemesi nasıl yansırdı bilinmez tabii. Ak Parti Meclis çoğunluğunu alamamıştır. Daha dengeli bir meclis olmuştur. Daha dengeli bir meclisi de öyle yada böyle Parlamenter sistemi Yok etmekle suçlanan Erdoğan’ın getirdiği sistem sağlamıştır. 
Türkiye’de siyasetin ne kadar fanatik konuşulduğu, seçimin davranış kalıplarının doğru okunmadığı görülmüştür. Tayyip Erdoğan’ın adı anıldıkça Erdoğan’ın bir çıkar yol bulduğu görülmüştür. Türkiye’de seçimi Erdoğan’ı…

Philip Cocu, Güzel kokulu yemek yapmayabilir.

Fenerbahçe Philip Cocu ile anlaştı ve bu anlaşma neler getirecek gelecek sezon göreceğiz.Ancak ilk izlenim olarak şunu söyleyebilirim Fenerbahçe'de Cocu öğütülür. Türkiye bir Teknik Direktör yeme cenneti. Daha doğrusu insan yeme cenneti.

Biz Dünya kupasında yokuz; ama bizde top oynamış bizde hocalık yapmış insanlar var.Kıymetini bilmediklerimiz, yüzüne bakmadıklarımız. Böyle bakınca Philip Cocu'nun şansı zor. Fenerbahçe zor bir tercih yaptı, bakalım taraftar sabır gösterebilecek mi?

Bizde Mülakat Gizli Torpil Demektir.

Büyük bir atanamayan Öğretmen problemimiz var, ama bu problemin bir ayağı da Öğretmenler, bir defa Öğretmen olan herkes atanacak diye bir kaide yok. Eğer Öğretmen yeterli değilse, yeteri vasıflara sahip değilse kendini geliştirmeleri ve siyasi bir koz olarak bunu kullanamamalı. İyi olan ve hakeden atanmalı.

Evet devlet, sözleşmeli öğretmen çalıştırmamalı, en azından bu maliyet düşürmek için olmamalı. Sözleşmeli öğretmen çalışan bir yere asıl öğretmen atanabilir. Ancak Öğretmenlik bitiren herkes de Öğretmen olacak diye bir kaide yok. Devlet vatandaşı beslemek için değil, vatandaşa hizmet etmek için vardır. Eğer bir öğretmen eğitime hizmet etmiyorsa o atanmasa da olur.

Yalnız Kamuda Mülakatın kaldırılması çok yerinde olur. Bizde Mülakat resmen gizli torpil demektir.

Über görüşmemek övünülecek birşey değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Über'in başındaki adama randevu vermemekle övünüyor. Oysa bunun övünülecek bir tarafı yok. Topluma güzel  hizmet verdiğine inanılan bir organizasyon ile görüşmedim demenin artısı ne olabilir ben çözemedim.

Bu Taksici lobisi nasıl bir lobi bilemiyorum; ama bir bakıma toplumun değerlerini de yok ediyor gibime geliyor. Erdoğan'ın dinlememekle övünmesi gerçekten oldukça garip ve bana göre anlamsız, oysa dinlemeli ve bu kaliteli hizmeti topluma kazandırmalıydı.Bir yandan Elon Musk ile görüştüm diye övüneceksin, bir yandan da bir hizmeti yok sayacaksın çelişki.

Oyunuz ile ülke kurtaramazsanız, kişiliğiniz ile kurtarırsınız

Seçimler yaklaşıyor. Seçimde vereceğiniz oy ile ülke batıracağınızı yada kurtacağınızı söyleyenlere inanmayın. Verdiğiniz oy ile sadece yapacağınız şey size ait olanı kimin yöneteceği ve pastadan payı kimin alacağı. Ülke falan kurtarmayacak yada batırmayacaksınız, ihalelerin, çalışanların ve torpilin yönünü değiştireceksiniz.

Ülke kurtarmak sizi kullanan insanların güzel sözlerine su taşımak değildir. Ülke kurtarmak oy verdiğiniz partiyi savunmak yada bir başka partinin pisliklerini ortaya dökmek değildir. Ülke kurtarmak kendi oy verdiğiniz partinin eksikliklerini yanlışlarını düzeltmesi için o partiyi uyarmaktır. Ülke kurtarmak siyasete ahlak getirmektir.

Bugün maalesef seçime giren birçok ismin dününü yalanlayan ve kendisiyle çelişen sözleri vardır. Bugün siyasetin her iki tarafında da birbirlerine eskiden yüz vermemiş insanların ittifakı vardır. Ülkeyi vereceğiniz oylar ile düzeltemezsiniz.

Bugün Tatar Ramazan gibi bir figüre yaşama hakkı tanımayanlar onu reklamlarında kullanabili…

İslam değişmedi mi?

Müslümanlar son dine sahip olmak ile övünüyor ve hatta dinin değişmediğini söylüyorlar. Türkiye bazlı konuşacak olursak İslam dini belki içinden 4 tane ayrı kitap çıkarmadı; ama 4 mezhep çıkardığı gibi daha da bölünerek içinden dinin farklı anlaşılmasını sağlayacak cemaatler çıkardı.

Daha da kötüsü Ramazan da gördüğümüz üzere bir sürü de hoca çıkardık ki bana göre evlere şenlik. Adamalar çıkıyor sayılar veriyor , banka kredisi veren bankacılar gibi sayıları biri ile çarpıyor ve sevap dağıtıyorlar. Din olgusu maalesef toplumda başörtüsü, oruç, namaz , kurban olarak karşılık buluyor ama  velakin sosyal olarak pek de göremiyoruz. Erdemli müslüman davranışı en azından İstanbul sokaklarında göremediğimiz birşey. 
Din bozuluyor ve bozuldukça daha fazla samimiyet yoksunu hocalar üretiyor.

Dünya Kupası’nın Müslümanları

Bugün oynanacak Fas ile İran maçını Cüneyt Çakır yönetecek. Bunun anlamı şu sahada bulunanların hepsi en azından birçoğu Müslüman isimlerden oluşacak. Dünya Kupası dün Rusya’nın Suudi Arabistan’ı 5-0 yenmesiyle açıldı. Boy gösteremediğimiz bu turnuvada tesellimiz tabi ki Cüneyt Çakır. Başarılar.

İki kutsal ay Recep ve Muharrem; İnce ve Erdoğan

Aslında siyaset bazen işimize yarıyor. Bu seçimin bıçak sırtında olması, adaylara birbirlerini anlama yolunda ipuçları veriyor. Herkes sırtını daha önce dönmediği yöne dönüyor. Seçim yaklaşıyor ve yaklaştıkça vaatler gelmeye devam ediyor.

Siyasetin bıçak sırtı olmasının iyi bir yanı ; yani partiler arasındaki makas daraldığında diğerini anlayabilmek için gösterilen büyük çaba var. İnsanları aslında bu kadar birleştiren Erdoğan karşıtlığı. Bu karşıtlık sayesinde Erdoğan destekçileri karşı taraftan da teveccüh görüyor ama bunun bedeli Erdoğan'dan vazgeçmek.

Erdoğan'da söylemlerinde karşı tarafa yer vermeye başladı; çünkü kutuplaştırdıkça elindeki kaybetme gücü artıyor.Yeni getirdiği sistem çünkü karşıtlarının birleşmesini gerektiyor. Erdoğan'da kendisinden olmayana pek empati ile bakmayınca işi daha da zora giriyor. Seçimin tarafları da ülkede Kutsal sayılan iki ayın ismini taşıyor Recep ve Muharrem.

Kendime iç Bakış.

İdare edemiyorum, hayatımı, kimi zaman kendimi idare edemiyorum. İdare etmek de sıkıntılarım var. Oysa kendimi siyasi davranma, politik davranma konusunda usta sanıyordum, ki hala ustalık yaptığım şeyler ama , idare edemiyorum. İkna kabiliyetim zayıf, insanların fikirlerini, bakış açılarını değiştiremiyorum, etki alanım yok gibi, olmalı mı, bilemiyorum belki de olmamalı , öyle kendimce konuşma çabam.

Bir kere insanları yargılıyorum, bundan pişman değilim öngörülerim var ve doğru da çıkıyor yanılmıyorum. Ha kendi hakkımda insanları yanıltacak davranışlarım da var. Kendi kabuğumun içinde içimde farklı bir ben çıktığı durumlarda. Kendimle olan çelişkilerim, bıraktığım iyi alışkanlıklar, görece kazandığım kötü alışkanlıklar, bazen kendime bile sır gelen davranışlarım. İyi insan olduğum anlar, kötü olduğum anlar.

El insaf Ey Esnaf

Bazen kendi işinin patronu olan Esnaflara üzülüyorum, adamlar dükkanlarını bırakıp gidemiyorlar. Oysa gidebilirler, elzem iş yapmıyorsanız asarsınız dükkanın kapısına bir yazı önceden bırakıp tatil yaparsınız. Oysa bizde esnaf dükkanına Allah emri gibi sahip çıkıyorlar.

Esnaf olmak bizde hayattan istifa etmek yada hayatı iş haline getirmek. Müşteri sanıldığı kadar sadakatsiz değil, iyi bir esnafı her yerde bulur ve takip eder, paniğe gerek yok. Biraz riskten birşey olmaz.

Bir rayında giden bir devrilen hayat.

Hayatımızda hep siyaset ve futbol olacak değil ya arada böyle gereksiz şeylerden bahsedelim.

Ödüllü yarışmalarda  ödül alamayan adamlardan mesela. Nuri Bilge Ceylan ne güzel film ismi koymuş Ahlat Ağacı. Ahlatın başında 16 yaşında olanlar bil Ahlatı birde gariban Anadolu Çocukları.
Ülküsünü gerçekleştirmeyen insanların ülküleri nasıl sonuçlanır acaba? Gecelerin hastalığı da , beklemesi de ızdırap vericidir.

Aynı okulda olduğumuz kzılar yüz vermedi de aynı okulda olsaydık diyen kızlar yüz verdi; ama artık çok geçti. Testere ile kesilen ama Anadolu'da Destere denen tahtalar şimdi ne yapıyorlar diye bir kaygı aldı başını gitti.

Birde insanın aklına Gece Cadıları, sonra Cennet kokulu kadınlar geliyor, unutulmayan Perihan Abla serisi, sonra birden Şöför İsmet.

Yabancı dizilere merak bir yandan Breakin Bad, diğer yandan Dexter, Better Call Saul ve unutulmayan karakterler, Walter White, Skyler White, Jesse Pickman, Dexter Morgan, Debra Morgan, Jimmy Mc Gill ve Kim Waxler unutulmayan isi…

İnce başarılı ama defoları da var

Seçimler yaklaşıyor. Bir kere 2.Ordu Komutanı İsmail Metin Temel'in Erdoğan'ı alkışlamasının tutarlı bir yanı yok, daha doğrusu savunmak gereksiz savunmamak gerekli. İnce iyi gidiyor, peki İnce iyi giderken, kafada çelişki yaratıyor mu evet yaratıyor.

Hep şikayet ettiğimiz dine vurgu yapması, Apolet sökme olayı ile yetki alanı dışında bir alan el atması ve bazı gereksiz imaj kokan hareketleri kafada çelişki yaşatıyor ama şu da bir gerçek ki, gerçekten sağlam rakip. Arkasında ise halk desteği var, ama seçildiğinde vekil desteği lazım olacak onun ne kadarını elde edebilir bilemiyorum. Seçildikten sonra Kılıçdaroğlu ve  CHP ile ilişkisi farklılaşacak ve bu da vekil düzenini değiştirebilir. Millet ittifakı çoğunluğu alsa bile bu İnce'ye ne kadar yansır bilemeyeceğiz.Gül gibi noter bazlı olmayacağına göre bizi aslında çok hareketli günler bekliyor.

Ali Koç, Fenerbahçe'yi Şampiyon yapmalı. Şampiyon Yapma dışındaki herşeyi Aziz Yıldırım yaptı.

Aziz Yıldırım ben 17 yaşındayken Fenerbahçe Başkanı olmuştu 1 oy ile, bizim dönemimizde efsane Başkan Süleyman Seba'nın tahtı sallanıyordu, Ahmet Dursun Seba Gitsin, Seba gitti, ama gönüllerde yerini aldı.

Aziz Yıldırım 1998 Şubat'ında aldığı Fenerbahçe Başkanlığı ünvanını 2018'in Haziran'ında bıraktı. Hem de Ali Koç'a. Bana sorarsanız tarihin gördüğü en karizmatik Başkan Ali Koç.Ali Koç Fenerbahçe Başkanı olmak ile zor bir görevi teslim aldı. Bu zor görevi teslim alırken de beklentiler büyük. Bir kere Fenerbahçe'yi kesin Şampiyon yapmalı; çünkü Şampiyon yapmak dışındakileri Aziz Yıldırım yaptı zaten. Şimdi önünde en önemli şey Şampiyon yapmak.

Galatasaray'da Mustafa Cengiz'in , Fenerbahçe'de Ali Koç'un başkan olması bazılarının iştahını siyasi iktidarı değiştirmek konusunda da kabarttı, bakalım orada ne olacak.

İnce'nin en büyük rakibi Akşener ve Kılıçdaroğlu

Muharrem İnce iyi gidiyor, evet bir rüzgarı var; ancak şunu da unutmamalı aslında İnce'nin en büyük rakibi Erdoğan değil. İnce'nin en büyük rakibi Kılıçdaroğlu ve Akşener ve bu 2 isim İnce kazanmaya yaklaştıkça yoluna taş koyacak gibi. İnce eğer seçimi kazanırsa ki olası. Bu sefer İnce'ye Cumhurbaşkanlığı'nın tadını çıkartırmayacaklar ve İnce'nin seçilmesi durumunda kanımca en geç 2 yıl içinde yeni bir seçim olacak.

Millet ittifakı İnce'yi bir geçiş dönemi için kullanacak, eğer Akşener seçilirse bu sefer devam edecek olan şey Cumhurbaşkanlığı sistemi olacak ve Meral Hanım oraya sıkı skıya sarılacak hatta AKP ile bile işbirliği yapabilir. İnce kazanması durumunda o makamı kısa sürede terk edeceği için icracı bir Cumhurbaşkanı olmanın ötesinde bir geçiş dönemi Cumhurbaşkanı olacak. Eğer öyle birşey olursa bu yakaladığı rüzgar ve O durumda yakalacağı rüzgar ile kendisi yeni parti kurarsa oldukça başarılı olabilir. Türkiye Erdoğan'da seçilse İnce'de seçils…