Ana içeriğe atla

Yayınlar

Mayıs, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Muhalefet ekonomiden memnun ki onlarda para vaadediyor.

Tüm siyasetçilerin Taksi dostu olmasını anlamıyorum. Über yasaklanmak yerine sisteme dahil edilmeliydi ve taksiciler de kendilerini de düzeltmeliydi. Ey Taksciler kendinizi düzeltin.

Muhalefet ülkede üretim yapılmadığından şikayet ediyor haklı da olabilir. O bambaşka bir tartışma. İş vaat etmeye gelince muhalefet de bol keseden para dağıtmaya başlıyor. O zaman demek ki Türkiye Ekonomisi gayet güvenilir seviyede ki bu kadar rahat yeni para dağıtım şekilleri dile gelebiliyor.

Siyasetçiler bırakın para dağıtmayı balık vermek yerine balık tutmayı öğretin.

Ramos ve Karius Aşk filmini drama dönüştürdü.

Cumartesi günü 26 Mayıs 2018 Televizyon karşısına oturdum ve Mohamed Salah'ı izlemek istiyordum ama Sergio Ramos kazanmak uğruna milyonlarca kişinin zevkini öldürdü.Ürünün en önemli özelliklerinden birini darp etti ve futbola ihanet etti. Salah'ı izleyemedik ama iyi bir Gareth Bell ve çok kötü bir Loris Karius izledik.

2005'te İstanbul'da kupayı alan Liverpool belki de iştahını yine Istanbul'a 2020'ye saklıyordur kim bilir.Sergio Ramos ve Karius Liverpool ile yaşanacak Aşk filmini Drama dönüştürdü.

Her durumda reklam yapan firmalar iki yüzlü değil mi?

Eskiden çocuklar ihtiyaç için yapılırdı, şimdilerde istek haline geldi. İstek haline gelince masraflı oldu. Tüketim toplumu çocukları birer gösteriş imgesi haline getirdi ve birçok insan çocuklar üzerinden gösteriş yapıyor.

En pahalı iftaraları galiba oruç tutmayanlar yapıyor. Ramazan'da menü yapan tüm restoranlar sürümden kazanma yoluna gidiyorlar. En güzelini Coca Cola yapıyor paranın dini imanı olmadığını gösterircesine her duruma reklam yapabiliyor. Bu durumda en samimi şirketler herhalde alkol şirketleri , reklamları zaten kısıtlı ama olsa da zaten Ramazan'da reklam yapmazlardı herhalde.

Her duruma reklam yapan, birbiriyle çelişen durumlara reklam yapan firmalar paranın dini İmanı olmaz desturu ile her durumda reklam yapabiliyorlar.


Bebekler de uyur

Bebek Ninnisi,

Tarafımdan yazılmış

Karanlık olunca
Işıklar da kapanınca
Karıncılar yorulunca
Bebekler de uyur

3 Çocuk yada Hiç Çocuk ile Nüfus Politkası antılmaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en çok eleştirilen söylemlerinden 3 Çocuk yapın demesi. Muharrem İnce'de demiş ki ben karışmam milletin kaç çocuk yapacağına. Şimdi bakınca birinin söylemi abes, diğerinin ki doğru duruyor. Bana göre de Devlet kimsenin kaç çocuk yapacağına karışmamalı; Ama bu demek değil ki devletin bir nüfus politkası olmamalı.

Devlet bir nüfus politkasına sahip olabilir ve bu sahipliği de doğru dürüst kullanıp yönlendirebilir. Nüfus artışını öngörüyorsa buna teşvik edecek faaliyetlerde bulunabilir. Bu nüfüs artışına, doğum izni vesaire konularda da  Özel sektörün destek vermesi gerekir. Ancak burada önemli olan doğru tespitlerin yapılması ve ne kadar nüfusa ihtiyaç duyulduğunun reel anlamda ortaya konması gerekir, yoksa biri 3 Çocuk diğeri hiç çocuk gibi bir basit söylem ile nüfus politikası  ayağa düşürülmemeli gibime geliyor.

Şöför aynı şöför ama kontrol eden aynı değil.

Über ile Sarı Taksi arasındaki rekabet devam ediyor, ama aslına bakarsanız şöförler aynı şöför, değişimi yaratan şöförler değil, değişimi yaratan o işi yaptıran. Über ne kadar ciddi ve özelse Taksi o kadar pervasız, çünkü korakacakları çok fazla birşey yok, yaptırım yok. Buda kurunun yanında yaşı yakıyor. Oysa Taksciler odası aynı Über şöförleri değerlendirme fırsatı verse, Plakaya yatırdıkları para kadar hizmet kalite ölçümüne para yyaatırsa herşey daha güzel olur.

Örneğin kısa mesafe yolcu almayan taksici cezalandırılırsa,taksisi beli süre men edilse, yolculara trafik ve yol durumunu Yandex gösterse yada ne bileyim bir Merkezden gidilecek güzergah yol durumuna göre tayin edilse, herşey çok daha kolay olur. Davranış kalıplarına stantdart getirseler, hatta trafik ihlalleri vatandaşlar tarafından bildirilebilse bence taksicilerin rekabet şansı artar.

Birde şimdi adam döverler olarak çıkıyorlar karşımıza ve tehdit ederek.

Tuvalet 25 Cent yerine 20 Cent sevinelim mi?

18 Yaşında vekil olur mu bana göre olmaz. Bunun bir açıklaması da yok şirinlik hamlesi. Akp listelerinin en güzel yanı İbrahim Tatlıses'i aday yapmaması, en kötü yanı Alpay Özalan.Hakan Şükür vukatından sonra Alpay Özalan ne kadar ne getirir bilinmez.

Yükselen Dolar kuru belki ekonominin kötüye gidişi ama bir yandan da gerçekten de Tayyip Erdoğan'ın karşısına bu sefer seçim öncesinde çok büyük bir ekonomik kriz geliyor olabilir. Yada biraz daha şeytanca düşünüp yoksa enkaz izlenimi yaratıp muhalefeti sindirme hareketimi, insan çözemiyor nedir; ama ne olduğunu bilmesek de emin olduğumuz birşey var ki, en çok sıradan insan etkileniyor.

Erdoğan Tuvalet 1 lira dediğinde Tuvalet 25 Cent di Bugün 20 Cent, O zaman dolar bazında Tuvalete gidiş fiyatları düştü.

Sevmesek de Terim bu işi biliyor.

Galatasaray Şampiyon oldu. Bu Şampiyonlukta Fatih Terim bir itici güç bu belli. Bu sezon da 4 Büyüklerden biri Şampiyon oldu. Futbolun eski tadı kalmadı. Artık Şampiyonluklar yada futbol eski tadında değil. İşte bu yüzden kimin şampiyon olduğu çok önemli değil.

Fatih Terim'i sevmiyorum; ama önemli bir figür olduğu kanaatindeyim.Galatasaray'ın Fatih Terim ile Avrupa'da olması Türk futbolunun Avrupa'da sesini duyurmasında etken olacaktır.

Siyaseten Yanlışlar ve Doğrular.

CHP bu sefer gerçekten seçimi kazanmaya yönelik hamleler yapıyor. Birleştirici etkisini göstermek istiyor ve bunu da toplumun kimi kesimlerine sert mesaj vermiş bazı isimleri eleyerek yapıyor. Bunlardan biri Eren Erdem. Bana göre CHP'nin yaptığı en iyi hamlelerden biridir. Eren Erdem'in vekil olmaması.

Türkiye ironiler ülkesi Şener'in CHP'den vekil adayı olması da ilginç. Abdüllatif Şener bana göre kendi başına yapamadığı , yaratamadığı etkiyi CHP'den yaratmaya çalışıyor.

Selahattin Dermirtaş'ın hapiste olup hem de Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi oldukça ilginç. HDP yöneticilerini,belediye başkanlarını bölücükle suçlayıp, tonlarca lira hazine yardımı yapılması da ilginç. İlginçlikler ve ironiler ülkesi Türkiye.

Muharrem İnce Fetullah Gülen'in usulünce istenmediği söyledi.Bence bu pek gerçekci değil, diyelim öyle herkesin bildiği birşey ki Gülen'i Amerika Türkiye'ye AKP döneminde, Erdoğan döneminde vermeyecek bunu İnce'de biliyor. Bu ucuz siyaset…

Ekomik Kriz birçok şeyi değiştirebilir

Dolar yükseldikçe yükseliyor ve ekonomik kriz kapıda diyenler var. Aslında AKP iktidarın bir ekonomik kriz yaşamasını isteyen kitle vardı zaten ve şimdi bu kitle bulduğu fırsata çok yakın, çünkü dolar almış başını gidiyor Euro da çapraz kur etkisiyle ona eşlik ediyor.


Ben ekonomik krizin olmasından çok da ürkmüyorum, siyasetteki değişim de çok umurumda değil. Benim bu hayasızca tüketim sonucu ortalıkta dolanan gereksiz fiyat artışları ile sorunum var. Elbette aldığımız malların fiyatların yükselmesinde kurun büyük etkisi var; ama bir yandan da talepler bazı malların fiyatlarını yükseltiyor. Nakit dar boğazına düşecek olan satıcıları, piyasayı elinde toplayanlar elbette tüketim düşünce şapkalarını önüne alıp düşünme fırsatı elde edecekler.

Tüketim çılgınlığı çok boyutlara ulaştı, sokaklara bakınca Kriz var gibi durmuyor birçok malın hala satılır olması çok da ilginç. İnsanların giyimleri ,kuşamları, arabaları, evleri güzelleştikçe güzelleşiyor. Ekonomik kriz elbette dar gelirli olanı …

Eşit olmamız bir rüyadan öte değil.

Bugün düzen eleştiriliyor ki eleştirilmesi de doğal, ancak ortada unutulan bir gerçek var. Düzeni eleştiren kimi kimse aynaya bakmaktan imtina ediyor. Toplumda herkesin eşit koşulda yaşaması için yapılması gereken şey, topluma eşit katkıda bulunmak ve de toplum gelirinden eşit pay almak. Hepimiz topluma eşit katkıda bulunmuyoruz yada bulunulan katkılara değer biçiyoruz.

Bir kere anlamsız değer biçmelerimiz var. Lüks arabalara, lüks telefonlara anlamsız değer biçiyoruz, onların topluma bir katkısı yok, o zaman ne oluyor o lüksleri üretenler daha zengin oluyor ve alanlarda elbette.

Topluma zarar verecek şeylerinde yüksek değerli olması ne kadar da ironik, Uyuşturucu gibi toplumun hoş görmediği şeylerde yüksek fiyatlara alıcı buluyor. Toplum kendisine borç para verilmesine de büyük değer biçiyor. Bankaların faizden bu kadar para kazanmasının açıklaması o.

Sağlık hizmetleri özelleştikçe pahalı hale geliyor. Devlette ucuz olan sağlık hizmeti veren doktor, hastanın kendisine para vermediği…

139000 TL'si olmayan Garibanlara Cumhurbaşkanlığı Kapalı

Halkın seçimi olan Cumhurbaşkanlığı seçimine aday olabilmek için 139000 TL neden alınıyor anlamış değilim. Eğer ki amaç Halkın seçimiyse ve aklına esen aday olmasın ise imza sayısı artıılabilirdi; ama para kısmı benim aklıma gerçekten de pek yatmadı.

Halkın adamı olacak birinin belki de 139000 TL yok, O zaman neden aday olamasın. Bu bir seçkincilik değil mi? Birde Kampanyasını kendi yürütse kim bilir kaça çıkar. Ondan sonra biz nasıl inanılı böyle bir para harcayan işi devletini, milletini bizi düşünsün. Siyaset de bakın hep vekil maaşları konuşulur ama vekil olmak için harcanan paralar düşünüldüğünde o maaşlar azdır. Demek ki buradan elde edilecek bir çıkar vardır.

Bana Vekilin, Cumhurbaşkanının, Başbakanın maaaşı dokunmaz yeter ki benim hakkımdan çalmasın, benim hakkımı başkasına hibe etmesin. Devletin bir işini rüşvet karşılığı vermesin.


Bakın aynaya kimseniz ona oy verin.

Seçimler yaklaşıyor ve bu ülkede seçimlerin en önemli özelliği toplumu fazlasıyla germesi. Siyaset her geçen gün Türkiye'de hatta dünya'da kirlenirken, Ülkedeki kirlenmişliği herhangi bir siyasi Partinin temizlyeceğini düşünmek, O parti ortadan kalkarsa ülkenin daha güzel olacağı hissi vermek ve bunu aşılamak hiç doğru değil yada bir Parti var oldukça daha iyi bir Türkiye olduğu gerçeği de.

Bir kere temizlenmeler ve kirlenmeler toplumdan başlar O yüzden düzeltilmesi gereken toplumdur; ama toplumda görülen bir hayal dünyasında yaşamak. Ülkenin her iki kutubu içinde geçerli.
Peki neye göre oy verilecek, aslında olay basit Hangisi sizin çocuklara daha çok benziyorsa ona oy vereceksiniz. Hangisi sizinle aynı Hayat felsefesindeyse ona oy vereceksiz.

Hiç kandırılmadığınıza inanıyorsanız kanana oy vermeyeceksiniz, bu ihaleyi ben veriyor olsam kesinlikle hediye kabul etmem diyorsanız hediye kabul etmeyene, hiç bir tanıdığınıza elinizde imkan varsa torpil yapmayacaksanız yapmayana. Bi…

Ne güzel çocuk şenlğimiz vardı ne gerek vardı Olimpiyata

Türkçe Olimpiyatları itiraf etmek gerekirse zaman zaman ruhumuzu ve gururmuzu okşuyordu. Değişik ülkeden çocukların bizim Şiirimizi ve Şarkımızı okuması bizi ziyadesiyle mutlu ediyordu. Ancak sonrasında yaşananlar, altından çıkanlar ülkenin geldiği nokta insanı üzüyor.

Oysa Bu Türkçe Olimpiyatları bal gibi 23 Nisan Çocuk Şenliğinden esinlenmiş ve belki de iktidarın en büyük hatası 23 Nisan gibi bir değere sahip çıkmamasıydı. Oysa ki Ataturk gibi bir değere sahip çıkılmasının hiçbir dezavantajı olmazdı, onun yerine Yaşayan bir adamı ileri taşıdılar Fetullah Gülen'i ve o kadar ileri gitti ki bu Gülen ondan sonra durum belli.

Milli Bayramlara sahip çıkmalıydık, Milli değerlere sahip çıktığımızı göstermeliydik, Oysa alternatif tarih yaratma çabası bizi bataklığa sürükledi. Tarihin değerlerine alternatif tarih yaratmadan da sahip çıkabilirdik, çıkmak yerine 23 Nisan'a bal gibi alternatif olan bu Olimpiyatlarla gururlanmak saçmaydı ve bunu geç farkettik.

İnce bir seçim olacak

Kemal Kılıçdaroğlu kendi ile çelişen bir aday seçti, kendisinin Partiyi ondan daha iyi yöneteceğine inanıyor ama ülkeyi yönetme konusunda arkasında duruyor. Kılıçdaroğlu kendisi ile çelişti ama bana göre çıkarabileceği en iyi adayı çıkardı.

Muharrem İnce Türkiye'ye yeni bir vizyon getirir mi bence getirmez; ama Tayyip Erdoğan karşısında  temiz sicilli bir aday var. Hakkında tabi bazı şeyler çıkacaktır ama iyi bir adaydır neticede. Yiğidi öldürmek ama hakkını vermek gerekir.

Erdoğan karşısında şansı olur mu bana göre vardır, zaten bu sistem Erdoğan'ın kendi kalesine attığı bir goldür ve Cumhurbaşkanı adayının vekil olmaması Erdoğan'ı daha da büyük sıkıntıya sokacaktır.Zor bir dönem her iki taraf içinde ve galiba çok çetin dahası ülkeyi daha da yaralayıcı bir süreç bekliyor.

Bu da Geçmişten İnce Çizelgeler

https://yusufkaraca.blogspot.com.tr/2011/12/inceden-inceye-sark-kurnazi-mi-muharrem.html

Kendimi sevmeme sebep bir yazı

https://yusufkaraca.blogspot.com.tr/2012/02/bir-za…