Ana içeriğe atla

Yayınlar

Ocak, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Belki de Kulluk Kültürünün devamı için Osmanlı güzellemeleri

Osmanlı imparatorluğu'na saygı duyduğumu , sevdiğim birçok yanı olduğunu belirteyim ama artık imparatorluklar dönemi bitti. O mazide kaldı, şimdi yeni dünya düzeni ve o düzenin içinde bir Türkiye var. Yeni Türkiye söylemi de bir parti tarafından kullanıldığından onu da kullanmak istemiyorum aslında. Artık her sözcüğümüz siyasi bir alana gidiyor.

Osmanlı'ya bu kadar güzellemenin ardında belki de düşünmeyen bir toplum, daha doğrusu tebaa kültürüne dayalı bir toplumun sürme özlemi olabilir. Bizde demokrasi ve cumhuriyet aslında özümsenmiş değil, sadece kulu olacağımız yöneticiyi seçiyoruz ve O yöneticilerde bulundukları makamlarda ciddi manada Osmanlı Padişahlar gibi kullarını görmek istiyorlar. Belki de bu yüzden tüm bu zamansız Osmanlı'ya geri dönüş özlemleri ama artık geri dönüş için çok geç. Osmanlı'ya olumlu yada Olumsuz bakın dönüş için geç.

Maklube yiyip ihanet eden de var Domuz yiyip Aslan gibi olanda

Canan Kaftancıoğlu'nun kocası Domuz eti yiyormuş, yesin efendim ne var bunda. Özgürlüklerin ülkesi Türkiye temelinde bunun tartışılması bile ayıp isteyen istediğini yesin. Ülkede yenilen her halt açık seçik belliyken takılmışız domuz eti yenilmesine.

Çevrenizde hiç olmadı maklube yiyen arkadaşlarınız devlete ihanet ederken, Domuz eti yiyen aslan gibi arkadaşlarınız. Bırakın bu Domuz eti muhabettini, miletin malı yiyerek Domuz gibi olanlara bakın. Kurtarın artık tartışmalarınızı bu basitlik ve ilkellikten. Domuzu eti yemeyip her haltı yiyen nice tanıdıklarımız var.

Bolluğun şımarıklığı

İnsanların bolluk içerisinde yaşaması onları şımarık yapıyor. Bu kadar ürün alternatifi olması hem üretciyi hem de tüketiciyi şımarık hale getiriyor. Kalitesiz üründe alıcı buluyor düşüncesi üreticiyi tembelleştirirken tüketiciyi de daha şımarık hale getiriyor.

Türkiye ,yağ, ekmek, su, gaz bulamama noktasından bugüne geldiğinde bir ürün alırken o kadar çok kriter ekleniyor bunların ne kadarı doğru insanın aklı karışıyor. Omegalı yağlar, organik ürünler, çeşit çeşit bulaşık deterjanları, değişik bebek bezleri, çeşit çeşit lambalar , oyuncuklar, küçük farklar uğruna şımarıklık gösteren insanlar. Ucuz diye sağlığı tehdit eden ürünler, pahalı gözükmek uğruna ürünlere verilen saça sapan isimler.

Hem tüketici hem de üretici bir şekilde şımarıklık yaşıyor. Bolluk bu arada birtakım insanların tekelindeyken Afrika'nın ve bu ülkeninde aç insanları var. Kendisi ve çevresi için en iyi isterken diğer insanları düşünmeyen insanlar türedi. Ürünü üreten de tüketicisinin sağlığını, toplum sağlığı…

Konken Partisi alternatifinden öteye geçmeli dinsel buluşmalar.

Bu kadar dindarlaşan bir toplumda sosyal hayatta etkilerini görmek lazım.Ancak malesef göremiyoruz. Memleketin yarısı diğer yarısını hırsızlıkla suçlarken, her yerde dini plana çıkaran insanlarda varken. Ortalıkta bu kadar türbanlı,sakallı gezerken, diğer anda dine uzak olsa da topluma katkı verecek değerlere sahip olduğunu söyleyen erdemli insanlarda sözde varken. Toplumda ki adalet duygusunun zayıflamış olması nasıl açıklanabilir. İnsanlar arasında eşitsizliğe karşı ne dinsel alanda bir tepki var ne de diğer alanda.

Toplumun bir kesiminin dini referans olarak kullanması, diğer kesiminin erdemi, vicdanı öne plana çıkarması ama toplumdaki bozukluğun artması kanımca samimiyet eksiliğinden kaynaklanmakta. Daha da acı olan ise dindar olduğunu söyleyen kesimlerin toplumdaki bozuk düzeni eleştirme konusunda çok geride olması da bir başka içler acısı durum.

Toplumda özellikle kadınlar arasında yaygınlaşan dindarlığın konken partisi alternatifine dönüşmesi ve toplumsal hayatta bir karşılığı…

Belki de ileride survivor ünlüler takımında görürüz.

Arda Turan, her nedense bazı çevrelerde sevilmiyor. Aslında Barcelona'ya giderken sevdiğim bir figürdü ancak daha sonrasında çok fazla ön plana çıkması sonucu sevilmeyen bir figür haline geldi. Başakşehir'de iyi işler yapabilir, zaten yapması da lazım yoksa kariyer başaşağı gidecektir. Yıldız oyuncularımızın olamama gibi bir sorunu var. Ham olarak geliyorlar ancak bir türlü yandım piştim mertebesine erişemiyorlar.

Arda Turan saygın bir değer olabilirdi ama futbolcudan çok Magazin figürü oldu. Belki de ileride Survivor Ünlüler Takımında görürüz.

Yaramazda neyin nesi

Yaramaz Çocuk lafını sevmiyorum. Yaramaz kelimesini kulalnıyoruz ama çocuklarımızı işe yaramaz olarak adlandırmak pek de tercih edeceğim birşey değil. Manasız ve bana göre üstüne düşünüldüğünde oldukça aşağılayıcı bir Kelime yaramaz. O yüzden ben mümkün mertebe bu kelimeyi kullanmak niyetinde değilim.

Ağzımdan çıkacak olan Yaramaz sözcüğüne mümkün mertebe dikkat etmeye gayret edeceğim. Bana göre derin hakaret içeriyor.

Muhtarlar gördükleri anlatınca biz daha mı ileri Medeniyet Olacağız.

Cumhurbaşkanı, Muhtarlara Gezi vaadinde bulundu. Bu ülkede bazı şeylere inanın yazık oluyor. Biz halk olarak muhtarların yurtdışı gezilerini neden finanse edelim.Devlet adamlarının vaat ederken yaptığı en büyük yanlış, harcadıkları paraları kendi paraları olarak görmesi, oysa O hepimizin parası orada kul hakkı var. Ben Muhtarların gezmesi için neden bütçeye katkıda bulunayım.

Sponsor bulurlarsa bunda bir sakınca yok ama o sponsorlara da bir takım haksız ihaleler verilirse bunada yazık.Muhtarları gezdirmenin bu ülkeye bir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Cülus bahşişi dağıtma devirleri geride kaldı. Artık ülke bir hanedanın değil, harcadığınız paralar hepimizin. Kul hakkı yemekten uzak durun, ayıptır, günahtır. Muhtarların gezmesinin bu ülkenin vizyonuna hiçbir katkısı olamaz.

Kul değil vatandaş

Bugün devleti yönetenler şunu bilmeli. Vatandaş yöneticinin Tebası değil. Vatandaş da irade sahibi ve yönetenler vatandaştan üstün değiller. Vatandaşı tebası gibi görme özlemine son vermek gerekiyor. Toplum kendi krallarını, padişahlarını seçmiyor artık, yönetecek kişiyi seçiyor dolaysıyla yöneten de artık halktan biri, üstün bir ırk değil.

Bu yüzden politikacılar söylemlerine dikkat etmeli. Vatandaşı tebası olarak görmemeli, hatta Cülüs bahşi dağıtır gibi bir havaya girmemeli. Sonuçta kendi mallarını değil, bu ülkenin vatandaşının mallarını harcıyorlar ve onlara düşen bu adil bir şekilde dağıtabilmek. Vatandaş artık kul değil, sesini daha çok duyurabiliyor ve tercihlerini belli edebiliyor. Yeni nesil Vatandaşlık çıkalı kulluk sistemi çöktü. Kimse kendisini vatandaştan üstün görmesin.

Gül her Cumhurbaşkanlığı'nı Tayyip Erdoğan'a Borçlu Olmak Zorunda mı?

Kanımca Abdullah Gül ciddi 2019'u düşünüyor. Tayyip Erdoğan ile polemiğe girmesi bu yüzden. Gül'ün aday olması bana göre Erdoğan'ın ekmeğine yağ sürer. Erdoğan Gül'e karşı kaybetmez çünkü Erdoğan Asıl Gül ise yedektir. Hemde 2007'de kendisini Cumhurbaşkanı yapmak istemeyen bir kitlenin adayı olması Gül'ün gözümüzdeki değerini düşürür.

Tayyip Erdoğan'a göre daha ılımlı olabilir ancak Cumhurbaşkanı olması dün Tayyip Erdoğan'a borçluydu, yarın Erdoğan karşısında başarılı olursa Gül yine Erdoğan'a borçludur. Çünkü 2 her iki durumda da Tayyip Erdoğan sayesinde olmuş olacak. Şunu gerçekten bilmeli ki Hayır bloğu ortada Tayyip Erdoğan olmasa Gül'ün yüzüne bakmaz. Gerçekten sevdikleri için aday gösterseler Amenna.

Tayyip Erdoğan karşısına çıkacak sağ tandaslı bir adayın benim gözümde anlam ifade etmesi için Tayyip Erdoğan ile siyasi geçmişe sahip olmamalı, gerisi bana ihanet gibi gelir.

Diyanet bir tek devlete hizmet ediyor.

Din kişiye özeldir.Diyanet İşleri Kurumununda bugün İslam'a hiç bir katkısı yoktur. Din Devleti değiliz bence Diyanet İşleri lavedilmeli. Diyanete sorulan soruları ona göre uygulama yapmayacakların eleştirdiği bir ortamda O kurum yıpranır. Bugün Devletten Maaş alan bir din görevlisi vereceği fetvada ne kadar İslami olabilir bana göre olamaz. O yüzden Diyanetin işlevi Camileri kontrol altına almak olmuştur. Zaten İmamlık bir Meslek de olmamalı. Her Cami Cemaati kendi içinde bir hoca çıkarabilir. Camiler o bölgede yaşayan insanların yardımıyla ayakta durur.

Bizde şöyle bir kanı var. Diyanet Sünni Müslümanlara hizmet için var gibi. Oysa Diyanet dinin bir kesimini ve onun ibadetlerini tek elden kontrol etmeye yarıyor. Ve O kurum tüm vatandaşların ihtiyaç duyduğu yada duyabileceği bir Kurum değil. Özerk olup yardımlarla ayakta durabilir. Diyanetin olmaması yalnız Cemaatleri daha da ön plana çıkarır. Diyanet olmadığı zaman insanların hayata bakışları ilerlemeyecek,Diyanet Fetva vermedi…

Fatih Sultan Mehmet Hiristiyan Olsa Ne Olur?

Celal Şengör severim kendisi entellektüel adam. Ancak Fatih Sultan Mehmet konusunda söylediklerine katılmam mümkün değil. Fatih Sultan Mehmet Hiristiyan olabilir olmayabilir de bu araştırabilir ancak benim anlamadığım neden Adı Türkiye, Türklük ve Osmanlı ile bağdaşmış isimleri gereksiz ve bana göre maksatlı konularla gündeme getirme çabası neden.

Fatih gibi bir birikime Müslümanlar sahip olmamalı gibi bir kanı oluşturma çabasını çok da doğru bulmuyorum. İyi niyetli çabalar değil bunlar. Netice Fatih Sultan Mehmet bir Osmanlı Hükümdarı ve bugün Ayasofya'yı Camiye çevirmiş bir Padişah, kendisi Müslüman olmasa bile Bugün Müslümanlar için önemli bir figür ve bu figürü her nedense Hiristiyanlığa vakfetme çabasını anlamam mümkün değil birazda zor.