Ana içeriğe atla

Yayınlar

Temmuz, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kilolu olmak herşeyin sonu değil

100 Kilo üzerine çıkmıştı, kiloları ile pek barış değildi ama tombul görüntüsü ile etrafta tatlılığı ve şirinliği ile ilgi çekiyordu. 40'lı yaşlarını geçmişti, aslında kapalı bir hanımefendiydi ama zaman zaman ilgi çekmek istediği de oluyordu. Tüm suçu pastırmaya, sucuğa atmıştı, Ha birde mantı vardı. İnsan Kayserili olur da hiç zayıf kalabilir miydi, elbette kalması mümkün değildi o da zayıf kalamıyordu.

Bazen aldığı kıyafetlerin büyük geldiğini gördüğünde mutlu oluyordu, demek ki az çok kilo verebiliyordu. Kilo vermek için efor sarfetmesi gerektiğini biliyor, bazen yerinden kalkmaya üşeniyordu, yine de aynaya bakıyor ve azmin yeniden kazanıyordu. İçi boşalmış boş öğütlerden bıkmıştı, evet gırtılağına dur diyemiyordu ama kendini yemek yeme zevkinden de mahrum bırakmak istemiyordu. İçinde sürekli yemeği isteği yemeklerden bahsederken kullandığı ses tonuna iyice yansıyordu. Herşeyi ile mükkemmel bir kadın değildi ama kendisiyle barışa bilseydi, hayattan zevk alabilirdi,kilolu olma…

Tek tehlike cemaatler değil,Liyakat toplumuna geçmek gerek.

Türkiye'de bir cemaatleşme ve cemaatlerin tuttuğu alanlar sözkonusu. Ancak tutulan alanların yanlışlıının yanı sıra siyasette aktif oldukları  da bir gerçek. Elbette Ak Parti bu konuda haklı olarak sert eleştirelere maruz kalınacaktır, ancak bunu yaparken şunu da atlamamak lazım, bu ülkede bal tutanlar ve o tuttukları baldan parmak yalayanlar sadece cemaatler değil. Başka köşe tutanlarda var, o köşelerden ekmek yiyenler yada yiyecek olanlarda.

Liyakat esasına dayalı topluma çok kısa sürede geçmemiz lazım, zaten yeterince geç kalmış durumdayız. Liyakat esasını gözden kaçırırsak başımıza dertler açılabilir. Açılıyor da zaten , tek sorunumuz cemaat değil, bal tutup parmak yalayanlarda sorunumuz.

Çifte standart mı?

Rüştü Reçber , Fatih Terim arasında yazışma ve düello ilgi çekecek duruma geldi. Fatih Terim'in kabadayılığına atıfta bulunan Rüştü, Terim'i istafaya davet ederken çok da doğru bir iş yapmıştır. Bu konuda Rüştü Reçber haklı. Rüştü Reçber zamanında darbe yemiş bir insandı, şiddetin kurbanı olmuştu. Bu yüzden Rüştü ile Terim arasında geçen tartışma Reçber haklı, fakat bu ükede tokat atan Başkan'a da laf etti mi bilemiyorum, yada kendisine yapılan şiddetin bu kadar peşine düştü mü bilemiyorum.

Şiddet kabul gören bir hal aldı; ama yeni birşey yok, eskiden de böyleydi şimdi de böyle. Şiddet hiçbir zaman tercih edilen birşey değil,ancak Rüştü de umarım bu konuda tutarlı davranıyordur. Fatih Terim'in markasını eskitmeden bu işleri bırakması lazım. Benim tercih ettiğim bir teknik adam değil ancak yine de kendi açısından zirvede bıraksın ülke ona ihtiyaç duyarsa tekrar görev alır zaten.Fatih Terim egosu oldukça şişkin bir ego, bu ortaya çıktı ancak Rüştü burada saf mı tutuyor yo…

Şiddetle saf değiştirenler bu millete inandırıcı gelmiyor.

Ülke ilk 15 Temmuz'unu yaşarken yeniden bölündü. Destan diyenler oldu, eleştirenler oldu. Burada kutlanacak birşey varsa oda 15 Temmuz'a giden yola katkıda bulunmamaktır. Bu ülkede çıkarı olduğu halde hiçbir örgüte üye olmamış önünde saygı ile eğilmesi gerekilen onlarca kitle var.

15 Temmuz'a yönelik eleştirilerin bu kadar yoğun olmasını anlamamak ise bana göre iktidarın en büyük yanlışı. İnsanların bir kısmı gerçekten bu örgüte kimin destek verdiğini vicdanında yargılamış ve bazı isimleri mahkum etmiş dolayısıyla burada tepki duyulması kadar normal birşey yok. 
Bu örgüte yönelik eleştirilerde üç maymunu oynayanların örgüt mücadelesinde aynı şiddetle saf tutmasını içine sindiremeyen bir kitle var. Dahası Milli Bayramların her birine farklı yaklaşım sergileniyor algısı da birçok insanı kızdıran bir etmen olarak karşımıza çıkıyor. 
İktidarın mental yorgunluğu falan yok, olan şey ikiye bölünmüş kitlenin bir fazlasını eline tutma çabası. Elinde tutmak ise daha fazla ayrıştırm…

İzmir Marşı da çift taraflı kurban ediliyor.

Statlarda İzmir'in Marşının çalınmasının şöyle bir dezavantajı var. Marş siyasi simge haline geliyor. Bunu anlamamak başka birşey bunu anlaşılabilir. Aslında ülkede birçok insanın İzmir Marşı'nın sözleri ile problemleri yok ama asıl tehlike İzmir Marşı'nın siyasi hale gelmesi. Ona karşı yapılan yandaş kanaat açıklamaları da bunu kolaylaştırmak da.

Çav Bella güzeldir mesela ancak birçok insan ağzına almaya korkuttu komünist diyecekler diye. Çırpınırdı Karadeniz ne de güzel sözleri var birçok insan ondan da korkuttu bize ülkücü derler diye. Ahmet Kaya dinlemek Kürtçülük olarak algılandı birçok kişi korkuttu söylemeye. Gündoğdu marşı o kadar güzel melodiye sahip ki birçok insan yine korkuttu söylemeye bizi komünist sanmasınlar diye.  Yemen ellerinde Veysel Karani'den kaçtı birçok insan İslamcı anılmamak adına.  Mustafa Yıldızdoğan'ın ölürüm Türkiye'mi öksüz kaldı kimi zaman Milliyetçi olmamak adına. Kimi Haydar Haydar'ı dinlemekten korkuttu Alevi demesinler d…

Aylar ve düşündürdükleri.

Uzun süredir saçma birşeyler karalamadım. Daha doğrusu aslında yazdıklarım saçma bulunabilir ama kurgu açısından saçma birşeyler yazılmadı. Şu havadan sudan tadında olan.

Ülkede bir anda popüler olan bir damacana su pazarı ve burada yaşanan vahşi bir rekabet olunca insan ister istemez içindeki suyu merak eder hale geliyor. 
Ayıpçı bir atasözü ile merak etmesine darbe vurulan ülke insanı ağzına merak sözcüğü almaya korkarken nice dönemler ne sözcüklerden korkuttular. 
Ucundan siyasete girersek külliye sözcüğü ile kafamızdaki Saray imajı silinmeye çalışıldı mesela. Toplumsal hafızası zayıf olanlar sadece AKP seçmeni değil ayrıca birçok insan var hafızası kolayca temizleyen. 
Ayları düşündüm bana ne hatırlatıyor diye Ocak Yılbaşı Şubat 28 Şubat  Mart Kediler, Kazma, Kürek Nisan Şaka Mayıs Hıdırellez  Haziran 18 Haziran 2000 ÖSS sınavı  Temmuz 15 Temmuz Ağustos  bir imparator kapris Eylül Alpay ve şarkısı Eylül'de gel Ekim güzel kızları Kasım meşhur film ismi Kasım'da aşk başkadı…

Oynatılmayan Edirne'yi geçemedi Oynayan Roma'n havası tadında.

Futbolun güzel yanı ülke ilgili çok sayıda ipucu vermesi ve bu ipuçları ile ülke durumunu anlamanın kolaylaşması. Abdullah Avcı Milli Takım'ı çalıştırdığında Selçuk İnan nasıl oynamaz diye kıyamet koparanlar şimdi Selçuk İnan'ın Östersunds maçında koşmamasını dillerine dolamışlar. Selçuk İnan Galatasaray öteye giremezken Abdullah Avcı'nın forma verdiği Cengiz Ünder iyi bir paraya Roma'nın yolunu tuttu.

Igor Tudor'un Galatasaray için yanlış hamle olduğunu yazmıştık büyük takım hocası olmak için birazda büyük bir güç gerekiyor. Aykut Kocaman belki Alex'i kesti ama bugün yeniden Fenerbahçe'de. 
Fatih Terim ile şiddetin yan yana olmasına şaşırmayanlar külübünün sayıları artarken Terim'in hala UEFA kupası ekmeğini yiyor olması da içler acısı.

Adaletten çok siyasete etkisi olacak yürüyüş.

Adalet yürüyüşü yapıldı ve bitti.  Tahminlerimiz boşa çıktı ve bir olay çıkmadı. Muhalefet partisi kenndine geldi. Ülkenin adalet göstergelerinde olumlu bir hareket olacağını düşünmüyorum. Bu bir siyasi hareketti zaten yürüyüş de görece olarak siyasi olarak yorumlanabilecek bir karardan sonra başladı.

Adalet elbette toplumda herkesin aradığı;ama birçok kişinin kendisi için aradığı bir kavram. Yargımızın adil olup olmadığını tartıştığımız konular ise genellikle siyasi yada zaten birçok tutuklanmaya siyasi süsü veriliyor yada siyaset alınına çekiliyor. 
Yapılan yürüyüş de siyasi bir içerik taşıdığından adaletten çok siyasete katkısı olacaktır yada daha çok siyasi sonuçları olacaktır. Gerçekten adalet yürüyüşü yapılacaksa bunu toplum kendi içerisinden çıkardığı hiçbir siyasi ilişkisi olmayan insanlar ile yapmalıdır. Yoksa istediğiniz kadar parti Bayrağı koymayın o yürüyüş siyasidir çünkü başındaki isim Ana Muhalefet Partisi lideridir.