Ana içeriğe atla

Yayınlar

Haziran, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

7 yaşında çocuk hangi eylemlerini kendi iradesi ile gerçekleştiriyor.

Ekşi Sözlük okumayı severim. Ancak bazen gerçekten ilginç bulduğum şeyler var, oradan yazamıyorum çünkü reklam verdiğim için daha doğrusu sitemin linkini verdiğim için kovuldum. Çünkü büyük sermaye sahiplerin linklerinin sitede durması bir engel teşkil etmezken benim entry'ye link eklemem birçok yazarın tepkisini çekti ve kovuldum, şimdilerde çaylak sırasında bekliyorum. Gerçekten insana bakış açısı kazandıran giriler mevcut, ama gel gör ki, özgürlüğün önündeki tek engeli İslam olarak gören büyük bir kitlede var, onlarda yaşlandıkça 70lerine doğru değişirler. Neyse efendi konu uzadı.

7 yaşında camide isteyen anne -baba çocuğuna namaz öğretebilir daha da erkende öğretebilir. Şimdi diyorlar ki işte anne -baba çocuğa zorla din öğretemez. Bunu belirleyen kim kendi düşünce yapıları, peki 7 yaşında birçok kendi isteği dışında sadece din öğrenmeye mi zorlanıyor, o kadar çok şeye zorlanıyor ki, şimdi vereceğim örnekler daha da polemik yaratacak o yüzden örnek vermek yerine şunu söylerek …

Ya Bedelli Askerlik Düzenli hale gelsin Ya Çıkmasın

İkide bir Bedelli Askerlik gündeme gelmesi, insanları askerlikten soğutuyor. Bedelli Askerlik ya tamamen yasalaşsın şu yaşa kadar gelenler bedelli yapacak askerliği denilsin, yada habire habire bedelli çıkarılarak bu imkanı kullanmaktan yoksun bırakılanlar mağdur edilmesin. Bedeli Askerlik neresinden bakarsanız bana doğru gelmiyor, bizim gibi bir ülkede hele. İnsanların canları kaybettiği, askerde şehit edildiği bir ülkede bedeli askerlik olmaz, ha olacaksa da bu bir kurala bağlanır sürekli hale gelir, çünkü ikide bir temcit pilavı gibi ısıtılıp bu imkanı kullanmayı bekleyen insanlar bir şekilde mağdur oluyorlar.

Bu kurala bağlansın, devlet denilen şey millet için var; ama biz nedense devlet için millet var olduğu şekilde hareket ediyoruz. Bu bedelli çıkmasın, çıkacaksa da kurala bağlansın, buna karar vermek de devletin yetkisinde olmamalı. Gerekirse referandum bunun için yapılsın, hayati bir konu, gerçekten hayati, insanlar hayatlarını kaybederken bu konuda süpekülasyon yaratmak ayı…

Dine en büyük zararı günahkarlar değil İnan olduğunu söyleyenlerveriyor.

Trt'nin düzenlemiş olduğu Kuran'ı Kerim yarışmasına Mehmet Görmez eleştiride bulunmuştu , Cumhurbaşkanı Erdoğan ise eleştirilere kulak tıkayın minvalinde birşey söylemiş. Şimdi ben olaya baktığımda bir taklit görüyorum. Pop star yarışmalarını taklit böyle bakınca bir kere İslam'a aykırı gibi geliyor bana ben taklidi islama yakıştıramıyorum.

Kuran'ın ulu orta bir yarış malzemesi olarak kullanılması da bana doğru gelmiyor. Kuran üstünden popüler kültüre katkı sağlamak da doğru değil gibi gelmiyor. Hele ki Cumhurbaşkanı'nın bir ülkedeki en resmî otoriteyi hem kendi atadığı otoriteyi es geçmesi de bana doğru gelmiyor, dahası çokça atıfta bulunduğu Osmanlı Kültüründe de böyle bir es geçmenin Şeyhülislamın söyleminin es geçilmesinin olduğunu sanmıyorum. Dahası da var birde aklıma daha önce beni bile mest eden Türkçe Olimpiyatları geliyor ki nasıl da anlamamışız diyorum 
O zamanda o yarışmalara methiyeler düzlüyor nasıl da gözyaşları dökülüyordu sonrasında olanlar malum.…

Muhafazakar olduğunu söyleyen iktidar uzun bayram tatili isteği ironik.

İronik ülke olma verilerimiz gün geçtikçe artıyor. Bazı şeyleri daha sonradan yazıyorum çünkü aklıma fikirler sonradan geliyor. Turizmcilerin kendini muhafazakar olarak adlandıran ve dindar bir nesil yetiştirmek istediğini söyleyen bir iktidardan millet tatil yapsın diye 9 gün tatil beklemesi ironidir.

Eğer iktidar muhafazakar ise insanları tatile değil, geleneklere, göreneklere ve akraba ziyaretine yönlendirmesi gerekir. Bunun yolu da kısa tatildir. Çünkü insanlar bu kısa tatilde uzun kaçamaklar yapmak yerine zoraki anne ve babalarının yanında kalırlar. Ha annesi, babası uzakta olanlar ise bir zahmet tatilin yanına biraz da yıllık izin eklerler iş çözülür.

Halkın kendisi halkçı değil zaten.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun sıradan vatandaş ile iftar sofrasına oturması, Kanada Başbakan'ın mütevazi yemeği bunlar halk için sandığınız kadar birşey ifade etmez.

Geçim zorluğu çeken halktan bir kişinin düşüncesi ben bir garibanın sofrasına oturmalıyım değildir. Ekseriyetinin düşüncesi ileride bu koltuklara oturup daha iyi bir yaşam sürmektir. O yüzden Saray üstünden halka mesaj göndermezsiniz daha doğrusu gönderirsiniz ama bu halkın kısa bir ajitasyon ile kendinde olan bakış açısını sorgulamasını sağlamaz. Aksine kendisinde olanı unutur ve anlayışın yönelimini değiştirir.  Kendini sorgulamak yerine sadece Saray'da yaşayanı sorgular.

Adamlar sadece mutlu olmak istemiş

Bir fotoğraftan sosyal adalet çıkarmak. Kanada Başbakanı, Belçika Başbakanına yemek verirken çok mütevaziymiş. İşte bu pazarlamadır. Kendileri bile lüks sofralara oturan bile aynı şeyi söylüyorlar. Nusret de et yiyenler, lacivert de balık yiyenler, en güzel gurme mekanlarını bilenlerde bu fotoğraftı örnek gösteriyor. Nice lüks masalarda oturanlarda.

Şimdi şöyle düşünün Cumhurbaşkanı Erdoğan gitse yanına da ne bileyim Merkel'i alsa salaş bir yerde kumpir yese bu ülkemiz adına neyin göstergesi olur hiçbirşeyin. Bazen ünlü adamlarda basit takılmak isterler. Bazen o şaşalı sofralara mecbur kalır giderseniz ve bazen mutluluğu salaş bir sofrada yakalamak istersiniz Kanada Başbakanı da bunu yapmış, bir extra davranış da bulunmamış ha abartmak istiyorsanız buyurun abartın

Asıl bazen olduramayanlar

Bazen olmaz diye bir kitap yazılmış.  Kitabı okumadım çünkü bazen olmazı anlatan insanlar zaten başarılı yada başarılı olmasalar bile başarısızlığın altından kalkaçak durumdalar.

Oysa hayat bazen insana sadece bir kere başarısız olma şansı verir. Kitap başarısız insanların hikayesini anlatıyorsa önce başarılı olup sonradan çökenlere yer verse daha iyi olurdu. 
Örneğin Anadolu takımında parlayıp sonradan yok olan büyük takım futbolcusu,televizyon yarışmasına katılan ünlü olan ana sonra yok olan şöhrete, ilk albümü tutan ama sonra bir daha gün yüzü görmeyen şarkıcıya, ilk kitabı satan ancak sonra bir daha gün yüzü görmeyen sanatçıya, ilk programı tutan sonra batan yapımcıya, ilk dizisi,filmi tutan ancak sonra bir daha gün yüzü görmeyen oyuncuya ,sektöre ilk girdiğinde paralar kazanan sonra batan patrona, çok iyi bir okulu 1.bitirip sonra bir daha yüzü gülmeyen öğrenciye. 
Örnekler daha da çoğabililir işte o insanların hikayeleri bize anlatır askından neden olmadığını.

Adalet yürüyüşünü samimi bulmuyorum

Şimdi ben mesela şahsım adına konuşayım adalet yürüyüşünü neden içime sindiremiyorum cevap oldukça basit. Bana halk içinde hak içinde gibi gelmiyor.

Enis Berberoğlu medya özgürlüğünden dem vururken kendisi gazetesinden iktidar baskısı ile gönderildiği söylenen Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan, Bekir Çoşkun için ne yapmış ben size hemen söyleyim gitmiş o gazetede genel yayın yönetmeni olmuş. Adalet yürüyüşünü başlatan şahıs ne yapmış gitmiş önce kendisini yolsuzluk dosyaları ile patlatmış , sonra da komplo kurulan genelbaşkanın ardından genel başkan olmuş. Şimdi ben bu adalet yürüyüşünü neden samimi bulayım.

Tam da Fetö davaları varken adalet aramak

Kemal Kılıçdaroğlu yürümeye başladı. Adalet için yürüyor. Enis Beberoğlu tutuklanınca yürümeye başladı. Elbet adaletin olmadığı duygusundan hareketle yürümesi mazur görülür , kabul edilebilir. Ancak mühürsüz tartışmaları yapıldığında yürümeyen, Genelkurmay Başkanı için yürümeyen, daha önce tutuklu vekilleri için yürümeyen Kemal Kılıçdaroğlu'nun tam da Fetö terör örgütü yargılamaları sürerken adalet için yürümesi, kasetle ile gelmesi, yolsuzluk dosyalarının daha önce kendisine servis edilmesi, bunlardan birininde Şaban Dişli hakkında olması ,ki  Şaban 15 Temmuz sürecinin aktif isimlerinden olduğu iddia edilen Mehmet Dişli'nin kardeşi akıllarda soru işareti bırakıyor.

Kimin için adalet istiyor acaba Kılıçdaroğlu , daha önce eleştirdiği damatların serbest bırakılmasını, ki damatlar içeride, garibanlar dışarıda demişti şimdi doğru bulmayan Kemal Kılıçdaroğlu gerçekten kime adalet istiyor acaba? Dahası Cumhurbaşkanı kaset ile gelen kaset ile gider derken birşeyler mi biliyor, yoks…

Irkçı metrobüs çözümleri yerine daha kapsayıcı çözümler olabilir

Pember metrobüs olayına pek girmek istemedim. Biraz çetrefilli konu. Bir kere şunu kabul etmek gerekir ki iktidar partisinin islami uygulamaları mümkün olduğu kadar uygulama hevesi var. Bu inkar edilemez zaten inkar etmeyede gerek yok.

Devlet hizmet için vardır ve vatandaşın talep ettiği hizmetin karşılanmasında bence sıkıntı yok ana sorun sürekli bir tarafın talep etttiklerinin karşılanıyor olması olabilir. 
Istanbul çok kalabalık metrobüsler daha da kalabalık ve buralarda kimi zaman taciz olayları oluyor. Bu taciz denilen olgu çok ince bir çizgi. Kadınları taciz eden erkekler elbette var yok sayılamaz ama en ufak tartışmada taciz dedikodusu çıkaran kadınlarda var. Bir kesim talep ediyorsa Pembe metrobüs olabilir ciddi bir kesin de bunu içine sindirmiş ve kabul etmiş durumda. 
Ama bu kolaycı çözüm bu çözüm bir kesimin isteklerini karşılar. Burada önemli olan herkesi kucaklayacak bir çözüm yerine magazinsel çözüme gidilmesi. Örneğin insanların birbirine temas etmeden seyahat edebilec…

Siyaset Uğruna Anayasa'ya aykırı dediklerine evet diyenler siyaseten mi hukuk arıyorlar

Enis Berberoğlu 25 yıl hapis cezası aldı ve tutuklandı. Konu yine bizde bir 2'ye bölünme yaşatacak bu malum.  Damatlar olayından sonra iktidar partisi de eleştirilecek bu da malum.

İktidarı eleştirecek yüzlerce, binlerce yazı okuyacaksınız bu da malum. Muhalefeti eleştiren yazıları da okuyacaksınız ama herkes kendi taraf tuttuğu yerden okuyacak. 
CHP adalet için yürüyecek haklarıdır. Ülkede hukuk olmadığını söylüyorlar bu da hepimizin adalet önünde eşit olmadığı duygusuna bakarak haklı görülebilir. Ancak siz Anayasa'ya aykırı dediğiniz hukuksuz bir düzenlemeye siyaset Uğruna evet diyebiliyorsanız başkaları da siyaset Uğruna başka hukuksuzluklar yapabilir. 
Bir sözde Hürriyet'e her nedense eski Genel Yayın Yönetmenleri Enis Berberoğlu'na sahip çıkan bir açıklama görmedim var mıydı bilemiyorum varda gözümden kaçmıştır. Birde burada Enis Berberoğlu haber için Can Dündar'ı seçiyor benim anlamadığım bu. Bu noktayı anlamakta güçlük çekiyorum. Yollarca çalıştığı gazete d…

15 Temmuz haklı olarak önemseniyor ama adilane değil.

15 Temmuz 2016 akşamı evde gelişmeleri beklemeyip sokağa çıkan insanlardan birçok ölen oldu. Türkiye adına utanç verici bir akşamdı. Bir darbe girişimi vatandaştan destek bulamayınca püskürtüldü. Sonrasında 15 Temmuz önemsendi haklı olarak ama adil olarak önemsenmedi.

15 Temmuz, Türkiye tarihinde daha önce bulunan Milli Bayramlar çeşitli gerçekler gösterilerek iptal edilirken 15 Temmuz 1 hafta kutlanacakmış. Çifte standart var burada. Çıkarılır bir Milli Bayram yönetmeliği hepsine eşit ağırlık verilir.

Ateş Başçavuş ile Doktor Owen Benzerliği

Söz dizisinde Ateş Başçavuşu oynayan Eren Vurdem'in karizması bana Grey's Anatomy'de Doktor Owen rolünü oynayan Kevin Mckidd'i hatırlatıyor.Doktor Owen'da Irak'tan görevli gelmişti, bir askeri kökeni sözkonusu.

Bizim yapmak istediğimizi yapanlar daha çok kazanıyorlar.

Bilmek güzel birşeydir ama bir yanlış cevap ile eğlendiğiniz bilgi yarışması sonrası şansı ile sizden daha ileri giden biri daha bilgili görünebilir. Dahası sırf yüksek meblağ da paraları vermemek için bulunmuş absürt sorularda hedefiniz aslında bilmek de öte iyi tahmin edebilmek olmalı. Bilmenin insana faydası olmalı ama daha çok ego tatmini yaşıyor insan.

İnsan neden kadar bilebilir bilemiyorum ama bilmek güzel şey ve bu güzel şey para ile anlam kazanmaya başladığında aslında anlamını yitirmekte. Dünyada bilinen yada bilinmesi gereken o kadar çöl şey var ki bu bilgilerden hangisi en değerli acaba. Bilgiden çok yeteneğin ön plana çıktığı durumlarda ise Allah vergisi bir yeteneğin üstüne biraz konularak çoğu insanın yapmak istediğini yapamayan insanlar bu yetenekleri ile daha çok para kazanırken sektörlerini de gün geçtikçe büyütüyorlar.

Angara'da dayın yokturun yerini Angara'da Kayınpederin yoktur aldı

Damatlar tutuklanıp serbest bırakılınca insanların adalet duyguları zayıflıyor. Bu ülkede adalet duyguları zayıfladı zaten. İçeri girenlerden birçoğu dışarı çıktığında suçsuz olduğu anlaşıldı yada bir mahkeme suçlu dedi diğeri değil dedi. Ancak zirve noktası bu ülkenin Genelkurmay Başkanı'nın bile hapis yatmasıydı. Bir başka Genelkurmay Başkanı da esir alındı.

Bu damatların çıkması gerekiyordu da mı çıktı, yoksa bir gizli el mi var? Bunları çıkaran gizli el acaba kimin için hareket ediyor? 2. Darbe söylentileri ortalıkta dolaşmışken gerçekten de insan terredüte düşüyor. Ülkede kurumlar güvenilir olmaktan çıkaran insanların aklında onlarca belki de yüzlerce soru var. Bu sorulara doğru yanıt alamıyoruz. Herkesin kendine göre bir yanıtı var ama en doğrusu hangisi bilemiyoruz.

Devlet Memurunun Başındaki Demokles Kılıcı Fetöcü mü değil mi?

Biraz önce biri gelip, bir denetleme de aldığı cezaya itiraz ettiği mahkeme  dilekçesini print ettirdi. Print ederken kendisine ceza yazan polisi de elinde hiçbir veri olmadan FETÖ diye suçlamış dilekçesinde  Bırakın insanları FETÖcü diye suçlamayı, bakın bu iş içinden çıkılmaz hale geliyor. Her ağzınız yandığında Devlet Memurunu FETÖcü diye suçlarsanız o zaman sığınacak dal bulamazsanız.

Açık birşey var, bu oyuna gelmemek lazım. Bugün Devlette kimin FETÖcü olup olmadığını bilmiyoruz. Bakın devlet içindeki kimin FETÖcü kimin olmadığı belli değil. Bunun bir kriteri yok. Ava giderken avlanmayın. Sıradan devlet memurun size yaptığı hizmete bakın, FETÖcü diye sıfat koymak sizin işiniz değil. Böyle yaparsanız yarın birgün başınıza onulmaz dertler açarsanız, bırakın sıfatlar bulmayı insanlara, kendi işinize bakın. Bu ülkede kimin ne olduğu belli değil.

Birçoğumuzu birleştirecek Cumhurbaşkanı adayım İlber Ortaylı.

2019 Cumhurbaşkanlığı seçiminde ömrü yeterse İlber Ortaylı'nın aday olmasını isterim. Çatıya ona buna bulaşmadan 1000000 imzanın ilkini tereddüt etmeden veririm. Ülkeyi birleştirebilecek asgari müşterek de bizi bir araya getirebilecek insan İlber Ortaylı'dır.

Adil davranmak isteyeceğinden , Türkiye'ye yeni bir kimlik kazandırabileceğinden Eminim tek korkum siyasetin İlber Hocayı kirletme ihtimali yoksa benim için en yakın aday kendisidir.

Hikmet Hoca kendi aldığı yada kaybettiği puanları unuturken

Rizespor küme düşünce Hikmet Karaman Trabzonspor'a imalı göndermede bulunurken insanları sporun dostluk, barış, kardeşlik olgusuna çağırmak yerine, kin olgusuna davet etti. Bu şehir bugünü unutmaz diyerek. Oysa Hikmet Karaman'ın görevi Rizespor'u kümede tutmaktı başka takımlara bağımlı kılmak değil.

Kendileri gidip Bursa'da Bursa'ya mağlup olurken sıkıntı Yok, Trabzon'dan 1 puan çıkarırken sıkıntı Yok, Osmanlıspor gibi bir takımı deplasman'da 1-2 yenerken sıkıntı yok,evinde Trabzon'a kaybederken sıkıntı Yok,ama iş son maça gelince sıkıntı var. Hikmet hoca ligin 34 hafta olduğunu unutmuş ama her Türk insanı gibi işini son dakikaya bırakıp ligden düşünce şikayet eder olmuş. Kendi işini kendin göreceksin ve futbolu dostluk minvalinden kin minvaline sokmayacaksın 
Birde şu var ki Bursaspor mesela Ersun Yanal ile ileride Şampiyonluğa oynayabilecek bir potansiyele sahip, Rizespor'da bu şans zor gibi. Hikmet Karaman'da Bursa'nın başına geçip daha …

İlyas Salman'ın Ya Ya Şaşa Şaşa filmi biraz da Arda Turan hikayesidir.

Arda Turan olayı üzerine herkes konuşuyor. Bizde bir iki cümle söyleyelim Arda Turan demişti ya evet Barcelona'da oynayan bir futbolcu yüz yılda bir gelir diye biz buna ilave yapalım Arda Turan gibi Barcelona'da oynanıp bu kariyeri mahveden bir Türk futbolcu da sanırım 200-300 yılda bir gelir.

Nedir bu futbolculardaki ne oldum deliliği bir türlü anlamak mümkün değil aslında mümkün o yaşta hayal edemeyeceği paralar kazanmak futbolcuları bu hale getiriyor. Birde artık yeter şu olayları açıklarken Allah, kitap, din muhabbetine girmeyin. Sen gidip baban yaşındaki adamın gırtlağına sarılırsan bunu hiçbir din de millet de imanda hoş görmez. 
Türkiye belki Barcelona'da oynayan nadir futbolcu gördü ama çok fazla Efendi futbolcu gördü. Bu ülke Nihat Kahveci, Rüştü Rençber , Emre Çolak, Tugay Kerimoğlu gibi yurtdışında Arda'dan dava az sükse yapıp ama daha efendilik gösteren oyuncular gördü. 
Arda özelinden Türkiye geneline doğru fotoğraf çekersek Cumhurbaşkanı'na da şöyle …