Ana içeriğe atla

Yayınlar

Mart, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Halit Akçetepe'de gidenlerden.

Halit Akçatepe hayatını kaybetmiş.Üzüldük. Hababam Sınıfının Düdük Necmisi, birçok filmde , dizide oynadı ama biz onu hep Düdük Necmi olarak sevdik ve öyle bileceğiz. Saygıyla anıyoruz.

Çekirgenin bile 3 kere sıçrama hakkı var

Bir kısım medyada haberler çıkıyor. Çıkan haberlerin özeti şu. Bilmem hangi cemaat Evet dedi. Artık bu işleri bırakın, bırakın cemaatlerin taşeronluğunu yapmayı, hala ders almazsanız artık kandırılma ihtimaliniz ortadan iyice kalkar. Hiçbir cemaat siyasi tercihini açıklamamalı, siyasi liderlerle ilişki kurmamalı, artık anlayın başımıza gelenlerin asıl sebebinin adam kayırmacılık olduğunu ve şansınızı fazla zorlamayın, çünkü çekirgenin bile üç kere sıçrama hakkı var, fazlası yok.

İsmi ile yaşar Çocuk

Kız ismi yada erkek ismi arıyorsunuz o zaman doğru yere geldiniz. Umutlarınızı yeşertmek için oğlunuza Umut ismini koyabilirsiniz. Kızınızın gerçekten ışık saçtığını düşündüğünüzde isim olarak imdadınıza Nur yetişiyor, Erkek için zaten sorun yok ona direkt imdat ismini koyma şansınız var.
Güvenilir bir çocuk için erkek de Emin kızda ise Emine yardımınıza yetişiyor.İlham veren bir kıza sahip olursanız Peri ile taçlandırabilir, güzelliğinin dillere destan olduğunu düşünüyorsanız elbette Huriye burada işlevinizi görebilir. Uzun süre çocuğa hasret kaldıysanız kız için Hasret ismi de tercih edilebilir, elbette bunun yanında Su, Deniz, Nehir, Irmak gibi isimler çocuğa olan susuzluğunuzu giderebilirsiniz, ha Özlem gidermek ise amacınız zaten adı üstünde Özlem.
Kış aylarınızı Kardelen güzelleştirebilir, Çiçek dünyasından hoşlanıyorsanız Gül, Lale, Sümbül, Menekşe koyabilirsiniz. Neşeli bir çocuk için elbette Neşe paha biçilmez bir seçim olabilir. Seçilsin yada Seçkin gözüksün istiyorsanız Seçil…

Siz ekmeğini yerken iyi de pastasından ekmek yapılınca mı kötü

Şehit Ömer Halis Demir'in Pastası yapılmış. Tepkiler var, herkes şehidin ekmeğini yemek için sıraya girmişken, biride tutmuş pastasını yapmış.Herkes Ömer Halis Demir'in ekmeğini hayasızca yerken, biri de pastasını yapmış ve pastasından ekmek yemek istemiş birde böyle bakın.

Düzene ayak uydurmaktan yorulan ayaklar.

Hayatımızı istediğimiz gibi şekillendirmek istediğimizde karşımıza bilinmez ve adı konulmaz bir oligarşi çıkıyor ve insan zorlanıyor O oligarşik düzeni yıkarken. O düzenin içinde annen, baban, kayınpederin, eşin, çocuğun herkes olabilir, kendi olmanın önünde yıkman gereken ama yıkarken de acı çektiğin ve acı verdiğin bir oligarşi var. Sanırım her yanını oligarşik düzen, gizli dayatmalar ve bir türlü olamayan kendin, olamıyorsun bir türlü kendin olamıyorsun, izin vermiyor düzen, her yerde bir maske tatmak zorluğu.

Yoran bir hayat var , doğrunun peşinde gidemiyorsun bazen arzu ve heveslerine yeniliyor ve hayvandan biraz öte bir varlık olduğunu ancak anlama şansın oluyor. Zorlanıyorsun, arzulardan , heveslerden, çevre saran düzenden, düzene ayak uydurmaktan yorgun düşen ayaklarından kurtulamıyor ve kendin olamıyorsun.

Bir başka insan çeşidiydi Tayfun Talipoğlu

Tayfun Talipoğlu geçti bu topraklardan bu toprağın insanıydı. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, üzmeli insanı Tayfun Talipoğlu'nun ölümü. Ben onun tınısı hiçbir zaman unutmayacağım. Benim için önemli bir isim ve anıydı. Bir başka insan çeşidiydi Tayfun Talipoğlu

Siyaset hızla pisliğe bulanıyor.

Deniz Baykal bir teşbih yapmış demişki bu kadar yetkiyi peygambere versen peygamberi bozar. Adam teşbih yapmış ama bunu kim medya skandal açıklama olarak veriyor. Kirletmeyin siyaseti bu kadar. Bu kadar kirli siyaset olmaz. Türkiye'nin yeni bir yaklaşıma ihtiyacı var. Bu kadar çok seçim olması iyi değil her seçimde bizim seçimimiz olmasa bile bir az daha kirleniyoruz.

Siyaseti bu kadar kirletmenin bir manası yok.

Övmek bazen dövmek hatta sövmektir.

Şenol Güneş , abartılı övgülerin abartılı yergilere zemin hazırladığını söylemiş kanımca çok da doğru yapmış.

Birşeyi gereğinden fazla översen en basit yaptığı hata da yerden yere vurursun dahası ondan nefret edilmesine zemin hazırlarsın. Bu noktada Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş haklı.  Hatta ben geçenlerde çok övülen Beşiktaş sadece Başakşehir'in 2 puan önünde ancak demiştim.  Böyle bakınca Şenol hoca haklı çıkıyor ve bu hayatta da böyle sadece futbolda değil.

Olayı lale seviyesine indirgemek için Bakan olmaya gerek yok.

Hollanda ile yaşadığımız krize önce büyük bir gayret ile zemin hazırlandı arkasından da büyük bir gayret ile ciddi anlamda seçim muamelesi olarak kullanıyor. Bugün referandumda kerhen evet demek durumunda bırakacak sağ duyu yoksunu açıklamalar ardı ardına gelirken , Mevlüt Çavuşoğlu'nun izlediği profil insanı utandırıyor en azından beni bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak utandırıyor.
Olay lale üzerinden Sokak ağzına kadar indirgendi. 
Mavi Marmara olayı ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iki farklı açıklamasının videoları YouTube da dönerken insan ileride acaba Sayın Erdoğan Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya dönemin Cumhurbaşkanı'nından izin aldı mı diye sorar mı demeden edemiyor. 
Sayın Bakan ile ilgili daha önceki izlenimim o CV'ye yazık olduğu şeklindeydi. Bir CV öyle bir CV siyasete girerse CV'ye yazık. 
Sevgili ahali olayı tersten düşünmeli be tepkisini empati kurarak vermelidir.  Şimdi Suriye'den bir Bakana hangi uluslararası anlaşma olursa olsun…

Torun'dan para kazanmak.

Babaanneye maaş konusunda hükümetin iki bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve Nihat Zeybekçi farklı düşünüyor. Aslında bir aile içerisindeki ilişkileri parasal bağ üzerine kurgulamak çok da doğru bir hareket değil bu noktada aslına bakarsanız Zeybekçi haklı. Çocuğa babaanne yada anneanne bakmasını teşvik eden bir uygulama olması dahası çocuğun yaban ellerde bakılmasının önüne geçmesi açısından da doğru bir uygulama. Bir diğer artısı da kadının istihdamda kalmasının önünü açıyor ve kimi büyükanneleri de kolayca ikna etme konusunda yardımcı olabilir.

Aslında sağlıklı nesillerin yetişmesinin önü anne bakımından geçiyor. Anneler vazgeçemedikleri sosyal hayatları ve aldıkları maaşların özürü olarak çocuklara imkan sunmayı bir sevgi göstergesi sanabiliyorlar oysa önemli çoçuğun mümkün mertebe annesi ile kalması.  Elbette bu dönemde artan gerçekçi yada Sunni ihtiyaçlar tek kişinin çalışması ile çocuğun yetişmesini zorlaştırıyor. Hele ki özelin bu kadar yücelttildiği, herşeyin özelin olduğu ve çocuğu…

İşe yaramıyorsa az sabredin.

Efendim neymiş yol yapmış, köprü yapılmış devlet zarar ediyormuş. Kısa vadeli rakamlar alınıyor ortaya konuyor sonra köprü ve yol yapımının gereksizliğinden dem vuruyorlar. Nice yollar artık İstanbul'a dar geliyordur. Şimdi bu üzerinden gidenlere o zaman şu anektodu aktaralım.

Atatürk'e atfen Cumhuriyet gazetesinden not.  "Ulus - Kavaklıdere arasında uzanan ve kentin en geniş yolu yapılırken, halk bu genişliği yadırgamıştı. O zaman nüfus da araba da az… Bazıları “Bu kadar geniş yol açılır mı? N’olacak sarhoş!” diyorlarmış."
http://www.cumhuriyet.com.tr/m/koseyazisi/125170/Ankara_nin_Dunu__4_.html
Yani olayları uzatmaya gerek yok. Tayyip Erdoğan'ı ve icraatlarını sevmiyor olabilirsiniz ama gündelik yorumlar her zaman tehlikelidir. O zaman bu ülkede gerçek manada işe yarayacak çözümler üretin. 



Böyle mi olacak ülkenin Dışişleri Bakanı ve Diplomasisi

Tamam, adamlar sizi ülkelerinde konuşturmak istemiyor, anladık ve kabul ettik, uygulama demokratik değil, ama işte adamın ülkesi. Nedir bu nobranlık, kabul etmiyorlarsa etmiyorlar. Mevlüt Çavuşoğlu'nun uçuş iznini Hollanda Dışişleri Bakanlığı iptal etmiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya'nın kapısına dayanırım demişti ya ,Çavuşoğlu buradan alıp yürüyor. Çavuşoğlu inat ile ben Hollanda'ya gidiyorum, gideceğim dedi. Diplomasi böyle yapılmaz. Kusura bakmasın böyle Dışişleri Bakanlığı da olmaz, bu nobranlık ile iş yürümez.

O zaman Cumhurbaşkanımız gitseydi Almanya'ya neden gitmedi çünkü krize yol açmak istemiyor, Ama Çavuşoğlu aldı eline sazı ben illa gideceğim Hollanda'ya diyor, adamlarda almıyor, bırak gitme ne olacak, bırakın bu nobranlığı.Antalya'da esnaf ile ekranda daha fazla yüzleşmekten imtina eden Bakan gidiyor Hollanda'ya kafa tutuyor, bırakalım bu işleri.Kabadayı vari duruşlar ile ülke yönetilmez. O zaman Rusya'yı biz vurduk dersiniz, sonra da sığ…

4-0 bile ikna edemeyebilir.

Beşiktaş Olympiakos ile 1-1 berabere kalınca avantaj elde etmiş gibi görünebilir, ancak şu da bir gerçek ki, Osmanlıspor'da 0-0 beraber kalmış ve avantaj elde ettiğini sanmıştım, ancak sonrasında elendiler. Bu noktadan bakınca tur pek de garanti değil.

Barcelona, Paris St Germain karşısında 6-1 kazanıp 4-0 rövanşını alınca yeni bir geri dönüş hikayesi oldu. Ancak sanırım Paris St Germain öncesinde Barcelona'ya 4 atmanın hiçbirşeyi garanti etmediğini anlamış olmalı ki, akabinde hemen 6-1 yenildiler, bu birazda özgüven eksikliği ve kaybetme korkusu sonrası oluşmuş durum gibi.


Sandık belki de sadece figürasyondur.

Referandum yaklaşıyor ve yaklaştıkça da tartışmaları ve varsayımları artıyor ve herkes fikrini ortaya koyuyor, kimi hayırı kimi eveti yüceltmek ile meşgul. Her iki tarafta vatanseverlik üstünden tartışmalara katılıyor.

Birde sandığa gitmeyecek olanlar var. Onların da oyları herkes tarafından değişik  yerlere çekilmekle meşgul. Kimi sandığa gitmeyenleri potansiyel hayırcı olarak görüyor ve sandığa gitme baskısı yapıyor oysa her sandığa gitmeyen hayırcı değil. Sandığa gitmeyi çok büyük bir eylem olarak görmekte aslında yadırgayıcı. Sonuçta sandıkta kimi zaman bir figüranı oynamak zorumda kalıyoruz ve buna karşı çıkmak isteyen de olabilir. 
Sandığa gitmek kadar gitmemek de demokratik bir haktır ve sandığa gidilmeyerek o hakkını kullanmak isteyenler olabilir. Sürekli sandığa gitmeyi yüceltmenin bir manası da yok.

Bölünmüş yol artan maliyetler.

Köprü, havalimanı, metro derken sürekli ulaşımda yenilikler geliyor ama maliyet de sürekli artıyor. Tamam Eskiden tek otobüsle gidebildiğimiz yerlere İstanbul'da artık 2 yada 3 otobüs ile gider olduk.  Bu da vatandaşın cebine yansıyor. Eskiden sınırsız olan aylık Akbil önce 200 binişe sonra da 180 binişe düştü. Üstelik kullanılmayan haklarda devr olunmuyor.

Yatırım maliyetlerini sadece arabası olanlar ödemiyor, vatandaş ödüyor, çünkü herşeyin bir bedeli var. Ulaşımda bölünmüşlük, ailede bölünmüşlük, kıyafet de bölünmüşlük ve nice bölünmelere maliyetleri artıyor. Özel günlerin bağıra bağıra göze sokulması kendisine hediye alınmayı üzerken alma imkanı olmayanı da üzüyor. Hayatımız bir yandan pahalı hal alırken gelirler de artmıyor. Modern dünya bize Aslında gelişim sunuyorum derken bizi daha da paranın kölesi haline getiriyor.

Az mı abartıyorlar hayırdan çıkacak hayrı.

Belkide ekonominin para babaları artık yarattıkları krizler iktidar değiştirmiyor diye bu kadar öfkelidirler.  Belki de bizi kriter diye diye krize sokan Avrupa artık kriz etkisi yaratmaktan uzak kaldığı için bu kadar öfkelidir. Kim bilir neden bu kadar bu ülke ile uğraşıyorlar. Bir türlü devrilmeyen Erdoğan karşısında argümanları azalanlar belki de bu kadar yaygarasıdır.

Tamam evetçiler evete büyük atıflar yüklüyor ama hayırcılar onlar az mı abartıyorlar hayırdan çıkacak hayrı.

Din adamından balerin edasıyla yorum beklemek

Din adamları gerileme dönemi yaşıyor. Kalitesi gün geçtikçe düşüyor. Genelde eskiye takılmış, hurafeler ile insanın beynini oyuşturan, toplumun güncel yaşam tarzına yeni yaklaşımlar getirmekten aciz din adamları ile dolup taşıyor ortalık. Bu devrin en büyük dezavantajı sanırım din adına günah işlemek. İnsanlar artık dine sarılmış gibi yapıp tüm günahları kendilerine yoldaş ediniyorlar ve bunun farkında değiller.

Üstelik yeni bir trend daha ortaya çıktı. Yaşamlarına dini kabuller bulmak istiyorlar, din adamlarından yanlışlarına helal fetvası vermesini istiyorlar oysa din kişiye özeldir. Eğer yaşadığınız şey İslam'a uygun değilse sizi din adamı da aklayamaz. Dini bir balerin edasıyla , bir aktris edasıyla yorumlamasını beklemek din adamından saçmalık. Peki ya din adamlarının topluma hoş görünmek için hurafelere yaşama imkanı tanımalarına ne demeli; ağlanacak duruma geldik din diye yaptıklarımız artık bir ticaret ürünü. Sosyal olmak için dini kullanmak ama dini sosyal hayatta dışarı…

Çirkin bacakların kurtarıcısı çorap

Çorap diyerek geçmemek lazım. İnsanı farklı gösterebiliyor çorap, özellikle kadınlarda çorabın bir albenisi olduğu malum. En çirkin bacaklar bile kimi zaman çorap yardımıyla kendilerine hoş bir görüntü verebiliyor. Değişik uzunluklarda yapılarda ve desenlerde çoraplar var, kimi zaman çorapsızlık moda olsa da çorabın hayatımızda yeri büyük. İsportanın sınacağı bir dal aynı zamanda çorap.

Çorap kimi zaman kaçmasıyla, kimi zaman başa örülmesiyle de ünlü. Madem Dünya Kadınlar Günü bugün o zaman bizde şunu belirtelim ki kadına çorap çok yakışıyor. Ten rengi, siyah çorap en favori çeşitleri. Diğer yandan da eskiden erkek bir beyaz çorap modası vardı kayboldu. Kokan çoraplar konusuna ise girmeye gerek var mı bilemiyorum ama çorap güzel şey gibi.

Sosis Sulu ekmek ile mutlu olunabilir.

Meze seviyor ve meze satışı yapmak istiyorsanız size aşağıdaki mezeleri sağlayabilecek yerler mevcut. Benim Türk mutfağında en çok sevdiğim üründür meze. Alkol almıyorum ama meyhanelerin mezeleri ayrı bir lezzetli olur. 
Çiğ Köfte aldı yürüdü zaten , onlarca isim altında bir sürü çiğ köfteci var artık. Arnavut Ciğeri her yerde güzel olmuyor. Mercimek Köftenin yapımı kolay ve lezzetli. Patlıcanın her türlüsü güzel zaten. İçli Köfte de doğru yerde yenirse lezzetli.Meze aynı zamanda ekmek arası güzel yenir. Ortaokul yıllarında öğle yemeği genelde ekmek arası meze şeklindeydi, oldukça özlerim. Birde pek kimse duymamış, sosis sulu sandviç ekmeği satılırdı. Ekşi sözlükte bir başlık var garibanlığın anlaşıldığı anlar diye , işte sosis sulu sandviç ekmeği almak garibanlığın anlaşıldığı andır. Garibanlık da güzel. Aslında garibanlığın en güzel tarafı mutlu olmanız çok kolay. Sucuklu yumurta mutlu eder mesela, ya da ne bileyim 40 yılda bir mangal yapar mutlu olabilirsiniz. 
Amerikan salatası ü…

Bilim adamları belki de bize çalışmıyordur.

Bilim adamlarına hepimiz saygı duymaktayız. Birçoğumuz hayatı kolaylaştırdıklarını düşünüyor. Esasında öyle mi bilemiyorum. Belki de bilim adamları bizim için çalışmıyordur. İçlerinde yanan mucit duyguları tatmin ve elbette yeni pazarlar oluşturanların hizmetinde olabilirler. Bilim bir kere bulduğunu var kabul ediyor. Sizi bulamazsa bilim sizi de var kabul etmeyecektir taki bulana kadar. Bilimi bu kadar yücelten şey nedir belki de o kadar da önemli değildir.

Hastalıklara dahi çare bulan bilim  adamları belki de yeni hastalıkların çıkmasına zemin bile hazırlıyor olabilirler, belki de bilim adamları sandığımız kadar masum değillerdir.

Buyurun Hırvatistan'a

14 günlük Hrvatistan Turu gezmek isteyeneler buyursunlar. Acente aracılığıyla yapılacak olan bu turda her türlü kolaylık sağlanacaktır. Hırvatistan gezinizi bireysel olarak yapabileceğiniz gibi küçük gruplarda oluşturabilirsiniz. Program isteğinize göre daha kısa bir halde alabilir, isterseniz daha uzun da tutabilirsiniz. Fiyat için irtibata geçmeniz rica olunur. Yorum bölümüne yorum bırakmanız yeterli olacaktır.
Day 1 Zagreb ·Transfer from Zagreb airport to Zagreb hotel ·Free time for relaxing after the flight
Overnight: Zagreb *The program will adapt to your schedule.
Day 2  Zagreb ·Zagreb tour with a local guide ·Free time for shopping and exploring the city on their own
Overnight: Zagreb
Day 3 Zagreb - Plitvice national park ·Transfer from Zagreb to Plitvice ·Plitvice National park oPlitvice National Park: 110,00 kn (15,00 eur) / person oPlitvice local guide (if wanted – optional):