Ana içeriğe atla

Tıkaç olarak kullanılan Parlamenter sistem.


Türkiye referanduma gidiyor ve giderken de tartışmalar eşliğinde gidiyor. Bugün referanduma hayır diyecek olanlar parlamenter sisteme övgüler düzüyor. Parlement sistem belki de daha iyi ama Türkiye'de yaşanan realite bambaşka. Burada aslında sistem değil kişi sözkonusu.

Bu parlamenter sistem 2007 yılında Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı seçimi  sürecinde AKP seçmeni tarafından eksi oy aldı çünkü parlamenter sistemin önü tıkanmak istedi ve bu yol ile Tayyip Erdoğan'ın olası adaylığının önüne geçilmek istedi. O zaman yapılan yanlış bugünkü sistemi doğurdu. Belki de o gün yaşanan istemezükcülük olmasaydı bugün daha farklı şeyler konuşur olurduk. 

Tayyip Erdoğan o zaman madem Meclis'te olmuyor halka gideriz dedi ve gitti. Şimdi Aslında itiraf edemediğimiz şu ve bunu iki tarafta itiraf edemiyor. Biri çözümü halkta görüyor bir diğer taraf bürokrasi de.  Halkı da etkilemek Erdoğan için o kolay halka gidiyor diğer bir grup ise bürokrasiyi yaşatarak Erdoğan'ı frenlemek istiyor. Bunların hangisi doğru o kişisel bakış açısı ile değişir ancak Parlamenter sistem hem 367 hem de askeri vesayete kendini 3 kere kurban ederek Aslında büyük bir kesimde şansını kaybetmiştir 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor.

İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi.


Athena bu zeki kadının bugünkü Türkiy…

Ojeli eller ile rezil olunabilir.

Siyaset ve spor yazmaktan bıkıp usanıyor insan, zaten kendini tekrar eden konular, yıllar geçince bakıyorsun aslında aynı şeyleri konuşmuşsun. Bende Ojeden bahsetmek istiyorum.
Ojeli elller genellikle güzel oluyor, siyah oje, kırmızı oje, beyaz oje yakışan ojeler, ama bazen öyle ojeler sürüyor ki kadınlar, anlamak mümkün değil, elin bütün ihtişamını götürdüğü gibi göz zevkininde içine edebiliyorlar.

Siyah, Kırmızı ve Beyaz favorim. Kozmetik ile çok uzak aramız yakınında bile geçmiyoruz. Bakışlarımızın yargısıyla yazıyoruz. Yoksa hani moda falan hak getire, bakışların yargısı da ne kadar doğru bilemiyorum.

Tired of writing politics and sports, people are already repeating themselves. I want to talk about nail polish.
Hands with nail polish are usually beautiful, black nail polish, red nail polish, white nail polish that suits well, but sometimes such nail polish lasts that women are not able to understand, they can get into the eye pleasure as they take all the glory of the hand.

Blac…