Ana içeriğe atla

Din mazlumları korur yeni mazlumlar yaratmaz.



Dinin toplumda kabul görmesinin en önemli sebeplerinden biri Mazlumun yanında yer almasıdır. Yeni mazlumlar yaratmaz din, dünya mazlumlarına bir ışık olur. Meclise Fatma Kaplan tarafından taşınan kitap meselesine bu açıdan yaklaşmak lazım. Kütahya Belediyesi'nin dağıttığı Aile hayatı ile ilgili bir kitap bahsediliyor, burada önemli olan Belediye ne yapmış etmiş değil, en azından bizim yazımızın konusu değil bu durum. Bizim için burada önemli olan kadının hor ve hakir görülmesi. Eğer siz kadından yeni mazlumlar yaratma çabasına girerseniz o zaman dinin manası kalmaz, haşa mazlum kadınlar kendilerine yeni bir din arar.

Aile hayatı bir çöküş sürecine girmektedir, yasak ilişkilerin daha kolay yaşandığı, cinselliğin her daim arzu edilen hale gelmesi, bunun için yapılan çalışmalar, kadının erkeğe daha çekici hale gelmesi için bilinçli yada bilinçsiz çalışmalar, erkekte metro seksüel gibi kavramlarla kadına cazip görünmesi, filinta gibi delikanlı ve kızların erkanlarda boy göstermesi, elbette aile hayatını tetikliyor. Birde modern olma kaygısı sonucu kurulmak zorunda kalan ilişkiler, cinsiyetçi yaklaşım, kimi zaman erkek tarafından kadının (çirkin) olması sebebiyle hakkının yenmesi, kimi zaman kadının güzelliğin kullanıp hemcinslerinin önüne geçmesi, elbette aile hayatı için gerçekten de tehlike arz ediyor. Bugün Türkiye'de yasak ilişki boyutları haberlerde okudğumuzun çok ötesinde.

Aile hayatını korumanın en öncelikli yolu, bu tip kitaplarda mağdur yaratmadan öte, sevgi dilini benimsetmek ve insanları daha iyiye güzele yaklaştırma çabasında olmaktır. Kadını kendi çizgimize çekmek yerine , kadın erkek tüm toplumu bilinçlendirmek daha iyi olacaktır. Bu tip kitaplar dine hizmet etmez. Kadın bugün zor durumdadır, ancak bunda kadının daha doğrusu kadın örgütlerinde sadece bu tip kitaplara değil, modernlik adı altında kadını başka bir köle tarzınıza dönüştüren uygulamalara da itirazı olmalıdır.

Kadın evde baskı, dışarda bir modele girme gibi çelişkilerle mücadele etmek zorundadır. Bugün artık aile hayatını kurmak oldukça güçlemiş, birçok şeyde aileni yapılabilir hale gelmiştir. Ancak kadınları dövme v.s gibi öğütler ne dine ne de hayata bir kazanç sağlamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.

Ojeli eller ile rezil olunabilir.

Siyaset ve spor yazmaktan bıkıp usanıyor insan, zaten kendini tekrar eden konular, yıllar geçince bakıyorsun aslında aynı şeyleri konuşmuşsun. Bende Ojeden bahsetmek istiyorum. Ojeli elller genellikle güzel oluyor, siyah oje, kırmızı oje, beyaz oje yakışan ojeler, ama bazen öyle ojeler sürüyor ki kadınlar, anlamak mümkün değil, elin bütün ihtişamını götürdüğü gibi göz zevkininde içine edebiliyorlar. Siyah, Kırmızı ve Beyaz favorim. Kozmetik ile çok uzak aramız yakınında bile geçmiyoruz. Bakışlarımızın yargısıyla yazıyoruz. Yoksa hani moda falan hak getire, bakışların yargısı da ne kadar doğru bilemiyorum. Tired of writing politics and sports, people are already repeating themselves. I want to talk about nail polish. Hands with nail polish are usually beautiful, black nail polish, red nail polish, white nail polish that suits well, but sometimes such nail polish lasts that women are not able to understand, they can get into the eye pleasure as they take all the glory of the ha