Ana içeriğe atla

Yayınlar

Eylül, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Lozan zaferdir diyenlerin kandırmaya hakkı yok mu?

Sayın Cumhurbaşkanımız bu seferde gündeme Lozan'ı taşıdı ve Yenikapı ruhuna bir gol daha attı. Yine bir olaya kamplaştırıcı bir olaya girdi ve zaten herkes saflarını da tuttu ve işin içine girdi. Rusya'yı vurduk diye bizi sevindiren hemen ardından aslında biz değil Fetöcüler vurdu kıvrımına giren Cumhurbaşkanımız.  Mavi Marmara'da önce alkış tutup sonra bana mı sordunuz diyen Cumhurbaşkanımız.  Çözüm süreci ile umut veren sonra bizi kandırmışlar diyen Cumhurbaşkanımız.  Cemaat ile kol kola girip sonra kandırıldık diyen sayın Cumhurbaşkanımız.  İnsan durup düşünüyor siz bu kadar siyasi hata yaparken bırakın birileri de başka hatalar yapsın değil mi? Hep sizin peşinizden kandırılmayalım birazda başkaları da kandırsın. Hem sürekli ayni şeylere kanmamız mı gerek ?

Belki de adaleti karın doyuran hale getirmek gerek.

Sinan Çetin bir dönem bir program yapardı ismi Film gibi daha sonra oğlu bir trafik kazasına karıştı. Film gibi birşey oldu. Çocuklar zaten isimlerden etkilenir diyoruz onda haklı çıkıyoruz galiba Rüzgar Çetin'de hayatında film gibi olaylar yaşıyor. Bir polisin ölümüne sebep olan bir kazaya karıştı Bugün 30.09.2016 Polis yakınlarının davadan vazgeçtiğini duyduk. Bir şekilde vazgeçmişler ne şekilde olduğuna ilişkin birçoğumuzu ortak paydada buluşturabilecek tahminler var.  Şimdi adaletin karın doyurmadığı bir dünyada ilgili aileyi suçlamak kolaycılık olur.  Sinan Çetin'i de oğluğunu kurtarma çabası gösterdiği için suçlamak acımasızlık olabilir , diğer yandan Rüzgar Çetin'in de hapiste olmak istememesini anlamak da mümkün. Peki polisin neydi günahı eğer ilahi bir adaletin tecelli etmesinin aktörü değilse , elimizde polisin günahı neydi diye sorma hakkı var.  Peki ne noktaya geleceğiz bir kere adaleti karın doyuran bir hale getirmemiz gerek   Diğer yandan taraf

Elinden gelse takvimi 15 Temmuz'da sıfırlayacak hissi vermek kimseyebirşey kazandırmaz.

Bu ülke bir 15 Temmuz gecesi yaşadı. O gece yaşananlardan en çok etkilenen sektörlerden birinde çalışıyorum. O gece kabus yaşadığımızı sonradan farkettik.  Konu defalarca işlendi öncesinde komik gelen Fetö terör örgütü kavramı herkesin kafasında oturdu. Ülke direkten döndü. 15 Temmuz sonrası direkten nereye döneceği belli olacaktı. Bir Yenikapı ruhu kavramı ortaya çıktı ama öyle bir  ruh aslında yoktu.  O gece dışarda olan insanlara ve ölenlere nimet borcumuz var bunda hemfikir olanlarımız çoğunlukta ancak bu ülkede sadece ve sadece 15 Temmuz yok. Bu ülkenin tarihi sadece 15 Temmuz yok ; eğer kendi kişisel tarihinizin en önemli olayı ile bir ülkenin yüzyılları bulan tarihini karıştırırsanız önce ortaya samimiyetsiz bir durum çıkar sonrasında yine bir kitle o Yenikapı dediğiniz ruhtan uzak durur. Her yeri 15 Temmuz ile donatmak hatta elinden gelse takvimi bile sıfırlayacak noktaya geldiği hissini vermek ve bunu hissettirmek bizi bir yere götürmez hatta ve hatta 15 Temmuz'dan

Yalaka nüfusu artarken dik durmak zorlaşıyor.

Ali Bayramoğlu'nun Yeni Şafak'ta yazıları sona ermiş. Ne kadar çok tek sesli toplum isteğimiz var. Oysa biz bazı insanlar gerçekten olayların başka boyutları da olduğunu öğrenmek istiyoruz. Tek adam hayali aslına bakarsanız sadece Hitler'in hayali değil, herkes itaatkar tek adam istiyor. Ülkenin geleceğini aslında asıl karanlığa bu basmakalıp insan arzusu yok ediyor. Farklı bakış açılarına sahip insanların bir gazetede yazması ne güzel olurdu. Okuyucu da kendine yakın insan istiyor, oysa farklı olanı da okumak gerek. Herkesin papağan gibi itiraz ettiği veya onayladığı bir ortamda insan tutunacak, ciddiye alacak bir dal arıyor. Bugün Türkiye'de onlarca gazetede köşe yazan var; ama ciddiye alınacak insan sayısı oldukça az. Bu da acı veriyor insanı düşüncelere sevk ediyor. Dik duruşlu olmanın zorlaştığı bir dönemdeyiz belki de hep zordu ama şimdi harcanması kolay. İnsan üzülüyor. Herkes yanında yalaka mı istiyor, hiç mi doğru gören insanları barındarmak mümkün de

Birbirinden tahrik olan insanlar ülkesi

Şort giydiği için dövülen Hemşire haberlerini izledik. Hiç kimsenin tavsip etmeyeceği bir olay hele ki içinde şiddet varsa. Ancak iki yüzlülükleri de ortaya sermekte fayda var. Tahrik sözcüğünün geniş anlamları var. Şort giymiş bir kadın insanı tahrik edebilir ancak her tahrik olduğumuzda bu tahrikin sorumlularına kendimiz ceza vermek zorunda değiliz. Üstelik kaçınma şansımız var. Bu tahril oldum yaptım işi bu basit ve amiyane bir cevap. Benim anlamadığım hiç tanımadığı bir kadına bir erkek neden saldırır. Bu kısmı anlamakta zorluk çekiyoruz. Bugüne kadar toplu taşımada çeşitli kavgalar tanık olmuşluğum var. Bunlardan tahrik ettiler dövdüm diyenlerin yanında ki onları haberlerden gördük birde kapalı bayanlar var. Onlar dikkat ediyorum ne zaman ağız dalaşına girseler, hatalı dahi olsalar bizi görmeye taahamül edemiyorsunuz ve bu yüzden tartışıyorsunuz algısını taşıyorlar. Tahrik etme, olma kelimesini biz hep cinsel yönden alıyoruz, yalnız Kapalı Kadınlardan tahrik olup saldırgan

Yeniden Igor Tudor ile sevilecek bir Karabükspor.

Futboldan aldığımız keyif azaldı. Endüstriyel futbol diyoruz ama bizde sorunlar başka. Gittikçe gerçekçilikten uzak daha hayal dünyasında kurulu bir futbol anlayışımız var. Bu anlayışı yıkanda sahada bazen gördüğümüz samimi görüntüler. Bu hafta Karabükspor-Antalyaspor maçında Romen futbolcu Cristian Tanase gerçekten güzel bir gol attı ve sonrasında çok da güzel bir Teknik Direktör tepkisi geldi. Bu tepkiyi bizde hayatımızın içinde bir yerlere not aldık. Igor Tudor'dan gerçekten gelen tepki samimiydi.  Ben 1996 yılında İlyas Tüfekçi yönetiminde dramatik düşüş yaşayan Karabükspor'u unutamoyorum. O Karabükspor'u çok sevmiştik. Şimdi Igor Tudor ile sevebileceğimiz bambaşka bir Karabükspor var sahada. Fikstür şansızlıkları var, Daha 4 maçtan 2  sinde Beşiktaş ve Galatasaray ile oynadılar.Ancak daha da iyi olacak.

Merakımızı pornografik bir söze kurban verdik.

İlgi çekmek aslında farkındalık yaratmanın ön koşulu. İlgi çekmek ama doğru şekilde kim olduğunu seni bilmeyenler merak edecekler. Merak için pornografik atasözü ürettiğimizden beri merak sözcüğünü cümle içinde kurmaktan korkar olduk. Aslına bakarsanız bazılarımız cümle kurmaktan korkuyor. Her zaman mı böyleydi aslında.  Bu ülkede cümle kurmaktan korkar birileri hep oldu. İlgi çekmek ile başladık ama ilgi çekici olmayan bir şekilde yürüyoruz. İlgi ve ilginç sözcüklerinde kardeş olduğunu gördük. İngilizler farklı ölçü birimi kullanıyorlar onlarda inç var bizde de linç var. Aslına bakarsanız en çok linç edilende zaten ilginç olan. Kelimelere takılmak bazen işe yarayabiliyor. 

Tarık Akan'ı Müjde Ar zaten özetlemişti.

Tarık Akan hayatını kaybetmiş. Önemli bir aktördü, yakışıylıydı. Bir duruşu vardı. Her zaman karizmatikti. Allah rahmet eylesin. Onu 1.5 dakikada Müjde Ar özetlemişti.Kör ölmeden, Kel ölmeden hem Sırma Saçlıydı hem de Badem Gözlü. Tarık Akan Hababam Sınıfı demekti, Tarık Akan Yol demekti. Tarık Akan yakışıklık demekti.

Herşeyi sekse indirgemek

Erkek dünyasında kadınların sorununun çözümü belli, diğer taraftan aynı şeyleri hemcinsleri içinde düşünüyorlar bütün sorunların kaynağı seks yapmamak, herşeyin çözümünü seks de gören bir toplumda , belaltı küfürlerde gırla gidiyor. Seks önemli ama herşey değil, yani insanların başka sorunları da olabilir, seks ile ilgili sorunları da olabilir. Ancak vermek-vermemek, vermiş gibi kavramlarla tüm sorunları çözebilecek yetenekte bir topluma sahibiz. Birçok insanda kendisinin seks de oldukça iyi olduğunu düşünüyor. Oysa gerçeğin öyle olmadığı Twitterda, oyunlarda, sanal ortamda kendini belli ediyor. Kadını da aç, erkeği aç . Ancak tüm sorunların çözümünü seks de görmek sakat bir bakış açısı.İnsan ilişkilerinde yaşadığımız sorunları başka insanların seks davranışlarıyla açıklamak kolaycılık gibime geliyor.

İğne fetocu ya çuvaldız ?

İnsanın yazmasının birde yazdığını yayınlamasının en iyi tarafı saf değiştirirse yüzüne vurulması kolaylaşıyor. 15 Temmuz'da bu ülke bir karanlığa gömülecek mıydı evet gömülecekti ve buna izin verenler tutuklansın mı tutuklansın, ölenler şehit sayılsın mı sayılsın.  Bunlara kimsenin itirazı yok, isimlerde değişsin mi değişebilir ama velakin bu tüm yapılanların ardında ülkede çok bir partinin tercihleri benimseniyorsa bunda tehlikeli. Evet 15 Temmuz da Erdoğan olmasaydı daha vahim günler bizi bekliyordu ve fakat ülkenin kaderi sadece 15 Temmuz'da değişti muamelesi yapmak bu da biraz abartı oluyor.  15 Temmuz sürecine giden yolda bakın nice videolar yayınlanıyor ama velakin insanlar hala Hiçbirşey olmamış gibi davranabiliyor. Günah keçileri seçildi ayıklamalar başladı ama artık iğne başkasına batarken çuvaldız yok piyasada İğne Fetocu peki ya Çuvaldız.  Yenikapı'da bir ruhun ortaya konmadığı Ortaya çıktı. Birde insanların anlayamadığı şeyler var bunlardan biri

Ayrılanların birlik ve beraberliği.

Dün grubumuzda Euro 2018 eleme maçları oynandı hepsi de berabere bitti. Hırvatistan 1991 yılında Yugoslava'dan ayrılıp bağımsızlık ilan edenlerden. Kosova 2008'de Sırbistan'dan ayrılıp bağımsızlığını ilan etti. Finlandiya Rusya'dan, İzlanda ise Danimarka'dan ayrılıp bağımsız olanlardan , grubumuzdaki bir başka takım Ukrayna'da 1991 yılında bağımsızlık ilan etti. Tablo böyle ve dünkü maçların hepsi berabere bitti. Bizde zaten Osmanlı'dan ayrıldık. 1923'te ülke ismi ve yönetim şekli değişti. Böyle bakınca ilginç bir görüntü ortaya çıkıyor. Dün Finlandiya Kosova ile, biz Hırvatlarla ve Ukrayna ise İzlanda ile berabere kaldı skorlarda aynı. Ancak tüm Ülkeler bir yerden kopmuş bağımsızlık savaşı vermişler. En yenisi Kosova eskisi Finlandiya. İşin ilginç yanı Rusya bu ülkelerin birçoğunun bağımsızlığı ile iniltili ve biz Hırvatistan maçına hazırlanırken Rusya ile hazırlık maçı yaptık hem de Antalya'da hani şu ilişkilerin iyi döneminde ve Rus tu

Belli olmayan bir gelecek yerine yaşanmış bir geçmiş tercih edilebilir.

Herkes devrimi beklerdi ben ise Evrim. Evrim geçirmeyi bekliyordum, sabahın erken saatlerinde kulağımda yakınlanan değişim seslerine karşı gelemiyor, bir mutasyona uğrar mıyım diye merak ediyordum. Bir dönem Antalya sıcaklarında kavrulmuşluğum ama güzel bir dönem geçirmişliğim var. Paranın az muhabbetin bol olduğu, kinder süpriz yumurtaların bezediği bir arkadaşlık. Çocukken bana rüya gibi gelen Kinder Süpriz artık futbol maçlarının iddia konusu olmuştu. Hayat hızla akıyor, hızla akarken de bazen insan kendini sorguluyor, geçmişine dönüyor, bugüne bakıyor. Ben şahsen gelecek ilgili düşüncelerimi geçmişe bakıp değerlendiriyorum. Erişebileceğimi bilmediğim bir gelecek yerine, yaşayabildiğim bir geçmiş üstüne hayaller kurmak çok daha hoşuma gidiyor.

Suçu AKP seçmenine yüklemek kolaycılık.

Bugünlerde bazı yazarlar AKP seçmenine sesleniyor, suça ortak olmayın diyerek çağrıda bulunuyorlar.Hani taktik biraz değişmiş, daha önce aşağılama yolu seçiliyordu, göbeği kaşıyan adam falan deniyordu şimdi suça ortak olma diyorlar. Yani ülkenin bu durumda olmasının sanki tek suçlusu AKP'ye oy verenlermiş gibi. Önce seçmenin ve seçimin meşrutiyetini tartışa durdular, sonra Cemaatin kucağına ittiler AKP'yi, şimdi de ülkenin durumunu sadece AKP ile açıklıyorlar. Bugün yazarlar tutuklanıyor diye feryat edenler geçmişte 301 Nolu kanundan hüküm giyenleri unuttular şimdi sadece AKP suçlu. Dilek Dündar'ın pasaportuna el konulmuş, olabilir. Bu ülkede nice insanlar yurtdışına kaçmadı Can Dündar hemen soluğu Almanya'da aldı.Eşini de yanına istiyor olabilir. Devlette bu uyanıklığa izin vermiyor, hani bazı insanlar göbeğini kaşıyabilir de çok da salak yerine koymamak lazım. Bugün Türkiye'nin geldiği noktada verilen oylardan öte insanların davranış tarzları sorunumuz.

Fetö'nün inine giderken evdeki adaletten olmak

Tam da Cihat Arslan'ı tebrik ediyorduk sonra da bir baktık ki adam, Akhisar'dan ayrılmış sebep cemaat deniyor farklı yorumlar var ancak yerine gelen isim Ertuğrul Sağlam olunca insan düşünmeden edemiyor, Cemaat falansa mevzu önümüzde Ertuğrul Sağlam örneği var, gerçi Oda Cumhurbaşkanı ile aynı otelde kalıyordu ve yanda çizmemişti. İnsanların cemaat ile ilişkilerinde günah keçisi ilan edilme milatları ençok kafa karıştıran, burada çok önemli bir çizgi var, bu yapılanmayı bilip de üye olmaya devam edenler cezalandırılacak orasını anladık da, ya diğer terör örgütlerine yardım yapanlar, bağıra bağıra bunlara destek verenler ne olacak. Ülkede bir tek Fetö değil ki örgüt onun dışında da belli örgütler ve bunlar azman, kudurmuş destekçileri var, onlara ne olacak bu biraz tek taraflı dövüş değil mi?. İnsanlar şimdi kahramanlık destanı yazdığını düşünüyor veyahut korkularından ağzını açamıyor, ancak bu mücadelede herkesin cezalandırılma ve ödüllendirilme yöntemi eşit olmalı. Adale

42.Dünya Satranç Şampiyonası başladı

Bu sene TRT olimpiyatları yayınlamadı. Her yanımız Olimpiyat oldu, ama kaçırdığımız olimpiyatlardan biri de Azerbaycan'da başlamış. Kasparov'dan sonra pek adı anılmayan satranç müsabakaları ülkemizde yer tutmasa da Azerbaycan bu olimpiyatlara ev sahipliği yapıyor. 42.düzenlenen satranç olimpiyatlarını İlham Aliyev ve Mehriban Aliyeva açmışlar. Dünya Satranç Federasyonu FIDE başkanı  Kirsan Ilyumzhinov  da açılışta bulunmuş 176 Ülkeden 181 erkek ve 142 Kadın yarışmacı bu aktiviteye iştirak ediyorlar. Olimpiyatta  Türkiye 'yi açık kategoride GM Dragan Solak, GM Alexander Ipatov, GM Mustafa Yılmaz, GM Barış Esen ve GM  Emre Can , kadınlarda ise IM Ekaterina Atalık, WGM Betül Cemre Yıldız, WGM Kübra Öztürk, WIM Khayala İsgandarova ve WIM Zehra Topel temsil edecek.

Melania Trump'dan 150 Milyon Usd'lık dava

Melania Trump bir blogger ve Daily Mail Gazetesine dava açmış. Bazen dava açılmak da iyidir. Birilerinin sizi takip ettiğini ve kaale aldığını gösterir. Melanie Trump'un karşılığında talep ettiği ücret ise 150 Milyon Dolar, epey de büyük para. Sözkonusu Gazete ve Blogger Melania Trump'un bir dönem escortluk yaptığını öne sürmüş. Eğer davayı kazanırsa ilgili gazete ve Blogger için büyük bir yük. Charles Harder Melania Trump'un avukatlığını yapıyormuş davada. 

Bazen ekibi yönetmek yerine sadece kendi işinizi yapmak yetebilir.

Dün Güney Kıbrıs maçına şöyle göz atayım dedim, Baktım frikik var, Kalecimiz barajı itina ile yerleştiriyor, O kadar itina gösterdi ki golü yiyeceği belli oldu, bende Rıdvan Dilmen gibi gol olur dedim ve sağolsunlar beni yanıltmadılar. Maksat futbol muhabbeti yada sonrasındaki kavga değil. Hayat ile futbolun ilişkisi hayatta böyle bazen korkuttuğunuz şey başınıza gelir, ne kadar yırtınsanız da olacağı varsa olur.Okan Kocuk Kaleci dün barajdaki arkadaşlarına bağırırken golü kendi tuttuğu köşeden yiyince ilginç de bir görüntü çıktı, Bazen ekibi yönlendirmek yerine, ekibin içinde kendinize düşen görevi yerine getirirseniz extra çabalara gerek yok. 

Bizim kahve hatırla yürüye dursun, Starbucks'tan Pumpkin Açılışı.

Kabak hikayesi, Külkedisi ile hayatımıza girdi, Balkabağına dönüşen araba balkabağını hayatımızda önemli bir yere oturttu. Aslında Külkedisi masalının tarihi 1600lü yıllara gittiiğinden o değil biz onun hayatına girdik, kitabı okuduk, özellikle genç kızlarımızın rüyasını süsleyen prenslerin kaynağı olduğu bu kitaplar. Orada işte balkabağı da yerini alıyordu. Hayat değişti, develer, dereler derken yıl oldu İsa'dan sonra 2016 ve şimdi balkabağı yeniden hayatımızda Amerika'da belki Türkiye'de vardır Starbucks yeni bir kahve çıkardı, Pumpkin Latte ve böylece balkabağı bir kere daha hayatımızda yerini aldı. İngilizcesi Pumpkin ve artık Starbuckslarda Pumpkin Latte satılabilecekmiş. Twitter hesabı bile var https://twitter.com/TheRealPSL Bizim kahvemiz hala 40 yıl hatır üstünden gidiyor, ama herşeyin bu kadar hızla tüketildiği bir çağda Starbucks'tan gelen Pumpkin açılımı ortalığı biraz meşgul eder herhalde.