Ana içeriğe atla

Pencereden kan geliyor



Ülkenin geleceğine bakıp ışık görmemek acı veriyor insana. Bunu siyasetten bağımsız da algılama şansınız var ancak şu şekilde özetlenebilir, parti gözetmeksizin bir değerlendirme yapıldığında aslında tüm partiler bir ışık vermiyor denilebilir.

Toplumsal olaylardan siyaset devişirmek , her toplumsal olayı bir partinin kanatları altına alması. Her partide görülen manüpilasyon çabası ve siyasette yer kapma savaşları elbette insanı umutsuzlaştırıyor.

Bunun yanında toplumun 15 Temmuz'da ortaya koymuş olduğu bir cesaret var. Birçok insan kendine değil, siyasi iktidara yardıma koştu ben bunun bu kadar olabileceğini düşünmedim. Daha da önemlisi kimleri marketlerine, işyerlerine koşup karaborsacılığa başlamadı. Bunu deneyen bir kesim de olmuştur muhakkak.

15 Temmuz olayın hemen akabinde yeniden kamplaşma oluşturmak içinde faaliyetler başladı. Bunun yanında siyasi iktidarda bunu bir şova dönüştürdü. Yeniden bu durumdan siyaset devşirildi.

Peki ülkenin aydınlığı söndüren nedir, Ülkedeki iç düşmanların varabileceği nokta, iç savaştan bile kaçınmamış olmaları, iç savaşı körükleyen bir tavır almaları, dahası mesleğin zirvesine çıkmış insanların bile doyuma ulaşmadığının görülmesi ülkenin geleceğine bakılan pencereden manzaranın karanlık görülmesini sağlıyor.

Bu öngörü hiçbir siyasi partiyi eleştirmek yada destek olmak için değildir. Toplumun çok ayrışanı olması ve birçok insanın bu ayrışmalara oynuyor olması da karanlığın boyutunu gösteriyor.

Herkes şu an inlerine çekildi ve samimiyetsiz bir sessizlik içinde izlemekle yetiniyor. Kavgası düşük ancak büyük badire atlatmış milletin unsurları babalarının cenazesini gömmeyi bekleyen mirasyediler gibi bir köşede bekliyorlar. İşte bu yüzden ülkenin geleceği karanlık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor.

İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.

Ojeli eller ile rezil olunabilir.

Siyaset ve spor yazmaktan bıkıp usanıyor insan, zaten kendini tekrar eden konular, yıllar geçince bakıyorsun aslında aynı şeyleri konuşmuşsun. Bende Ojeden bahsetmek istiyorum.
Ojeli elller genellikle güzel oluyor, siyah oje, kırmızı oje, beyaz oje yakışan ojeler, ama bazen öyle ojeler sürüyor ki kadınlar, anlamak mümkün değil, elin bütün ihtişamını götürdüğü gibi göz zevkininde içine edebiliyorlar.

Siyah, Kırmızı ve Beyaz favorim. Kozmetik ile çok uzak aramız yakınında bile geçmiyoruz. Bakışlarımızın yargısıyla yazıyoruz. Yoksa hani moda falan hak getire, bakışların yargısı da ne kadar doğru bilemiyorum.

Tired of writing politics and sports, people are already repeating themselves. I want to talk about nail polish.
Hands with nail polish are usually beautiful, black nail polish, red nail polish, white nail polish that suits well, but sometimes such nail polish lasts that women are not able to understand, they can get into the eye pleasure as they take all the glory of the hand.

Blac…

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi.


Athena bu zeki kadının bugünkü Türkiy…