Ana içeriğe atla

Zeytin ağacı sulayarak ayakta kalmak.


Kadın yaşlanmaya başlamıştı. 60'lı yaşlarını geçiyordu. Spor yapmayı çok seviyordu, eskisi kadar olmasa da hızlı koşuyordu, birgün kalbi dayanmaz diye korkuyordu ama hayattaki en büyük arzusu olan spordan da vazgeçmek istemiyordu. Ruhuna da iyi geliyordu, gerçi bacaklarına dolan ağrılar onu rahatsız ediyordu ama yine de spor yapma fikrinden alıkoyamıyordu kendini.

Birgün kamu spotuna malzeme olmaktan da korkuyordu ama onun istediği bilmem kaç yaşında olsa da hala aktif olabildiğini gösteren reklamlarda oynamaktı. Kenara çekilmek ona göre değildi. Mutlaka ve mutlaka yaşama tutunmalıydı. Maslow'un ihtiyaçlar teorisindeki tüm herşeye ihtiyaç duyulmalıydı bir insanların yardımına ihtiyaç duymak istemiyordu.

Hergün makyajını yapıyor sarı saçlarını özenle tarıyordu, arada Nazım'ın şiirini okuyup zeytin ağacı dikiyor ve onu suluyordu arada, yaşadığını anlaması için zeytin ağacını sulamalıydı. Yemeyi seviyordu, halen gırtlağına düşkündü. Düşkün olmaktansa yemek yemeye düşkün olurum diyor ve kendini motive ediyordu. Hayatta tutanacak dal bulduğunda sımsıkı tutuyor ve kavrıyordu ki, yaşamdan vazgeçmesin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor.

İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi.


Athena bu zeki kadının bugünkü Türkiy…

Ojeli eller ile rezil olunabilir.

Siyaset ve spor yazmaktan bıkıp usanıyor insan, zaten kendini tekrar eden konular, yıllar geçince bakıyorsun aslında aynı şeyleri konuşmuşsun. Bende Ojeden bahsetmek istiyorum.
Ojeli elller genellikle güzel oluyor, siyah oje, kırmızı oje, beyaz oje yakışan ojeler, ama bazen öyle ojeler sürüyor ki kadınlar, anlamak mümkün değil, elin bütün ihtişamını götürdüğü gibi göz zevkininde içine edebiliyorlar.

Siyah, Kırmızı ve Beyaz favorim. Kozmetik ile çok uzak aramız yakınında bile geçmiyoruz. Bakışlarımızın yargısıyla yazıyoruz. Yoksa hani moda falan hak getire, bakışların yargısı da ne kadar doğru bilemiyorum.

Tired of writing politics and sports, people are already repeating themselves. I want to talk about nail polish.
Hands with nail polish are usually beautiful, black nail polish, red nail polish, white nail polish that suits well, but sometimes such nail polish lasts that women are not able to understand, they can get into the eye pleasure as they take all the glory of the hand.

Blac…