Ana içeriğe atla

Yayınlar

Mart, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Artık siyaset medyayı dizayn ediyor.

Türkiye'de tarafsız medya yok, belki dünyada yok ancak bizdekiler oldukça bağımlı. Bu kadar bağımlı olunca ortaya çıkan sonuçta inandırıcılığını yitirmek oluyor. Artık Medya gündem yaratsa dahi istediği sonuçları alamıyor, eskiden siyaseti şekillendiren Medya bugün siyaset tarafında şekillendirilen hale geldi. Artık mavi boncuk dağıtan bir kesim ve sürekli kötüleyen bir başka kesim medya var. Sosyal Medya zaten yalan ve çarpıtılmış haber dolu.

İnsanlar gördüklerine inanır hale geldiler, ancak nasıl görmeleri gerektiğini bilmiyorlar. Gördüklerini yorumlama konusunda herkesin içini okuduğu saçma haberler dolduruyor zaten. Herkes bir grubu dolduruşa getiriyor. Medya Türkiye'de bitmek üzere.

Artık siyasi görüşler Televizyon dizilerinde, programlarda görev almayı etkiliyor, kimileri Sanatçı duruşundan çok siyasi duruşa evrilmekte. Düzeni eleştiren sanatçılar aslında aynı düzeni bir başka bir parti ile sağlamak peşindeler. Siyaset bu kadar kirlenmişken çıkış yolu kapalı. Medya çok …

Ankara'dan başlayıp Samsun'dan çıkmak

Ankara'da sevinçli adımların yerini korkulu adımlar aldı.

Ankara kızları şarkısı kimi zaman dillere dollanmaya devam ediyor.

Bartın konum itibarıyla il olsa da Amasra'nın gölgesinde kalıyor.

Sakarya İstanbul'a yakında olsa hem biraz uzak hem biraz daha yeşil.

Perihan Abla'yı özlüyor insan kimi zamanda akan Çay sesini.

Bursa'da ufak tefek taşlar yerinde oynarken, Sakarya'da nice terziler yeni elbiseler dikiyor.

İzmir kızları her zaman güzel ama hala Ruslara rakip sayılmazlar.

Karadeniz kadınları çılgın ama aynı zamanda çalışkan.

Mersin bir başka, Nazilli bir başka güzel.

Kimi tekstil atölyelerinde son ütücüler grevde kimi avukatlar onları savunma peşinde

Fethiye'de kayalıklar arasında saklanan var, Kayaköy diye hayalet köy var.

Kelimeler bazen yeni başlangıçların sebepleri.

Balıkesir Bandırma arası gelgitler yaşanırken aslında Marla Singerlarda türüyor.

Samsun Bandırma vapuruna ev sahipliği yaparken Karadeniz'den çok bir İç Anadolu kenti sanki.

Kimi tür…

Dizilerden filmlerden Kore'den ,Oradan ve de Buradan.

Hint Sinemasını seviyorum, Özellikle Aamir Khan ve filmlerini bana oldukça çekici geliyor. Hintliler çakma Hollywood üreticisi gibi Bollywood zaten onların sinemasının ismi de. Şimdilerde Kore dizileri revaçta. Eskiden Brezilya'dan sadece futbol değil dizi de ithal ederdik. Arjantin dizilerinde gündemde olduğu dönem vardı. Şimdilerde Amerika revaçta.

Türk dizileri de Arap Dünyasında alıcı buluyor, artık internet var. Birçok ürünün artık pazar geniş. Global Köy kavramı aslında internet ile gerçek oldu.Hepimiz global bir köydeyiz. Bizim diziler çok uzun . Ah gözünü sevdiğim Amerika dizileri 42 dakika.

Bu sezon zaten tek diziye takılıyorum. Çifte Saadet, sevdiğim oyuncular var, Fikret Kuşkan, Şebnem Bozoklu, Dolunay Soysert ,Bora Akkaş. Hurşut karakterini de seviyorum, ancak onu Google'dan bakarsam gerçek ismi ile söyleyebilirim, bu yüzden şimdilik es geçiyorum ama oldukça da başarılı. Çocuk karakterlerde iyi seçilmiş. Bence mükkemmel bir cast. Umarım başarılı olur.

Mete Horozoğ…

Yine olay elimizden kaçıyor.

Ensar Vakfı'nı tanımam etmem. Bir olay yaşanmış hani istenmeyen bir olay. Böyle bir olaya kimsenin de olur vereceğini sanmıyorum ama bakın bazı insanlar kötü niyetli.
Vakıf iyidir yada kötüdür o araştırılır fikir edinilir. Bu taciz olaylarında her nedense İmam Hatip ya da herhangi bir dini referans alan olursa hemen linç kampanyası başlıyor.

Okulda tecavüz olduğunda bütün bir Milli Eğitim camiasını suçlamak mümkün mü ya da ne bileyim çalıştığınız yerlerde taciz olduğunda ya da herhangi bir eylem olduğunda tüm kurum mu suçlanıyor elbette hayır.

Bir algı operasyonu yapılıyor, dini yurtlarda pedofili yaygın algısı oluşturulmak isteniyor. Elbette ben kişisel olarak hiçbir öğrencinin yurtta kalma taraftarı değilim ancak dediğim gibi olaya bakış açımız sadece bir kurum üstünden giderse O pedofiliyi önlemek amacı değil, bir takım olgulara karşı savaşta yeni bir cephe açmaktır.

Herkes sahadaki yerlerini alsın

Ülkede bilgisiz insanların sayısı gün geçtikçe artıyor, kendine ait bir düşünce tabanı olmamasına rağmen, herşeyi algı operasyonu ile yorumlayan bir kitle var. Kısır döngünün içinde dönüp durmaktayız. Bir olay olduğu zaman hemen herkes olaya bakmadan sahadaki yerlerini almaya başlıyor, kendi saflarını oluşturmaya başlıyorlar ve o saflara göre kendilerine yer bulmaya başlıyorlar.

Ülke nasıl düzelir sorusunun cevabı galiba düzelmez olacak. Her neyse durum her geçen gün saçma bir hal alırken, insan ileride ne olacak sorusunu bekliyor bu da zamanla anlaşılacağı için mecburen bu işide zamana bırakacağız.

İnsan kan da emer çiği süt de

İnsanında prospektüsü var, İnsanda kullanım kılavuzuna sahip. Ancak insanın kullanmaz kılavuzunda

-7sinde neyse 70inde O

-Can çıkar huy çıkmaz

-iyilik yan etki yapabilir.

-Timsah gibi gözyaşı akıtabilir

-Miyop ya da hipermetropa karşı pembe gözlük takabilir.

-Konuşarak anlaşır

-Konuşma yan etki gösterip saldırganlaşabilir.


Bir örgüt eğer barış isterse ona gerçekten terör örgütü denir mi?

Bir zamanlar bir dizi vardı. Yarım Elma, "Kıroyum ama para bende" bir özeleştiri vardı seviyordum. Ülke öyle bir yere geldi ki, saflar karışıyor. Amerikan Mandasını kabul etmeyen Türk toplumu Amerikan savcısının adaletine güvenirken, bugün ülkenin Cumhurbaşkanına saygı duyulmasını isteyenlerde , Cumhurun başındaki Cumhuriyet kurucusuna saygı duymuyorum.

Sözler çarpıltılıyor, Lolita kavramını piyasaya sürenlerin bazıları da pedofili ile mücadelede ön saflarda kendine yer arıyor. Bizim ülkede bomba patlayacak diyenler iyi istihbaratçı sayılıyor, bizim Cumhurbaşkanı benzer şeyden bahsedince bir ülkeyi bombalama ile itham ediliyor.

Ülkenin barış isteyen partisi kendisini PKK ile ilişkilendiriyor ve O Partiye saygı duyan kimi aydınlarda gerçekten barışı onların getireceğine inanıyor. Peki barışı gerçekten isteyebilecek bir örgütün adına terör örgütü denebilir mi?

Sorulacak çok soru var.

Brüksel herkes için farklı bir yerde

Brüksel'de de patlama oldu. Terör bir kere daha karanlık yüzünü gösterdi. Dünyada teröre destek bir şekilde bitmeli ama Belçika'nın başkenti Brüksel'de ki saldırıda ölenler için gerçekten endişelenen kaç kişi var belli değil. Bizde de birçok insan Batıyı terör destekçisi olarak gördüğünde üzüntü seviyesi düşük kalanlar var.

Nerede olduğunu bilmediğimiz ülkelerde günde nice insanlar ölürken bildiğimiz coğrafyalarda yaşanan ölümler bizi daha da ürkütüyor.

Reza Zarrab Amerika'da tutuklandı, bu haberde bugün basında oldukça yer buldu. Hayatımıza 17-25 Aralık 2013 döneminde giren Reza Zarrab'ın bir başka özelliği de Ebru Gündeş'in eşi olması.Uche Okechukwu ile aşk yaşadığında daha çok sempati toplayan bir isimdi Ebru Gündeş ancak şimdilerde pek de hayır ile anılmıyor sanki.

İnsan zaaflarının farkına varmalı.

Dünyanın içinde fırtına kopuyor belkide Kıyamet dediğimiz şey çok yakın gelecekte bizleri bulacak ve yok olup gideceğiz. İnsan dünyaya sıkıya bağlandıkça kendisine olan özgüveni artarken olayları çözebileceğini ve zaaflarından arınacağını sanıyor, Oysa yok öyle bir dünya.

İnsan zaaflarını bilmeli, ukalalığı bırakmalı artık. Önyargı almış başını gidiyor. Herkes önyargılı.
İnsanlar kendilerini çok akıllı sanıyor ama aslında değiller. İnsan kendisine çeki düzen vermediği sürece, kendisinin değil bir başkasının hakkını aramadığı sürece bu iş böyle devam eder.

Spor Yapmak Lüks Değil, Bir Alışkanlık Olmalı!

Belki daha önce hiç spor yapmadınız, belki başlayıp bıraktınız… Belki de, sporun bir lüks olduğunu düşünüyorsunuz. Sizi rahatlatarak başlayayım: Spor, kesinlikle bir lüks değil. Doğru spor türünü seçerseniz, çok pahalı malzemeler almanıza gerek yok. Bütçenizin rahatça karşılayabileceği miktarlarla, dilediğiniz spora başlamak mümkün. Spor herkes için bir zorunluluk ve bu durum geliriniz ile sosyal statünüzden etkilenmiyor: Vücudunuz, egzersize ihtiyaç duyuyor. Peki, ilk defa başlayacak olanlar için en uygun sporlar hangileri? Bir soru daha: Zaten spor yapıyor ve başka bir spor türünü de denemek istiyorsanız, hangisini seçmelisiniz? Sizler için her iki sorunun cevabını da içeren bir liste hazırladım.
•    Futbol    : Futbol sporunu tanıtmaya gerek yok, ülkemizde zaten yeterince tanınıyor ve seviliyor. Sanılanın aksine sadece bacakları çalıştıran bir spor değil bu; futbol sırasında vücudun tamamı çalışıyor ve şekle giriyor. Belki şaşıracaksınız ama, mekik çekerek bir türlü kurtulamadığın…

Postacı kapıyı kaç kere çalarsa çalsın mavi tık yeter.

Kimbilir postacı kapıyı kaç kere çaldı, duymadım açamadım. Sokağa doğru kafamı uzattığımda çoktan gitmişti. Zaten postacının ne getirdiğininde önemi yoktu, çünkü artık mektup yerini smslere whatsapp yazışmalarına bırakmıştı.Postacının kapıyı kaç kere çaldığının önemi yoktu.

Arayan bulurdu ya mevlasını ya belasını. Zaten postalamak kelimeside iyicene argo tabirde yerini aldı, yol vermek gibi bir manaya büründü. Postacının nazını ise çekmeye gerek kalmadı, whatsapp da yanan mavi tık herşeyi özetlemeye yetiyordu, mesajınız iletildi. Birde cevap anında gelebiliyor işte hayatın değişimi buradan belli. Hayat bu yüzden hızlı akıyor, sevdalar bu yüzden kolay.

Kıza mektubu yazdın, eline ulamasını bekleyeceksin cevap verecek sonra sana falan filan epey uzun bir süreç. Oysa Facebook yoluyla mesaj gönderdiğinde cevabı hemen alacaksın, adımların hızlancak sonra hep yenisini arayacaksın, o yüzden herşey gibi ilişkilerde çabuk tükeniyor. Ne kadar çabuk tükenirse o kadar da tüketiyor aslında. Mektub…

Bombalar canlı dolaşırken insan daha da bir cansızlaşıyor.

Hayatımızın içinde terör artık daha bir önemli yer tutuyor, attığımız her adımda yanımızdakini tanımıyorsak acaba canlı bomba olabilir mi şüphesi duymaya başladık. Her elinde çanta olana şüphe bakıyoruz bir kendimizden eminiz gerisi yalan.Bu bir çeşit korku, evet korkmaya başladık, ama o kadar derinden bir korku değil ancak acabalar kemiriyor içimizi.

İnsanlar güzel bir dünya hayaline pek sıcak bakmıyorlar yada ne bileyim o güzel dünyaya erişebilecek insan sayısını kısıtlama derdindeler. Hep bir korku dünyasının içine çekiliyoruz. İnanan insanlar olayı daha kolay açıklıyor belki de kıyamet yaklaşıyor kim bilir.

Terörün bu ülkede bitse bile dünyada devam ettiği gerçeğini kabul edip artık bu işe büyük devletlerin ve kurumların destek olmaktan vazgeçmesi gerektiğini söylemekten başka elimizden birşey gelmez.
Bombalar canlı dolaşırken insan hayatı daha bir cansızlaşıyor.

Belki de kadınlar kendileri kendilerinden koruyordur

Kadınlar ikili ilişkilerinde hep erkeklerin gizli ajandaları olduğunu düşünür ki olabilirde , ancak birçok kez kadın sadece o gizli ajandanın hemen açılmasını istemiyordur ve tavır koymaya başlar. Oysa bir erkeğin ajandası ne olursa olsun eşit kuvvet de ilişkilerde kadın istemedikçe o fasıl açılmaz.

Erkekler bazen romantizm sözleri söylemeyi sever, çünkü kadınlar romantizmden geçmesini ister tüm yolların, kimi erkek bunda samimidir kimi de blöf yapıyor olabilir. Kadınlar aşırı kalkanı belki de erkekler için değil, kendi zaafları için kullanıyor olabilirler.

En çok güvercinleri özlüyorum.

Kuşluk vakti uyandığında insan bazen gözleri arar, en çok bulunan da martı. Martılar bir vapur yolcuğunda en kolay bulacağınız kuş türü. Diğer yandan dilinize bir türkü doladığınızda yolunuza bir bülbül çıkabilir. Kuş dünyası ile ilişkimiz devam ederken bizi bir başka kuş daha karşılar muhabbet kuşu. Muhabbet kuşları da güzeldir.

Birde güvercin var, hani hep ihtiyaç duyduğumuz ama kavuşamadığımız, barışın simgesi güvercin Güvercinleri özlüyoruz. Aslında en çok ihtiyaç duyduğumuz kuş. Çirkin ördek kadar hakir görünen bir başka kuş türü daha var, Karga, kargalar oldukça hakir görülmekteler.

Futbol takımları Kanarya ile Kartal'ı ipotek altına almışken, karanlık gecelerde gözlerimiz kimi zaman bir baykuşu andırabilir. Baykuş.Kuşlar işte her an her zaman anlamlı hayvanlar, bülbülün derdi dili belasıymış, belki de susma zamanı.

Rüyada terörist görmeye başladık

Atasözlerinin kimi ağızda ekşi tat bırakıyor kimi ise farklı. hayata bir bilim kurgu filmi seyrinde giderken bizde rotamızı belirlemeye çalışıyoruz.

Eskiden işverenler sigorta yapmazdı, şimdi ise e-devlet aracılığıyla takip edebiliyoruz. Hatta Hgs bakiyeleri bile e-devlet de eskiden e be devlet derdik, şimdi sanal ortamda develet hizmetlerine erişiyoruz.

Alibaba bizim için önemliydi, şimdi made in China bir ürün ve web sitesi olarak piyasada devam ediyor. insanlar artık rüyalarında terörist ve savaş çıktığı görmeye başladılar. Hatta bunları yorumlasın diye Google amcaya soru sorup cevabını arıyorlar. Önemli olan sokakta terörist görünce ne yapacağını bilmek.

Yabancı dizilerde beni en çok imrendiren şey kısa olması. Birde bazıları var ki Games of Thrones gibi popüler olmu durumdalar ve gençlerin ağzında hep onlarla ilgili paylaşımlar var.

İnsanın en çok zararı olduğu diet ödeme şekli, yediklerinin dietini ödemek. Yedikleriniz sizin hem cüzdanınıza zarar veriyor hem de yağ olarak size …

İnsanlar geride bırakacaklarını ölebileceklerini hissettirme özgürlüğü istiyorlar.

Ankara patlamasında ölen kişi sayısının resmi rakamlardan fazla olduğunu söyleyenler var. Diyelim ki fazla neyi değiştirecek, demek ki sayılara önem verenler var. Olayın özü önemli, kimse 10 kişi öldü diye bir güvenli bulmaz yada 100 kişi ölünce bir yer güvenliden güvensiz hale gelmez.

Herkes yorum yapabilir, ancak yorum var birazda neticelerinin neyi değiştireceğini bilmek gerekir.
Zor bir dönemden geçiyoruz, olayları anlayamadığımız bir dönemden çünkü bize huzur vadeden yok, kaos vadediyorlar, hani sobanın ısıttığını söyleyen yok herkes can yaktığını söylüyor, O zaman bizde korkuyoruz ve biz korkuttukça mutlu olanlar var.

İnsanlar ölümü zaten bekliyorlar, ama asıl istedikleri ölmeden önce sevdiklerine haber verebilmek, bunu başaramasalar bile en azından hissettirmek istiyorlar. Olay bu yoksa, ölümü tadacağız.

Size ne verecek Erdoğan'ın yerine gelecek

Hadi anladık Erdoğan Başkan olmak istiyor, bu olaylar bunun için oluyor diyorsunuz. İyi de be kardeşim şunun orasında aktif siyasette belki 10-15 yıl ömrü kalmış bir adam için bütün ülkeye neden kan kusturuyorsunuz ve neden terör örgütlerinin yancısı gibi görünmekten çekinmiyor hatta onlarla dost olmaktan utanmıyorsunuz. Erdoğan'ın gitmesi uğruna bu ülkeyi kana bulayanlar var. İntihar saldırısı düzenleten bir örgütün elebaşı bile demokrasi diye bir kavramdan söz ediyorsa ben o kavramı ne kavramak istiyorum ne de o kavramdan istifade etmek istiyorum.

Bırakın vatandaşın peşini artık. Türkiye Cumhuriyeti Devleti katliam yapıyor diyorsunuz, hendek kazıyor oraları terk etmiyorsunuz, sizin için insan canının ne kadar önemli olduğu kolayca adam öldürmenizden belli. Öldürmeyede devam edeceğinizi söylüyorsunuz Erdoğan gidene kadar. Peki Erdoğan gittiğinde size kim ne sağlayacak ne değişecek sizin için onları da açıklayın.Herkes safını çok iyi belirlemeleri, Erdoğan da gerçek anlamda özgür…

İyi ki hepimiz ölüyoruz yoksa nereden bilecektik bizimle aynı acılarıyaşadığınızı.

Nice insanlar öldüler nice hikayeler yazıldı.  Nicesi kendisini özgürlük savaşçısı sanıp insanların ölümüne yol açıyor. Hepimizin özgürlüğünün yerini korku almaya başladı ya da tam tersi mi acaba ? Hepimiz daha cesuruz daha da korkusuz.

Ey canlı bombalar yada ey patlama emrini verenler korkun çünkü ne kadar korku yayarsanız bir o kadar da cesaret yüklemiş olursunuz farkına bile varamazsınız. 
Hepimiz ölüyoruz ne güzel ki hepimiz ölebiliyoruz yoksa bizimle aynı acıları yaşadığınızı nereden bilelim.

Allah kana karışanların belasını versin.

Ankara'da yaşanan bu patlama. Umutlarımızı , istikrara olan güvenimizi herşeyi sarstı. Bu sarsıcı bomba olayından sonra içimden gelen şey gerçekten terörizm ile savaşmak ve en azından öleceksek bekleyerek değil mücadele ederek ölmek. Dünyanın her neresinden bu işe destek veren varsa Allah hepsinin belasını versin.

Sağ elin verdiğini sol el görmesin ama şovu yapılsın.

Diyanet işleri iyilik ödülleri adıyla ödül töreni düzenlemiş. Sağ elin verdiğini sol görmesin diyen bir dinde böyle bir ödül törenine gerek var mı bana göre gerek yok. Diyanet vakfı kendini daha magazinsel bir boyuta taşıdı ve bence yanlış bir uygulama.  İyilik şovu yapılacak, başa kakılacak birşey değil. O yüzden bu ödül töreni oldukça gereksiz bir faaliyet oldu.

Saatler ileri zaman geri alınıyor.

Yaz geliyor, saatler 27 Mart 2016'da ileri alınacak, ama hayat sanki yerinde sayıyor. Teknoloji geliştikçe insanoğlu daha öz güvenli olsa da yine de düzen o yönetenlerin istediği gibi gidiyor. İnsan kandan vazgeçmediği sürece hayatın her döneminde zorluluklar yaşayacaktır. Üç günlük dünyada çok geniş zamanlı yatırım yapan ülkeler çarklarının dönmesini fakir ülkelerde katlettikleri insanlara borçlular. Dünyanın ölümsüz olduğunu düşünmek insana çok daha ürkütücü geliyor, bu hengame ve doymak bilmeyen geniş kitleleri görünce.

Hiç kimse aslında eşitlikten haktan ve hukukdan yana değil, herkes bir yerlerde kendini kurtarıp başkalarını heba ediyor.

Tek ayak ile yürüyenlerin uzun atlama çabaları

Başkanlık sistemine tüm partiler karşı ancak ilginç olan parti liderlerinin uzun süredir koltuklarda oturması ve gitmemek için çabalaması buna karşın Başkanlık Sistemine karşılar. Tek adamlık elbette tercih edilen bir yönetim şekli, her zaman farklı seslerin anlaşmasının daha iyi olduğunu düşünmekteyim. Zaten aslında sistemlerin bir önemi yok. Buna kadar türlü Başbakan ve Cumhurbaşkanıları gördük ve hepsinin aynı yasa ile farklı davranışları olduğunu biliyoruz. Her biri farklı yöntemler izlediler, hem de aynı kanunlar ile o yüzden sistemleri tartışmak ya da sistemlerde çıkış aramak her zaman işe yaramayabilir.

Kanunlar,yasalar, uygulamalar bu ülkede zaten yap boz tahtasına dönmüş durumda, o yüzden kısır tartışmaların hiçbir faydası yok, zaten isteyen de vermeyen de samimi değil.

Her insanın donma noktası farklıdır.

İnsan bazen kendini yıkar, yakar. Yanma olgusu genelde cehennemi hatırlatırken , nice insan bu dünyada Güneş'in altında yanmayı keyif saya durur. 

Keyif eşekte olur diyen ATA'larımız  keyfi küçültürken bazen insan yaşadığı keyifli anları düşünür. 
Keyifli olmanın bedeli herkes de eşit değildir. Kimi bir bardak su ile bile keyiflenirken kimi için şampanya ancak yeterli olur. Burada araya ajitasyon sıkıştırsak şunu söyleyebiliriz bu ülkede su nedir bilmeyen yoktur da şampanyanın ne olduğunu bilmeyen çoktur. 
Bazen bilmemek iyidir insani sorumluluktan kurtarır bilmek ise bazen insanı içler acısı bir hale sokar. 
Maddenin halleri gibi insanın türlü halleri vardır ama insanı diğer maddelerden ayıran en önemli özellik tepkimelerimizin değişimdir. 
Kimi insan kolay kızıp kaynarken kimi de çok kolay dona kalır. İnsan böyle de farklı bir yaratıktır İşte.

Sayısal Olarak az olmak.

Herkes umudunu kolay paraya bağlıyor. Zor olan yöntem ile para kazanmak insanı daha fazla acıtabiliyor. Elbette Sayısal'a yatırılan küçük bir yatırım büyük bir geri dönüş sağlayabilir. O zaman insanların neden sayısalın peşinden gittiği daha kolay anlaşılabilir. Sayısaldan zengin olmanın kolaycılığı herkese eşit mesafede tabi ondan da hile olduğu konusunda yayılan geniş bir kanaat var.

Dünyada dolaşan paranın miktarı büyüdükçe dağılım daha adaletsiz şekle bürünüyor. Kimsenin adalete inancı kalamadı, herkes adaletin kendisine uzak olduğunu düşünüyor. Güçlü olan zaten adaleti temenni etmediği için oda adaletten uzak.

Havadan Sudan

İnsanın içinden sen güzel abimizdin Can Dündar demek geliyor.

Aylin Nazlıaka Cumhuriyet Halk Partisinden ihraç edilmiş. Bana 2 şeyi hatırlatıyor bir ayakkabıları birde tabi Melih Gökçek'i.

İbrahim Üzülmez dolu dizgin giderken insan bugün acaba Kayseri'den 3 puanı çıkarır mı diyor ve an itibarıyla 0-1 önde deplasmanda.

Magazin gündeminden o kadar uzağım ki İsmail Hacıoğlu ne zaman Vildan Atasever ile evlendi ne zaman boşandı anlayamadım. İsmail Hacıoğlu benim gözümdeki Ceydan Düven'in katilidir.

O Hayat Benim denen dizi insanı hayattan soğutuyor, O değilde Ceren Moray'a üzülüyorum. Sen ne güzel ablamızdı Kavak Yellerinde Ceren Moray.

Sivasspor gün be gün erirken dünde  Mersin İdman Yurdu'na kaybettiler, üzüldüm.


Basın özgürlüğünün uzağındayız ama yalnız miyiz?

Bu ülkede basın özgürlüğü var demek doğru olmaz ama hangi ülkede var olduğu da bir soru işareti gibime geliyor. Bugün Türkiye'de sanırım tarafsız olarak basılan bir gazete yok.  Herkes bir tarafı tutuyor ama birçoğu halkın tarafında değil.

Zaman gazetesi gibi gazeteler bağımsız medya kuruluşu değildir. Dün ak dediklerine bugün kara demeye başlamışlardır. Hükümetin yanında yer almamaları anlaşılır bir durum ancak devirmek için her yol mübahtır düsturu da bu gazeteye anti patı ile yaklaşmamı sağlıyor. 
Doğru haber yapmak savunduğun kişinin aleyhinde de olsa yayın yapabilmektedir. Bu sadece Zaman değil hiçbir gazete başaramıyor.  Oysa herkes haberin peşinde koşabilse ne güzel olurdu.

Parayı cebinden vermeyenler savurur verenler fedakarlık yapar.

Hamit Altıntop sakatlanınca yeniden gündeme geldi futbolcuların fedakarlıkları.  Kulüp yöneticileri kendilerinin olmayan paraları har vurup harman savunurken , teknik direktörler yedek kulübesine bile almadıkları futbolculara milyon dolarlar öderken nedense hep feda kazancından Feragat etmek istenen futbolcu ve taraftardan isteniyor. Olaylara daha geniş bakmayı öğrenmenin Zaman'ı geldi sanki. 
Türkiye maalesef sorunları tartışırken hep sömürülüyor , duyguları, düşünceleri ve taraftarlığı. Futbolcunun futbol ömrü belli o da kendini garantiye daha da garantiye alacaktır.

Herkes hata yapar ama herkes bedel ödeyecek güçte değildir.

İnsanlar hata yapar bunu hepimiz biliyoruz ancak birbirimizin hatalarına çözüm önerileri ile yaklaşmak yerine onlardan yararlanma konusunda daha eğilimliyiz. Oysa hepimiz insanız ve yapılan hataları affetme konusunda daha anlayışlı olmalıyız eğer öyle olursa o Zaman çok daha başarılı olacağımıza kimsenin şüphesi olmasın.

Hata yapanı stresten kurtarmalı ve kolay telafisi olan şeyleri hiç telafisi yokmuş lanse etmemeliyiz. Zayıflıklar başkalarının sonunu olmamalı. Bedel ödetmek yerine affedici olmak her zaman iyidir çünkü unutmayın herkes hata yapar ama herkesin bedel ödeyebilecek gücü yoktur. O yüzden hataları affetme konusunda şefkatli olmalıyız.

Suits suit me (Suit bana uyuyor)

Bu ara yeni bir diziye sardım. Sardım evet, ya da o beni sarmaladı. Dizide birçok filme atıfta bulunuyorlar bende o filmleri tek teke izlemeye karar verdim. Dizi eski ancak insanı dediğim gibi sarıp sarmalıyor ve bu sarmalın içinde de atıfta bulunulan filmler izlenmeyi hakediyor. Bende listesini ararken bu blogu buldum.

http://moviesinsuits.tumblr.com/post/35540913065/watchlist

General/Multiple referencesAustin Powers
Batman
James Bond
Looney Tunes
Mission ImpossibleMoby Dick
Peanuts
Spider-man
Star Trek
Star Wars
Superman
The Lord of the Rings TV seriesAlly McBeal (1997 - 2002)
Diff'rent Strokes (1978 - 1986)
Seinfeld (1989 - 1998), specifically The Alternate Side (S03E11)
Law and Order (1990 - 2010)
Frasier (1993 - 2004)
Battlestar Galactica (1978, 1980, 2003-2009)
The Sopranos (1999 - 2007)
The Wire (2002 - 2008)
Mad Men (2007 - present)
Game of Thrones (2011 - present)
Downton Abbey (2010 - present)
Hatfields & McCoys (2012) Movies by yearAnimal Crackers (1930)
Gone with the Wind (1939)
The Wizard…

Öncekiler uymasaydı belki Cumhurbaşkanı olamazdı.

Bir ülkenin Cumhurbaşkanı bir hukuk kararına saygı duymayabilir. Nitekim bugünkü Cumhurbaşkanı'nın partilerine birçok kez dava açıldı ve partiler kapatıldı, ona bizde saygı duymadık, ama kendisi dahil herkes saygı uydu. Uyanlar sayesinde kendisi Cumhurbaşkanı oldu. İnsan nasıl ilerlediğini unutmamalı.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı olmalı, bunun önüne geçilmemeli. Hepimiz bu ülkede hukuk uygulamalarına birçok kez olumsuz bakıyoruz ve bu bakış içerisinde olmamız bize hukuka uyma hakkı vermez. Kötü de olsa hak aranacak yerleri bilmek önemlidir, yoksa güçlü olanın borusunun öttüğü bir ülke haline geliriz. Şimdi de öyle ama en azından hepimiz bir yerlerde çözüm arama umudu var. Herkes kendi işine yarayan hukuku aradığı zaman o hukuk, hukuk olmaz.

Fatih dedik, Florya'ya mahkum oldu

Futbolu ne hale getirdiler hep beraber izliyoruz. Birçok kulübümüz Avrupa'da ceza almaya başladı. Onlardan biri de Galatasaray oldu, ne kadar da kötü yönetildiğimiz ortaya çıktı. Salih Dursun ile bir maç kaybını gündeme taşıyanlar bu olayı sessizce karşılıyorlar, herşey de büyük resim yerine hem küçük resimlerle uğraşıyoruz ve enerjimiz kayboluyor.

Avrupa Fatihi denilen bir takım, bugün o kadar zor durumdaki kaale bile alınmayacak konuma geldi. Yönetim beceriksizliği ve duruma bakın hakettik mi ettik, edilmeseydi başa gelmezdi.

Adalet bir başkası için aradığınızda var olacaktır.

Hukuk her zaman hepimize lazım olacak birşey. Bu ülkede kimse hukuğa güvenmiyor. Bunun ana sebebi herkes sorunu kanunlarda görüyor, oysa sorun kanunlarda değil, insanların uygulamalarında. Yasaları ne kadar değiştirirseniz değiştirin bir çözüm olmayacaktır. Adama ve duruma göre yasa yaptığımız ve uyguladığımız sürece hiçbir zaman adalet yerini bulmayacaktır.

Adalet ne zaman ki kendimiz yerine bir başkası için ararsanız o zamn adalete bir yerlerden bulaşma şansınız olur yoksa adalet sizden hep uzak olur.

Salih Dursun da yöneticiler kalsın mı?

Uzun zaman oldu yazmayalı. Aslında bloga daha çok önem vermem gerektiğini hatırladım. Yazacak çok şey varken kendini tekrarlayan birçok şeyde oluyor ancak olan bu birçok şeyin içinde bazı durumlar yorumu hakediyor.

Salih Dursun olayında mesela hakem bir karar verdi başına gelmeyen kalmadı.Herkes hakeme yüklendi. Deniz Ateş Bitnel belki de hakemlikten el çektirildi. Oysa ya yöneticiler futbolun her alanında yaptıkları hatalar unutuldu ve bir hakemin sırtına tüm günahlar yüklendi. Salih Dursun kahraman oldu, hakem günah keçisi. Yine işin kolayına kaçtık. Kolaycılığı seviyoruz. Hakemi suçladık ve olay bitti.