Öne Çıkan Yayın

Dünyada hayat verecek su giderek zamlanırken ölebileceği SU bedavaydı



Büfelerin önünden geçiyordu, değişik marka sular ve fiyatları vardı. Kuruşlu günler geri gelmişti ve kuruşların en kolay harcandığı nesne de suydu. Hayatta kendisi için en önemli şey olan suyun değerinin kuruşla ölçülmesine anlam veremiyordu, yoksa yanlış mı öğretmişlerdi fırtınalar bile bir bardak suda kopmuyor muydu?

Düşündü, kendi değerini de düşündü, kendisi de beş para etmeyen biriydi, suda değersizdi. Dünya da üç kuruşluktu; ama milyonlar bu dünyaya kazık çakmak için harcanmıyor muydu, çelişkileri kafasında cevaplamaya çalıştı, cevabı bulamıyordu, O kadar anlamsız sorunun arasında cevabını bulamadığı sorulardan biri de buydu. O kadar çok soru vardı ki, hangisine yanıt arayacağına bilemedi , bulamadı.

Aynaya baktı, yaşamına son vermek istiyordu, düşündü ilaç mı almalıydı ama ilaçlar kuruştan başlamıyordu, onların değeri lira ile ölçülüyordu, düşündü ne demişti geçenlerde ona kızan adam seni bir kaşık suda boğarım demişti, iyice düşündü. Burayı çok seviyordu, arada bu araya oturup Haydarpaşa'ya karşı Kara Tren gelmez ola, düğünü çalmaz mı ola türküsünü söylüyordu, hayat ona anlamsız gelmeye başlamıştı, durdu, düşündü.

Üç kuruşluk dünyada hiçbir şeye susamamıştı, şimdi suya neden para vermeliydi ki, bedava su vardı, hayati önemi olan ancak parasız, beleş su vardı, dünyada hayat verecek su giderek zamlanırken ölebileceği su bedavaydı, düşündü ve kendini Marmara denize bıraktı hem de yüzme bilmiyordu. Ölmeden önce Orhan Veli'nin şiiri aklına gelmişti, Hava Bedava Su Bedava, ama en önemlisi ölmek bedava.

Yorumlar