Ana içeriğe atla

Yayınlar

Eylül, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Akhisar bir Yunan'a sevdalandırıyor bizi.

Akhisar, Fenerbahçe'yi yenince mutlu oldum hani ümitlendim ama boş biliyorum.  Gereksiz Ümitler Akhisar'dan mucize beklemek yetersiz olur. Ama Akhisar bize bazı şifreler veriyor. 1.şifre gecen yıl Mustafa Resit AKÇAY Trabzonspor'dan uzaklaşsa da lig bir hoca Kazandı.

Gekas bir Yunanlı futbolcu ama hepimiz seviyoruz onu. Bize bir oyuncunun takıma nasıl Katkıda bulunacağını gösteriyor. Bu da mutluluk verici. Hadi be Akhisar dayan biraz.

Dünyaya Kıymet verdikçe kıyamet yaklaşıyor.

Ilginç olaylar ülkesi Türkiye. Bügünde metroda kendisine Demir saplanan adamı duydu.

Depremde sesimi duyan var mı nidası ile yankılanan ve birçok insanda Yürek bukan yakarış sıradan olaylarda be hayatlarda duyulmaz oldu. 
Hepimizin Sorgulaması gereken kendi insanlığımızken hep baskalarının peşinde koşuyoruz ve hep mutlaka suçlu birileri var. O yüzden düzelmiyor hiçbir şey. Aslına bakarsanız biz inançlı insanlar içinse düzelmeai mümkün degil biz dunyanın zaten kıyametini bekliyoruz. 
Yazı başlığını buldu ve bu yüzden burada son veriyoruz.

Belki de simdi türban gercekten siyasi bir simge.

Insan DÜNYAYI kendi bildiği gibi yönetme gayretinde ve aslında kendisinin ortaya koyduğu Değerler yine kendisinin yıkımı.

Başörtüsü serbestisinin ortaöğretim kurumuna kadar indirgenmesine bakış açınıza gore karar verebilirsiniz. Ancak bunun doğaya bir zarari yoktur. Belki de artan başörtüsü üretimi toka tüketimi azalabilir ya da ne biliyim sac sekillendiricilere verilen paranın miktarı düşer. Bu konuların aslında doğrusunu öğrenemeyeceğiz çünkü herseye iki kutuplu bakıyoruz. 
Aslında kadınlar hallerine üzülmeli. Giyimleri onları Sınıflandırma konusunda acımasızlığımizı artırıyor.  Bugün türban artık siyasi bir simgedir. Turkiye artık 2 kutupludur ve bu 2 kutuplu ortamda Türkiye'de başörtüsü bu kamuda, okulda vesair daha dogrusu isteyerek ya da istemeyerek rant elde edilen ya da magdur olunmasını sağlanan her yerde türban artık siyasal bir simge halini almıştır. 
Turbanli ögrenci kimi Öğretmene sempatik kimi Öğretmene antipatik gelebilir o yüzden bu tip serbestilerin uzlaşı ile al…

Bu sezonun adı Benim adım GÜLTEPE.

Insan  niye dizi izler. Izliyor iste kimi zaman sevdiği bir oyuncu için kimi zaman rahatlamak için. Bu sezon benim dizim Benim adım GÜLTEPE. Belki Mete Horozoglu'num dizide olması beni çekti ama baktım ki daha adı henuz bilmediğim  ama Google da arasam bulabileceğim Karakterler oldukça başarılı oyunculuk ortaya koymuşlar.

Polisin uckagitci , Müdürün anlayışsız olduğu bir dizide, Hırsızın annesi hasta, Kabadayı insana daha yakın, bir ÖĞRETMEN ise direnmek üzere. Herkesin kendisinden birşeyler bulabileceği bir dizi. İzmir'i gösterip diziyi İstanbul'da çekmek ise bir nevi doğal karşılanabilir. 
Nejat İşler'in de dış ses olduğunu unutmayalım. Dizi umarız tutar çünkü icinden cok ekmek çıkaracak Karakterler var. Hele de bir hamal karakteri var ki dunyanın  yükünü çeken insanı oldukça iyi anlatıyor.

Kimine kararname kimine ise Kara Name.

Devlette çalısmayı sevmiyorum dediğimde memur olamadığım için boyle düşündüğümü sananlar olsa da devlet aklımın ucundan bile geçmedi. Benim için cok uç bir nokta devlet ve onu. Yörüngesi de çalışmak. Çünkü siyasi bir yani var. Bana göre İstanbul'da bazı olaylarda halkın yanında olmak isteyen ama kimi zaman olamayan zor günleri geçiren Hüseyin Avni Mutlu bizleri terk etti.  Daha dogrusu atandı. Merkez valisi oldu ve boylece İstanbul'dan acısıyla tatlisiyla icinde adının icinde Mutlu kelimesini barındıran bir vali gecti. Yerine adının tam anlamını bilmediğimiz Vasip Şahin geldi. Bir Şahin İstanbul'a gelirken TRT Genel müdürü bir baska Şahın esine az rastlanacak bir bicimde gitti Samsun'a vali oldu. Ne diyelim gelene gidene hayırlı olsun; ama bu devlet gorevi zor iş. Herkes ask mesk için mektup name yazarken Devlet memuruna yazılan kararname birden bir kara name olabiliyor. Kararname ile sevinenlerin hayırlı üzülenlere ise gecmis olsun. Bu arada size bir tuyo İstanbul Em…

Halk yaygaracı, siyaset gargaracı.

Ilk cümleyi bulup başlığı da bulduktan sonra insanın gerisini yazası gelmiyor , kesiliyor yazı orada.

Asansör kazasında 10 insan öldü. Zengin ile fakirin insanlık için degeri aynı değil. Aslında hiçbirimiz için aynı degil. Ancak boyle kazalar oldugunda vicdanımızı rahatlatmak öyle kolay ki, edebi cümlelerle bezenmiş sosyal sınıf tartismaları yürek sızımızı hafifletmek için yetiyor ve hatta artıyor bile. 
Yaygaraya koparmak yerine yaygara koparan insanlar kendi yanındaki insanı korusa yeter ama boyle degil iste. Yaygara yapmak daha iyi geliyor zaten halk yaygaraci, siyaset gargaracı.

Bu ülkenin sadece kadınları aynaya bakıyor.

Yazıların sıklığı azalıyor, ulke kendini tekrar ediyor ve bu ülkenin yalnızca kadınları aynaya bakıyor, o da güzellik merakından erkekler ise o aynalara uzaklar ne tiplerine  bakıyorlar ne de ruhlarına.

Bekaroğullari ,Kılıçdaroğllari ve Bilal Oğlan.

Mehmet Bekaroglu CHP'ye üye olmuş. Boyle olunca su görüntü kesinleşiyor gibi istediğini alamayanlar ya da düzenden memnun olmayanlar CHP'ye donüyor yüzünü ama bunu yaparken şunu unutarak yapıyorlar CHP'nin eskiden farkı yok. Yeni bir düzen kurmaları lazım. Turkiye yepyeni bir partiye kucak açabilir.

Yoksa CHP'ye Bekaroglu'un kimseye birsey kazandırmaz. Turkiye daha birleştirici bir partiye sahip olabilir ama insanlar pozisyon değiştirmesine rağmen samimi olabilirlerse. Sorunları büyüten de küçültende insanlar. 
Bekaroglu'na hayırlı olsun ama gecmisi bizi memnun etmeyen gelecegi belli olmayan bir partide zor.