Ana içeriğe atla

Yayınlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kayağa gitmeden Tchibo'ya gitmek şart

Tchibo her hafta yenilenen temaları, modayı kaliteyle bütünleştiren ürünleri ve lezzetli kahveleriyle sevdiğimiz markalardan biri.


Bir Tchibo mağazasına girdiğinizde sizi karşılayan harika bir kahve kokusu duyuyorsunuz. Ürünlere bakmak için sabırsızlansanız bile kahve standının önünden güç bela ayrılıyor ve ürünlere doğru yöneliyorsunuz. Ürünlerin hemen hemen hepsi keyifli renklerde ve tarz ürünler. Üstelik hepsi birbirinden kaliteli ve dayanıklı. Tchibo ürünlerinin kalitesi, alanında uzman kişiler tarafından çok sıkı ve acımasız testlerden geçiyor ve sadece testi geçebilenler satışa sunuluyor.


Kış gelse de kayağa gitsek diye bekleyen spor aşıklarına müjdemiz olsun, Tchibo’nun bu haftaki teması Kayak Keyfi&Kış Modası. Tchibo’nun bu temasında tam aradığınız türden ürünler var. Su ve kir geçirmeyen Ecorepel malzeme ürünler, çığ kazalarına karşı içerisinde yerinizi bildiren RECCO Reflektor bulunan montlar, nemi teninizden alıp dışarı ileten COOL MAX termal içlikler ve daha neler nele…

Oyum helal olsun ama hakkım asla.

Bir ülkede adam yerine konulmama projesidir Marmaray.

Bize dediler ki Başbakan Marmaray'ı bilerek 29 Ekim'e denk getirdi. Bizde dedik ki yok canım ne alakası var. Sonra kendi elleriyle her yere durak isimlerini astılar ve dediler ki Sirkeci'de duruyor. Sonra baktık Sirkeci'de durmuyor, dediler ki bedava o yüzden. Sonra kızdık durmayacaktın niye bedava yaptın. Ona da eyvallah hadi onu da sineye çektik. Sonra web sitesine 13 Kasım'da tarife koydun içinde Sirkeci'de var ama durmadin, durmuyorsun. Sonra açıklama bile yapmadın, adam yerine koymadın. Ogrenemedik rayında gitmeyen ne ogrenemedik. En kısa zamanda acacağız dedin tarih vermedin, gercegi söylemedin. Kim bilir daha nice islerde boyle yaptın. Gercekleri saklandıysan hakkımı helal etmiyorum. Birde açıklama yapsalar hani ne zaman açılır bilsek. 
Gözlerim açıldı belki yine oy veririm ama dedim ya hakkımı yediğini düşünüyorum sadece digerlerinden daha az yediğini.

10 Yıl önce de senin Kupa kazanmanı istiyoruz Ersun Yanal.

O gece oradaydım. Antalya Atatürk Stadı'nda Turkiye Kupası finali. Tarih 23 Nisan 2003. Gençlerbirliği tribundeyiz. Ersun Yanal'ı kupa kazanırken gormek için. Maalesef o aksam kaybetti. Mehmet Yılmaz çok iyiydi, Trabzonspor'da Gökdeniz Karadeniz var, hoca Samet Aybaba. Fatih Tekke Trabzonspor'da halen. Aurelio var yine kadroda. Genćlerbirligi tarihinin en iyi kadrosuna sahip. Gökhan kalede El Saka, Ümit Bozkurt, Deniz Barış, Okan Koç, Ahmed Hassan ve Veysel gibi isimler var. 
O gün bizi oraya Ersun Yanal sevgisi götürdü. Tribünlerin önünde ceket ilikleyen adam.

Necmi Tanyolaç veda etti.

12 Yıl önce Uzakdoğu'da olacakken şimdi çok uzaklardayız.

2001 yillindayiz. Aylardan Kasım Dünya Kupası'na gitme yolunda büyük bir adım atıyoruz saha doğrusu baraj maçında Avusturya takımını yeniyoruz. 5-0 sonrasında Dünya Kupası'na gidiyoruz. O gün kadroda olanlardan bugün aktif olarak futbol oynayan yok. Ama efsane isimler var, Rüştü, Hakan Şükür, Tugay Kerimoğlu.

Anelka'lı Yıllar.

19 Mayıs 2005 tarihli Milliyet gazetesi. Bir Galatasaray macı oncesi. Nicolas Anelka ile ilgili haber. Kimler ayak basmadı ki bu ülkedeki çimlere Anelka da onlardan biri ve yine aynı gazetede bir başka isim. 
Alex De Souza elbette. 

Diploma parayla satın alınabilir ya yetenek.

Bu yazı yazıldığı sırada Gaziantepspor 77. Dakikası oynan maçta Elazığspor karşısında 3-1 onde.  Konumuz Sergen Yalçın daha ilk maçı olabilir ve galip olduğu için bu yazıyı rahatça yazıyor olabiliriz ama biz Sergen Yalçın'a güveniyoruz.

Gelelim kağıt parçası meselesine. Diploma önemli önemsiz değil. Eğitim önemli önemsiz degil; ama insanlar bazı şansları elde edemedi diye onları yok sayamayız. Bizim en büyük yaptığımız yanlışlardan biri kağıta çok takılmamız. Bana kalsa bir iş yerim olsa hıcbir kriter aramadan kendi yapacagım sınav ve sorular ile bir elemanı ise alırdım. Futbol bir yetenek işi. Yetenek yerine çalışmak ile olsaydı herkesten bir Ronaldo, Messi çıkardı. Biliyoruz ki yetenekli olmak birazda sorunlu olmaktır. Iste Sergen Yalçın da sorunlu olan yeteneklerden biri. 
Diplomasi yok diye onu küçümsememeyiz. Ha O küçümser mı olabilir ama sunu da unutmayalım diploma satın alınması kolay bir ürünüdür ama yetenek degil. 
Bir hoca tutup oğlunuza futbolun tüm kurallarını, antrem…

Kadının adı olsun cinsiyeti değil.

Seçimler yaklaşıyor. Yerelde olsa bu secimlere büyük önem veriliyor. Hatta AKP önemli isimleri ile secime girecekken, CHP son kozu olan Sarıgül'ü bir Messi ya da mesih edasıyla sahaya sürmeye hazırlanıyor.

Diğer yandan bir türlü anlamadığım kadın aday faşizmi de devam ediyor. Ülkede sanki kadınlar siyasete çok ilgiliymişcesine ve kadınlar sanki daha iyi yoneticiymişcesine kota çığırtkanlığı yapılıyor. Oysa haleden aday edilmeli yoksa kadın aday olacak diye her yeri de haketmeyen kadınlarla doldurmaya gerek yok. Kim hakediyorsa o olsun.

Kaçmayanlarin yeterince mazereti yok muydu?

Başbakan bedelliden umduğunu bulamayınca kaynak için asker kaçaklarını hedefe koydu ve geliri oradan elde etmek istedi. Benim inandığım budur ama başka bir derdi varsa bilmem.

Ben askerliğin gerekli olduguna pek de inanmıyorum. Dahası orada görülen muamelenin pek de insai olduğuna da. Ancak hepimiz askerlik gorevini yapıyoruz ve herbirimizin mutlaka yarım bıraktığı birşeyler oluyor. Ancak son zamanlarda bazı yazarlar ve gazeteler asker kaçaklarını sempatik gösterme gayretindeler. Gercekten acı bir durum. Eşitsizliğe övgü düzen bu yaklaşımı kınıyorum. Para cezalarının yüksek olmasına da katılırım ancak askerlikten kaçmışlar, uyanıklık yapmışları da affetmem. 
Sosyal hayatta bir meşgale sahip olup askerlikten çürüğe çıkarılanları da anlamıyorum duyan da sanki askerde sadece silah ve savaş birimleri var sanır. Sosyal hayatta meşguliyeti olanlarda çürüğe ayrılmamalı.

Istifa Etmeyenler değil istifade edenler önemli.

Bizde istifa kültürü yok. Olmama sebebi sadece kişilerin onurlu olup olmaması ile alakalı değil. Çünkü bizde sorunlar daha çok sistem ile alakalı. Iste bu yüzden istifa eden de boşa etmiş olur. Bunu bildigimiz için herbirimiz bu kültürden yoksunuz ya da istifa etmenin de çok bir anlamı yok. Bu ülkede sistem de sorunun çıkınca ilk yapılan göz boyama yollu gorevden alma zaten bir sistemimiz olmadıgı icinde istifa edilmesi çok da önümüze güzel seçenekler koymuyor gibi. Boyle bakınca da istifa edilmiş edilmemiş önemli değil.

Kişisel tepkilerimizde de bir başka yanlış var. Kelle avcılığını seviyoruz ama sistemleri eleştirme konusunda yeterince enerji harcamak işimize gelmiyor. Birkaç kişinin kellesini almayı maharet ve marifet sayıyoruz. 
Başarısızlık olcumlerimizde ortam şartlarını zaten dikkate almıyoruz. Emri vermeyen ama usul olarak öğüt verenleri es geçiyoruz. Sistemin arttırdığı yanlış yapma olasılığını gözden kaçırıp hep vurun abaliya taktiğini sergiliyoruz.

Siz hangi mezhepten Erdoğan mı Gülen mı?

Başbakan şimdi de cemaate dokunmaya hazırlanıyor. Sırayla herkesi elekten geçiriyor, Aziz Yıldırım, Ordu falan derken sıra şimdi de cemaate geldi. Yeni hedefe Cemaat var. Gün geçtikçe Erdoğan adımlarını ileti doğru atarken karşıtlarının sayısını da artıyor bu da uzlaşmacı değil benmerkezci bir yapilamanin habercisi. Belki de Başbakan Erdoğan bir oligarşi düzenini yıkmak istiyor ve kimbilir belki de onun yerine kendi oligarşisini kurmaya çalışıyor.

Yıllarca cemaat karşıtı olan insanlar şimdilerde cemaati olacak nerdeyse. Buradan da aslında bir de danışklı dövüş çıkarıp belki de Fettullah Gülen dönsün diye manevra yapıyorda olabilirler. Erdoğan aslında başlattığı savaşlarla karşı tarafları hep ters köşe yakalıyor ve bir ikilem içine sokuyor.  
Cemaatin aslında gencleri sürekli tekele alma çabası Erdoğan'ı kızdırıyor olabilir. Üniversitelerde cemaat yapılanmaları öğrencileri bir örümcek gibi icine çekebiliyor. Yurt mescitlerinde inançlı görülen gencler hemen bir örgütlenmenin parças…

Şota Arveladze oturup da çay içilesi adam.

Bazi adamlar vardır oturup bir çay içmek istersin sohbet etmek istersin. Şota işte onlardan biri, çay içmek istediğim adamlardan biri. Sırf onun yüzünden Kasımpaşa maçlarına gitmek istiyorum. Metin Diyadin'i de severim ama Şota daha seviyorum belki doğal olmasından belki de aksanlı Türkçesinden ama sevdiğim bir adam. 
Futbolu sahada güzelleştirmesinden öte saha dışında da güzelleştiren bir adam o yüzden seviyorum bu adamı. Karakterli olduğu belli zaten oynadığı yıllarda da severdik. Iyiki geldi bu topraklara ve iyilik hala buralarda. Umarım buralarda uzun yıllar kalır ve umarım birgun biryerde bir çay içme şansımız olur; hani hesabı da kendisi ödese fena olmaz. Seviyoruz seni Şota.

Nejat Uygur vefat etti.

Nejat Uygur öyle ilgimi çeken bir komedyen degildi ama oğulları Süheyl ve Behzat Uygur her daim ilgimizi çekti. Sevdiğimiz karakterlerdi. Nejat Uygur ölmüş ve bizce tarihe not düşmek gerek.

Iyi bir iddiacı degilsem bile iddialı olmayı seviyorum.

Iddia oynamayı seviyorum. Para kazandığım söylenemez zaten kazansamda iddia parasını sadece sirkülasyon için kullanırım yani yeniden iddia oynamak için. Birde haftada bir spor toto kuponu yapıyorum. Böylece futbolun daha icinde kalıyorum.  Şimdilerde basketbol icinde iddia oynar hale geldim ve bu sayede basket maclarını da takip ediyorum. Yazının konusu aslında benim neden iddia oynadığım ya da onun günah olup olmaması değil. Yazının ana konusu su Spor Toto ile iddianın yasama etkisi.

Toto'da sadece 3 sonuc varken iddia'da kimi zaman 70'e yakın ihtimal var. Ihtimallerin çok olduğunu alanda yanlış yapma riski de daha fazla. Bu da sunu gösteriyor bazen az seçenek olması bizi dogruya daha kolay ulaştırır. Aslında ihtimaller çoğaldıkça da iddia merkezi daha fazla kazanıyor. Aslında kağıt üstünde 3 seçenek sizin kazanma şansınızı azaltıyor gibi olsa da artırmaya yarıyor bunu rahatça söylemek mümkün. 
Iyi bir iddiacı nasıl olunur bilmem ama hayatım boyunca iddialı olmayı sevdim…

Denizli Terim'den kaçarken.

Aykırı Sorular sevdiğim bir program ama zaman zaman Enver Aysever'in aşırıya kaçtığını karşıt görüşte olanları yıpratmaya çalıştığını görüyorum.  En son Mustafa Denizli ile olan programını izledim. Sanki daha once hiç 2.lig takımı çalıştırmamış gibi bir Denizli vardı karşısında. Sürekli neden 2.ligde hocalık yaptığını sorguladı. Oysa hepimiz biliyoruz ki Denizli'nin kariyerinde bir Vestel Manisaspor deneyimi var. Oysa ben hep Mustafa Denizli'den şu sorunun cevabını almayı veya bulmayı bekledim. O da neden Fatih Terim takım çalıştırırken takım çalıştırmadığıdır. Denizli ligde Terim çalıştıkca takım çalıştırmıyor.  Bunun nedeni hep merak ediyorum. Aysever iyi bir sunucu tavrını ortaya koymaya çalışıyor ancak bazen sanki aşırı taraflı gibime geliyor.

Biraz para da fena olmazdı.

Aşagıda Türkiye'nin en meşhur blog yazarını görüyoruz. Hayallerine ulaşmasını anlatıyor bende 7 yıl once başladığımda hayal kuruyordum. Nasıl iyi bir blogu olacağımı düşünüyordum. Birtakım sebepler ile belki bloğumdan PUCCA gibi para kazanamadım ama bende Yurtsan Atakan Hürriyet de yazarken onun Onpunto isimli sitesinden belki de 2000 TL'ye yakın para kazandım.  Sonra orası battı ama hala aynı askla yazıyorum kimse okumasa da kendim için yazıyorum.

Birçoğumuzun hayallerini PUCCA olmak süslüyor bende onun yaşadıklarının biraz benzerlerini yasıyorum. Ancak sonunda mutlu sona ulaşamadım; ama mutlu ediyor Zaten yazmak bir basına birde özgüven var ki sormayın gitsin. Ben blogla ilgili daha geniş yazıyı 7. Yıldönümünde yazacağım.

Pucca Günlükpucca@hurriyet.com.tr Bir blog yazdım hayallerim gerçek oldu17/11/2013 O blog bana hayallerimdeki hayatın anahtarlarını vermişti ama ben onu unuttum. “Ha ha ha bakın, sonunda popoyu kurtardım, ne yazacağım” mı dedim acaba? Ve en son geçen gün, “Yaz…

Sergen bu ligin markasına değer katar.

Evet uzun zaman yazamadık. Ülkenin güzel yerlerinden olan Kapadokya sonrası birikenlerle buradayız.

Konumuz futbol. Sergen Yalçın Gaziantepspor ile anlaşmış. Benim için sevindirici bir haber. Umarız Sergen başarılı bir sezon geçirir ve hepimizde mutlu oluruz. Ben Sergen Yalçın'ın doğal olduguna ve basarı kazanması gerektiğine inanıyorum. 
Bir diğer sevindirici gelişme ise Kayserispor'da yaşandı. Robert Prosinecki ile olan sözleşmelerine devam etme kararı aldılar. Bu da sevindirici.  Futbolumuz gelişmeler yaşarken, 1998 yılının kupa finalisti ve şampiyonu 2006 yılının finalisti ve aynı zamanda 2. Olan Fransa bu sezon turnuva dışında kalabilir. Ukrayna 2-0 ile ilk maçta iyi bir avantaj elde etti.

Avrasya Maratonu'nda AKUT Sizin Hayat Nefesiniz!

“HER ADIM BİR NEFES”

17 Kasım 2013 tarihinde düzenlenecek olan Avrasya Maratonunda AKUT, Adım Adım Oluşumu ile birlikte, “HER ADIM BİR NEFES” sloganı ile koşuyor.

Sadece koşmayan, koşarken başkalarına da yardım etmeyi ilke edinmiş gönüllülerden oluşan Adım Adım, Türkiye’nin ilk yardımseverlik koşu grubudur.

AKUT, Arama Kurtarma Derneği,  gönüllülük, karşılıksız yardımseverlik, insan hayatına değer vermek,  dürüstlük ve güvenilirlik ilkeleri ile Türkiye’nin yanı sıra, dünyanın büyük afetlerinde de ülkemizi temsil etmiş ve Birleşmiş Milletler’in dünya afetleriyle mücadele gücüne dâhil edilerek Türkiye’nin Birleşmiş Milletler tarafından akredite edilmiş ilk ve tek, gönüllülerden oluşan arama kurtarma ekibi olmuştur. 1996 yılında kurulduğu günden bu yana gerçekleştirdiği 1.434 operasyonda, 1.812 insanın hayatını kurtarmıştır. Yaşamı kutsal ve en değerli olarak kabul eden AKUT gönüllüleri, aynı zamanda 111 operasyonda 225 hayvanın da kurtarılmasını sağlamıştır.

Doğal afetlerde, enkazda, do…

Tarihin değişip talihin değişmediği ulke.

Türkiyem değişmemiş yıllar once tam 21 yıl once bu seferde Topkapı-Sirkeci tramvayı bedava. Şimdi de Marmaray yine olayın kahramanlarından biri elbette Sirkeci. Marmaray açılsa da ilk ben binsem derken birde bakıyorum binemiyorum hayal kırıklığı. 
Ben bedavaciligi sevmiyorum. Bedava demek bir koyup 3 almak bizde.  Ac gözlü Mileltimiz bedava mezar bulsa belki girmez ama ne de olsa birgun gireceğim diyerek Mezarlık stoku yapar. Ar damarı çatlamış ve arsız bir milletiz. Tarih değişse de talihin değişmediği bir ulkedeyiz. Yıllar geçer ama biz hep aynı kalırız.

Bu defa UYGUN gelmedi.

Süper lig kış gelmeden bütün yapraklarını dökmeye devam ediyor. Şike sonrası karakterini beğenmediğim Bülent Uygun Gaziantepspor takımından ayrılmış. Bülent Uygun aslında hoca olarak başarılı bir karakter ve o karakterin bu kadar başarısız olmasını anlayamamistim. Hazır Milli ara varken herkes dalını budağını dökme pesinde umarız hayırlı olur.

Bu sezon su ana kadar Ersun Yanal, Roberto Carlos, Şota Arvaladze, Ertuğrul Sağlam, Hamza Hamzaoğlu yerlerini Saglam gösteren hocalar digerleri her an gemiyi terk etmek zorunda kalabilir.

Sanatçısına işkence yapan izleyici.

Su an karşımda Mazlum Kiper oturmakta. Elinde Taraf gazetesiyle. Ikimizde Eminönü-Kadıköy vapurundayiz. Aslında ilk oturduğum anda tanıdım. O da aslında tanınmak istercesine baktı. Isminin Mazlum Kiper olduğunu bilmiyordum. Hemen el cabuklugu ile İnternet'e girdim ve Yabancı Damat dizi oyuncuları yazdım. Kendisi birde telefon açtı bugün Taraf gazetesinde 4. Sayfada kim varsa ona ve ayrıca seslendirme yapmış bugün.

Bu ismini bilmediğimiz ama televizyonda gördüğümüz oyuncular tanınmak istiyor. Tanınmak istediklerini de belli ediyor.  Yüzyuze de fotografını cekemedim. Cesaretim yoktu ama iste ayağa kalktığında çekebildim. Aslında bu tip sanatçılara da bizim işkence yöntemimiz onu tanımamış gibi yapmak. Wikipedia'dan bakıp yasının 72 olduğunu görmem ise ayrı bir şaşkınlık ifadesi. Bu arada direğin dibindeki adam kendisi. O

Beşiktaş için kalkan gemi ile gitmek yerine Beşiktaş'tan kalkan birgemiyle gitti.

Robert Prosinecki O da gidenler arasında yer aldı. Daha once Prosinceki'nin talihi ile ilgili yorum yazmıştım. Kayserispor'da bu istifa insanı heyecanlandırıyor. Ertuğrul Sağlam, Tolunay Kafkas, Şota, Prosinecki tercihleri Kayserispor'un sıradan hoca tercihlerinin ötesine geçtiğini gösteriyor. Bu da acaba sıradaki kim olacak duygusu uyandırmaya yetiyor. Her birimiz sıradaki hocayı bekler olduk. Prosinecki için üzgün olmaktan başka yapacak birsey yok. Bugün Beşiktaş'ın basında olabilirdi ama bir Beşiktaş macında kaybetti ve veda dedi. Insanın kaderi bazen böyle oyunlar oynayabilir kendisine.

Savaş Ay da kaybolanlar arasında.

Savaş Ay ölmüş. Hani 90'li yıllarda Televizyon tek eğlencemizken denk gelirdik Savaş Ay ve A takımı programına yabancı degildi bizden biriydi. Son zamanlarda pek de adı aklımıza gelmiyordu ama iste o öldü haberi onu tekrar gündeme taşıdı. Ölümler bazen insanlara birşeyler hatırlatırlar. Savaş Ay da bize artık ünlülerin ne kadar çabuk yer değiştirdiğini hatırlattı. Ruhu şad olsun.

Iktidar belki ha deyince değil ama sürekli he dendiğinde kan kaybeder.

Başbakan öğrenci evi tartismalarında ikinci darbeyi yedi. Belki de sinek ısırığı bile değil. Ancak Bülent Arınç artık Basbakan'in yanlış yaptıgı konularda tepki göstermeye başladı ve bu son olayda da bu tepkisini daha keskin sözlerle ortaya koydu.

Bülent Arınç ilk olarak 1 Mart tezkeresi ile gündeme gelmıs ve o zamanda benim ilgimi çekmişti. Her daim vicdanli bir politikacı izlenimi vermiştir bana ve son olayda da Başbakan tarafından açığa dusurulmustur. Başbakanın otoriter yapısı artık bazı dengelere Zarar verici hale geldi. 
Arınç istifa eder mı belki de eder ancak bir başka partiye geçmez ya da malzeme olmaz iste bu yüzden aslında bu sarsıntı yaratmaz. Çünkü başbakan ekip ile geldigi siyasette tek basına bir liderdir. Çevresindekiler kim olursa olsun o iktidardir ve bunun farkındadir. Ancak Arınç da bu dilin keskinliğinin sönün farkındadir. Bu keskin dil yapısı Ak Partiye zarar verebilir çünkü artık kendi alternatifini doğurmaya baslar sistem. Sert bulunan söylemi yumuşatmak i…

Başbakan pezevenk mı demek istedi.

Basbakan'in yeni Kızlı-erkekli açıklamalarında hedef kızlar olacak. Birçok kız evine haber verilecek.  Ondan sonra aileler kızlarına sahip çıkacak yuva acacak. Elbette bu yuvaların bazıları edepli ama ebedi yuva olacak. Bir kaç karış topraga karışanlar bile olacak. Kızlı-erkekli gercekten kalınması istemiyorsa kızları erkeklere av yapmak yerine erkeklere yaptırım uygulansa daha iyi. Kızı erkeğin elinden alıp en azından sevdiği erkeğin elinden alıp sevmediği erkeğin babasının eline teslim etmek gerekecek. Yine mağdur kadınlar olacak.

Muhafazakar toplumlarda da sadece kadın muhafaza ediliyor erkek için hersey serbest. Kendi ruh dunyasında zaten kullanilmamak adına kendine sahip çıkan kadın birde erkek tarafından sahip çıkılan haline geliyor aslında sahip çıkılma değil bu yaşayan namuslu bir beden ile yaşamayan ölü ve namussuz bir beden arasındaki iliski. 
Bugüne kadar herseyi anladık ama bunu anlamak mümkün değil belki düşünce dünyamda kızımın bir erkekle aynı evde kalmasına razı …

Atatürk'ün yiyemedigini Enginara ağıt yakmak.

Green Park otelleri artık pazarlama boyutlarını asmış. Atatürk Enginnar yiyememisti. Böyle çıkmış yola ve Atatürk'ün ölüm yıldönümünde sofraya ne koyacaklarını yazmışlar. Birde ajitasyonun dibine vurmuşlar. Atatürk olsaydı ne yerdi su enginnari boyutuna gelmişler. Bu ülkede isler böyle yürüyor. 
Atam izindeyiz yerine atam yemekteyiz. Bu ulke dini tartışma boyutuna gelmiştir Ateistler hoşgörü ile karşılanmasa da kimi yerde fikirlerini soylemektedirler ki söylesinler bir sakıncası yok ama Atatürk hala tartışmaya açık değildir. Ha sövenler vardır, övenlerde vardır ama birde Atatürk kim bilmek isteyenler vardır. 
Neyse putlastirmaya çalışanlar elbette olacaktır. Birde ticari zekası olanlar icinde bugünkü iktidar müsait hamleler yapıyor zaten.

Dedikoducu teyzelere kadro Fahri polislik.

Eskiden ev alma komşu al durumları vardı. Ancak Başbakan bunu biraz değiştirdi ve durumu ev al komşu alma durumuna getirdi. Nerdeyse her olayda başbakan komşuları gözetleme için görevlendirmeye başladı.

Evlerin icinde çalınan tencere tavalardan sonra evlere atılacak erkeklerde Başbakan'in ilgi alanına girdi hem de komşular aracılığıyla bu is yapılacak. 
Aslında Basbakan'in komşu görevlendirmelerinden sunu anlıyoruz demek ki Türkiye 2 parçaya bölünmedi karma bir komşuluk yapısı var. Yoksa nasıl olacaktı komşusunu ihbar etme imkanı. 
Komşuluk degerlerimiz azalıyor mu bilmiyorum ama çok katlı apartmanlarda dedikoducu teyzelere Gündoğdu.  Fahri polislerimiz artık onlar.

Apart değil, abart

Basbakan'in Kızlı erkekli kalıyorlar sözünden sonra hedef haline gelen Apartman otellerin birçoğu ticari faaliyet yürütmelerine rağmen ticari değilmiş gibi davranıyorlar ve devletten vergi kaçıriyorlardi. Nerdeyse evi olan, dairesi olan herkes bir apart açmakta. Bunların birçoğunun kapısında isim bile yazmıyor. Şimdi yanlış politikanın ornegini görüyoruz.

Başbakan once apartlara denetim getirmek yerine , işe saçma bir açıklama ile başladı. Hal böyle olunca da şimdi yasadışı is yapan apartlarda özgürlük kavramanının arkasına sığınacak. 
Her nedense başbakan bugüne kadar yaptıgı birçok uygulamada, söylemde birçoklarına özgürlük kılıfına sığınma şansı verdi. 
Bugün birçok kira geliri beyan edilmezken, kacak onlarca apart varken sen ise Kızlı-erkekli dünyadan başlarsan elini yüzüne bulaştırmış olursun iste bu nedenle de dikkatli davranman gerekir. 
Elinde aslında başka imkanlar var, herseyi yasaya uygun hale getirirsen istemediğin durumu önlersin ama bunun için yasada olmayan olması …

Ahlakımızı bacaklarımız arasında dolastiriyoruz.

Başbakan bu seferde üniversite öğrencilerinin beraber yasamasına takmış durumda. Basit mantıkla baktığımızda bu ülkede çok fazla aile başbakanın yanında olacaktır. Kızlı-erkekli karma kalışlar birçok aile rahatsız ediyor olabilir ancak devletin bu olaya müdahale etmesi bizi ıslam toplumuna götürür.  Bu kimime göre zararlı kimine gore faydalıdır.

Bu ülkede din birçok parçaya bolunmustur yani Başbakan 99'u hedefliyorsa bu yolla %99 alamaz. Çünkü kadın erkek etkileşiminin önüne geçmesi de artık mümkün değildir. 
Insanlar karsi cins ile birçok yol ile iliski kurabilir. Bunun önüne geçmesi artık mümkün değildir. Karma eğitim olsa da olmasa da bu iliskiler kurulacaktır. 
Türkiye'de iktidar muhafazakârdir, halk muhafazakârdir ama her nedense bu sadece bacak arası muhafazakârlığının ötesine geçmez. Kısa yoldan namus kurtarma cabasıdir bacak arası sorunları. 
AKP gittikçe kendi kitlesine hitap etmektedir; çünkü kitlesi büyümektediir. Toplum ahlak seviyesi tek kriter ile ölçülmez o yüz…

Hüsamettin Cindoruk belki de haklı

Hüsamettin Cindoruk bir iddia ortaya attı be AKP yanlısı medya bunu abartılı hatta komik buldu oysa bana hiç de abartılı gelmedi sanki doğru bir önerme gibi geldi. Yılların siyasetçisi Cindoruk bana gore doğru bir yaklaşımda bulundu ve türban meselesinin Basbakan'in kızının önünün açılması için cözüldügünü ima etti  ki bu bana doğru bir yaklaşım tarzı olarak geldi katılmamak elde değil.

Ancak salt buna bağlamak da yersiz fakat  yok saymak da çok da doğru bir yaklaşım tarzı gibi görünmüyor bana kalırsa dikkate alınması gerekir. 
Türban üstüne çok konuşuldu oysa bu ulke türbanla da laik kalabilirdi. Aslına bakarsanız Turkiye tam anlamıyla laik bir ulke olamaz, genlerinde din hamuru var. Bu hamur redetmek mümkün değil. Türkiye'de din önemli bir referans zaten dinin önemi arttıkça Alevilerden daha talepkar oluyor çünkü onlarda dinin gölgede kalmasını istemiyorlar,sünnilik yükselirken kendi inançlarının da bundan pay alamasını istiyorlar. 
Türban meclise girdi ve bu ileride Basbak…

28 Şubat bir gece ansızın gelebilir.

28 Şubat bitti mı sanki bitmedi, bitme bugün güçler yer değiştirdi.  Yarın yeni güçler ya da eskiden güçlü olanlar yeniden güçlenip tekrar verilmiş hakları alabilirler. Iktidar ya da güç bir pastadir ve o pasta kimi zaman yer değiştirebilir. Pasta yer değiştirdiğinde kendisine yer bulanlar baskaları olabilir.

Bugün Erdoğan bir güçtür ama maalesef tek basına bir güç yani kendi icinden halen muhalif bir ses çıkaramayan bir güç. 
Erdoğan sonrasına bir lider yok, iste bu yüzden kartlar yeniden dağıtıldığında yine eski günlere dönebiliriz. Hele de hepimizin çark etme potansiyeli varken dönmemiz içten bile değil. 
28 Şubat bitti diyenler de devam ediyor diyenlerde yanılıyor. Hepimizin 28 Şubat oncesi dönüşü mümkün olabilir. Çünkü şimdi de başkaları iktidarın hayalini kuruyor.

Sayın Yılmaz Ozdil inanmak başka yapmak başka.

Ne kadarda saçma yazıyormuş su Yılmaz Özdil.

3/11/2013 Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı, türban hakkında konuştu, “başörtüsü dinimizin gereklerinden biridir, dinimizin böyle bir emri olduğunu bilmeyecek kadar cahiller” dedi.
Başbakanın yukarıdaki cümlesi kopyalamış sonra da Başörtüsü dinin emri değil demek için Ortadoğu ve Türkiye'deki bası açık kadınlardan lider eslerinden dem vurmuş sonra da demiş ki bunların hepsi cahil herhalde. Yazık Sayın Ozdil yazmayı biliyorda sunu bilmiyor.  Basit örnekle açıklayım da bilsin. Ben Başbakan olsam esimin bası açık olacak ama ben mesela dinin başörtüsü emrine inanıyorum kapiş. Yani es kaza beni de o listeye yazarsan Sayın Ozdil haberin olsun ben Emre inanıyorum ama uygulamada sıkıntılarım var. Yazık insan inanamıyor yani deki inanmıyorum; ama onları şahit gösterme yoksa Allah katında siz inanmayanlar ile ortak oldunuz diye cezalandırılırlar. Şafak Pavey de Yılmaz Özdil de hepiniz bilinki inanmak başkadır ; yapmak başka.  Bir soru da sevgili cen…

İstanbul metro istiyor metroseksüel bir baskan adayı değil.

Mustafa Sarıgül birçok kişi için İstanbul'da umut ama neden umut AKP'den Belediyeyi almak için yoksa kimse unursamiyor ne yapacagını. Hizmet edebilecek mı, edemeyecek mı kimsenin umurunda değil.

Hizmet bekleyen kitle hizmetlere bakıyor ve oy veriyor zaten.  Sarıgül'ün işi 1994 yılında tam 20 yıl once seçilen Erdoğan'a gore zor. Erdoğan zamanında almayan sular, toplamadan çöpler vardı. Şimdi ise hizmet çeşidi o kadar gözle görülür değil. Metrolar yapılıyor falan ama iste onlarda bir yere kadar. Belki Sarıgül hizmet etse bile bilemeyeceğiz. 
Birde kaynak sorunu var ama Erdoğan'da İstanbul'a başka partiler iktidardayken hizmet bu yonden de benziyorlar. 
Erdoğan halktan geliyordu, Sarıgül ise daha elit bir kesimden ve Superman edasıyla geliyor. İstanbul metro istiyor belki de metroseksüel bir Baskan adayı değil. 

Bir zamanlar 1.ydik şimdi yokuz.

Bu sene Eurovision'da yokuz. 2003 yılında 1. Olmuştuk o zaman kim kaç puan verdi ve Sertab Erener'in başarısı.

AVM açmak kimseye nasip olmaz diyen Sarıgül.

Yıl  2003 Levent de bir alışveriş merkezi açılıyor. O gunün be bugünün Şişli Belediye Baskanı Sarıgül Metrocity AVM'sinj açarken her Belediye Başkanına nasip olmaz diyor. Buyurun bakalım. 

4 Kişiydiler tam da Rabia'lı günlere denk geldiler.

Meclise giren 4 tane türbanlı vekil var. Bunların 4'un tek bir ortak özelliği var.  O da türbanlı olmaları. Türbanı bağlama sekilleri bile birbirinden farklı bu isimlerin.  Içlerinde hatta Nurcan Dalbudak güzelliği ile dikkat çekiyor. Başörtüsü yakışmış ya da kendisine yakıştırmış. Şimdi bu 4 vekil keşişim kümesi olan başörtülü vekil kumesindeler ama bunlardan kim hangisi bilmiyoruz. 
Nurcan Dalbudak bu mesela.  1979 Afyon doğumlu iki kez mecliste konuşmuş. Tekstilci yası 34. Daha da genc bir vekilimiz. 
Sevde hanım da 1974 Maraş doğumlu, Kahramanmaraş Milletvekili. Onunda örtünme sekli farklı. 

Gülay Samanci da Konya Milletvekili o da başörtüsü ile güzelleşmiş ve daha da anaç bir yapıya bürünmüş. Gülay Samanci aynı zamanda Norveç doğumlu. 


Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey öyle bir soyadına sahip ki hepimiz şaşırıyoruz. Endamli bir soyadı var. Bası açık resimlerine bakınca ona da yakışmış.


Aynı anda 4 kadın vekil belki de birlikten kuvvet doğar dediler kim bir ama ilk …