Ana içeriğe atla

Fırat Aydınus belki de Kırmızı Alarm veriyordu.

Dünyada gercekten barış isteyenlere yer yok. Dün sahaya atlayanlarda bizi böldüler.  Onlar çok büyük cezayı hakediyorlar, sadece taraftar değil onlar, başka fonksiyonları da var. Onlar ve bundan sonra onlar gibi davranacak olan herkes cezaya çarptırılmalı; ama öyle tribüne girmeme falan cezası da değil. Cezanın adı başka olmalı; mesela halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek var dahası Beşiktaş kulubü de maddi ve manevi tazminat davası acmalı gelebilecek olası seyircisiz maç cezaları için.

Tribüne girenleri sanki o kulüp seçiyormuş  gibi neden o kulübe ceza veriliyor anlamak mümkün değil, bir çalışan hem de seçilerek alınan bir çalışan işyerini yakinca ceza işverene verilmediği gibi, taraftarı seçemeyen bir kulübe nasıl ceza veriliyor anlamak mümkün değil. Dahası futbolu yönetsin diye koltuklarında oturanlardan ahlaksız olanların arkasında Kaya gibi durulurken neden ve neden sahaya atlayan seyircilerin cezalarını kulüpler çekiyor. 

Dünkü sahaya girmelere elbette değişik açılardan bakıp üstüne çok sayıda yorum yapmak mümkün; ama yok mu Çarşı-1453 falan gibi grupları bırakıp sadece temiz futbol isteyenlere yer yok mu?  

03 Temmuz'u, Gezi olaylarını aklı başında çözümlerle bertaraf etmeyenler, çirkinliklere göz yumanlar ve manipüle edenler hepsi suçlu. Bende gariban bir futbol seyircisi olarak şunu söylemeliyim kim benim hayatımdan sevincimi, hakkımı alıyorsa hepsine haram olsun. 

Maça gelince Beşiktaş dün eğer 5. Galibiyetini alsaydı kazan tüm futbol caimiasinda değil Galatasaray'da kaynayacaktı; ama artık tüm Türkiye'de kazan kaynıyor. 

Galatasaray yaralarını sarmış ve lige tekrar donmuş oldu. Beşiktaş'ın durumu ise belki de daha iyi olur. 
Güvenlik sahaya inilmesine izin vermemeliydi. Inince müdahale edilmemesini de Çarşıyı bitirmek diyerek adlandırmak ya da ders almak olarak adlandırmak da mümkün oda bakış açışıniza göre değişir. Herkes olabilir bu işin icinde , ama umarım sahaya inenler dediğim gibi insanları kin ve düşmanlığa sevk etmekten ceza almalı. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.

Ojeli eller ile rezil olunabilir.

Siyaset ve spor yazmaktan bıkıp usanıyor insan, zaten kendini tekrar eden konular, yıllar geçince bakıyorsun aslında aynı şeyleri konuşmuşsun. Bende Ojeden bahsetmek istiyorum. Ojeli elller genellikle güzel oluyor, siyah oje, kırmızı oje, beyaz oje yakışan ojeler, ama bazen öyle ojeler sürüyor ki kadınlar, anlamak mümkün değil, elin bütün ihtişamını götürdüğü gibi göz zevkininde içine edebiliyorlar. Siyah, Kırmızı ve Beyaz favorim. Kozmetik ile çok uzak aramız yakınında bile geçmiyoruz. Bakışlarımızın yargısıyla yazıyoruz. Yoksa hani moda falan hak getire, bakışların yargısı da ne kadar doğru bilemiyorum. Tired of writing politics and sports, people are already repeating themselves. I want to talk about nail polish. Hands with nail polish are usually beautiful, black nail polish, red nail polish, white nail polish that suits well, but sometimes such nail polish lasts that women are not able to understand, they can get into the eye pleasure as they take all the glory of the ha