Ana içeriğe atla

Yayınlar

Eylül, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Fatih'i de Kanuni'yi de Benzetemediniz, Osman Bey'i yedirmeyiz.

Fetih dizisi için yorum yapmayacağım, zaten göz ucu baktım başka da niyetim yok bakmaya ama belli de olmaz. Neyse , şunu iki satır söylemek istedim. Kafamdaki Osmanlı Padişahı imajına, daha doğrusu Fatih imajina Mehmet Akif Alakurt uyuyor ne de Kanuni Sultan Süleyman imajına Halit Ergenç. Bugüne kadar yapılmış Osmanlı filmlerinde en başarılı benzetme ya da içime sinen Kurtuluş dizisindeki Osman Bey , Cihan Ünal.Zaten bana kalırsa dizi olarak kuruluş da hepsinden başarılı.

Demokratik paket istediğiniz kargocuyu seçin.

Demokratikleşme paketi açılmış. Biz ülke olarak sekli severiz ha pek birşey çıktı mı cikmadi ama ne çıksa memnun olmayacak bir kitlenin de var olduğunu düşünürsek çok da önemli değil. Zaten önemli olan paketler değil, önemli olan barışın halka yayılması ama birbiriyle sokakta barışık olan insan is siyasete gelince ayrışmada sınır tanımıyor. Paket hayatımıza birşey getirmedi. Detayını okursunuz ama bana gore yaşamsal çözümler yok. Yine de hayrını görmek isteyene hayırlı olsun. 

Futbolcu'dan Zübük çıkar mı?

Saffet Sancaklı eski Galatasaraylı  golcü MHP'den Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuş demek ki Galatasaray siyasetçi yetiştirme konusunda iyi, Umit Davala, Tanju Çolak, Hakan Şükür ilk aklıma gelinen isimler. Zaten Fatih Terim-Mehmet Ağar ikilisinden de bunu anlamalıydık. Fatih Terim, Galatasaray'ın aslında davranış manasında en iyi siyasetçisi o yüzden çok da şaşırmamak lazım. Aziz Yıldırım da iyi siyasetçidir, Yıldırım Demirören de bu arada Galatasaray'ın golcüleri ne de çok Kemal Sunal'ı andırıyor, sanırım biraz Zubuk izlemenin tam zamanı. 

Şu Çılgın Türkler bir üyesini kaybetti.

Bir ara Çılgın Türkler salgını vardı. Türklüğüyle gurur duymak isteyenlere yol açmıştı Turgut Özakman ve hayatımıza girmişti.Kitap 2005 yılının fenomen kitabı, Şu Çılgın Türkler her yerde Best Seller olmuştu. O zaman hayatımıza girdi işte Turgut Özakman 2000'li yıllarda tanıdığımzı ama 1930 doğumlu Turgut Özakman 83 yaşında hayata gözlerini kapamış, nerdeyse Cumhuriyet ile yaşıt. Turgut Özakman aynı zamanda Keloğlan ile Cankız'ın senaryasonu da yazmış.

GÜLENlerle değil, Ağlayanlara da misafir olmak gerek

Kim bu ülkede muhalif olmak istemez ki; bir kere hiçbir şeye başkaldirmadan bir ası olabilirsin.  Hatta daha da ileti gidip kendinden bir Robon Hood yerel kalmak istiyorsan bir Köroğlu bile cikaravilirain. Bedavadan kitap dahi okumadan entel olabilirsin, ülke gercekleri ile barışık bir adam gibi gorunebilirsin.  Bir tan ağac dikmeden doğa sever de olabilirsin, ülkeyi Amerika için ilk fırsatta terkedecek olsan da en azimı vatansever olabilirsin.  Muhalefet olduğun için ilerici olabilirsin. Gericilerin arasından sıyrılırsın. Hem de idrak yeteneğinle takdir görürsün. Askere gitmemek için 40 takla atıp Mustafa Kema'in de askeri diyebilirsin  Tarafsız bir muhalif olursan bir sürü iktidar defosu bulup iktidara da çatabilirsin.  Zafer Çağlayan-Fettullah Gülen ile görüştü haberin altına sunu yazabilirdim sebepsiz ve şova dönük muhalif olsaydım; Hep GÜLENlerle görüşüyor birazda ağlayanlarla görüşse diye başlık atar 2 garibanın da fotoğrafını koyar, demagojinin dibin

Gezi'de ekmek pişiyor muydu?

Aylin Kotil kendisini güzel kadın olarak bilir ve tanırız. Gezi olaylarında on plana çıktı. Sonrasında Ankara'ya yürüdü, seçim barajı falan dedi ve baktık ki O da Gezi'nin ekmeginin peşinde Beyoğlu Belediye Baskanı adayı olacakmış. Kendisi aynı zamanda Mustafa Sarıgül'ün eski eşi. Belki de rekabeti oraya taşıyacak. Gezi'den ekmek yemek isteyen çok ama acaba gercekten Gezi'den ekmek çıkıyor muydu onu araştırmak lazım. Yoksa aç tavuk mu kendini buğday ambarında sanıyor buna bakmak ve değerlendirmek lazım. 

Ramiz Dayı olmasaydın nereden bilecektik Öldüğünü.

Tuncel Kurtiz vefat etmiş, üzüldüm. Hakkında ne söylenir bilmem ama Ramiz Dayı olmasaydı, birçoğumuz tanımayacaktık. Ancak tarihe not düşülecek bir isim.Ben onu en çok Siyah-beyaz isimli filmde sevmiştim.

Ekmek arası delikanlılık.

Akdeniz Üniversitesinde Burger King'i protesto etmişler. Bazen protestolarımız çok yavan ve sıradan oluyor. Evet bir kapitalizm simgesi olabilir Burger King ama düzeltmelere yakın çevremizden başlayabiliriz. Adı Burger King olmayan onlarca hak yiyen ve sömüren işyeri varken bizim sadece simgesel protestolar ile uğraşmamız biraz komik geliyor bana. Mesela bu haberi veren yanında da sunu demiş; getirdikleri sandviçi yediler.  Iyi de bizde sandviç yok ki ekmek arası var. Bazı arkadaslarımız mesela Coca Cola icmeyerek bir tepki gösteriyorlar ama Nike marka kıyafetlere hayır demiyorlar. Bir baskası sömürgeyi eleştiriyor ama Amerika bugün çağırsa yerleşecek, denge ölçümüz hayata bakışlarımız farklı. Ben her zaman söylüyorum ve söylemekte de ısrar edeceğim, hayatı değiştirmek için büyük oynamaya gerek yok, hepimiz edepli olursak edepsiz kalmaz. 

Ölüyoruz kimimiz değerli kimimiz değersiz.

Taksim alt geçidinde ilk ölümlü kaza NTV sitesinden aldım haberin veriliş sekli gercekten ilginç. Kazaya birde ilgi çeksin diye ilk başlığını atmak tarihe not düşme çabasına girmek ne kadar da acı. Ölüme alışinca ölümün degeri olmuyor ya siyasi ölüm olacak ya da ilk. Habercileri suclarken şunu da kabul etmek gerekir ki, bende bu haberi okumayabilirdim eğer ilk başlığı atılmasaydı. Biz mı habercileri yönlendiriyoruz onlar mı bizi sorusunun cevabı sanırım her ikimizde olmalı. Ikimizde ayıp ediyoruz ama bunu rahatlıkla söylemek mümkün. Allah rahatlık versin. 

Ayrılık olsun ama acısız olsun. Ünal Aysal-Fatih Terim

Futbol konuşmayalım Kendimizi daha entel gösterecek şeyler konuşalım diyoruz ama futbol dünyamız bu ara öyle hızlı akıyor ki sanki sel alıp götürüyor bir önceki konuyu. Fatih Terim Galatasaray ayrıldı. Bana göre mecburen süren bu birliktelik sona erdi ve böylece kavgalı çiftin evliliği bitti deyim yerindeyse.  Ha Terim'i de Milli Takımın başına getirenlerin de amacı ortaua çıkmış oldu amac kazan-kazan yani Galatasaraylıların Terim'i bizi bitirmek adına hoca yaptılar sözü de bana göre havada kaldı. Üzüldüğüm nokta su olur , eğer Terim peşinden Hamza Hamzaoğlu'nu da sürüklerse ona üzülürüm.  Aysak profesyonel çalısmayı severen Terim Turk usulü basarı yöntemi olan amiyane tabirle vur-kır parçala varı olan yöntemi seviyor. Tek yetkili olmak istiyor.  Umarız Galatasaray bu süreç sonunda çok iyi bir hoca bulur.  Milli Takım içinse sunu söylemek mümkün Terim kapağı yine Saglam yere attı. Bundan sonrası ne olur bakacağız. 

Sorun futbol değil hala anlamadın mı?

Futbolu onemsizleştirsek hatta yasaklasak hayat daha mı normale döner. Durup bakınca insanın hayır demesi geliyor icinden.  Bizde kamplaşma ruhu var, futbolcularımız takım kamplarını sevmiyor ama hepimiz kamplaşmayı seviyoruz. Futbolun olup olması değil ana sorun, sorun içimizde alevlenen ve de söndürülmeyen ateşin yanında , kamplaşma duygusu. Empati eksikliğimiz var.  Mesela futboldan gidersek emek hırsızlığı yapan her futbolcuya kendi takımı ceza verse belki birşeyler düzelir. Hiç kimse kendini yere atan futbolcuyu kınamıyor kendi takımından olunca.  Futbol olmasa başka uğraşlarda kamplara bölünürduk, baksanıza AKP tek basına yaptıgı tüm eylemlerde birileri tarafından eleştirilirken birileri tarafından da sahip çıkılıyor.  Aldatma kavramının sadece kadın erkek iliskilerinde olanına ilgi gösteriyor ya da tepki koyuyoruz oysa resmen gönül bağı verdigimiz kişi, topluluk ne varsa bizi aldatıyor. Taraf olma güdümünde aldatilmamizi kolaylaştırmaya yetiyor. Huzurun anahta

Fırat Aydınus belki de Kırmızı Alarm veriyordu.

Dünyada gercekten barış isteyenlere yer yok. Dün sahaya atlayanlarda bizi böldüler.  Onlar çok büyük cezayı hakediyorlar, sadece taraftar değil onlar, başka fonksiyonları da var. Onlar ve bundan sonra onlar gibi davranacak olan herkes cezaya çarptırılmalı; ama öyle tribüne girmeme falan cezası da değil. Cezanın adı başka olmalı; mesela halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek var dahası Beşiktaş kulubü de maddi ve manevi tazminat davası acmalı gelebilecek olası seyircisiz maç cezaları için. Tribüne girenleri sanki o kulüp seçiyormuş  gibi neden o kulübe ceza veriliyor anlamak mümkün değil, bir çalışan hem de seçilerek alınan bir çalışan işyerini yakinca ceza işverene verilmediği gibi, taraftarı seçemeyen bir kulübe nasıl ceza veriliyor anlamak mümkün değil. Dahası futbolu yönetsin diye koltuklarında oturanlardan ahlaksız olanların arkasında Kaya gibi durulurken neden ve neden sahaya atlayan seyircilerin cezalarını kulüpler çekiyor.  Dünkü sahaya girmelere elbette değişik açılardan

Belki de huzur evinin huzuru evlat kucağında yoktur.

Amerikalılar da araştırma yapmış. Yaşlı ebeveyne oğullar mı yoksa kızlar mı iyi bakar diyerek sonra da cevabı bulmuşlar.  Neymiş cevap tabi ki kızlar.  Bunda bizce şaşılacak birşey yok. Aslında bu konu birçok açıdan önemli.  İlk önemli tarafı su ki babalar erkek cocuk isterken anneler koz cocuğu ister. Annelerin ki isteme sebebi de babaların erkek cocuk isteme sebebi de aynıdır hoşça vakit geçirme.  Birçok ebeveyn için gercekten kız yaşlılıkta ve hastalıkta en iyi yardımcıdir. Hastalıkta ki cocuğun yerini oğlan cocuk tutmaz tutamaz; saglıkta ise bakış acısına göre değişir. Bizim büyüklerimiz güzel dua eder, Allah elden, ayaktan koymasın diye bu dua gercekten de güzel ve yerinde bir duadir. Allah hiç kimseyi muhtaç etmesin. Ben tüm anne ve babalara bir tavsiyede bulunabilirim o da su ki cocukların geleceklerine olduğu kadar kendi geleceklerine de yatırım yapsınlar.  Birde bizde huzur evlerine önyargı vardır. Ben şimdiden kendi adıma huzur evi seçeneğini gözünüzde tutuyorum. 

Kadayıfın 6'da kızardi.

Takımlar tarihlerinde bazı rakamlara adıyla bakarlar. Futbolun beşiği İngiltere'nin bizi 8 şiddetinde saklamasından kurtulamadik mesela. Daha sonra Beşiktaş Liverpool karşısında 8 gol yiyerek kariyerimize bir deprem daha eklemişti. Real Madrid karşısında zaman zaman kazanan, kazanabilen Galatasaray'da dün 6 gol yiyerek makus talihine bir 6 rakımı daha ekledi. Yıllar gecti 6 Kasım 2002 tarihinde yediği 6 golden 11 yıl sonra tek golde alabildiği maçta tam 6 gol yiyince artık esprilerin odak noktası oldu  Demek ki bazen kazanma umutları en büyük kayıplara da malzeme verebiliyor.  Fatih Terim gerginliği de sahaya yansımış görünüyor.   Acı bir akşamda. 

Kasımpaşa 2-3 Fenerbahçe | Şota'nın maç sonu açıklamaları ve muhabirle d...

Şota Arveladze, hocalığını gerçekten bilmiyorum, ama başarılı olmasını çok istediğimiz bir insan. Kendisi öyle güzel cevaplar veriyor ki, hani ayar nasıl verilir dersini veriyor. Hep bu topraklarda kalsa bir yerlerden sesini duysak dediğim adam, hani bülbül şakısa bu kadar ilgimi çekmez. Adamın konuşmaları öyle güzel ki, ders olur. Kıvırmadan ve ezberin dışında cümleler koruyor, İş bu yüzden kendisini çok ama çok seviyoruz ve de sevmeye devam edeceğiz. Birde Bu adamın başında olduğu takımlar top oynamaya çalışıyor, kendisini sevmeyelim de kimi sevelim.Sevilesi bir adam. İnsan gerçekten daha çok bu adamlardan gelsin diyor.

Hikayesi olan adam olmak istedim; çünkü adam olmanın bir sonraki basamağı oydu.

Birkaç cümle karalamak istesem acaba cümleler benden kaçar mı? Bir insan kaçırdığı şanslar yanında üzüldüğü bir başka şey daha vardır kaçan uykusu. Karakaçan bir eşek türü daha dogrusu adıdır. Kara olan kaşlar ise en güzel türküde işe yarar. Müjgan ismine hep sempatik bakıyorum artık ne zamanki öğrendim Kaş demek hep oturup ağlaşmak istedim müjganla.   Mevsim sonbahar, kışa doğru gidiyor. Küçükken yıllar koşuyor deseler inanamazdım ama baktım ki inanıyorum artık, yıllar koşuyor o koştukça biz geçen yıllarımıza arkadan bakıyoruz.  Gözü arkada kalmayanların ülkesinde arkasından vurulanların da bu kadar çok olması bana biraz ironik geliyor. Aslında biz ironi yeteneği de gelişmemiş bir milletiz. Gelişime diren bir toplumun sanırım gelişime en az direndiği anlar kompozisyon yazılan anlardı. Hepimiz girişir, gelişir ve mutlaka sonuca bağlanma gayretinde olurduk.  Şair olsaydım ömrüm kafiye aramakla hikayeci olsaydım hikaye aramakla geçerdi ömrüm. Sanırım ben daha çok hik

OYun Bozanlar yüzünden OYuna başlatmıyoruz.

Başbakan Erdoğan korkmakta haklı. Tarihe bakınca Adnan Menderes, Turgut Özal gibi 2 sağ lider ki bunların ortak özelliği İslam'a yakın olmaları hayatlarını kaybettiler ve bunlardan Menderes'in idam edildiğini biliyoruz Özal'ın ise öldürülüp öldürülmediği konuşuluyor. Güçlü sağ liderlerden bir tek Süleyman Demirel hayatta kaldı o da zaman zaman muhalefete dusebildiğinden sanırım. Erdoğan artık kelle koltukta bir liderdir.işte  bu yüzden korkması da doğal. Bugün AKP iktidarını doğal yollardan indirmek yerine gayri meşru yolla bunu deneyen büyük bie kitle var ve o kitlenin iktidarı ele geçirmesi durumunda da Erdoğan'ı pek de huzurlu bırakmayacaklar gibime geliyor.  Türkiye bir kere daha iktidarı sandık dışında değiştirme peşinde. Darbe planları, Cunhuriyet mitingleri ve şimdi de sokak eylemleri amaç belli once Büyükşehirleri alacaklar bunlar İstanbul ve Ankara ve sonrasında da sıra iktidara gelecek.  Unuttukları birşeyler var. Bu ülkede kimsenin özgürlük ver

Sokakta darbe umudu

Kendini sürekli tekrar eden bir ülkede yasıyoruz.  Yıllar geçtikçe tekrarları görüyoruz bu yüzden aslında yaşadıklarımız aynı ama şiir sever bir toplum olmadığımızdan yaşadıklarımızdan pek birşey öğrenmiyoruz. Yıllar geçtikçe bu ülkede ölen genclerin isimleri değişiyor; ama ölüm sebepleri hep aynı bölünmüşlük. Kargaşa devirlerinde ölmeyenler yıllar geçtikçe daha görünür gale geliyor ve farklı konumlarda karşımıza çıkıyor ve birde bakıyoruz ki ölen öldüğü ile kalıyor yazık oluyor bu insanlara.  Ülkede beğenilmeyen bir iktidar var ama neye göre birilerinin dogrularına göre, yine birilerinin dogrularına göre de beğenilen bir iktidar. İktidarin değişme yolu belli ama mızıkçılar maalesef artık sandığın gücüne inanmıyor.  Sandık herşey mı değil ama sokakta olanlar şunu anlamıyor siz sandığın elinizden alınmasına sürekli bir görünmez elin idaresine bilerek ya da bilmeyerek yardım ediyorsunuz. Sandık elinizden alındığında o beğenmediğiniz sandık da elinizde olmayacak.  Bügün

Hamza Hamzaoğlu,hazmedilmeyi bekliyor.

Milli Takım, Romanya'yı yendi ve böylece umutlar tazelendi ve bizim sevmediğimiz Teknik Direktör Fatih Terim'de puanları yeniden toplamaya başladı ve toplanan puanlar bize gösterdi ki; Fatih Terim yine artı hanesine birkaç puan daha ekledi ve Türkiye'de yine kahraman olacak. Abdullah Avcı ise eline gelen fırsatı tepti belki de Galatasaray'a gelmediği gibi, Milli Takım'a da gelmemeliydi. Çok yıprandı, işte insanlar arasındaki farklılık buradan çıkıyor, kimi yıpranırken kimi de Fatih Terim gibi artılar ile çıkıyor. Fatih Terim ile Milli heyecanın başka bir doza büründüğünü de kabul etmeliyiz. Yalnız herkes Fatih Terim'i konuşurken hakkı verilmeyen bir başka adam var. Hamza Hamzaoğlu, o da takımını bıraktı ve Milli Takıma geldi hem de yardımcı hoca olarak, gocunmadı. Üstelik Terim takımda olsa da farketmez çünkü birçok oyuncusu Milli Takımlarda, peki ya Akhisar'da durum öyle mi değil, onlar çalışabilirlerdi hocalarıyla. Hamza Hamzaoğlu'ndan kimse

Yılmaz Vural kimi zaman soyadının hakkını vermek için uğraşmış.

9 Nisan 2005 Yılmaz Vural, bugün ligde olmayan Anakaragücü'nun hocası ve sonrasında Sakaryaspor'u da çalıştırdığı takımlar kadar çalıştırmadığı, çalışmasına izin verilmeyen takımlar konuşuldu. Ancak onun bir yani daha vardı magazin figürü olması işte ondan sunduğu örneklerden biri. Sakaryaspor ile oynadıkları maçta Kırmızı Kart gören Adem Dursun ve Effa dalma girişiminde bulunan bir Yılmaz Vural figürü görüyoruz. 

Amerika'da diren külot eylemi için beyin göçü talebi

Amerika'da bir bölgede öğretmenler iç çamaşırı giymeleri konusunda uyarılmış. Olayın Türkiye'de olmaması sevindirici yoksa diren külot kampayanları başlayacak. İşin acı vardır bu kadar çok özgürlük yanlısı gibi görünürden o özgürlüklerin başımıza bela olabileceğini düşünemiyoruz. Özgürlük bela olmaz da bu diren tavrı gün gelir kendimize hesaplaşamayacağımız sonuçlar doğurabilir. http://news.yahoo.com/little-rock-school-district-now-teachers-wear-underwear-030208103.html Haberin linki burada; ayrıca sadece külot değil mesele aynı zamanda sütyen de giyilmesi söylenmiş, transparan kıyafetlerde yasak, bira, alkol, uyuşturucuya yönelik slogan içeren kıyafetlerde.   Haberin altında 1587 yorum var, doğru bulanlar kadar yanlış bulanlarda var, dalga geçenlerde ama kimse diren külot dememiş. 

Hepimiz bugün toprak olacağız ama topraklar ona kin kusanları konuşacak

Türkiye Olimpiyatları kaybetti ama anladık bazı insanlar için hükümetin gitmesi herşeyden daha hayırlı ve sevinç bayraklarını açtılar biz olimpiyatı kaybedince. Bugüne kadar yapılmış Olimpiyatların şehir isimleri sorulur ancak hiçbirinde o dönemki hükümet sorulmaz hatta işi abartıp ileri götürelim, çok ilgilenen olmayınca siyasi tarih ya da konjüktür nedir kimse bilmez. 1896 yılında Atina'da Olimpiyatların yapıldığı bilir, 2008 Pekin bilinir, 2004 Atina bilinir, 2000 Sdyney bilir, 1988 Seul Olimpiyatları bilinir ama siyasi tarih nedir iktidarda kim vardır bilinmez. Hatta daha yakın tarihe gidelim 2012 Londra Olimpiyatlarında bile İngiltere Başbakanı kimdi bilinmez. Olimpiyatlar , şehirlerde , ülkelerde yapılır. Türkiye'de malesef olaylara siyasi bakıyoruz, ama Olimpiyat bize ayna tuttu, kim neye ne kadar siyasi bakıyor. AKP hükümeti karşıtları her yerde bayram yaparken ben ülkem adına üzüldüm, belki haketmiyoruz ama en azından hepimiz bu uğurda üzülebilir ve bundan siyaset

AKP'nin futboldaki kalesi Kayseri

Milli takım dün Fatih Terim ile ilk maçına çıktı ve sahadan 5-0 gibi bir skorla ayrıldı ve herkese bir umut ve mutluluk çöktü. Zaten Umut Bulut da Hattrick yaptı ve golleri atan herkes mutlaka Fatih Terim ile Galatasaray'da çalışmıştı. Maç Kayseri'de oynandı AKP'nin belediye seçimlerinde %70'lerde oy aldığı Kayseri'de. Gezi olayları bize şunu gösterdi; AKP kalesi Kayseri çünkü stadyum protestoları gündeme geldiginden beri önemli maçlar burada oynanıyor Süper Kupa arkasından Milli Maç belki de imkan olsa tüm maçlar Kayseri'de oynanacak. 

Gezi'den yükselenler.

Her yerde Cemil Bayık açıklama yapıyor ve bizim birtakım gazetelerimiz, sosyal medya sevenlerimiz nerdeyse zil takıp oynamak üzere PKK çekilmiyor diye neredeyse Bayram yapacaklar tüm yurtta. Aslında iyi de oluyor kimin ülkeyi ne kadar düşündüğü ortaya çıkıyor. Böylece anlıyoruz ki AKP'yi bitirmek için ülke yansa umurunda olmayacaklar var. Aylin Nazliaka once adından vajina polemiği ile söz ettirdi, ardından Gezi parkı Ankara şubesi gibi çalıştı. Şimdi de Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı oluyormuş.  Şansı nerdeyse sıfır ama niyetler çıkıyor ortaya birer birer.  Aylin hanım aynı zamanda Ankaragücü'ne de sahip çıkmıştı. Aynı zamanda Muammmer Güler'e çiçek vermişligi de var. Popülarite var Aylin Nazliaka da orada. Hem güzel hem popüler 3  CHP'li kadın; Emine Ülker Tarhan, Aylin Nazliaka, Şafak Pavey. Belki icraat da değil ama güzellik de AKP'yi zorlar. 

Esma Esad cephesinde herşey olağan.

Suriye'de neler olduğunu anlamaya çalışan bir Amerikan sitesi Esma Esad'ın bu fotografını görünce pek birşey olmadığına karar vermiş.  Esma Esad biliyorsunuz birçok kez bizim Emine Erdoğan ve Hayrunnisa Gül ile karşılaştırıldı. Emine Erdoğan ile iletişimleri  şimdi kopuk ve bu duruma Emine Hanım oldukça üzülüyordu. 

Çıplak ama istemeyen görüntüler.

Perihan Özcan Tüzüner yazmış, bizimde hoşumuza gitmişti ve sakladık.  Bu yazının bir özelliği de bir cemaat gazetesinde değil, Radikal ekinden alınmış bir yazı. Çıplaklık dendiği gibi güzellik belirtisi değil , kimi çıplaklık çekiciyken kimi de gerçekten itici oluyor.

Bugün mini etek giyip yarın dua edebilirsin ama bugün Türban takıpyarın mini etek giyebilir misin?

Beşiktaş Biliç ile iyi bir hava yakaladı.  Kendisi kendini tarif ederken sosyalist bir hoca olarak takdim ediyor ama; görüyoruz ki bu bazılarını rahatsız ediyor. Bugün akit gazetesinde para kazanan adam sosyalist olur mu babında Serdar Arseven bir yazı yazmış. Neden olmasın, günah işleyenden Müslüman, fakirden liberal zenginden de sosyalist olur. Önemli olan mümkün mertebe düşünceye göre yaşamak.  Bir kitle var o kitle herşeyi yapabiliyor.  Ancak bazılarına herşeye yasak. Örneğin Türban takip ertesi gün mini etek giyemiyorsun ama mini etek giyip ertesi gün dua edebiliyorsun işte herşeyi kendinde gören her hakkı kendine saklayan bir kitlenin düşünce tarzı bu.  Ersun Yanal Mousa Sow'u dini inançları sebebiyle oynatmamış. Ayıp ya takımda oynayabilecek yabancı sayısı 6 ee sen gidip Sow dindar diye böyle yaparsan ayıp olur. Hoca istediğini oynatır istediğini oynatmaz size ne.  Neymiş Hakan Şükür kesmiş ben ki inançlı futbolcuyu severim bende Hakan Şükür'ü takımdan

Sen aslında beni değil Eylül'ü seversin.

En güzel şarkılar dilimin ucunda Çıkmıştım çoktan yoluna Çağırmıştın Eylül'de gel Geldim Eylül'de Git diyeceksin Ne Zaman gel desen Hep Bileti gidiş dönüş al dersin Biliyorum aslında sen beni değil Hep Eylül'ü seversin Binlerce yaprak veda etti ağaçlara Nice aşklar kendi feda etti Bilinmez yarınlara  Sende oku ruhuma El Fatiha Aylardan Eylül mevsimlerden sonbahar Bekleyeceğim belki arar Ne de olsa önümüz sonbahar. 

Eylül hem kavuşmaların hem de vedaların şarkısı.

Şarkıcı Alpay'ın güzel bir şarkısı vardır Eylül'de gel diyerek. Yabancılar Aylara isim vermiş bizde aylardan isim almişsınız.  Dini sembolü olan aylar gelir önce isimlerde bunlar Recep, Şaban ve Ramazandir. Kimi zaman ise Muharrem ayını da isim listemizde görürüz. Dini ayların isimleri hep erkekler tarafından taşınır ama birde Miladı isimler vardır. Bunların başında Eylül gelir sonra Ekim ama Ekim biraz devrim ile iliskilidir. Gerçi Eylül'de de devrim yapmak isteyenlere vardır o da ayrı. Kasım okunuşu itibarıyla ay isminden sıyrılır.  Eylül güzel bir kız isimdir. Eylül üstüne siirler yazılan, methiyeler düzlükten Yazdan kışa gidişin ilk adamıdır       Birçok insanın hayatında okuduğu en güzel okullar ve anar Eylül'de başlamıştır.  Eylül güzel aydır, yaz yavaş yavaş terk etmeye baslar, balıkçılar denize olta atar, yapraklar tutuldukları ağaçlardan kopmaya baslar. Giysilerin boyu uzar, günlerin kısaldığı yavaş yavaş anlaşılır olur      Hükumetlere bu ü

Boyayan adam Orman Mühendisi ne tesadüf.

Boyayan adamın öyküsünü yazmak da Ertuğrul Özkök'e düşmüş. Boyayan adam da vurgulanan en önemli özellik ise Ağaç kesmeye karşı olup başka bir göreve atanması.  Hadi tesadüf diyelim. Boyayanın bir Orman Mühendisi olmasına, sonra Özkök'ün gidip röportaj yapması da tesadüf olsun, hadi bakalım. Bu da Özkök'ün röportajı  Boyayan adamın hikâyesi 1949'da Kilis’te başlıyor. Babası Tekel’de memur. Baba tarafı İstanbullu, anne ise Kilis... Baba oradan oraya tayin edildiği için, Kilis’te doğuyor. İlkokula Elbistan’da başlıyor. Daha alfabeyi sökmeden, babası Maraş’a tayin edilince ilkokul birinci sınıfı orada tamamlıyor. Lise 2’ye kadar Maraş. Üçüncü sınıf Silifke. Sonra İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi. Tabii ki devlet memurluğu... AĞAÇ KESME İŞİ BANA GÖRE DEĞİL DEYİNCE BAŞKA GÖREVE İlk görev Ilgaz Orman Müdürlüğü... Görevin niteliği üretim... Ormancılıkta üretim dendi mi iş belli. Ağaçları kesip kereste haline getiriyorsunuz. İki yıl boyunca bu işi yapıyor,

Diren Merdiven üstüne çıkıp senden fayda sağlamak isteyenlere diren.

Merdiven boyama meselemi oldu. Şimdi isteyen istediğini yapan bir grup var. Kural tanımadan arkasına sığındıkları şey yaptıklarının zararlı olmaması hatta renkli olması; ama ana amaç belli ve belirgin. Hedef kaşımak ölçüsüzce kaşiyorlar. Ondan sonra Diren mesajı veriyorlar.  Neye ve kime karşı direniyorlar kendi istediklerini yapıp ondan sonra direnç noktaları oluşturma peşindeler.  Gercekten bunların arkasında kim var. Biri başlatıyor digerleri de kuyruğunda gidiyor ve Twitter da birden direniyor merdivenler. Şimdi herkesin dikkatli olması lazım güzel olana karşı çıkmadan hemen tepki göstermeden , düşünürek adım atması yani bilinçli siyasetçi olmak lazım.  Şimdi bir diktatör türküsü söylemeye başladılar ya hasar dönem Kılıçdaroğlu bunu kullanıyor iyi de Gökkuşağı renginde merdiven boyuyan vatandaş kendi istediğini bize sormadan dikte etmiyor mu? Bunların arkasında bir lobi var ama ne lobisi bilmiyorum. Belki de lobilerde viski yudumlayanlardir.   Diren Merdiven ama