Ana içeriğe atla

Sanatı da sadece arzularınıza yönelik yaparsanız, muhafazakar sanat olmaz.


Hep derler ya, iyi bir oyuncu her rolü oynamalı sonrasında da hemen devreye bir sevişme sahnesi girer. Oysa her oyuncu her rolü oynamaz, şimdi Şişman bir oyuncu bir Atleti oynamaz diye tartışma çıkmazda , Muhafazakar bir oyuncu neden sevişme sahnesi oynamaz, oynayamaz diye tartışma çıkar. Örnekler daha da çoğaltılabilir, Örneğin nedense yine şişman oyuncunun sevişme sahnesi üstünden gidilmez ve her nedense bazı oyuncular tek rol ile efsane olurken muhafazakar oyuncundan sanatçı çıkması beklenir. Her nedense sanat dediğimizde aklımıza hep aşk, meşk sevişme geliyor, bu yönüyle de zaten muhafazakar sanat olmaz deyip işin içinden çıkıyoruz.

Elbette kabul ediyoruz, Muhafazakarların sınırları ama bu dışlanmalarını gerektirmez gibime geliyor. Dar pencerelerden bakıyoruz olaylara çok dar. Kendimizce sanat tarifi yapıp bunun içini kendi dolduranlar kendilerince dünyaya hakim olduklarını sanıyorlar, oysa Sanat sadece günaha çağırmak değildir, muhafazakarın da sanatı olur ama tanımı kendi yapanların sanat tanımı içine girmez.

Evrensel değerler denilecektir, bugüne kadar evrensel dediğimiz değerlerin sonu hep çıkar ilişkilerine dayanmaktadır. Muhafazakar da kendi sanatı yapabilirler kendi çerçeveleri içinde ama bizde asıl sorun herkes kendi tanımladığı alan yerine karşı tarafta yer almak istiyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Bıyıklı Canan ağdalı Can

Kadınlar hayatın her alanında geri mi kalıyorlar, aslında bakınca biraz evet, bu evetin nedeni de kadınlar alınmasın, uğraş alanlarını daha fazla erkek erin yoğun olduğu alanlara kaydırıyorlar. Kadınların özellikle pozitif ayrımcılık talepleri beni çıldırtmak için yetebiliyor. Kadınlar her alanda var olmak istiyorlar, bunun ana sebebi de şu ki, erkekler kendilerini hep üstün gördükleri için kadınlarda eşitliği yakalamak istiyorlar, oysa kadın da erkek de kendi içinde yetenekleri olan ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken cinsiyetler, oysa biz aynı kefeye koyuyoruz onları, iş bu yüzden pisuarda işemek isteyen kadınlar türüyor, diğer yanda da hamile erkekler, her şey eşit olmak adına. Artık kadınlar baş kaldırıp kendi çocuklarını da kendilerini doğurmaya karar veriyorlar. Sperm bankası diye bir olgu ortaya çıktı. Kıyafetler bir yandan unisex olma yoluna giderken bir yandan da etek giyen erkekler türüyor. Ağda yapılması da erkekler arasında yaygınlaşıyor. Manikür, pedikür de çabası, bırak

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.