Ana içeriğe atla

Insan dinlemeli kendini ama ayikken dinlemeli



Yahya Kemal gibi olsaydim Istanbul'u dinlerdim gozum kapali ama bende ne Yahya ne de Kemal cikmayacagi icin; kendimi dinlemeye karar verdim. Kimi zaman acik gozlerle kimi zaman kapanan uykuya dalan gozlerle. Zaten yerin altinda metroda insan ne izleyebilir ki, bir tavana bakarsin bir yere, birde elbette icerdekileri suzersin. Dusunursun kim nedir, necidir diye. Herkesin ayri bir hikayesi vardir elbette.

Kendini dinlemek insana ne kazandirir, kaparsin gozlerini seritler gecer gozunden belki de bir kac filmde dizide yasanmis seritler.

O zaman film seridi gibidir hersey. Sinan Cetin bir ara program yapardi. Film gibi isimli programda insanlar oykulerini anlatirdi.

Hayati film gibi olanlar roman olanlar oldukca sansli, iki asamali bir hayatlari var, once roman yayinlanir sonrasinda da filmi cekilir. Film gibi hayatin. Iki asamali O.S.S gibi.

Kendini dinlerken insan hayatindan gecen dinlemediklerini gozden gecirir. Kimi dinlemedim diye; kimi dinlemedim ben niye dinlemedim. Yine de kararim kesin insanin en dinlemesi gereken kisi kendisi ama sakinken, ayik kafayla.

Sarhoslugu sadece raki vermez, sevda sarhosu olabilir insan, bilgi sarhosu, yokluga alisip yoklugun sarhos. Illa bir buyuk devirmek gerekmez. Zaten kimileri hayatta labut gibidir. Hayat onlara bir bowling topu firlatir ve devrilirler. Bir daha ayaga kalkmalari toparlanmalari zordur.

Sessizlik genelde asalet simgesi olarak on plana cikar, genelde bos ve cok konusanlarin kapladigi cografyalarda.

Turkiyeye konus diyen Demirel, Anani Al da Git diyen Erdogan, Belki de en samimisi Karaoglan.

Kimimiz sesli, gurultulu bir otomobil kimimiz sessiz bir gemi.


Sent by Vodafone powering my BlackBerry® smartphone

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor.

İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.

Ojeli eller ile rezil olunabilir.

Siyaset ve spor yazmaktan bıkıp usanıyor insan, zaten kendini tekrar eden konular, yıllar geçince bakıyorsun aslında aynı şeyleri konuşmuşsun. Bende Ojeden bahsetmek istiyorum.
Ojeli elller genellikle güzel oluyor, siyah oje, kırmızı oje, beyaz oje yakışan ojeler, ama bazen öyle ojeler sürüyor ki kadınlar, anlamak mümkün değil, elin bütün ihtişamını götürdüğü gibi göz zevkininde içine edebiliyorlar.

Siyah, Kırmızı ve Beyaz favorim. Kozmetik ile çok uzak aramız yakınında bile geçmiyoruz. Bakışlarımızın yargısıyla yazıyoruz. Yoksa hani moda falan hak getire, bakışların yargısı da ne kadar doğru bilemiyorum.

Tired of writing politics and sports, people are already repeating themselves. I want to talk about nail polish.
Hands with nail polish are usually beautiful, black nail polish, red nail polish, white nail polish that suits well, but sometimes such nail polish lasts that women are not able to understand, they can get into the eye pleasure as they take all the glory of the hand.

Blac…

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi.


Athena bu zeki kadının bugünkü Türkiy…