Ana içeriğe atla

Derwall'in olumu; sicak havanin getirdigi tatiller ve Pazartesi Sendromu

Sansimi fazla zorlamak istemiyorum. Mobil Twitter da calismiyor; bloga gonderdigim yazilar saatler sonra dusmeye basladi ama o da ekstra kulfet cunku yaziyi bir mailden yukle birde kendi saatler sonra dussun cok ugrastirici ama yazmak bizim emek verdigimiz bir eylem bu yuzden yapacagiz ne gerekiyorsa ve bekleyecegiz.

Sabah'in ilk saatlerinde; Ramazan'in 11.gunundeyiz. Dun bircok blog gezdim baktim blog yazan bayagi insan var. Aslinda bunlar birbirlerine destek olabilirler. Tum bloglari bir site icerisinde toplayabilen bir olusum olsa guzel olacak. Hurriyet Bumerang bunu yapiyor aslinda 6 aylik surecte kazandigim 246 TL 48 TL stopaj kesildikten sonra hesabima yatacakmis. Ben hala blogda yazidan yazmaktan para kazanilacagina inan bir insanim. Cabalarim da devam ediyor.

Hayatin icinde yaptigim is cok vaktimi aliyor ve bende bundan siyrilmak istiyorum. Omrumu hep calisarak gecirmek istemiyorum. Bu noktada alternatifler ariyorum.Blog reklami da bunlardan biri ama yazmanin en guzel yani arsivcilik; o beni daha da cezbediyor ve kayda giriyoruz. Birden aklima geldi sanirim Istanbul'da 26 Haziran 2007'de sicaklik tatili olmustu.

Aklima birden gelen seyler sizin ilginizi ceker mi bilmem ama benim icin ilgi cekici. Burada Jupp Derwall'in fotografi var cunku 26 Haziran 2007'de hayata gozlerini kapamis.
Sent by Vodafone powering my BlackBerry® smartphone

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor.

İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.

Ojeli eller ile rezil olunabilir.

Siyaset ve spor yazmaktan bıkıp usanıyor insan, zaten kendini tekrar eden konular, yıllar geçince bakıyorsun aslında aynı şeyleri konuşmuşsun. Bende Ojeden bahsetmek istiyorum.
Ojeli elller genellikle güzel oluyor, siyah oje, kırmızı oje, beyaz oje yakışan ojeler, ama bazen öyle ojeler sürüyor ki kadınlar, anlamak mümkün değil, elin bütün ihtişamını götürdüğü gibi göz zevkininde içine edebiliyorlar.

Siyah, Kırmızı ve Beyaz favorim. Kozmetik ile çok uzak aramız yakınında bile geçmiyoruz. Bakışlarımızın yargısıyla yazıyoruz. Yoksa hani moda falan hak getire, bakışların yargısı da ne kadar doğru bilemiyorum.

Tired of writing politics and sports, people are already repeating themselves. I want to talk about nail polish.
Hands with nail polish are usually beautiful, black nail polish, red nail polish, white nail polish that suits well, but sometimes such nail polish lasts that women are not able to understand, they can get into the eye pleasure as they take all the glory of the hand.

Blac…

Bir sevişme sahnesinin pazarlama gücü

Şükran Ovalı diye bir hatun çıkmış, yok öyle ya ben bunları bilmiyorum, televizyona zaman ayırmıyorum gibi klişelere girmeyeceğim, ancak internet bize her şeyden haberdar olmayı öğretiyor, bu hatunun neden bu kadar popüler olduğuna ilk baktığımda sandım ki, bir bulut olsam isimli şarkıyı tekrar bize kazandırdı, ancak hatun kişi sadece sevişmiş, şu dizilerin sevişme sahnelerinin dizi için yarattığı etkiyi başka yaratan bir şey var mı, bilemiyorum. Eleştirmek de istemiyorum, çünkü gerçekten bunu görmeyi tercih ediyoruz. Reyting için kendimizi ne kadar feda edebiliriz bilmiyorum, gerçi sanat için soyunmak kavramı var, iş böyle olunca, kendimizi aklayabilecek bir alan buluyoruz. Blogda ki reyting içinde kendimizden belli fedakârlıklar yapıyoruz, ama her birimiz bu uğurda ölmüyoruz. Sevişme sahneleri bu diziyi benim için gündeme taşırken Melisa Sözen’in de oynadığını öğrenince üzüldüm, Melisa Sözen benim için masumiyetin simgesidir. Masum bir oyuncuyu da kaçırmış olduk.

Eskiden okullarda …