Ana içeriğe atla

Ev alsak da mi barinsak kiralasak da mi barinsak.



http://gunlukekonomi.blogspot.co.uk/2012/04/bu-zamanda-ev-alnr-m.html?m=1
Bu seferde bir baska blogdan alinti yaptim. Banka kredisiyle ev almak mi yoksa kira odemek mi; evi cazip kilan elbette odediginiz paranin kira gibi bosa gitmemesi; ancak surekli borclandiginiz icin borcum var korkusu yasamaniz muhtemel; diger yandan da gelecek ay kirayi odeyememe secenegi elinizde duruyor. Iki ucu boklu degnek gibi.

Gunumuzde ev almak da kendi basina insani kurtamiyor; ana amac ev alarak sabit olan gideleri dusurmek ancak gunumuzde aidat, elektirik, telefon, dogalgaz, su faturasi derken ev alsaniz da sabit giderleriniz var olmaya devam ediyor.

Eger kredi ile ev alirsaniz cok dara dustugunuzde elinizdeki secenek evi satmak olarak kaliyor; oradan gelecek parada hem borcunuzu kapatir hem de kiranizi oder ama kisa bir sure icin.

Insanlar kredi cekip ev alma konusunda cesaretleniyor cunku gelir ve giderleri enflasyon tek haneli oldugu icin kestirilebiliyor ve eskisi gibi devalue ya da kriz az goruluyor. Ancak Turkiye gibi kirilgan bir ulkede bu tip buyuk borclara girmek insani krize sokabilir. Ben Turkiye'de mortage tarzi bir kriz olabilecegini dusunuyorum; o yuzden ev almak, kredi karti kullanmak elinizde karsiligi yoksa elinizi kolunuzu baglayan bir durum. Dolaysiyla cok da tercih edilmemeli.

Bugun yoksulluk siniri rakamlarina bakiyorum; ev alanlara bakiyorum ve goruyorum ki Turkiye'de insanlar sandigimizdan zengin.

Birde ayagimizi yorganimiza gore uzatma huyumuz yok; elimizin altinda saatli bomba gibi duran kredi kartlari var ve biz onlari kullanmaya oldukca haziriz. Bircok insan asgari borclarini ancak odeyebiliyor.
Bazen cesur karar alanlar daha basarili olabiliyorlar bu yuzden belki de onlar daha dogrusunu yapiyordur ancak gecmiste yasanmis aci derslerde var.

Ben sahsi olarak hayatimi borcsuz bir duzende tutma gayretindeyim bir ev aldim evet ama param kadar aldim; bana yetecek kadar gucumun yettigi kadar; borca girip daha iyisini de alabilirdim ama borcsuzluk daha tercih ettigim bir yontem.

Sent by Vodafone powering my BlackBerry® smartphone

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.

Ojeli eller ile rezil olunabilir.

Siyaset ve spor yazmaktan bıkıp usanıyor insan, zaten kendini tekrar eden konular, yıllar geçince bakıyorsun aslında aynı şeyleri konuşmuşsun. Bende Ojeden bahsetmek istiyorum. Ojeli elller genellikle güzel oluyor, siyah oje, kırmızı oje, beyaz oje yakışan ojeler, ama bazen öyle ojeler sürüyor ki kadınlar, anlamak mümkün değil, elin bütün ihtişamını götürdüğü gibi göz zevkininde içine edebiliyorlar. Siyah, Kırmızı ve Beyaz favorim. Kozmetik ile çok uzak aramız yakınında bile geçmiyoruz. Bakışlarımızın yargısıyla yazıyoruz. Yoksa hani moda falan hak getire, bakışların yargısı da ne kadar doğru bilemiyorum. Tired of writing politics and sports, people are already repeating themselves. I want to talk about nail polish. Hands with nail polish are usually beautiful, black nail polish, red nail polish, white nail polish that suits well, but sometimes such nail polish lasts that women are not able to understand, they can get into the eye pleasure as they take all the glory of the ha