Ana içeriğe atla

Zekatini verme ihtimali olan zenginler.


http://m.radikal.com.tr/ArticleDetail.aspx?ArticleID=103208&Continue=1
Radikal gazetesinde Pinar Ogunc yazmis; Ankara'da ki okullarin disa tasinmasini; daha once de Istanbul'da gundeme gelmisti. Sehir disina yapilan konutlar; statlarin yeni yerlerine biraz bakinca; insanin aklina gercekten sehri daha zengine emanet ediyorlar dusuncesi geliyor akla. Belki de gercekten iyi niyetliler ve de sehri rahatlatmak istiyorlar; ama bir yandan da bizi uzaklastirdiklarini hissediyoruz. AKP'nin iktidari belki yoksula birtakim olanaklar sagliyor; ancak zengini daha da zengin ediyor ve kendi zenginlerini olusturuyor. Eskinin zenginin yerini sanki bugun bir baska zengin aliyor ve bu zenginin en onemli artisi da gorunen o ki; zekatini veren zengini olusturuyor.

AKP hukumetinin vatandasi sehirden gittikce uzaklastirmasinin yaninda avantaji vererek uzaklastirmasi; zaten karin tokluguna calisan garibanda cilesini cekmeye razi. Sehirin icinde mesafeler yakin olsa da biktirci trafik; sehrin disinda kalabalik olsa da cabucak ulastiran Metrobus var. AKP hizmet ediyor ve hizmeti yaparken kaynagini fakirin sahip oldugu alanlardan buluyor gibi. Istanbul bugun Kocaeli sinirlarina kadar iyice yayginlasti diger tarafta Edirne'ye yaklasmak uzere. Buyuksehir buyudukce buyuyor.
Bugun bazi illerin ilceleri ile arasinda 100'un ustunde kilometre farki var ve Istanbul'da bu noktaya dogru gidiyor hem de uygun adimla.

Sent from my BlackBerry® wireless device

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Bıyıklı Canan ağdalı Can

Kadınlar hayatın her alanında geri mi kalıyorlar, aslında bakınca biraz evet, bu evetin nedeni de kadınlar alınmasın, uğraş alanlarını daha fazla erkek erin yoğun olduğu alanlara kaydırıyorlar. Kadınların özellikle pozitif ayrımcılık talepleri beni çıldırtmak için yetebiliyor. Kadınlar her alanda var olmak istiyorlar, bunun ana sebebi de şu ki, erkekler kendilerini hep üstün gördükleri için kadınlarda eşitliği yakalamak istiyorlar, oysa kadın da erkek de kendi içinde yetenekleri olan ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken cinsiyetler, oysa biz aynı kefeye koyuyoruz onları, iş bu yüzden pisuarda işemek isteyen kadınlar türüyor, diğer yanda da hamile erkekler, her şey eşit olmak adına. Artık kadınlar baş kaldırıp kendi çocuklarını da kendilerini doğurmaya karar veriyorlar. Sperm bankası diye bir olgu ortaya çıktı. Kıyafetler bir yandan unisex olma yoluna giderken bir yandan da etek giyen erkekler türüyor. Ağda yapılması da erkekler arasında yaygınlaşıyor. Manikür, pedikür de çabası, bırak

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.