Ana içeriğe atla

Her köyün biraz entelliğe ihtiyacı var gibi.



Yüksel Aksu'nun filmine biraz gecikmeli olsa da gitme fırsatını bulduk. Film 02 Aralık'ta vizyona girdi, biz ise ancak 06 Ocak gitme fırsatını yakalayabildik.Yüksel Aksu en büyük ününü Dondurmam Gaymak filmiyle yaptı, 2006 yılında yerli halkla çektiği bu film ile birçok ödül aldı, yine bu filminde köyleri oynatan oyuncu, Filmin geçtiği il olan Muğlalı.Aksu aynı zamanda Yılan Hikayesi ve Leyla ile Mecnun dizilerinde yönetmeni.Film bizi hayata karşı tekrar bilinçlendirmekte, doğaya karşı olan ilgimizi çekmeye çalışmakta ve doğaya zarar veren santrallerin zararını anlatmakta. Bu arada aşkı ile işi arasında kalan bir şark kurnazı birde Muhtarın yaşadığı çelişkileri anlatırken, deli ile akıllı arasındaki fikri de bize öğretmekte.

Köylüleri paragöz bulan şehirlilerin ise ekolojik turizm ile köylülerden daha fazla para kazanması ve onların gönlünü para ile kazanması ise bir başka ironi olarak göze çarpmakta. Filmde Claudia Roth da oynamış, köylülerin yanında bakan rolünde bir bakan oynuyor.Yüksel Yalova, 57.Hükümet Devlet Bakanı görevinde bulunan Yalova, bir defa da Vali filminde oynamıştı.

Bulutsuzluk özlemini solisti Nejat Yavaşoğulları da filmde yine müzik yapan asıl müzisyenlerden. Şahin Irmak, Kendisini çok güzel hareketlerden tanıyoruz, oldukça iyi bir oyunculuk çıkarmış. Alman kökenli oyuncu Ayşe Bosse en çok da türkü söylerken gönlümüzü fethediyor.Oyuncunun annesi Alman, babası ise Türk.Deli Yürek filmin kuşçusu Emin Gürsoy bu filmde başarılı bir solcuyu oynakmakta.

Filmde küfür var oldukça var, heykellerin penisleriyle ön plana çıkması filmi biraz bel altına kaydırmış görünüyor.Köylü Nihat Kapız ise bekçi Nihat rolünü güzel oynamış.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Bıyıklı Canan ağdalı Can

Kadınlar hayatın her alanında geri mi kalıyorlar, aslında bakınca biraz evet, bu evetin nedeni de kadınlar alınmasın, uğraş alanlarını daha fazla erkek erin yoğun olduğu alanlara kaydırıyorlar. Kadınların özellikle pozitif ayrımcılık talepleri beni çıldırtmak için yetebiliyor. Kadınlar her alanda var olmak istiyorlar, bunun ana sebebi de şu ki, erkekler kendilerini hep üstün gördükleri için kadınlarda eşitliği yakalamak istiyorlar, oysa kadın da erkek de kendi içinde yetenekleri olan ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken cinsiyetler, oysa biz aynı kefeye koyuyoruz onları, iş bu yüzden pisuarda işemek isteyen kadınlar türüyor, diğer yanda da hamile erkekler, her şey eşit olmak adına. Artık kadınlar baş kaldırıp kendi çocuklarını da kendilerini doğurmaya karar veriyorlar. Sperm bankası diye bir olgu ortaya çıktı. Kıyafetler bir yandan unisex olma yoluna giderken bir yandan da etek giyen erkekler türüyor. Ağda yapılması da erkekler arasında yaygınlaşıyor. Manikür, pedikür de çabası, bırak

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.