Ana içeriğe atla

Time to Time Menderes'ten Erdoğan'a



Can Dündar'ın yazısıyla başlıyoruz, Adnan Menderes ile İnönü gerilmiş, İktidar ile muhalefet birbirine girecekken Adnan Menderes'in geçirdiği uçak kazası sonrası kısa süreli bahar havarsı esmişti. "Menderes, kaza sonrası, aleyhine bir hazırlık yapıldığı endişesiyle hemen Türkiye’ye dönmüş, dönüşünde de çetin rakibi İnönü’nün kendisini karşılamaya gidip samimiyetle "Geçmiş olsun" demesi ve bir süre hükümete yönelik eleştirileri kesmesi, ülkede bir "bahar havası" yaratmıştır."
http://www.candundar.com.tr/_v3/index.php#!%23Did=1375


Şimdi de Başbakan Erdoğan sırasıyla Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu ziyaret etmektedir, dünkü bütçe görüşmelerinde de Bülent Arınç görüşmenin son günün olumlu geçtiğini söylemişti. Tabii bu bizim yaptığımız amansız bir benzetme çabası da olabilir, ancak tarih tekkerrürden ibarettir, gerçi Mehmet Akif ibret alınsaydı etmezdi demiş, ama bakın birbirine benzer olaylar görebiliyoruz. Başbakan'ın da sağlığı bozuldu, muhalefet kendisine yakın davranıyor, yüzlerine bakmayacaklarını söyleyen liderler bir araya geliyor.

Yine Can Dündar'dan.

"Aydın Menderes, o günlerde Bayar’ın, babasını "dinlenmeye çekip" yeni bir başbakan arayışına girdiğini doğrularken bunun nedenini şöyle özetliyor:
"Bayar CHP ile ilişkileri hep gerilim noktasında tutuyordu".
Anlaşılan, İnönü’nün yumuşak tavrını DP’yi eritmeye yönelik bir komplo olarak değerlendiren Bayar, bükülmeden politikaları sürdürmekten yanaydı.
Menderes ise kazayla artan karizmasını kullanarak belki de her şeye yeniden başlamayı umuyordu.
Aydın Menderes tarihten şu dersi çıkarıyor:
"Ya Bayar kendine emanetçi bir başbakan bulmalıydı ya da tersine Menderes, Bayar’ın yerine geçecek yeni bir cumhurbaşkanı..."




Yine görüldüğü gibi Başbakan yerine, yeni bir Başbakan aranıyor havası doğdu, ondan sonra Gül'ün yerine kim gelecek biraz muğlakta bakın gördüğümüz gibi parçaları birleştirenler için çok sebep var, bir başka benzerlik de AKP nerdeyse 10.yılını doldurmak üzere iktidarda, bu kadar benzerliğin içinde belki bir başka benzerliğin önünü Erdoğan kesmeye çalışıyor, belki de onunda aklından geçiyor Menderes'in başına gelenler.Bir başka benzerlik de hem Erdoğan'ın hem de Menderes'in Time dergisine kapak olması. Menderes Sovyetlere yakınlaşmıştı, Erdoğan Araplara. Daha birçok benzerlik öne sürebilirsiniz, her ikisinin basından çektiği tepkiyi de göz önüne alınca insan neden olmasın diyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Bıyıklı Canan ağdalı Can

Kadınlar hayatın her alanında geri mi kalıyorlar, aslında bakınca biraz evet, bu evetin nedeni de kadınlar alınmasın, uğraş alanlarını daha fazla erkek erin yoğun olduğu alanlara kaydırıyorlar. Kadınların özellikle pozitif ayrımcılık talepleri beni çıldırtmak için yetebiliyor. Kadınlar her alanda var olmak istiyorlar, bunun ana sebebi de şu ki, erkekler kendilerini hep üstün gördükleri için kadınlarda eşitliği yakalamak istiyorlar, oysa kadın da erkek de kendi içinde yetenekleri olan ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken cinsiyetler, oysa biz aynı kefeye koyuyoruz onları, iş bu yüzden pisuarda işemek isteyen kadınlar türüyor, diğer yanda da hamile erkekler, her şey eşit olmak adına. Artık kadınlar baş kaldırıp kendi çocuklarını da kendilerini doğurmaya karar veriyorlar. Sperm bankası diye bir olgu ortaya çıktı. Kıyafetler bir yandan unisex olma yoluna giderken bir yandan da etek giyen erkekler türüyor. Ağda yapılması da erkekler arasında yaygınlaşıyor. Manikür, pedikür de çabası, bırak

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.