Ana içeriğe atla

Fransizlar masumsa bizim Gaziantepimiz; Kahramanmarasimiz isimlerine Fransiz mi kalmali?


Fransa Ermeni tasarisini kabul etti; Bu Ermenilerinin lobisi o kadar guclu ki; Fransa'da; Amerika'da is yapabiliyor; olay sadece alinacak oylar mi; bence degil, kendi sucuna bakmadan bir baskasi suclama istegi.
Turkiye her daim suclaniyor; elbette bu ulkenin kabahatleri var; gorece daha fazla cile cekmis dini referanslari farkli; etnik kokenleri farkli gruplar var, devlet tarafindan cile cektirilmis insanlari var; ancak bu ulkenin disinda Turkce konusturdugu; Osmanlica konusturdugu yer yok. Bugun Ingilizler tum dunyayi somurmus Ingilizce her yerde etkin; Ispanyolca ve Portekizce Amerika kitasinda; Fransizca Afrika kitasinda almis basini gidiyor.

Turkiye Ermenilere soykirim yaptigini kabul ederse daha bariscil bir dunyaya gitmeyecegiz; toprak meselesine gidecek bu is. Evet bu ulkede; cografyasinin kim yerinde Ermeni dolu kufur sozcugu olarak kullaniliyor; ama soykirim dediginiz zaman yaptirimlar uygulaniyor. Almanlarin soykirimlari bizim kadar gundeme geliyor. Ahmet Hakan diyor ki; ama sizde Cezayir'e yaptiniz diyerek zulum de uzlasiyorsunuz demeye getiriyor; oysa zulumde uzlasmaktan ziyade gecmisin yaptirimlar kaciyoruz; cunku yaptirimlar tek tarafli olabiliyor.

Biz Ermenilere ne yaptik derken Fransizlarin isgal ettigi bolgelerde ne yaptigi da bagli; Basbakan Yardimcisi Bulent Arinc'in da dedigi gibi Gaziantep'in Kahramanmaras'in adi nereden bellidir. Fransizlar masum gibi gorunup bizi sucluyorlar agir olan budur; yoksa bizde de zulum gorenler olmustur.

Sent from my BlackBerry® wireless device

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Bıyıklı Canan ağdalı Can

Kadınlar hayatın her alanında geri mi kalıyorlar, aslında bakınca biraz evet, bu evetin nedeni de kadınlar alınmasın, uğraş alanlarını daha fazla erkek erin yoğun olduğu alanlara kaydırıyorlar. Kadınların özellikle pozitif ayrımcılık talepleri beni çıldırtmak için yetebiliyor. Kadınlar her alanda var olmak istiyorlar, bunun ana sebebi de şu ki, erkekler kendilerini hep üstün gördükleri için kadınlarda eşitliği yakalamak istiyorlar, oysa kadın da erkek de kendi içinde yetenekleri olan ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken cinsiyetler, oysa biz aynı kefeye koyuyoruz onları, iş bu yüzden pisuarda işemek isteyen kadınlar türüyor, diğer yanda da hamile erkekler, her şey eşit olmak adına. Artık kadınlar baş kaldırıp kendi çocuklarını da kendilerini doğurmaya karar veriyorlar. Sperm bankası diye bir olgu ortaya çıktı. Kıyafetler bir yandan unisex olma yoluna giderken bir yandan da etek giyen erkekler türüyor. Ağda yapılması da erkekler arasında yaygınlaşıyor. Manikür, pedikür de çabası, bırak

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.