Ana içeriğe atla

Dinin daha cok inanana ihtiyaci yoktur.

Din, hepimizin tartistigi ancak bir turlu ortak noktayi bulamadigimiz kavram olarak karsimiza cikiyor. Aslinda dinde ortak bir nokta bulmamiz gerekir mi; o da bir soru isareti olarak aklimizdaki yerini aliyor. Din, din devleti olmadigimiz icin daha da bireysellesiyor; kendi ic dunyamizda degerlendirmeler ile yasayacagimiz bir olgu.

Dini kucumsemek icin kullanilan ve sorgulanmamasina bulunan atifin yaninda; dinin modernizme karsi engel teskil edecegi savi insanlarin dinle iliskisine mesafe koymasina yol aciyor. Ancak sunu belirtmek gerek ki; din denilen olgu zaten insana bu tarafin mutlulugundan ziyade ahiret mutlulugunu vaat eder; dolaysiyla dinin modern dunyaya cok da ayak uydurmasi gerekmez; insanin ic dunyasini temizleyebilmesi din icin yeterlidir.
Insanin dine bakisi kendi olculeriyle olmaktadir; oysa dinin olcusunu belirleyen Allah'tir. Insan kendisini oldugundan fazla onemseyen dinin otesine koyan; tanriyla rekabet haline giren bir varliktir.
Insan Allah'in yarattigi kus olmasa belki de ucmak nedir; merak bile etmeyecekti; Allah'in ona gosterdigi isaretlerle kendisine yol cizen kimi insanoglu; gucunu gereginden fazla onemseyerek yaraticiya karsi gelebilmektedir ki; bu oldukca sakat bir ruh halini icinde barindirir.

Kimse Allah'a inanmak zorunda degildir; dunyaya bakisina gore kendisini konumlandirabilir ve de inanip inanmama konusunda tercih yapabilir. Tercihlerin sonuclarina da katlanir.
Din adina orgutlu yapilarin dini kullanip; kullanmama konusunda ince bir cizgileri vardir; bu cizgi ise dini kendi cikari icin kullanip kullanmamadir; butun cemaat icin kullaniyorsa sorun yoktur.


Din adina herkesin konusma hakki olmalidir; din her bir bireyi ilgilendiren bir olgudur; bu olgu hakkinda herkes kendisini konumlandirabilmelidir. Dinden hem kopmak istemeyip hem de dunya zevklerinden tatmak istemek; ve bunun sonucunda dini bugune uydurma calismak dini kurtarmak icin gosterilen caba gibi gorunse de bugunu kurtarmak; insanin kendisini kurtarmak icin gosterilen bir cabanin urunudur.

Dinin kendi ispatlama daha fazla insani inandirma zorunlulugu yoktur. Din eger gercekten varsa zaten insan ona inanirsa kendisi kurtulur; o yuzden Islami modernlestirecegiz diye yapilan calismalar; dini bugunun kitabina uydurmaktir.

Herkesin dini ayetle de sabit oldugu uzere kendinedir.Kafirun suresinde bu acikca belirtilir. O yuzden din algilari bagimsizdir. Eger ki dini uygulamalar ile bugun yasami bulundugunuz bolgede ki devlet kadar kisitlanmisa zaten ozgur degilsinizdir ve bazi ibadetlerin sartini tasimiyorsunuzdur.

Dini zorlastirmak degil; kolaylastirmak gerekir yalniz bunu yaparken cok ince bir cizgi vardir ve o cizgiye dikkat edilmelidir; aksi takdirde din ve din adamlari civimaya baslar.

Sent from my BlackBerry® wireless device

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Bıyıklı Canan ağdalı Can

Kadınlar hayatın her alanında geri mi kalıyorlar, aslında bakınca biraz evet, bu evetin nedeni de kadınlar alınmasın, uğraş alanlarını daha fazla erkek erin yoğun olduğu alanlara kaydırıyorlar. Kadınların özellikle pozitif ayrımcılık talepleri beni çıldırtmak için yetebiliyor. Kadınlar her alanda var olmak istiyorlar, bunun ana sebebi de şu ki, erkekler kendilerini hep üstün gördükleri için kadınlarda eşitliği yakalamak istiyorlar, oysa kadın da erkek de kendi içinde yetenekleri olan ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken cinsiyetler, oysa biz aynı kefeye koyuyoruz onları, iş bu yüzden pisuarda işemek isteyen kadınlar türüyor, diğer yanda da hamile erkekler, her şey eşit olmak adına. Artık kadınlar baş kaldırıp kendi çocuklarını da kendilerini doğurmaya karar veriyorlar. Sperm bankası diye bir olgu ortaya çıktı. Kıyafetler bir yandan unisex olma yoluna giderken bir yandan da etek giyen erkekler türüyor. Ağda yapılması da erkekler arasında yaygınlaşıyor. Manikür, pedikür de çabası, bırak

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.