Ana içeriğe atla

Kiminin türbanı, kiminin arabası



Borusan Otomotiv birden gündeme oturdu. Ralli Şampiyonu Burcu Çetinkaya, birlikte program yaptığı Merve Sena Kılıç ile Mini Cooper test edince sponsorluk anlaşması iptal edilmiş,haber  Yeni Şafak gazetesinde, elbette kasıtlı haber olabilir. Merve Sena Kılıç başörtüsü taşıdığı için itiraz etmiş Borusan yetkilileri. Haber böyle diyor, bu haberde belirtildiği gibi gerçekten neden başörtüsü olabilir.  Ya da neden bu olmayıp olayı başörtüsüne bağlama hilesi de var olabilir. Ancak Kocabıyık ailesinin Rotary olduğunu bildiğimizde, başörtüsünü kullanımının neden olması kuvvetle muhtemel. Kocabıyık ailesi Borusan Holdingin sahipleri. Bu tip haberlerde insanlar inanmak için istediği  kısma inanıp , inanmak istemediği bölüme inanmayı seçerler ve kendi beyinlerindeki veriler ile birleştirirler.

Resme baktığımızda, Türban ile yapılan test sürüşü var, bu firmayı rahatsız edebilir, ancak bu için eğer gerçekten sponsorluk iptal ediliyor ve marka imajının zedelendiği düşünülüyorsa bu noktada firmaya gelen talepler vardır, bu noktada için içine elbette ticari kaygılar girip sponsorluk iptal edilebilir. Ancak bir başka noktada şu ki bir türbanlılar her alanda var olabilirler deyip, her televizyon programına da halka hoş görünmek adına türbanlı yerleştirme çabası da zaten bir yaranma çabasıdır, aslında hem televizyon programı hem de Borusan'ın yaptığı ortak amaca işaret eder yaranmak. Şahsen ben çok da özgürlükle ilgili hareketler olduğunu düşünmüyorum. Bir türbanlı da elbette istediği arabaya binebilir. Bir marka müşteri kitlesini seçerken hedef kitlesine yönelik davranışlarda bulunabilir, bu kimi zaman bir türbanlıya program yaptırmak olabilir, kimi zamanda arabama bindi diye sponsorluğu iptal etmek olabilir.Konun aslında özgürlüklerle bir alakası yoktur.

Marka zaten Burcu Çetinkaya'ya sağladığı sponsorluk olanaklarından elde edeceğinden daha fazla bilinirlik elde etmiştir.Yarın türbanlılar Mini Cooper'a binip eylem yaparlarsa markanın daha da işine yarar.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Bıyıklı Canan ağdalı Can

Kadınlar hayatın her alanında geri mi kalıyorlar, aslında bakınca biraz evet, bu evetin nedeni de kadınlar alınmasın, uğraş alanlarını daha fazla erkek erin yoğun olduğu alanlara kaydırıyorlar. Kadınların özellikle pozitif ayrımcılık talepleri beni çıldırtmak için yetebiliyor. Kadınlar her alanda var olmak istiyorlar, bunun ana sebebi de şu ki, erkekler kendilerini hep üstün gördükleri için kadınlarda eşitliği yakalamak istiyorlar, oysa kadın da erkek de kendi içinde yetenekleri olan ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken cinsiyetler, oysa biz aynı kefeye koyuyoruz onları, iş bu yüzden pisuarda işemek isteyen kadınlar türüyor, diğer yanda da hamile erkekler, her şey eşit olmak adına. Artık kadınlar baş kaldırıp kendi çocuklarını da kendilerini doğurmaya karar veriyorlar. Sperm bankası diye bir olgu ortaya çıktı. Kıyafetler bir yandan unisex olma yoluna giderken bir yandan da etek giyen erkekler türüyor. Ağda yapılması da erkekler arasında yaygınlaşıyor. Manikür, pedikür de çabası, bırak

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.