Ana içeriğe atla

Belki de birliğin adresidir Koro

İnsan bazı şeylere geç kalıyor, bazense ömrü bile yetmeye biliyor, hayat çok hızlı akıyor. Aslında bir kitabın bir filmin insana vereceği en güzel şey nedir biliyor musunuz, hayata tutunma, tutunabilme şansı, öyle filmlerin senaryoları, efektleri çok da önemli değildir. Size verdiği duygudur. Aslında ayrıştığımız şu günlerde bize de fikir verebilecek bir film, filmin adı Koro, Fransız yapımı filmin gösteriye girişi 2004 ama tavsiye sonucu 2011 yıılında izledik, disiplin nasıl sağlanır, disiplinli hoca gibi kavramlarda doğru yöntem hangisi bilmek isteyenlerin izlemesi gereken bir film. Çok yabani öğrencilerin eğitilmesiyle ilgili bu filmde bize dersler var. Film bizde 29 Nisan 2005 tarihinde gösterime girmiş.

Gérard Jugnot oynadığı Clement Mathieu rolüyle oldukça başarılı hem de böyle sempatik bir Fransız ile bize tanışma fırsatı verdi. Birazda bu ülkenin birleşik sınıf günlerine götürüyor bu film, hafiften bir Hababam Sınıfı tadı var, hani Clement Mathieu'da biraz Mahmut Hoca tadında. Acaba hangisi daha güzel söylüyor. Bizim Hababam sınıfındaki Mahmut Hoca'nın karşılığı bir Clement Mathieu ancak, müdüre karşı gelme konusunda Mahmut hocamız kadar başarılı değil, sanıyorum.Onların müdürü Rachin bir karakter olarak karşımızda ama biz Hababam sınıfındaki müdür karakteri hep müdür bey diye bildik, oysa onun da filmde bir adı olmalıydı.
Filmin Imdb'de ki hikayesi aşağıdaki şekilde anlatılmış.

Fond de l'Etang is a boarding school for troubled boys located in the French countryside. In the mid-twentieth century, it is run by the principal M. Rachin, an egotistical disciplinarian whose official unofficial mantra for the school is "action - reaction", meaning that there will be severe consequences for any boy out of line. This approach does not seem to be working as the boys as a collective are an unruly bunch. In turn, the teachers don't teach, but are always watching out for the next subversive act from the boys. January 15, 1949 marks the arrival to the school of the new supervisor, M. Clément Mathieu, a middle-aged man who is grasping at finding his place in life after a series of failed endeavors. Although he does find the boys an unruly lot, Mathieu does not believe in the "action - reaction" policy, and as such, butts heads with Rachin while secretly undermining the policy

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’de tanrıça var mı?

Yunan tanrıçalarını bugünün Türkiye’sinin güzel kadınlarına uyarlama gibi bir fikir geldi aklımıza, bu asla saygısızlık olarak algılanmamalı, sadece mitolojiyi günümüzle birleştirip, daha anlaşılır hale getirmek gerek. Andromakhe Hektor’un karısı, bugünkü karşılığını bulmak istersek Türkiye’de kim onunla aynı kaderi paylaşmak ister ki, kocasını savaşta kaybetmiş, oğlunu kaybetmiş, Türkiye’de bu tanıma uyan bir kadın var mı diye düşünüyorum, galiba yok. Burası boş kaldı, öneriler varsa alabiliriz. Afrodit diğer adıyla Venüs kim ne derse desin Türkiye’nin Afroditi bence Banu Alkan değil Hülya Avşar’dır. Bu konuda birçok tartışma yapılıp farklı adaylar gösterilebilir, ancak Hülya Avşar hep bir fenomendir ve öyle de kalacaktır. Artemis av tanrıçası, biraz Amazonluğu çağrıştırıyor buraya en yakın isim de bana göre Perihan Mağden’dir. Perihan Mağden’i özlüyoruz. Aslında edebiyat dünyasında Perihan Mağden ve Elif Şafak arasında gizli bir rekabet var gibi. Athena bu zeki kadının bugünkü Tür

Bıyıklı Canan ağdalı Can

Kadınlar hayatın her alanında geri mi kalıyorlar, aslında bakınca biraz evet, bu evetin nedeni de kadınlar alınmasın, uğraş alanlarını daha fazla erkek erin yoğun olduğu alanlara kaydırıyorlar. Kadınların özellikle pozitif ayrımcılık talepleri beni çıldırtmak için yetebiliyor. Kadınlar her alanda var olmak istiyorlar, bunun ana sebebi de şu ki, erkekler kendilerini hep üstün gördükleri için kadınlarda eşitliği yakalamak istiyorlar, oysa kadın da erkek de kendi içinde yetenekleri olan ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken cinsiyetler, oysa biz aynı kefeye koyuyoruz onları, iş bu yüzden pisuarda işemek isteyen kadınlar türüyor, diğer yanda da hamile erkekler, her şey eşit olmak adına. Artık kadınlar baş kaldırıp kendi çocuklarını da kendilerini doğurmaya karar veriyorlar. Sperm bankası diye bir olgu ortaya çıktı. Kıyafetler bir yandan unisex olma yoluna giderken bir yandan da etek giyen erkekler türüyor. Ağda yapılması da erkekler arasında yaygınlaşıyor. Manikür, pedikür de çabası, bırak

Şerefsizlik de insani bir özellik.

İroniler ülkesinde yaşıyoruz, gerçekten ironik, ülkeyi yönetmeye talip olan bir Partinin Başkanı, Mustafa Destici çıkıyor diyor ki bize yumruk atana biz Kurşu atarız buna benzer birşey, Ne kadar bayağı ne kadar pespaye. Bu ülkeye gerçekten yazık, belli noktalara gelmiş adamların belli vasıflara sahip olması gerekiyor. İroniler bitmez, hikayesi çok bu ülkenin her gün yenisi yazılıyor ve ekleniyor bu hikayelere; ama şaşırtmıyor, battığımız pislik büyük gerçekten çok büyük ama bu battığımız pisliğin en büyük nedeni hepimizin ahlaklı gözükmek istemesi. Oysa şerefsizlik de bir sıfat ve içimizden bazıları bende dahil şerefsiz olabiliriz, ahlaklı davranmak için önce ne olduğumuzu kabul etmek önemli.