Ana içeriğe atla

Yayınlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Efkan ŞEŞEN-Dokuz Altı Yolları

Medyum da Medya da Yalan Haber verebilir.

Türk İnsanı her daim fallara ve onlara bakanlara meraklı olmuştur. Medyumlarda yeri gelmiş ünlü olmuş, hepimizin diline dolanmışlardır. Bir aralar Medyum Memiş ve Keto oldukça popülerdi.Kendi geleceğinden emin olmayan insanlar hemen medyuma koşarlar, hatta medyum ile medya haber vermekte kesişirler, hatta zaman zaman hem Medya hem de Medyum yalan haber verebilir ve olasıdır.

Kadınlarımız ve erkeklerimiz zayıflamak istiyor, bu yolda Altın Çiçek Hapı bayağı talep görüyor, bu modern dünyada zayıflamak zor, herkes yememiz için uğraşıyor bir tek Somali görüntüleri biraz yeme azmimizi durdurabilirdi, ancak onu da Nihat Doğan'a kurban verdik, gitti gibime geliyor. Zayıflamak için Altın Çiçek Hapı ve gençleşmek için Pembe Maske, daha zayıf ve daha genç görünmenin sanırım yolu buradan geçiyor. Çirkin kadınlara yer yok bu hayatta.Birde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı onay verdi mi her şey tamam demektir.
Şimdilerde birde Denge Bilekliği çıktı, ne kadar da meraklıymışız Dengeli olmaya, tabii t…
Gerçek adı Evrim Solmaz siz Gülizar olarak biliyorsunuz. En son Hanım'ın çiftliğinde görüldü.

Askerlikten soğutan ölüm korkusu değil yaşarken önemsizleştirilmektir.

Bu ülkede halkı askerlikten soğutmak diye bir tabir vardır, halk askerlikten nasıl soğumasın, hergün gelen ölüm haberleri ve ölümün soğuk yüzü insanı askerlikten soğutuyor. Aslında bizi askerlikten soğutan ölüm korkusu değildir, orada sanki savunmasız mahkum gibi kalmaktır. Rütbesi yüksek olanın hukukun geçerli olduğu fikridir insanı askerlikten soğutan ve elbette soğukta tutulan nöbetlerdir.

Beni askerlikten en çok çorba soğuk diye asker döven komutan soğutmuştur, ya da ne biliyim Portakal suyunun siparişini vermedi diye dayak yiyen asker soğutmuştur beni askerlikten. Askerlikten savaş soğutmaz beni, neyin uğruna savaştığını bilmek soğutur.

Bu bayramda kredi kartı geçmiyor anne

Bugün bayram ile ilgili belki de birçok yazı okudunuz. Dün akşamdan beri Sms sanağı altında kalmışta olabilirsiniz, herkes Bayramınızı içten dileklerle kutladılar ya da Kutlu mu olsun, Mübarek mi olsun karar veremediniz, Birde araya Zafer Bayramı girdi, bu sene Zafer Bayramı, Ramazan'ın gölgesinde kaldı.  Bayramlar için söylenecek çok söz, eski bayramlar içinde yakılacak çok fazla ağıt var. Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar.

Bayramlar en çok gurbette olanlar için zor sanıyorum, Bayram onları hüzünlendiren bir öykü halini alıyor. Kendileri yakında olup sevdikleri uzakta olanlar içinse daha da ızdırap halini alıyor Bayramlar. Bayramlar çocuk sevindirme dönemi, bir tek onlar kaldılar kredi kartıyla alış veriş yapmayan, şeker almaktan mutlu değiller, nakit geçiyor, çünkü artık şekerler çeşit çeşit ve her çocuk başka bir şekere meraklı. Bayramlar 9 güne çıktığından beri daha az Bayram sanki, daha doğrusu Bayramda çalışmak zorunda olan kitlede artınca Bayramlar bayramlıktan çıktı.

Taraf olmayan bertaraf olur

Fenerbahçe krizde bir yandan da çıkış yolu arıyor, taraftar kartı iyi bir fikir, Fenerbahçe 1 Milyon kart satar mı satar, bir şekilde her şeyi paraya dönüştürme ihtiyacı var kulübün bu süreçte büyük zarara uğradı. Taraftar kartı bir kulübün taraftarını paraya dönüştürme çabası mıdır, hem öyle denilebilir, hem de batak çıkmak için bulduğu çıkış yoludur. Ancak zaten tüm bu olaylar para sevdası yüzünden olmadı mı, oldu. Taraftar kulübüne inanıyorsa kart almalıdır, yoksa kulüp büyük bir krizin içine doğru girebilir, yok inanmıyorsa almamalıdır. Zaten 3 kategoride çıkarılmış, Klasik, Gold ve Platinium bu kartlardan birini alarak kulübe taraftarlar destek olabilirler. Fenerbahçe sayesinde ekmek yiyen iş adamları da bu karttan almalıdır. Yine bu yönetimi şuçlu gören taraftarlar varsa bunlarda bu yönetim ortalıktan çekilirse bu kartı almalıdır.

Fenerbahçe'nin, Fenerbahçe'linin kafası karışık, ama daha liglerin başlayıp başlamayacağını bizde bilmiyoruz. Kanımca Fenerbahçe 2. lige düşer…

Alex mi 10 Numara Şike mi?

Fenerbahçe ile yatıp , Fenerbahçe ile kalkıyoruz, çeşitli isimleri konuşuyoruz. Bunlardan biri de Alex. Alex Türkiye’de öyle goller attı ki, hiçbir şike o golleri atamaz. Alex neden şike yapsın ki, Teknik Direktörü diğer takımlar lehine nerdeyse şike yapacaktı Alex’i oynatmayarak. Aykut Kocaman ne demişti Alex ile 5 senede bir şampiyonluk, demek ki Alex gerçekten yetmiyordu, Aykut Kocaman ileriyi görüyordu.Alex’in yanına bir şeyler koymak gerekiyordu. Sanki onukoydular, belki de bunun adı şikeydi.

İstiklal Marşı 04.08.2007

İstiklal Marşı Türkiye’nin önemli egemenlik simgelerinden biri sayılır. Türkiye’de İstiklal Marşının önemi büyüktür. Meclis Genel Kurulu’nda gözler DPT’li vekillerin ağızlarındaydı. Meclis’le İstiklal Marşı’nı okumadılar, okumayan başkaları da vardı, ama DPT’lilerin İstiklal Marşı okumamaları bir protestoydu. Bunu anlamak zor değil, bir tür mesaj verdiler. Bu noktada DPT’lilerin savunulacak hiçbir yanı yoktur. Böyle bir uygulamada bu milleti incitmiştir.

Bizim İstiklal Marş’ımız kendi içinde bir ideoloji sergiler. İstiklal Marşı’nı yazanın Mehmet Akif Ersoy olması bazıları için övünç hatta kimi zaman Cumhuriyetten öte anlamlar taşısa da kimileri için ise içe sinmeyen sözleri vardır. Özellikle bazı bölümlerini içine sindiremeyenler vardır.
“Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli”

Yukarıdaki bölümler bazıları için tartışma konusudur. Aslında bir ulusun bütünleştirici ö…

Yumuşak geçiş 04.08.2007

Erdoğan seçimden önce DTP ile MHP’lilerin yan yana nasıl oturacağını sorarken, bugün aldığı cevap ile şaşırmıştır. Bugün Ahmet Türk başkanlığındaki DPT’liler olumlu bir adım atarak, gerginliğin önüne geçti. Bu daha başlangıç; ama başlangıcı farklı kılan tokalaşma sırasında hem Ahmet Türk’ün hem de Devlet Bahçeli’nin suratında zoraki olmayan bir gülümseme. Bahçeli’nin Aysel Tuğluk’u alkışlaması da akılda kaldı.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ile Başbakanın yan yana gelmekten imtina ettiği ortamda bu tokalaşma Türkiye’de belki de uzlaşma dediğimiz kavramında başlangıcı olabilir. Uzlaşma demek her zaman herkesin ortaklaşa bir araya gelmesi değil, farklı fikirde ki insanların bir araya geldiklerinde birbirleri ile çatışmadan bir arada bulunabilme yeteneğidir. 23. Dönem iyi başladı. İleride yasama çalışmaları başladığında kavgalar ve tartışmalar olacaktır. Bugün en azından herkesin beklediği büyük çatışmaların olmadığını gördük.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gelen herkes bu milletin temsilci…

O da bir Taraftar

Mehmet Ali Aydınlar, aslında zor bir dönemde bu göreve geldi. Bu göreve geldi de, madem Fenerbahçeli olarak biliniyorsun, istifa etsene etmedi, halen direniyor, ama sakinliğini koruyarak direniyor, ancak tam bir adalet sağlayamıyor, daha doğrusu taraf gibi görülüyor. İstifa etmesi gerekmektedir; ama etmiyor. Bu sürecin içinde direnen sadece o değil, birçok isim direniyor. İstifa etmemesi bile olaya nasıl baktığını gösteriyor aslında taraftar.

Liginde yoksa; Kupasini ne yapacaksin

Sampiyonlar ligi Kura cekiminin oncesinde UEFA'nin kibarca telkiniyle Fenerbahce liglere katilmiyor. Boylece Sampiyonlar liginin uzaginda kaldik. Aslina bakilirsa once hersey ayni devam edecek diyen Mehmet Ali Aydinlar bizi kandirmis; normal surecinde de oynanacak Super Kupa finalinin iptalinin ardindan; zamaninda baslayacak olan liglerde iptal edildi; Olagan Katilimin yasanacagi soylenen Sampiyonlar ligine de gidemiyoruz.
Ancak Fenerbahce taraftari hala Baskaninin arkasinda durmaya devam ediyor; resmen Afyon yutmus gibi taraftarlar. Turk Futbolu cokus icerisine tam anlamiyla girmistir. Kangren tum bacagi kaplamadan gerekli tedbir alinmalidir. Federasyon resmen kukla gibi davranmis ve kararsizliklar icerisinde kalmayi uygun gormustur.

Yaziklar olsun. Futboldan her gun biraz daha nefret eder hale geldik.
Dekoder satislarini dusunen Baskanlar unutmayalim ki maclar saibeli diye Paf Takimiyla cikacaklardi maclara o gunleri unutanlar bugun itibar diyorlar. Itibar 0'a indi.
Sent fro…

Sahada oynanan futbola söze değil pratik destek ver Aykut Hocam

Aykut Kocaman, 1996 Yılında Trabzonspor şampiyonluğu kaybederken , emekten dem vuruyordu, ama yıllar geçince, tam da hayatımızda önemli bir yer alacakken bu fırsatı tepti, belki de Aykut Kocaman gerçekten tertemiz bir lig olduğuna inanıyordur, oysa Aynı Kocaman bir Fenerbahçe Konya –Maçında Anelka’nın eline feryat ediyordu. Yine İstanbulspor’un başındayken Fazlı elle gol attığında eğer attıysa ayıp etmiş diyen Aykut  Kocaman, bugün her yaptığı açıklama ile bizim kalplerimizi yaralıyor. Diyor ki futbol sahada oynanır işte bizde onu diyoruz be Aykut Hocam , sahada oynanan futbola destek versen diyoruz.

Kirlenen futbola gazı vermenin Yıldırım Demirören’e , tüpçüye düşmesi ne kadar da ironik.

Süper lig Play Off şeklinde olacakmış. Türkiye’de kurallar içinde adaleti sağlayamayanların yeni bir buluşudur. Bize güçlülerin adaletini kendi gerçekleştirsin diye Play Off sistemini getiriyorlar. Aynı güçte olanların adaletini.İstemiyorum ben Play Off falan, bu sadece kaybolan itibar için uydurulmuş bir çözümdür. Benim daha da güzel bir önerim var ikiye bölsünler ligi, üç. Büyükler ve kalan Anadolu Takımları ve her grubun 1.cisi kendi arasında maç yapsın daha da güzel. Yıldırım Demirören  demiş ki herkes decoder alsın, tüp alsın dese bu kadar koymazdı.Herkes bilmeli ki bu ülkede bazıları futbolu izlemeyecek, kire daha fazla para kazandırmayacak, ne zaman ki futbolun adil olduğuna inanırsak tekrar başlayabiliriz.
Sürekli dolapların döndüğü bir ligde, en tepedeki 4 takımın birbiriyle oynaması oldukça adil görünüyor, ama kimin için ve ne için adil, bozulan adalet duygularını yeniden yeşertmek için mi?. Şike yapıldı bu ligde senelerce, şimdi tam da onu yapanlar köşeye sıkışmışken almay…

Nihat Aclar Diyarinda

Nihat Dogan'I hic bir zaman sevmedim; ben zaten karnindan konusup yalandan gozyaslarini biriktirenleri de sevmedim. Atalarimiz Damlaya Damlaya Gol olur demis ya bunlar hep aglaya aglaya gol olsun diyerek hep aglamislar.

Nihat Dogan'da Unkapani urunlerinden; Seda Sayan ile yasadigi yalancik aski gercek bosanma ile bitirdikten sonra yapmasi gereken en onemli sey yasamini devam ettirmekti ve o da kelimenin tam anlamiyla bu yolda onemli bir adim atti ve aglamadan ancak aglatarak kazandiran ama ayni zamanda da kazanan Acun Ilicali'nin programina katildi. Survivor ; simdi herkes taniyordu ve daha da onemlisi konusuluyordu; hem simdi ne kadar populer oldugunu olcen olcekler var. Devir Nihat Dogan devri o Alice Harikalar Diyari yerine Somali Aclar Diyari secip; acilimi en can alici noktasindan yakaliyordu. Devir Nihat Dogan devri; simdi de Basbakan Nihat Hanim demis; al sana bir orta daha nezih kendini begenmis ama bir o kadarda demokrasiyi yasatan Internet camiasina; onlarda bunu…

Kandil,Eruh,Pervari,Cukurca olumun adresleri;Kanyon,Istinye Park Yasamin

Her gun sehit haberleri geliyor; insanin ici burkuluyor ne yapacagini ne soylenmesi gerektigini bilmiyor; dusunemiyor. Belki de en kolayci yaklasim kahrosun PKK demek yanina da ilgisiz, kaygisiz hukumeti elestirmek; ondan sonra operasyon cigliklari atmak; vurun Kandil'I.

Biz bir tek Kandil'I biliyorken onlar bize bizim cografyadan bilmedigimiz yerleri ogretiyorlar. Hic duymadigimiz Eruh, Pervari, Cukurca buralarin isimlerini ogreniyoruz ve belki de haritadan bakmaya tenezul bile etmiyoruz.
Aslinda bu bir kan davasina benziyor bir sizden bir bizden ama biliyoruz ki kan davalari bir sizden bir bizden ile cozulmuyor.
Bizim de kabahatlerimiz var; yasakladigimiz Kurtce ile agit yakan ananin feryadini gun geliyor Turk-Kurt kardesligine ornek gosteriyoruz. Kurt benim kardesimdir; ayni topraklarda yasamanin disinda insaniz; ortak musterek de insaniz ve yasamaliyiz ve de yasatmaliyiz.
Turk aydinlardan gelen kani durdurun serzenisine, operasyonlar dinmeli feryatlarina; henuz PKK icinden…

Top taca attılar

Herkes açmış avucunu bekliyordu, bugün TFF karar verecekti, veremedi. Gücü yetmedi daha doğrusu kararı biz vermeyelim dedi ve topu taca attı. Şimdi Adaleti bekliyoruz, onlar karar verecekler, şike olup olmadığına, ligler başlayacak, futbol zevki ölmemiş, takım hırsı hala gözlerini bürümüş taraftarlar takip edecekler maçları.

Federasyon eline yüzüne bulaştırdı demiştim ya, vazgeçiyorum durumu gayet güzel idare ediyorlar, insanları sakinleştire sakinleştire yollarına devam ediyorlar, ligi bekleyen var mı bilemiyorum, benim için futbol artık bir tiyatro'dan öte değil.
Sevgili İETT kurumu otobüs biletlerine zam yapmış, ama zammı duyurma şekli zaman yapmasından daha da komik, zammın adına Ayarlama demiş, zaman yapabilirsin doğal da bunu ayarlama diye neden duyurma şeklin , hadi onu da yaptın o zaman Bayramdaki %50 indirimli olacağını da ayarlama deseydin de bizi ayar etmeseydin.
http://www.iett.gov.tr/index.php,

Benzine gelen zamlardan sonra Toplu taşımaya da zam gelmesi bekleniyordu zaten. Halk otobüslerinde de artık bilet uygulaması sona erdi. Zam üzücüdür ancak unutmayalım ki hiç bir tüketici ya iyi ki de zam geldi demez, tek sevdiğimiz zam maaş zammıdır ancak İETT'nin zammı duyurma şekli gerçekten terbiyesizce ayarlama nedir, ayarlama resmen vatandaş ile dalga geçmektir.

Sezen Aksu - Olmaz Olsun

İyi ki gittin Arda

Arda Turan gitmiş bizim diyarlardan, Atletico Madrid'e iyi de yaptı. Tam zamanında neden ülkede futbol bitmiş, bir yanda şike iddiaları diğer yanda belirsiz bir gelecek ve sürekli eleştiriler. Arda Turan gitti, ama diğer yandan da gelmesin de, bizden giden oyuncuların dönmeleri beni üzüyor. Nihat Kahveci de gitti ve döndü, o beni çok üzmüştü, yine İspanya tecrübesi yaşayan Fatih Akyel, Arif Erdem, biraz da Baliç'i de sayabiliriz geri döndüler. Boliç'i de unutmayalım, umudum odur ki, Arda Turan futbolun en zevkli olduğu İspanya'da başarılı olur, Messi karşısında bir Arda Turan izlemek zevklidir, en azından şimdilik şike iddiaları olmayan maçlar olur.

Arda Turan burada kalmamalı, bu ülkede zaten hiç bir zaman yıldız olamaz, ancak yıpranır. Gidip rüştünü ispatlamalı, futbolunu oynamalı. Rüştü de İspanya'ya gitti geri döndü. Belki o da rüştünü ispatlama konusunda sıkıntı çekecek ama denedim diyecek, Tayfun Korkut gibi denedim diyebilecek. İspanya yerine Premier Lige g…

Şort elden gidiyor

http://haber.gazetevatan.com/voleybolcu-kiza-kisa-sort-dayagi/393126/7/Yasam
http://videonuz.ensonhaber.com/izle/nurcan-ibrahimoglu-ile-roportaj
Bana kurgu gibi geldi. Ha böyle bir olay olur mu, olur. Bu ülkede kısa şort giydiği için dayak yiyen olur mu, olur, tehdit edilir mi, edilir. Ancak burada buram buram kötü niyet kokuyor, haberi yapan DHA. Nurcan İbrahimoğlu denen karakterin bir kere konuşması bile irite edici. Şimdi biz ve bizim gibiler bu haberlere neden tepki gösteriyoruz, gösteriyoruz çünkü bu haber art niyetli.Buradan gelinmek istenen nokta şu, ülke o hale geldi ki, şortla bile gezilmiyor noktasına gelmişiz. Oysa gün boyunca sokakta o kadar çok bacak görüyorum ve dayak yiyen görmüyorum, yani en azından eteği kısa ya da şortu var diye dayak yiyen görmedim, sanırım ben görmek istemediğimden ya da onlar DHA görmek istediğinden görüyor.

Tamam, Mahalle baskısı onu giyme bunu giyme diyenler var, ancak bu yeni gelişen bir durum değil, eskiden beri var. İnsanlar gittikçe muhafazka…

İngiltere'ye Arabesk ihracı.

İngiltere eskiden güneş batmayan ülkeymiş , şimdilerde ise yangını sönmeyen ülke konumunda. Aslında biz bu haberleri okurken İngiltere'de de böyle şeyler oluyormuş arkadaş diyerek okuyoruz, şaşkınlıkla okuyoruz. Oysa evet İngiltere'de yanabiliyor, yanan sadece Karagümrük değilmiş demek ki.İngilizlerde isyana bağlamış durumdalar. İsyanların aslında kaynağı belli az kazanan kendini hor görülmüş görmeye başlıyor ve ilk fırsatta isyan ediyor, bir ateş ile beraber. İngiltere'de teröre alışkın bir ülke geçmişte Ira ile mücadele etmişlikleri var. İsyan konusunda başarılı bir toplumda Türkiye ve bu ülkenin isyanı müziğe de yansıdı. Arabesk diye bir müziğimiz var bizim, İsyanımız ayrılığa.

Tüketim toplumlarında, daha doğrusu gelir düzeyi yüksek toplumlarda paylaşılmayan gelirler bir noktada isyanı da tetikliyor.Dünyadaki adaletsizliğe kimleri isyan ediyor. Tüm isyanların ortak noktası da normal bir hayat süren insana da zarar verebilmesi.

Teravih kılsın da farz olmasın

Yaşar Nuri Öztürk Teravih diye bir namaz yok demiş, evet yok, bende katılıyorum. Aslında işin matematiği basit. Hoca ile kılınan namazlar dışındaki hiç bir namaz farz değil, bu kadar basit olay. Ancak şu da var insanlar Ramazan vesilesiyle bir araya gelmişler namaz kılıyorlar, bununda ben bir sakıncasını görmüyorum, göremiyorum. Sakıncalı olan taraf şu ki, bu namazın farz namazının önüne geçmesi ve farz niteliği kazandırılmaya çalışılması asıl tehlikeli olan budur, yoksa Teravih namazı kılmanın ne sakıncası olsun.

Kirlilikte birinciliği beyaza vermişler.

Galatasaray şike yaptı mı, yapmadı tartışmaları şimdilerde gündemi işgal ediyor,hani Galatasaray'da yaptıysa hepsi aklanacak, onun yerine liglerin adı değişsin kurtulalım, Türkiye'de şike soruşturmasında en çok hayret ettiğim şey, her kulübün kendini temiz sanması ve ne yazık ki hiçbir kulübünde bu temizliğe yardımcı olmaması. Galatasaray şanslı, tarihinin en başarısız sezonunu en doğru anda yaşadı.Yoksa onlarda gümbürtüye giderdi.

Takımlarımızdan biri Şampiyonlar liginden bir diğeri UEFA kupasından elenirken biz hala şike sorunu çözemedik, her birimiz eşit derecede temiziz. Aslında ilk şike iddialarında belki de İlhan Cavcav bunu demek istedi, ama anlayamadık. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray şike yapmışlarsa , bunlar birbirinden haberdardır, ama sanki sümen altı ediliyor gibime geliyor.

Ben daha öncede söylemiştim, Fenerbahçe'nin şikeye karıştığına inanıyorum ama bunun yanında her takımın şampiyonluğu kadar helal bir şampiyonluk kazandığına da.

Bırakma demem diyemem

Teoman müziği bırakmış, hani pek de kaygılanacak bir durum yok ortada, olağan bir durum, abartmaya gerek yok, yalnız bu bırakıp geri gelmeler çok oluyor bu ülkede iş bu yüzden pek de ciddiye almak işime gelmiyor, gelmediği içinde ortada çok da kafaya takacak bir durum yok, ha sevenleri üzülmüştür, saygıyla karşılıyorum.

Sanırım her olgu gibi , dininde reklama ihtiyacı oluyor, beni ilgilendirmeyen konulardan biri de dünyaca ünlü insanların müslüman olması. Bir kere ünlü insanların müslüman olmaları benim dine daha olumlu bakmamı sağlamaz, önemli olan dine inanların tam müslüman olabilmesi, yani başka kaidelere dikkat etmeyip sadece gün boyu aç kalarak oruç tutarak müslüman olunur mu bana sorarsanız olunmaz.

Hilal Cebeci salgını tüm yurtta devam ediyor, popüler olmak adına eline aldığı oyuncağı iyi kullanan Hilal Cebeci attığı Tweetler ile gündemde kalırken bizde onu konuşurak yoruluyoruz, daha öncede söylediğim gibi eğer 1980 lere dönüp Tıp oynamayı öğrenirsek, Hilal Cebeci gerçekten,…

Kamyoncuyu terfi ettiren film.

Aklımda hep vardır. Bir filmi yeniden yazmak ve yazarken yaşamak vardı, bunun için ilk olarak herkesin sevdiği beğendiği Selvi Boylum Al Yazmalım filmini seçtim, onun öyküsünü anlatmak istedim. Kadir İnanır, Türkan Şoray ve Ahmet Mekin'in oynadığı film hayatımızda yer etti, Sibel Pamuk şarkısını seslendirdi.
Filmden öte birşeydi. Ahmet Mekin'i ilk orada tanımıştım, ilk orada kanım kaynamıştı. Film Cengiz Aymatov'un aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Kırgız yazarı bize tanıtan filmin öyküsünde bugüne geleceğiz, bugünden de eklemeler olacak sevdiğimiz için yapacağız bu işi. Filmin ana karakterleri İlyas (Kadir İnanır), Aysa (Türkan Şoray) ve Çemşit Ahmet Mekin.

Müziği hep kalbimizde , yer etti. Bir Kamyoncuydu, aşkın Kahramanı, hani şu kendisine dikkat etmediğimiz, ama kamyonun arkasındaki yazıları okumadan es geçmediğimiz kamyonlar. Bir filmin ana figürü olmuştur. Hadi itiraf  edelim, hepimiz için biraz sapık modülünde.

Filmin başlangıcında bildiğimiz sahneler 30 yıl önce…

mandıra filozofu mustafa ali -- telefon mutsuzluktur

Tam olarak katılmıyorum, sevdikleri meslekleri yapanlarda var, o yüzden Mustafa Ali'ye pek katılmıyorum.

Çocuklar Duymasın - Çalışmayan Adam Mustafa Ali

Mustafa Ali, çalışmanın anlamsızlığını ne kadar güzel özetlemiş, aslına bakılırsa ne kadar da güzel özetlemiş, krediyle borçlandırma, ondan sonra harcatma.

bugün oruç tutanlar dinin hoşgörüsünü temsil ettiklerini unutmamalıdır.

Bir Ramazan ayına daha eriştik, Ramazan’ın etkisi tatil programlarının yapılmasıyla başlamıştı. Ramazan’ın en büyük etkilerinden biri, bazıları için yazı kısaltması oldu, bazılarıysa Ramazan’da daha uygun fiyatla tatil yapabilme imkanı buldu. Arapların azalması sonucu birçok otel İstanbul’da promosyona gitti ve bunun yanında zengin iftar menülerini sunmaya başladılar, nerdeyse oda fiyatına iftarlar var, açlığın sonu yine tüketime gidiyor.
Her Ramazan olduğu gibi, bu Ramazan’da da orucu nelerin bozulacağı konuşulacak, bakalım kimlerin orucu bozulacak, kimler ne sorular yumurtlayacak, oruç tutmayanlar yine şiddete maruz kaldıklarını söyleyecekler, elbette kimi oruçlularda dinin hoşgörüsünü birkenara bırakarak oruç tutmayanlara hor gözle bakacaktır.
Oruç tutanlara büyük görev düşüyor, Bu görevde şu ki, Oruçlu diye ayrıcalık istememek, insanlar kendi inançlarını laik bir ülkede bir başkasına üstünlük aracı olarak kullanmamaları.Oruç sabır gerektirir, oruç tutuyorum daha önce yaptıklarını…