Ana içeriğe atla

Yayınlar

Nisan, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Önce Galatasaray Çıldırdı sonra İstanbul ve Türkiye

Geçen hafta Türkiye, Başbakan’ın çılgın projesini konuştu, biz pek konuşamadık, yoğunluk sebebiyle işler sebebiyle başka çılgınlıklar peşindeydik, ama bana pek çılgın gelmedi hani, İstanbul zaten gittikçe büyüyor ve dışa doğru açılıyor, sınırları yetmeyen İstanbul’a yeni kullanım , konaklama alanları açılmak isteniyor bu da onlardan biri elbette. Yine Türkiye’de her olayda olduğu gibi bu olayda da bir ortak akıl bulmak zor olduğundan bir taraf kanalın bu tarafında bir diğeri de diğer yanında kalacak ve biz yine halk olarak boşuna tartışmış olacağız, yalnız üzüldüğüm nokta şu ki Türkiye çok fazla İstanbul merkezli oluyor, oysa ben Doğu’ya denizi götüreceğim deseydi daha çılgın bulurdum, çılgınlık açısından yeterli bir tercih olmamış gibime geliyor. Birde daha önce Adnan Polat Galatasaraylıları çıldırmıştı bir daha kendilerine gelemediler, Istanbul ve Türkiye’nin hali de ona benzemesin

Siyasetçilerinde görüntüleri Nete düşünce net elden gidiyor.

İnternet’e filtre geliyormuş, bizim gibi ülkelerde normal olan bir durum, çünkü bizim ülkelerde genelde insanların bilinçlendirilmesi yerine yönetilmesi istenir, biz aslında demokratik görünen ama içinde otokratik bir yapı barındıran bir ülkeyiz, her şeyi kendimiz kontrol etmek istiyoruz, çünkü biz demokrasiyi de kötü kullanıyoruz. İnternet özgürlüklerinde son sıralardayız zaten, çünkü biz bizim kendi özümüzdeki bozuklukları kabul etmek yerine, reddedip dış etmenlere bakıyoruz. Bu yüzden hep dışarıda kabahati aradığımızdan tüm bozuklulukları dışarıdan biliyoruz. Almanya yenildiği için yenik sayılan bir toplumdan daha da fazlası beklenemez sanırım. O yüzden bu yasaklara alışmalıyız. Biz yasaklarla uğraşırken siyasilerin kasetleri çıkıyor ve onlarda sanırım görüntüleri görmememiz için interneti sürekli yasaklama yoluna gidiyorlar, gerçekten ilginç. Ancak toplum sosyal ağlarla birlikte bilinçleniyor ve tepkisini ortaya koyuyor, bir yandan da yüzünü batıya döndüğü için o beğenmediğimiz kr

Komünist bayramı dediler kandırdılar, terörize ettiler uzaklaştırdılar.

Yarın 1 Mayıs , yarın 1 Mayıs ve ben çalışıyorum, hayatım boyunca hiçbir eyleme katılmadım, çünkü bu tip eylemler hep terörize edildi ve ben hiçbir zaman bundan yana olmadım, ama biraz da bizde tırsaklık var. Ancak her zaman kendimi emekçi olarak görmek istedim, emek veren olmak istedim, daha ötesi emeğin yanında olmak istedim, gerçekten emek verenin emeğe saygı duyanın yanında olmak istedim. 1 Mayıslar maalesef Istanbul’da kapalı yollar, polisin çevrelediği kordonlar bir gösteriye dönüşüyor, emeği de gölgede bırakan bir gösteriye hepimiz olay çıkmış mı diye bakıyoruz, oysa hiçbirimizin dikkatini çekmiyor 1 Mayıs, bu ülkede 1 Mayıs hep komünistlerin bayramı moduna sokulduğu için, emek gölgede kalıyor. Oysa 1 Mayıs evet işçinin emekçinin bayramı, paranın kölesi olmayıp kişiliğine sahip çıkabilenlerin bayramı, herkes emeğine sahip çıkmalı, emeğinin değerini bilmeli. Kapitalist düzen sömürü düzeni, insanın her anını ondan almaya bakan, acele ettiren, insana hayatı sadece çalışmak ve karı

Zara- Sebebini Bileyim

öyle bir geçer zaman ki-mete:ağlaya ağlaya kalmadı gözlerimde yaş

Ahlaksizliklari CHP'ye yukleyip arinmak

Kemal Kilicdaroglu anladigim kadariyla Recep Tayyip Erdogan'a kufur etmis; bizimkilerde cok sasirmis taklidi yapiyorlar; sanki hic kufur etmeyen bir toplum havasindayiz; kufur etmiyoruz sanki; hergun birisinin anasini anmiyoruz sanki. Elbette bir siyasetci kufur ederse yakisik almaz; ancak kufur Turk halkinin konusma dilinde olagan bir hal aldi;Kilicdaroglu da bunun kurbani olmus; boyle diyip gecistirecek miyiz evet gecistirecegiz; Gaf diyecegiz o kadar ilerisi yok; bunu sulandirmanin manasi yok. Herkese bakiyorum hic kufur etmemis edasinda etmisler ama iste biz siradan insaniz havasindalar. Sakin guc Kilicdaroglu'nun isi biraz zorlasti; demek ki sakinligini kaybediyor; ama nedense tum toplum ahlaksizliklarini CHP'ye yuklemiste orada kendi aklar gibi; tipki CHP'lilerin geri kalmisligi sadece gobegini kasiyan halka yuklemesi Bahceli insanlari meydanlara davet etti; Kovalamaktan bahsetti bu kadar ustunde durmakti. CHP son aylarda hep ahlak bazli etmenlerle vuruluyor;

Ayagina giyecek ayakkabisi olmasa da guzel bir insanin cocukken bayrami olmasi

Gunun anlam ve onemini belirten konusmalar yapilirdi 23 Nisanlarda okullarda ve hepimizin bildigi bir sarki vardi; bugun 23 Nisan ile baslayan ve nese dolmamizla devam eden sarki; bugun 23 Nisan'di' tum nisan gunlerinden farkli: hepimizin cocuk bayramina atifta bulundugu; ulusal egemenlik kavramini es gectigi bir bayram bugun. Birgun televizyonda bir buyuk guzel bir soz etmisti unutmadigim partilerle ilgili bir toplumda en cok ne eksikse o toplumdaki partiler o isimle kurulur ornek de Adalet ve Kalkinma Partisiydi. Sanirim bayramlarda oyle baksaniza cocuklugunu en az yasayabilen ulkelerden biri Turkiye'de cocuk bayrami var; ya ekonomik kosullardan ya da ailelerin ac gozlugunden calisan cocuklar var bu ulkede ve bu ulkenin birde cocuk bayrami var. Cocukluk yasamayan yasamayan bu ulkede cocuk bayrami ironik geliyor bana.Ironinin tavan yaptigi bir ulke bizimki de. Sanki. Ulusal Egemenligimizin darbe planlariyla ve darbelerle darbe yedigi; her kesimden insanin Amerika'ya

Burokrasi Insana Zaman Kaybetirir Bu Sefer Kanda kaybettirdi.

YSK kararindan cark etmis; tabii bunda kurtlerin kabullenmesi ve eylem yapmasinin nedeni var. Aslinda bu olay bize birsey ogretti; demek ki bazi haklar araninca veriliyormus; ancak ararken sanki birazda kan dokmek gerekiyormus. YSK bize bunu asiladi; kan dokuldu ortalik yikildi; karar geri alindi. YSK bir hukuk kurumu olabilir; ama bu ulkede her hukuk kurumunun toplumsal konularla ilgili verdigi her karar siyasidir ya da siyasi sonuclar dogurur is bu yuzden bu kararlari sadece hukukdur deyip gecistirmek mumkun degil; belki adaletin kestigi parmak acimaz; aslinda seriatin diyecektim ama simdi laik duzene bas kaldirmis olmamak adina adalet diyorum; yoksa yeni hukuksal durum dogurur ve kimse de benim icin eylem yapmaz. Adaletin kestigi parmak acimaz; ama gorduk ki acitiyor. Reha Muhtar'in deyimiyle aci var aci. Sonrasinda kivrilacak her hareketin kisaca ozetine isguzarlik denir bizde de isguzar cok; burokrasi her zaman insana zaman kaybettirir bu sefer kanda kaybettirdi. Sent fro

Toplumdaki linç kültürünün Futboldaki simgesi Arda Turan

Arda Turan, TRT 3’te yayınlanan forma ile ilgili konuşmalarından dolayı eleştirildi, Galatasaraylı taraftarlar arasından da destek veren çıktı. Pembeyi fahişe rengine benzetmiş, böyle forma istemiyor, bende katılıyorum. Futbol takımlarının garip renkli formalarla çıkması, kapitalizm dediğimiz sistemin bir fikri, yani diyorlar ki çubuklu forma alırsan bir kere alırsın, o yüzden her yıl forma satılsın diye, her takım garip forma renkleriyle karşımıza çıkıyorlar. Arda Turan’da buna tepki vermiş, iyi de etmiş. Üstelik kendi aralarında konuşurken meydana çıkmış bir durum. Şimdi hepimiz çalıştığımız yerlerde, bu tip konuşmalar yapıyoruz, Arda da öyle bir konuşma yapmış içini dökmüş. Toplumda yer alan linç kültürünün futbol dünyasında seçmiş olduğu isimdir Arda Turan. Güzel bir kadınlar beraber yetenekli oyuncu, ancak bir yerden vurmak lazım; hazır takımda kötü gidiyor. Kötü giden takımın kötü gitmeyecek belki de tek adamına saldırıp prim yapma çabasıdır. Hepimiz Arda’yız açıklaması yapmak

Siyasi kararlara hukuk kılıfı uydurmak

BDP’li 7 Vekilinde içinde olduğu 12 kişi için YSK seçilemez kararı verince, bu elbette siyaseten yine beklenmedik bir durum. Türkiye artık bunlara alışmalı; alışması gereken şeyin ne olduğunu soruyorsanız, siyasetin içine dış etkenlerin girmesine. Bu ülkede her seçim döneminde mutlaka bir kurum devreye giriyor ve siyasete müdahale ediyor. Bunun en çok Anayasa Mahkemesinden görüyorduk, ara arada Ordudan ancak bunların etkinliği kayıp olunca devreye hemen YSK girdi. Bu ülkenin en sevdiğim huyu bazı şeylerde hukuk varmış gibi davranması. Şimdi birçoğumuz BDP’li adayları terörist görüyoruz potansiyel suçlu zaten dolaysıyla YSK haklı bir kısmımız içinse adamlara siyaset yapma şansı vermiyoruz. Gerçekten de vermiyoruz. Baraj ile marjinal diye meclise girmesini istemiyoruz, sonra adamlar baktık bağımsız aday oluyor, onunda formülünü bulup hemen kendilerini devre dışı bırakıyoruz. Üstelik bu tip uygulamalar en çok maruz kalan parti AK Parti varken bunu yapıyoruz.BDP için elbette sütten çıkmı

Tecavüz

Öyle bir geçer zaman ki, herkesin merakla beklediği bir dizi, ama bu hafta ki bölüm olmadı ki sanki biraz, final biraz acı oldu, bu dizide bacak arasına kurban gitti. Fatma Gül’ün suçu ne dizisi tecavüzle açılmıştı, Öyle bir geçer Zaman ki ise Cemile’ye tecavüz sahnesiyle bitti. Bu da işte biraz reyting kaygısı aynı zamanda oyuncuya saygısızlık, Google aramalarında şimdi herkes yazmaya başladı, Cemile’ye tecavüz sahnesi, Ali Kaptan’ın Cemile’ye tecavüzü, bu tip aramalar başladı bile, işte tüm dizinin konuşulma alanını sadece Cemile’ye edilen tecavüze indirgemek yazık oldu, ayıp oldu. Elbette dizi konuşulacak, daha da konuşulacak, herkes anacak diziyi, kimi Ali Kaptan’a hak verecek kimi Cemile’nin durumuna iç geçirecek, ancak bir dizi daha bacaklar arasına kurban edildi. Tamam belki birileri de çıkıp diyecek ki, evli adamlar bile karılarına tecavüz ediyor, dizi bir yaraya parmak bastı diyecek, ama kazın ayağı belli biraz daha fazla reyting.

Seks otobüs değil ama insanları birbiriyle akraba olacak hale getiriyor.

Kaç gündür yazı yazamıyorum, ilk yazacağım yazınında Burası seks otobüsü değil diyen İETT şöförü olması hem tirajı komik hem de reyting açısından, tıklanma açısından güzel bir konu. Otobüs bir toplu taşıma aracı ancak modern zamanlarda, insanların beraberce seyahat ettiği hem de birtakım faaliyetlerde bulunduğu araç, bunun içeriğinde öpüşme, sarılma v.s de var. Burası seks otobüsü değil diyen İETT şoförünün 25 T sahil hattında görev yapması da aslında bu duruma alışık olması gerektirir. Ancak toplumun maalesef büyük bir çoğunluğu Kral’dan fazlaca kralcı tavır takınmakta. Ahlak bekçiliği yapmakta. Hepimiz ahlak bekçiliği yapalım ama bunu bacak arasına indirgemeyelim. Hoş Türkiye’nin en çok izlenen dizilerinden birisi biraz önce Ali’nin Cemile’ye tecavüz ettiği sahneyle bir başka diziyi daha bacak arasına kurban verdi ya neyse, o başka bir yazının konusu olabilir. Bu genç çiftin yakın durmasından hoşlanmayan şoförün yaptığı hareketin hiç kimseye bir faydası yok, aynı zamanda onu eleşti

Amerika motivasyonu 30.07.2007

Egemen Bağış’ın Sunday Telegraph gazetesine verdiği demeç, bu aralar çok konuşuluyor. Türkiye Irak’a girmek için gerekirse Amerika’ya ile çatışır demek , Türkiye Amerika ile çatışır manasına gelmez. Sadece devletin kendine güvenini ortaya koymak için bu tip sözler sarfedilebilir. Ülkenin ABD’ye boyun eğmediği imajını da verir, bu tip haberler. Bu aslında ABD’ye yada onun müttefiki İngiltere’ye yapılmış bir çağrıdan çok Türk Halkına yapılan bir çağrırdır. Halka güven vermek amacıyla yapılır; ama halk buna inanır mı, orası bir muamma. Saddam Hüseyin’in Irak işgalinden once tüm dünyaya meydan okuduğunu hepimiz biliyoruz. Ahmedin Nejad’ın çıkışlarını da, Amerika’ya karşı çıkmak her zaman kulağa hoş gelir; ama ondan öteye gidemez. Bugün herbirimiz, bunun mümkün olmadığı konusunda hem fikiriz. Bu durum şuna benzer, futbol müsabakalarında da Teknik Direktörler futbolcularına moral vermek amacıyla bu tip açıklamalar yapabilirler. Bu açıklamalar motivasyon yönüdür, işin. Saha içinde ise he

Futbolcu takım ilişkisi 29.07.2007

Futbol ilginç bir oyun, bazen oyuncuların takımlarına öyle bir katkısı oluyor ki, bunu fark etmek için birkaç örneğe bakmak yeterli. Transferin sadece sportif başarı için yapılmadığı, reklâm amaçlı da yapıldığını hepimiz biliyoruz. Dünya’nın dikkati çekmek yada kimi zaman kendi ülkende bile dikkat çekmek için transfer yapman gerekebiliyor. Bugün Beckham’ın transferinden önce kaç kişi Amerika’da Los Angels Galaxy diye bir takımın varlığından haberdardı? İşte bazen futbolcu bu kadar etkin olabiliyor. Şimdi ise Los Angels Galaxy takımı bizim spor haberlerimize kadar girdi, hatta bu takımın son lig maçının özetleri de izlemiş olduk. Kameralar önce Beckham doğru yöneldi, ardından maçın özetine, bu biraz da Los Angels Galaxy takımı oyuncuları için bulunmaz bir fırsat. Biz topraklarımıza dönersek, iki örnek de bizde var. Bunlardan biri Roberto Carlos örneği. Carlos vasıtası ile Fenerbahçe bu yıl uluslararası basına haber olma fırsatı yakalayacaktır. Belki de Brezilya’da ya da İspanya’da b

Kavramlı pazarlama 29.07.2007

Bugün gazeteleri okurken iki farklı gazetede, iki farklı tanım daha gözüme çarptı. Her geçen gün tanımlara boğulmaya devam ediyoruz. Nilüfer Göle ile yapılan röportaj’da gözüme çarpan kavram Bronz Müslüman kavramı iken, Milliyet gazetesinde ise Ekoseksüel kavramı yerini alıyordu. Kendimizi kavramlara boğmanın ne manası vardı, diye düşündüğümde bunların bir pazarlama faaliyeti olduğu sonuca varmadan edemiyorum. Pazarlama segmentlerini bu kavramlar aracılığı ile oluşturarak, hitap edilen pazarı tüm özellikleri ile belirleme çabası olduğu düşüncesi beynimde yer etme eğilimine giriyor. Biyolojide var olan canlıları sınıflandırma ve onların özellikleri daha iyi anlama ilkesi, ekonomiye yansımış durumda. Gelişen teknoloji ile dünya ulaşma şansının artması ve uluslararası şirketlerin bu gelişme ile birlikte dünyaya yayılma politikaları da çevremizde bu kadar çok kavramın olmasına yol açıyor. Türkiye’de bu kavramlardan etkileniyor. Kimi insanlarımız bir tiki olarak tiki pazarının bir öğesi

O taraftan ya da bu taraftan olmaktansa baraj olmasın

Ben doğduğumda baraj tartışılıyordu, seçim barajı, büyük ihtimal ben öldüğümde de bu baraj tartışılmaya devam edecek. Tayyip Erdoğan barajdan yana, çünkü iktidar partisi ve baraj olmasa her ilde kaybedeceği birkaç vekillik var, o zaman işte iktidar için tehlikeli, ama sadece iktidar için tehlikeli, çünkü kemik oy dışından en çok oy alan parti. Barajı delmenin yolu bağımsız adaylar seçmek, ancak bu da ancak birkaç ünlü isim tarafından deneniyor. Gönül ister ki baraj olmasın, barajın olmaması birçok partiye seçilme şansı verir, bu belki ülkede koalisyonlar demek, pazarlıklar demek, ama yine de daha demokratik. İki partili bir mecliste AKP’nin her tavrı eleştiriliyor, yanlı bulunuyor, dediğim dedik bulunuyor.Ne kadar çok parti olursa o kadar daha içimize siner yasalar ve demokrasi, elbette o yasalar çıkabilirse, anlaşma sağlanabilirse. Demokrasi’nin uygulandığı birleşmenin olduğu kimi dönemlerde kerhen desteklerle oynayan borsa oyunları da aklımıza ama bunlar oldu, diye demokrasiden vaz

Bazen ileri gorusler geri kafalilardan cikar

Bazen kimseye anlatamam derdimi en yalniz zamanlarimdir o zamanlar; kendimi yalniz hissettigimde daha da sarilirim yaziya; yazarak rahatlarim; cunku en guzelidir satirlara dokmek. Kadin ve erkegin simgesel esitlik parametreleri vardir; mesela deniz kenarinda istedigi gibi keyif catan erkek kiz arkadasina izin vermediginde modernligi belki de esitligi bozmus olur. Bunun gibi; bazilari hicbir zaman modern olamaz cunku bizde modernlik hep insandan alir; mesela giysilerini de alir; ciplakligi daha kutsar; mesela kadinlar ne kadar giyinik olursa o kadar yobaz; ne kadar acik olursa o kadar modern sayiliyor. Bazi kulturlerde ornegin Turk kulturunde erkek kadina istedigi gibi bakar ancak kendi esine,sevgilisine bakilmasini istemez; istemezken genelde referansi kendinden alir. Ali Kaptan'da gordumuzde budur; o bir sekilde Cemile'den ayridir; ama kabullenmez cunku; Cemile'yi hala seviyordur paylasmak istemez. Iste bazi erkeklerde sevdikleri kadini baska erkeklerin bakislariyla pay

Önce onlar seçti sonra biz

Milletvekili aday listeleri açıklandı. Listeyle ilgili birçok ayrıntı dikkat çekmiştir, bende kendimce gözden kaçmış olabilecekleri yorumlayacağım. Yıllardır Sivas’tan Milletvekili adayı görmeye alıştığımız, Belediye Başkanlığı da yapmış Temel Karamollaoğlu’nu Saadet Partisi İstanbul 2.bölgede aday göstermiş. AKP’nin Nursuna Memecan’ı Sivas 2. Bölgeye koymasını da eleştirmek gerek. Amiyane tabirle piyon görüntüsü veren isimlerin vekil olmasına karşıyım, Yine Nimet Çubukçu’nun İstanbul 2. Bölgede 1.sırada olması da sinir bozucu denilebilir. Sırrı Süreyya Önder’in adaylığı da BDP tarafından destekleniyor ki, ben bunu yakıştıramadım kendisine. Oktay Ekşi’nin CHP adaylığı ve Hakan Şükür’ün adaylıkları da can sıkıcı kontenjanında. Sebahat Akkiraz CHP İstanbul 3.Bölgede kendisine seçilebilecek bir yerde yer bulmuş. Sebahat Akkiraz’ın CHP tercihini de eleştirmek gerek. Tuğrul Türkeş kavgalı olduğu MHP ile barıştıktan sonra kendisine iyi bir yer buldu. Ankara’da 1.sırada. Antalya’da Belediye

Sakız AKP’de simge mi oldu önce Gökçek sonra Sümeyye Erdoğan

Güzel ülkemde kimi zaman garip şeyler oluyor. Ancak ben bir şeyi baştan söylemek ihtiyacı hissediyorum, o da şu ki, ünlülerin çocuklarından, akrabalarından sen benim kim olduğumu biliyor musun tavırcılarından sıkılıyorum. Anlam veremiyorum, anlamsız geliyor. İnsan önce kendine kişilik bulmalı o olmalıdır. Ama işte olmuyor. Şimdi Sümeyye Erdoğan tiyatroya gitmiş, kendisine türbanlı diye kötü davranılmış, ama ağzında da sakız varmış, işte o sakız var açıklaması olayı özetler, Melih Gökçek’in sakızdan sonra Sümeyye Erdoğan sakızı meşhur oldu. Bu ülkede tiyatrocular hale muhalif olmak isterler. Aslında tüm sanat dalları muhalif olmayı sever, aslında muhalif olmak güzeldir, çünkü iktidar güçlü olandır, güçlü olanın yanındadır, oysa sanat dalları da görece zayıf ama dürüst olanın zaferlerini anlatır. Sümeyye Erdoğan olaya Facebook’tan getirdiği açıklamada sakız dedikçe bende bir bakıma sakız olan bu konuda yazmak istedim, aslında bunlar yazılacak şeyler değil, ben tiyatro oyununda saygıya ö

MFO - BODRUM BODRUM

Biraz matrak biraz da dramatik ama benim için Matrax bir film

Türk filmleri son yıllarda popüler oldukça fazla da Türk filmi var, bunlardan biri de elbette Kaybedenler Kulübü, film biraz sınırları zorluyor, zaten filmde para almadan çalışan iki radyocunun (Nejat İşler ve Yiğit Özşener’in) sıradışı davranışları anlatan bir film. Bu filmin en önemli faydası beni Üniversite günlerine götürmesi, aklıma Matrax dinlediğim geceler geldi, o dönemde tabi Muzo gibi, Melon Şapka gibi programlar vardı, ancak Matrax Zeki Kayhan Coşkun bana göre Kaybedenler kulübündeki radyocular daha benziyorlar, ikili olarak Cenk ile Erdem’i örnek verebiliriz. Film sırasında aklıma Üniversite’nin yurtta kalmanın bize sağlamış olduğu radyo dinlenme özgürlüğü geldi aklıma, biz özgürce radyo dinleyebiliyorduk, çünkü televizyon yoktu. Filmde Mete karakterini oynayan Yiğit Özşener’i oldukça başarılı   buldum, kendisi iyi bir oyuncu, zaten bu sene Aşk tesadüfleri sever filminin de oldukça başarılıydı. Rıza Kocaoğlu, Murat karakteri de başarılı oldukça oturmuş. Filmde erotizm k

Bir şahın “Duygu”su

Duygu ile Yusuf karşılaşması başladı, ilk hamle Duygu’dan geldi, her zamanki gibi ilk piyonu oynadı her iki tarafta, oyun kontrollü başladı. Duygu’nun at hamlesine karşılık Yusuf’ta atını öne sürdü. Duygu’nun haince atla veziri ya da şahı sıkıştırma eylemi başarısızlıkla sonuçlandı.  Yusuf atın önüne piyonu yerleştirdi. Duygu atını geri çekti, bu bir geri çekilme hamlesiydi, ancak bu hamleye karşılık Yusuf piyonla mücadele etme yolunu seçti. Duygu inatla atı kaptırma girişimlerinde bulunuyor. At ile çok fazla oynadığından her an atını kaybedebilir. Ancak Yusuf Fil ile ileriye doğru açılım hamlesinde bulundu. Umarız hükümetin Kürt ve demokrasi açılımına benzemez. Tarihimizde Ankara Savaşlarında fillerin önemini hatırlarsınız. Yıldırım Beyazıt’a karşı Timur fillerle üstünlük sağlamıştı. Atın Türk kültüründeki önemi biliniyor. At, Avrat, Silah üçlemesinin en önemli parçalarından biri olan At günümüzde otomobillerin çıkmasıyla, önemi kaybedip sadece yarışın bir figürü haline geldi. Ancak

Abdullah Papur - Cift Camlardan Ses Gelmiyor

Öylesine

Televizyonda bugün ne var diye sormak artık abes oldu; eskiden internet yokken;gazeteler haftalık ekler verirdi, o eklerden bakılırdı, o gün televizyonda ne var diye o günler geride kaldı, şimdi bugün televizyonda ne var diye soruluyor, ne varsa var deyip geçemiyorsun, kanal sayısı da artsa hep gündemin içinde kalmak için herkes nerdeyse aynı programı seyrediyor. Televizyonun yanında İnternet popüler oldu, hatta Habertürk gibi hem televizyonu, hem gazetesi hem de internet sayfası olan oluşumlar türedi, NTV gazete çıkarsa ben kesin alırdım gibime geliyor, Radikal vardı onunda şeklini biraz bozdular. Televizyon izlemekten, internet kullanmaktan boyun fıtığı olacağız, birçok kişi kendini dinç tutmak için Red Bull tarzı enerji içecekleri içerken, bir kısmı da akşam evine gelince kendi Öyle Bir Geçer Zamanki, daha sonra Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerle rahatlıyor. Gündüz acıklı programları izleyen kadınlarımız kimi zaman Oktay Usta ile beraber yemek yapma seanslarına katılıyor, eskiden biz

Eski köyde şike aranıyor

Bizim ülkede bir tabir varda bunu buraya yazmam pek mümkün değil, şimdi Galatasaray ile Trabzonspor maç yapacak ya , her yıl olduğu gibi bu yılda o buna yatar bu ona atar mı muhabbetleri var. Bakın nasıl ki parayı gören Doğan grubu yıllarca küçümsediği Ülker’e gazetelerini, kanallarını dergilerini sattı, Galatasaray’da elinde imkan olsa Trabzonspor’un değil, Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu ister, Trabzonspor şampiyon olursa, zaten cesaret bulan Anadolu takımları daha da cesaret bulur, neden Galatasaray gidip Trabzonpsor’a yatsın.Böyle saçmalıklarla kaybettiğimiz ligin onurunu geçen yıl Trabzonspor kalecisi kurtardı, bir ara Denizlispor kurtardı, ama işte yatar mı nidaları başladı, aldı başını gidiyor. Galatasaray’dan daha da güçlü rakipleri var; bugün Trabzonspor’a karşı Galatasaray’ın yatacağını söylemek geyik olur, ha Galatasaray baş başta oynayabilir, nitekim Fenerbahçe ile başa baş oynayıp sonrasında gidip 3 yemişlerdi Antalya’dan. Zaten Trabzonspor kusura bakmasın bugün puan farkı

Moda olan Cemaat ile demode olan Cemaat arasinda kalan Islam

Son gunlerde sifreli sinavlar; yazilan kitaplar falan derken eskiden var olan seriat korkusunun yerini Cemaat korkusu aldi. Dort bir yanimizi Cemaat sarmis havasi verilirken; herkesin icinde ruh hali cemaati kotu gostermeye yonelik. Gerci burada kotu gosterilmek istenen Cemaat Fetullah Gulen Cemaati; ancak o Cemaat toplumda gundeme cikarilirken; Imamin Ordusu isimli kitaplar yukarilara cikarken; unutulan daha dogrusu yeterince kavranmayan kavranamayan bir durum var; o da Cemaatle namaz kilmanin onemi. Camiye gidenlere bakiyorum namazlarini kilip cikiyorlar oysa amac bu degil; yani cemaat gelsin namazini kilsin ciksin degil; amac insanlari bir araya toplamak onlarin Islam adina birlik ve beraberlik icinde olmalarini saglamak; Cuma namazininda asil amaci budur Muslumanlari kutlu gunde bir araya getirmek; yoksa insanlar kostura kostura camiye gitsin 2 rekat namaz kilsinlar ciksinlar degil. Birlik, Beraberlik amaci vardir islamin; ac yatan komsuyu ogrenme; tok yatanin ac yatanla paylas

Postayla mi Postalla mi Demokrasi

Genelkurmay bildiri yayinlamis sorunda suymus; komutanlarin neden tutuklu olduklarini bilmemek bizimde bilmediklerimiz var; bizde soruyoruz neden bu kadar komutanin adi bu isin icinde geciyor; neden bu kadar cok merakli asker siyasete diye ve bu ulkede neden Genelkurmay'in can alma gucu olmasi; onlarin siyasi olusumlari bir nevi olumle tehdit etmesine sebep oluyor. Yargi kapatiriz diye korku verirken neden Menderes ile baslayan infaz edilme korkusu sagci parti Genel Baskalarinin icinde yasatiliyor; bunlari da merak edenler var; ancak sorabildiklerimizde sorgulayabildiklerimizde oldukca az. Is bu yuzden Genelkurmay bildirisinden once sorulmasi gerekenler var;amasormaktan once hem siyasiler hem de askerler bile sorgulama hakki vermeli;verebilmeli; neyse efendim bu bildiri 27 Nisan etkisi yaratmak cok uzak; cunku o zaman insanlar yurumustu simdiyse durgunlar. Demek ki yurume zamani yanlis secilmis; birde bu yil olsaydi; hemen bize de Amerika'dan postayla demokrasi gelirdi. Postal

Alexa Top Sites analizi 2

Türkiye’nin girdiği 3.site yine Google ama bu Google.com . Orada da benzer aramalar var.Ancak Google Maps, orada ön plana çıkıyor. Google haritaları gerçekten yardımcı oluyor. Birde Google aramalarında dünya e ticaretinin önemli kanallarından e-bay da önemli bir yer tutmakta. Google da elbette son dakika gelişmeleri de aranıyor, sanatçı ölümleri siyasetçi ölümleri popüler.Clickbank da aranıyor benim de   bilmediğim bir site girdim ama pek bir şey anlamadım açıkçası.Bir başka aramada Groupon son dönemlerde Markapon ve Şehir fırsatlarıyla karşımıza çıkan bir pazarlama çeşidi, yani o günün fırsatına para verip daha da ucuza alıyorsun, bunun benzeri otellerde de var, Early Booking rate ya da hot deal ve ya   advance purchase gibi uygulamalarla tanımlanır. Uçak biletlerinde promosyon class vardır, oradan uçak bileti almanız halinde uyguna alırsınız ama değişiklik ve iptal hakkınız olmaz. Yeri gelmişken bizim Türk Milletinin anlamadığı bir şey var. Uçak biletleri koltuk satıldıkça pahalanır

Alexa Top Sites analizi 1

Ülkemizde en çok girilen sayfaların başında Facebook var, herkes hayatının bir anını Facebook’ta herkes hayatının bir anı paylaşıyor, kimilerimiz Facebook , face ve book olarak ayırıyor ve ayrı ayrı yazıyorlar face book, kimilerimizde facebook.com yukarı adres çubuğuna yazmak yerine Google’a yazıyoruz facebook login şeklinde.Kimileri fb olarak kısaltıyor, ama Facebook hayatımızda önemli bir yer tutuyor.Birçok kişi de login yerine giriş kelimesini tercih etmiş, ama elbette login daha popüler.Cityville de bayağı oynanan bir oyun sanırım. Google da en çok girdiğimiz sitelerden yalnız burada biraz milliyetçi tavrımız ortaya çıkıyor ve com.tr ‘dan giriyoruz, gerçi yasaklamalar sonucu bazen giremediğimizde oluyor, tüm dertlerimizi dinleyen ablamız Google.Google en çok translate de kullanıyoruz, ancak uyarmak gerek ki Google tercümlerini Türkçeye yaptığınız zaman kelime yapımız farklı olduğu için tam bir çevirme olmuyor, örneğin yüz kelimesini çevirmek istediğinizde, şu çıkıyor Face—yüz Hunr

Belki de bagiran bir One Minute yerine sakin bir Dakika Yeter

Televizyonlarda uzun suredir dönen Kemal Kilicdaroglu reklamlari AKP icin korku verici olmali;nedenine gelince Kilicdaroglu'nun ses tonu ve secilen muzik oldukca guven verici ve bu da Erdogan'in sansini azaltiyor cunku bize lazim olan sey artik sakinlik; elbette AKP yine bu secimin lideri olacak; ancak bu sefer karsilarindaki ses sakin bir ses ve bu kadar patirdi kuturdunun icinde elbette sakinlik icin en iyi secenek Kilicdaroglu hal boyle olunca da ister istemez insan Kilicdaroglu'na sans vermekten vazgecemiyor. AKP'nin Kilicdaroglu'nun yaptigi bazi ufak yanlislari kucumsemesi de Kilicdaroglu'nun sansini artiyor; AKP'nin sahip oldugu ust bakis oldukca yanlis bir bakis acisi hal boyle olunca CHP %30'lara dayanirken bir donem daha secilmek isteyen; daha dogrusu daha buyuk guc isteyen Erdogan'in gucu azaliyor ve belki sadece 276 sahip olacak bir cogunluk onu bekliyor. Basbakan'in o gurleyen sesi kemik oy verenler haric kimseyi tatmin etmiyor; h

Agzi olan konusyor agzi olan yiyor ve yemeye devam ediyor.

Sismanlara ne demek gerek acaba; Saglik Bakanimiz bu konuya bakmis ve demis ki sisko diyelim; super bulus rahatlatici sisman dersek obezite sorunu cozermisiz; peki ya laf ebeligini onu kim nasil cozecek bir yorumda onun icin yapsaydi da sayin Bakan rahatlasaydik; ama onun icin bir yorum yapilmamis; laf ola beri gele; ben kimsenin gonullu sisman olduguna inanmiyorum; herkes daha formda olmak ister ozellikle bayanlar daha da fazla ister. Obezite'nin cozumu tuketim toplumunun onune gecmektir. Tanimalamalar cozum olsaydi ulkedi hirsizlar azalirdi; hepsine hirsiz dedigimiz icin; yolsuzluklar azalirdi. Bu ulkede tabirlerin pek onemi yok; sisko diyelim aciklamasi oldukca talihsiz ve bir o kadar da kucuk dusurucu ve kucumseyici; yaralayici en cok da bunu bir bakan soyleyince etkisi gecmiyor. Bazen cok konusmak yarar degil; zarar getiriyor; Bu da AKP de cok var; nasil ki sayin Bakan agzi olan konusuyor agzi olanda yiyor. Sent from my BlackBerry® wireless device

Galatasaray'in Hal ve Gidisi;

Biz Turk milleti; futbolu cok severiz birde sevdigimiz baska birsey var ki ne olacak bu takimlarimizin hali. Bunu yasayan takimlardan biri de Galatasaray kendileri zor bir donemden geciyor. Dun Antalyaspor karsisinda alinan maglubiyet ile Galatasaray ile 15.Bucasspor arasinda tam tamina 12 puan fark var. Guzel sorudur buyuk takimlar kume duser mi sorusu; ancak biraz utopiktir; gecmiste de ornekleri yasanmis ama buyuk takim; buyuk takimdir; kume dusmesi zordur. Galatasaray bu yili zaten coktan kaybetmisti dolaysiyla cok da onemli degil bu tartismalaer; gelecek yilin degil yillarin plani yapilmali ama iste sabirsizlik var; basari sabir gerektirir. Umarim Fatih Terim'e donmek gibi bir hata icinde olmazlar; ben her zaman soyluyorum yeni takim kurulacaksa hocasi Ersun Yanal; mayasi sabir olmali; yoksa yukselise gecen Anadolu futbolu ile beraber daha kaybedecek uzun yillar var gibime geliyor. Sent from my BlackBerry® wireless device

YGS, Yurdum Geçiş Sınavı

YGS sınavında şifre iddiaları var yine, yine ÖSYM zan altında, yaptığı her sınav bundan sonra incelenecek ÖSYM. Şimdi olayın derinliklerine pek giremiyoruz, bir takım şifreli yöntemler kullanılmış ya da kullanılmış bunu inceleyen uzmanlar var, onlar doğrusunu bilirler. Bilirlerde bu ülkede gerçekleri öğrenmek zor, biz yanlış yaptık demezler, o yüzden işte hiç birimiz güvenemiyoruz, güven duyamıyoruz bu topraklarda neyin, nasıl kimin için olduğunu bilmiyoruz. Bir üniversite sınavı bile insanların kalbinde huzuru buldurmuyor, eğitim kalitesini sadece bir takım saçma testlere indirgemiş, o testlerde de aşağı yukarı aynı soruların sorulduğu bir ülkede zaten şifreye gerek yok, zaten bu ülkenin şifreleri belli. Başka şifrelere gerek yok. Bu testlerde elimize geçecek hiçbir şey, alınan eğitimin hayatta doğru dürüst karşılığı yok. Ancak işte insanlar tedirgin bir şekilde sınavlarda hile var mı onu konuşuyor. Bazıları birtakım yerlere haksız olarak girmek isteyebilir, bunlar birtakım adamlarda

Huzur anneanne de mi, anneanne huzur evinde mi?

Çınar Ağacı filmini izledim, Anneanne sevgisini anlatıldığı bir film, ben anneanne –babaanne gizili çekişmesinde babaanneciydim, sanırım ben hep toprağın, özün geleneğin sunduklarını kendime merkez olarak seçiyordum. Filmde Anneanne , torun kadar bir başka popüler olanda Atatürk’tü.Film insana ne verdi neşe verdi, oynayan oyuncular popüler olunca yeni bir karakter çıkmadı. Handan İpekçi’nin Büyük adam Küçük adam filminden daha iyi değildi, ama yine bir çocuk karakter üstüne kurulmuş bir film.Filmin meşhur Çınar Ağacı Bursa’nın Kestel ilçesinde, aslında film bir anneanneye sahip çıkan torunun direncini anlatıyor. Bir çocuğun gücünü nasıl kullanacağını gösteriyor.Deniz Deha Lostar (Barış) öyle bir çocuk oyunu oynuyor ki, insanın çocuk sahip olması hissi uyanıyor. Güzel bir film ancak bu filmlere gidip karakter tahlili yapacaklar için gitmesinler, konuyu severseniz filmden hoşlanırsınız, birde benim gibi Nurgül Yeşilçay’ı bugüne kadar beğenmiyorsanız beğenmeye başlayabilirsiniz. Film

Al Fadimem - Gülay

Ofiste günün şarkısı