Ana içeriğe atla

Yayınlar

Mart, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İdamdan önce adaleti arayıp bulmalıyız.

İdam yasağı geri gelsin mi, bakıyoruz bu ülkede herkes hukuktan şikâyetçi o zaman gelecek bir idam cezası toplumun vicdanı rahatlatmayacak, bugün Türkiye tarihinde bazı idamlar var ki hala toplumun vicdanında aklanmamış idamlar bunlar Deniz Gezmişlerden tutun Adnan Menderes’e kadar  hala toplumun karara varamadığı idamlar. Tamam, bir takım olaylar ile insanların toplumdan yok edilmesi gerektiğine inanıyoruz ancak bunlar münferit olaylar değil ki idamla çözülsün. Abdullah Öcalan idam edilse terör bitecek zaten teröristler idamına kendileri imza atıyor öleceklerini bile bile bu riski göze alıyor ya da Kayseri’de yaşanan tecavüz sonrası cinayet münferit mi değil, o yüzden idam çözüm değil, asıl çözüm insanların idamı yerine toplumu idama götüren sebepleri ortadan kaldıracak emek isteyen değişiklikler, yoksa adamın boynuna ipi tak bitir işini ile bu işlerin olması mümkün değil. Zaten içimize sinmeyen ve kabul görmeyen bir hukuk sistemimizin olması idamı daha da anlamsızlaştırıyor. İdam c

Dünyada farklı elbiseler giydiler şimdi hepsi çıplak

Geçen Eyüp mezarlığındaydık, toprak çekti galiba biraz. Neyse efendim mezarlık ziyaret ettik. Ölülerimizi gördük, ilk defa da bir mezarlıktan korkmadım, korkmadan orada bulundum. İçime huzur doldu sanırım, insanın içine huzur dolunca mezarlığı daha seviyor, yalnız bir şey orada da hoşuma gitmedi, ilk defa mezarlık ziyaret ediyormuşum gibi anlatmama bakmayın tabi ilk değil, ama işte bazı şeyler insanların dikkatini bazı anlarda çekiyor. Bazılarının mezarlarının büyük bazılarının mezarlarının küçük olmasını sevmedim. Bazılarının soyunu öne çıkarmasını sevmedim, oysa yazılabilirdi, dünyada farklı elbiseler giydiler şimdi hepsi çıplak diye ama onun yerine dünyada giydikleri elbiselerin ne olabileceğini düşündürecek sıfatlar yazılmış mezar taşlarına ne diyelim ruhları şad olsun. Ayrıca ilk defa dikkatimi çekti Mareşal Fevzi Çakmak ve Necip Fazıl Kısakürek’in de mezarları orada.

baris manco arkadasim esek

barış manço - süper babaanne

Görünüp okunabilen ya da ne görünüp ne de okunabilen kitaplar kısaca tüm mesele bu

Bu ülkede bazı şeyleri bilmeye gerek yok, Mesela Ahmet Şık bir kitap yazmak istemiş adı İmamın Ordusu bu kitapta az çok ne anlatılabileceği malum. Bu ülke bu tür kitapları seviyor, kaos ya da garip ilişki öneren kitapları herkesin Bestseller listelerine bakmaları yeterli. Sonra bu tip kitapları yazan adamlar gözaltına alınıyor, Soner Yalçın sonra Ergün Poyraz gibi isimler. Bu kitabın yazım amacı belli, ortalıkta dolanan yıllardır söylenen Fetullah Gülen’in Emniyet teşkilatına parantez içinde sızma çabaları. Türkiye’de ben daha görmedim, Gülen cemaati gibi kafası çalışan adamları bünyesine toplamaya çalışan eğiten bir dernek kuruluş v.b görmedim. Eğitimin önemini anlamış tek adam. Yetiştiriyor, kendi felsefesine göre adam yetiştiriyor. Peki ne zararı İslamcı dünya görüşüne göre yetiştiriyor yani Şeriat gelecek korkusu yayılıyor, o zaman engel olmak lazım, ama yine eğitimle sansasyon ile değil. İşte bu kitabın amacı da sansasyon yaratmak. Bir ülkede bir kitabı kim yazmışsa yazmış basımı

Öyle Bir Geçer Zaman ki Mete İyi Düşün Taşın Şarkısı

Burası Türkiye saati saatini tutmaz

Bir saatlerin ileri alınmasını bile beceremedik. Kriz ortamına dönüştü, ben bile o kadar dikkatli olmama rağmen bir saat önce kalktım çünkü Blackberryim kendi kendine saatini ileri almıştı. Oysa sınav takvimi yaparlarken buna dikkat edebilirlerdi etmediler, ondan sonra Bakanlar Kurulu kararıyla saatler bu gece 1 saat ileri alınacak.Bugün bilgisayar saatlerini geri aldık nedenine gelince yanılmak tongaya düşmemek için, yarın yine işe geç kalanlar olacaktır. Ya da geç kalıp saati bahane edecek olanlar, oysa prensip sahibi toplumlarda kurallar neyse o uygulanır ve saatlerin ileri ve geri alınma zamanları bellidir. Neyse burası Türkiye saati saatini tutmaz.

Abdullah Avcı ve Ersun Yanal ile kolej ruhu

Galatasaray’da yönetim bugün ibra edilmedi. Hagi gitti. 2000 Yılındaki UEFA kupasından sonra aslında devamını getirecek hocayı da bulmuştu Lucescu, Fatih Terim sevdasına Galatasaray bugünlere kadar geldi. Oysa aynı Lucescu Galatasaray’dan kovulur gibi giden Lucescu yükseldi ve Fatih Terim düştü, Galatasaray duygusal davrandı, ancak toparlanma zamanı, dibi gören Galatasaray buradan çıkmak için fırsat yakaladı, eğer bunu kullanırsa Galatasaray yükselişe geçer. Şimdi kongreye gidecekler. Takımın oluşması kongre sonrasına kalabilir. Galatasaray için toparlayacak hocalar Abdullah Avcı ve Ersun Yanal’dır. Kolej havasını bu hocalar ile yakalar. Galatasaray sabır ile yeniden yapılanmaya gitmeli, gidebilmeli, başarıya aç birkaç sezon sonrası Galatasaray UEFA kupasını alan takım olabilir. 

UEFA'ya Romen vetosu 28.07.2007

Avrupa Birliği’ne girmememizin sebebi olarak gösterilen Kopenhag kritelerinin olmadığı noktalarda bile Avrupa Birliği’ne giremiyoruz. Herkesin hem fikir olduğu futbolda Avrupalı olma isteğimiz bu seferde Trabzon Zirvesinde hüsran ile sonuçlandı. Romen Ekibi Trabzonspor UEFA Kupası’na katılması veto etti ve yeni Avrupa Birliği üyesi ülke’nin adını duymadığımız takımı Otelul Galati’nin oltasına Trabzonspor takıldı. O Trabzon ki, Türkiye bu Avrupa Birliği’ne yakın değilken, sahasında Barcelona, Aston Villa, Liverpool gibi devleri geride bırakmıştı, şimdi ise Balkanlarda gelen fırtına ile savrulan Karadeniz’de batan gemiler Trabzonsporluyu üzerken, bizimde aklımıza hemen diğer takımlarımız geliyor. Inter Toto kupasına Trabzonspor her iki maçta aldığı toto varı bir skor olan 2–1 ve 1–2 ile veda etti ve sınıfı geçemedi. Karadeniz Fırtınası bu sezonuna da Hayal kırıklığı ile başlamış oldu. Bu yıl da Trabzonspor’a huzur biraz geç gelecek gibi. Biz 5. büyüğü beklerken, 4. büyüğümüzde sancıl

Usul usul Sayın Üskül 28.07.2007

Zafer Üskül Atatürk ilke ve inkılâpları ile ilgili sözleri ile gündeme geldi. AKP’li olmanın birçok sıfatı varken, bunlara yeni sıfatlar kazandırma yolunda Zafer Üskül de bir taş koydu. Koskoca Anayasa Profesörü biraz da toplumun genel eğilimleri ile ilgili açıklamalar yaparken dikkatli olmalıydı. Atatürk İlkelerinin Anayasa’dan çıkarılmasının ülkemize ne gibi bir katkısı var anlamıyorum. Sanki Türkçe Ezan istemlerine karşı açılmış bir rakip başlık gibi duran açıklamalar gibime geldi. Sorun olmayan şeyleri birden sorun yapma ve ortalığı germe konusunda kendisinin başarısını kutluyorum. Oysa ben Üskül hocadan çok umutluydum, o ise ilk günlerden kırdığı pot ile umutlarıma tuz, biber ekti. Konuşurken daha dikkatli davranmasını beklerdik. AKP içinde yapılan bu tür çıkışlar partiye olan şüphelileri artıyor. Ayrıca Zafer Üskül gibi isimler partiyi merkeze çeksin diye partiye dâhil edilen isimler; ama Üskül partiyi merkez yerine kendi yerine çekmek gibi bir gaflette bulunmuş. Şimdi bu açık

İki maç tek yayın

Bucaspor ile Sivasspor çok önemli bir maça çıkacak. Bu maç ligde kalmak için çok önemli bir maç. Aynı dakikalarda Trabzonspor ise Gençlerbirliği ile karşılaşıyor. Buca'daki maç başlıyor.Trabzonspor ise Gençlerbirliği karşısında 3 puanı arıyor. Fenerbahçe her maç kazandıkça, Trabzonspor mutlaka strese giriyordur.Sivasspor maçında etkin olan taraf Bucaspor. Trabzonspor-Gençlerbirliği maçı ilk dakikaları itibarıyla pek heyecan vermezken, Bucaspor Sivasspor karşısında daha etkin. 7.Dakika Gençlerbirliği daha etkin olan taraf.Burak Yılmaz maskesiyle ilginç bir görüntü oluşturuyor. Zaman zaman Trabzonspor maçından zaman Sivasspor maçından bildirimde bulunacağız. Trabzonspor maçında gol haberi geldi. Orhan Şam sağ kanattan aldığı topla atağı başlattı.O atağı savuran Trabzonspor 12.dakikada cem Can'a engel olamadı. Zaten maçta etkin olan taraf Gençlerbirliği takımıydı  ve durumu uzaktan şutla 1-0 yaptı.17.dakikada Burak Yılmaz'ın vuruşunda top kaleci Serdar'da kaldı. Baş

Fenerbahçe yendiği için Galatasaray’da Trabzonspor da yenilmiş sayıldı.

Bir derbi daha geride kaldı, 3D görüntü derken , ses rekoru denemesi, Arena’nın ilk derbisi, Kazım’ın Fenerbahçe’ye karşı ilk maçı derken, tüm bunlar geride kaldı. Maçta favori olan takım Fenerbahçe’ydi. Kim bilir belki de Fenerbahçe Galatasaray ses rekorunu kırsın diye izin veriyordu. Açıkça söylemek gerekirse Galatasaray’a bahar gelebilirdi. Golü Kazım atınca 14.Dakikada umutlar doğdu. Ses rekorunun kırıldığı haberleri her yeri sardı. 137.6 Desibel. Kazım 2. Gol içinde fırsat buldu ancak golü bulamadı, belki o golü atsaydı, çok şey değişirdi. Galatasaray 6-0’nın intikamını alabilirdi. Zapata’da da Özer’in topunu çıkarınca maç Galatasaray’ın gibiydi. İlk yarıda maç gerildiğinde herkes kart bekledi, Kırmızı’yı bekliyorlardı. İlk yarıda Gökhan Zan, Servet, Selçuk gibi oyuncular sarı kart gördü. Alex’in denemeleri vardı, İlk yarıdaki bir serbest vuruşu direğin üstünden giderken bir diğer serbest vuruşta top Lugano’nun kafasını bulmuyordu. Özer’in ilk yarıda Fırat Aydınus’u rakip takım

Digitürk Web TV izin verirse dev derbi blogda

Digitürk Web Tv bize yine güzelliğini yaptı, malesef bağlanamadık, onun yerine Levent Özçelik'in sesiyle yetineceğiz. Onun sesinden dinleyeceğiz. Dinlediğimizi yazacağız. Dinleyerek analiz yapma yoluna gidiyoruz. Sahada Depremde hayatını kaybeden Japonlar için saygı duruşunda bulunuluyor. Galatasaray rekor demesi yapıyor aynı zamanda. Oyuna başlayan takım Galatasaray oldu. Derbi bu yıl geçen yıllardan daha sönük geçecek Galatasaray'ın pek iddiası bulunmuyor. Galatasaray'da Kazım eski takımına karşı sahada , problem çocuk tanımında başrol Kazım'a verilmişti, ancak biraz nostalji yapmak gerekirse o yazan Kazım okuyan Kazım, kısaca Hatırlayalım, Emre Tilev'in sesinden. Belki de Fenerbahçe beraberliği istese daha başarılı olabilir. Arena'da kazanmak elbette sükse olabilir ancak kazanmasa da kaybetmeme pozisyonunda olan bir Fenerbahçe var.Maç beklediğimiz hareketi kazanmadı, iki takımda temkinli. Bu maçta gözler bir başka isimde daha olacak o isimde Selçuk Şahin der

Bedelini ödeyip savaştan kaçacaklar bırakın Bedelli yapsınlar.

Bedelli Askerliği konuşuyoruz, hepimizin dilinde bir bedelli lafı dolandı gidiyor. Askerlik vatan borcu elbet, insan gerçekten vatanını sever, ben seviyorum mesela bu ülkedeki tadı hiçbir ülkede almıyorum, sadece bizim toprakların tadı   bir başka geliyor bana. Yurtdışına da çıktım, ama yok ben bu ülkenin hamuruyla yoğrulmuşum. Ancak askerlik farklı bir olay, askerdeki otoriter aşağılayıcı yaklaşım insanı askerden soğutabiliyor, askerdeki bir takım kurallar insanı insanlığından utandırabiliyor, hele ki sebepsiz dayak yemek. Herkes bu ülkede değişik tanım ve sürelerde askerlik yapıyor. Kariyeri bölmesin diyen eğitim almış gençler genellikle bedelliyi tercih ediyor hem süresi kısa hem de ötekiyle eşit olma süresi kısa. Sıradan bir ilkokul mezunu, lise mezunu parası az olan Anadolu çocuğundan uzak kalma şansı da var, hem de kariyerine devam edecek. Parası olmayan ne yapacak kimi zaman evde ekmek parası bekleyen ona muhtaç annesini bekleyecek garibanda askerlik yapacak. Paraya daha çok

Kağıt üstünde değil sahada derbi

Fenerbahçe ile Galatasaray ya da doğru deyimle Galatasaray ile Fenerbahçe yarın akşam saat 21:00'de TT Arena stadında ilk derbilerini oynayacak. Kadıköy'de hüsranla dolu anlar yaşayan Galatasaray daha kabuslu bir atmosfer yaşatacağına inandığı TT Arena'da Fenerbahçe galibiyetiyle başlamak istiyor. Elbette kağıt üstünde Fenerbahçe favori ancak futbolun oynandığı alan en azından bildiğimiz kadarıyla şimdilik yeşil saha, o yüzden yarının favorisi yok. Her iki takımda kazanabilir, ancak şu da bir gerçek ki Galatasaray kazanan değil, koruyan taraf olup, maçı Fenerbahçe'ye vermeden de mutlu olabilir. Yarın ki maçta bazı maçlar gibi psikolojik etkiyle kazanılacak maçlar. Galatasaraylılar biliyor ki yarın kaybederlerse bu bu yıl için alışılagelmiş bir durum, ama bir ihtimal daha var ki, o Galatasaraylılar için bu yılın tüm hüsranını eritebilir Galibiyet, derbi galibiyeti Galatasaray'a moral ve motivasyon kazandıracaktır. Diğer yandan Fenerbahçe de kaybederse derbiyi ka

Türkiye Bunları arıyor.

Sihirbaz Aref Ghafouri , Yetenek Sizsiniz ile öne çıktı, her zaman meraklıyızdır, Sihre, büyüye, fala. Ölümüyle üzdü, Su testisi su yolunda tartışmalarını gündeme getirdi.Hıncal Uluç'u tekrar popüler hale getirdi. Hürrem Sultan dizisyle ön plana çıktı.Meryem Uzerli. Çağatay Ulusoy Adını Feriha koydum dizisinin ön plana çıkan ismi Aras Bulut İyemli, Öyle Bir Geçer Zamanki dizisinin Mete'si Benim favorim Cemile Ayça Bingöl. Balıkçı Orhan Alkaya

Ders: Milli Savunma Notlar: Kemal Kılıçdaroğlu 10 Recep Tayyip Erdoğan 1

Askerlik yine gündemde, bu sene bayağı askerlik konuşuldu, kısalacak uzayacak   bilmem kaç ay olacak derken tartışmalar bu seçim döneminde de sürüyor. Askerlik kısalır mı bilmem ama yine üçün katlarından biri olacak sanırım bugüne kadar benim gördüğüm askerlik süreleri 18-15-12-9-6 ay gibi değişik süreler yani hep üçün katları. Askerde zaten her dönem askerlik süresi kısalması gündemdedir. Siyasetçilerde arada bunu kaşır, kimi zaman Bedelliyle ki herkes bunu bekler. Vatanı için ölmeye hazır Türk milleti ne kadar samimi olduğunu iş askerlik süresine gelince ortaya koyar ve kısalttıkça kısaltmak ister, elinden gelse hiç yapmayacak. Başbakan daha önce askerlik için yan gelip yatma yeri değildir dedi, daha sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaz tatilinde askerlik ve kısaltma önerilerine karşı çıktı, ancak gerçekten bu sefer taşı gediğine koyan Kılıçdaroğlu Başbakan’ın oğlunun ayrıcalıktan yararlanmasına atıfta bulundu ve bu tartışma da öne çekti. Başbakan buna cevap verir mi bilmem, geçen seçim

İşportaya düşmüşüm

Hayatta ucuz şeyler vardır, insanların değer vermediği, bu ucuz şeyler değişir. Kimi zaman sevgi ucuzlar kimi zaman aşk ucuzlar. Kimi zaman ahlak kimi zaman onur kimi zaman kişilik ucuzlar. Ucuz bizde deyimdir, ama para birimi belli değildir. Lidyalılar döneminde bu tabir yokmuş. Ucuzlamak işte insan kimi zaman ucuzlar. Ucuz hareket ve tavırlarda bulunulur. İnsana değerini kendi verir, sen kendine yaşadığın çevreye değer vermezsen kimse vermez. O yüzden insan her zaman şunu hatırlamalı, en büyük değer kendisidir. Ve yaşadıkları yaşattıkları onun değerini düşürür artırır. En güzel değerde yaşadığın yıllardan sonra aktardığın değerdir. Dünyadan göçüp gittikten sonra ne kadar çok konuşulursan ne kadar çok akla gelirsen o kadar değerlisin. Ucuzdum işporta pazarlarında satılırdı ruhum Büyüdüm okudum adam oldum Pahalı bir değer oldum Ondan sonra duydum ki Nafile sevinmişim İnsanlık ucuzlamış yine işportaya düşmüş Düşmüş de üzülmüşüm

Demirören'in yeni dublorü

Bernd Schuster gitti, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören bir dublör daha kullandı, kendisi istifa etmedi yerine bir başkasını buldu ve onun istifasıyla kendini yine kurtardı. Schuster’in gidişi Beşiktaş’a ne getirir bilinmez ama hep söylediğimizi tekrar edelim, bu kulübün başında Yıldırım Demirören oldukça bu kulüpten hayır geleceğe benzemiyor. Transfer yapmakla şampiyon olmak arasında doğru ilişki olduğu kabul eden Demirören’in tek Şampiyonluğu da Mustafa Denizli ile yaşaması da ilginç, çünkü kapısından giremez dediği bir hoca ile takımını şampiyon yaptı, demek ki oda Mustafa Denizli’nin başarısıymış ve motivasyonuymuş. Beşiktaş gündemine birçok isim gelecektir. Benim gönlüm Ersun Yanal veya mümkünse Lucescu’dan yana, şimdilik Teknik Direktör olarak Tayfur Havutçu devam edecek ama plase isimde sanırım Christoph Daum olacaktır. Türkiye liginde başarı isteniyorsa Daum, hem Türkiye hem Avrupa için Lucescu gelecek içinse Ersun Yanal. Ancak her hayırlısı Demirören’in istifası. 
Türkiye’de birçok kişi Cumhurbaşkanlarını sayabiliyor 11 tane Cumhurbaşkanı var, ama iş Başbakanlara gelince hepimiz sınıfta kalıyoruz.  İlk ve 2. Hükümeti Atatürk’ün yakın silah arkadaşı İsmet İnönü kurmuş, daha sonra zaten 2. Cumhurbaşkanımızda o olmuş. İlk hükümet 30.10.1923 yılında kurulmuş.3. Hükümet yine Fethi Okyar tarafından kurulmuş bir hükümet. Ardından 4. İle başlayıp 8. İle biten hükümeti de İsmet İnönü kurmuş daha sonra Atatürk ile sorun yaşadığı söylenen İnönü 8. Hükümetten sonra yerini Celal Bayar’a bırakıyor ve Celal Bayar 9. ve 10. Hükümeti kuruyor.  Daha sonra Atatürk’ün ölümünü takiben Refik Saydam hükümetleri kuruluyor. O da 11. Ve 12. Hükümetleri kuruyor.13. ve 14. Hükümeti Şükrü Saraçoğlu kuruyor, bugün Fenerbahçe stadının adını taşıyan Başbakan. Bir diğer statta İnönü’nün adını taşıyor. Beşiktaş İnönü stadı, bu arada Malatyalı İsmet İnönü’nün adı Malatyaspor’un stadında yaşıyor.  15. Hükümeti Recep Peker kuruyor, şimdiye kadar geçen isimler içinde Fethi Okya

İki de bir seni seviyorum ile başlayan cümleler kurmak yerine seni seviyorum ile biten bir ömrü tamamlamak isterim

İki de bir seni seviyorum ile başlayan cümleler kurmak yerine seni seviyorum ile biten bir ömrü tamamlamak isterim. Ölünce sevmezsem seni şarkısına biraz atıfta bulunulmuş gibi olsa da gerçek bu, papağan gibi her gün seni seviyorum demek her daim insanı mutlu eden bir sözcük öbeği değildir. Bazen insanın mutlu olmasının yolu sevginin bir ömre yayılmasıdır. İnsanlar adına aşk dedikleri şeye her gün yeni tanımlar getirirken, günümüzün aşkları biraz acemice aşklar ve sulandırılmış aşklardır. İnsan sevince ve sevilince güzel değer verilince ve emek verince. Beraber inşa ediliyor görüntüsü verilen bir yuvada insan daha da mutlu olur. Baştan kurulan emek ile kurulan yuvanın duvarları örülürken aslında sevgi örülür. Örülen sevginin çimentosu, alçısı kalınsa yıkılmaz. Bir kere her iki tarafta vicdanlı olmalı, vicdan kavramı kimi zaman ahlaki yargılarla kimi zaman din kurallarıyla desteklenir. Ancak kimi zamanda insanın içinden gelen günümüz kimi insanlarının etik dediği olgunun da vicdan üze

MHP doğrusunu yaptı 28.07.2007

Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde meclise gireriz tavrı eleştirildi. Bunun neden eleştirildiğini anlamış değilim. 5 yıldır meclise girmeyi bekleyen bir partinin meclise girmemesini beklemiyoruz herhalde. CHP ile MHP’yi aynı kefeye koyanlar yanılıyor, her ikisi de milliyetçiliğe ve vatanın bölünmez bütünlüğüne vurgu yapıyor; ama MHP için türbanın bölücü bir tarafı yok. Muhalefet etmek her şeye muhalefet etmek değil. İnsanların MHP karşısındaki bu hayal kırıklığının sebebi belki de biz MHP’ye oy istedik, onlar şimdi ne yapıyorlar tavrıdır. Solcular CHP’ye sağcılar MHP’ye diyenler şimdi bu duruma bakınca hayal kırıklığı yaşıyorlar; ama MHP hiçbir zaman biz meclise girmeyiz diye bir kanaat belirtmedi. Halk üstelik meclise girmeme konusundaki tavrı benimsemiyor. MHP bunun farkında, meclise girmeyen ANAP yok oldu, Demokrat Parti büyük yara aldı, CHP ise oyunu beklendiği gibi artıramadı. Üstelik Cumhurbaşkanlığı seçimi için uzlaşma formülü benimsenirken, bir kişi bile çı

Sansürlü güzeller 28.07.2007

Güzel ve dahi yayından kaldırılmış. Ne olacak şimdi, güzellerimiz daha güzelliklerini görmeden, Mürüvvetlerini bilmeden tarihin sayfalarında yerlerini alacaklar. Bu ülkenin herhalde en bahtsız kanalı SHOW TV. Ne yapsalar olmuyor, Kurtlar Vadisi Terör sansür yedi, ondan sonra bu program da sansür yedi; ama bu durum biraz Erbakan’ın kapatılan partilerine benziyor, isim değiştirerek yeniden geliyorlar. Oysa güzellerimiz, bu yola çıkarken tanımadıkları Kenan Evren’den daha da tanınır olacaklardı. Yaz dönemiydi, meydan da boştu. Bu meydanda reytingden pay alacaklar, onlar pay aldıkça bizde gülecektik. Dâhinin zıt anlamlısı sanki güzel demekmiş gibi bir hava verilmişti. Havalı kızlarımızın havalarını almak için sorulan basit soruları bilmediklerinde herkes gülerken, kendilerine de acaba sordular mı, bu soruların cevaplarını. Kızlara cahil demek yerine güzel demeyi seçmişlerdi. Peki, ya dahiler bu bilgisiz kızlar ile ilişkileri neydi, neden onlar ile aynı ortamı paylaşıyorlardı? Dâhilerin h

Msn ile aşk ihalesi 27.07.2007

Ordu’nun dereleri yukarı akmamış eskiden, şimdi düz bile akmıyor. Delikanlı habersiz geçen o güzelim yılların ardından, yılların güzelliğini geride bırakacak bir güzel gördü. Eskiden beri tanıyordu; ama bir türlü karşılaşamamışlardı. Yolları kesişmemişti, kısmet denen nesne ceberut gibi başlarında bekliyordu, sonunda oda yolu açtı. Sonra birden karşısında görünce tereddüt etti ve yanına yaklaştı. O mu değil mi diye düşünürken, karşısında gülen bir çift göz gördü. Kıza doğru sokuldu, o da hatırlıyordu. Hatırlanma raundunu kazanan delikanlının kanı Ordu’nun derelerine nispet edercesine yukarı doğru akmaya başladı; ama yukarı doğru akan kan, beyne ulaşmıyordu, kalpten öte tüm yollar tıkanmış, delikanlı bir çift göz karşısında aptallaşmıştı. Gerçi akıllı olup dünyanın kahrını çekmektense deli olup dünyaya kahır çektirmek daha zevkli ve mutlu ediciydi. Bunlar sıradan gözler değil, gülen gözlerdi. Şu hayatın kaygılarına dalmış insanlara hiç uğramayan gülümsemeler, kızın yüzünde toplanmıştı

Bu sefer su testisi

İbrahim Tatlıses vurulmuş. Kendisi yoğun bakımda, Defne Joy Foster öldüğünde Hıncal Uluç su testisi su yolunda kırılır demişti, ancak İbrahim Tatlıses için bu sözcük cuk oturdu, herkes inanıyor ki İbrahim Tatlıses Derya Tuna’yı vurdurmuştu, hepimiz buna inandık. İbrahim Tatlıses’in karanlık bir dünyası vardı, güzel sesli bu türkücü imparator aynı zamanda da eline geçen fırsatları oldukça iyi kullanan bir insandı. Birçok Türküyle hayatımızda yer eden aynı zamanda söylediği kimi sözleriyle hayatımızın içine girdi. Aklımıza Tatlıses denildiğinde ilk gelen Ayağında Kundura Türküsü geliyor, ardından Urfa’da Oxforda vardı da biz mi okumadık, Genç Parti adaylığı gibi birçok alanda gündeme oturdu. Kimi zaman tehditlerini okuduk, kimi zaman Lahmacun üstüne uzmanlaşmasını. Lahmacun salonları, otobüs firmaları, televizyonu, oteli birçok alanda hizmet sektöründe var olmasını sağladı. Yaşadığı aşkları ki en bilinenler Hülya Avşar ve Asena ile gündeme geldi. Derya Tuna ve Perihan Savaş i

Ailemizin Başbakanı geliyor

Tansu Çiller zamanında bizlere iki anahtar vaat etmişti bu anahtarlardan biri ev biri de araba anahtarıydı. O zamanlar ciddiye almadık ama bugün anahtarın birini elde ettik ikincisi de yakın. Tansu Çiller bu vaatleri yaparken Aile kavramını kullanmadı ama bu hükümet işe aile ile başladı önce Aile Hekimi tedarik ettiler ama işin içine Aile girince bizim sevgili Türk halkı oldukça iyimser ve saf yönünü ortaya koydu ve sandılar ki her  ailenin bir doktoru olacak hatta evlere ziyarete gelecek , böyle sananlar yanıldı ve içlerinden soyulan vatandaşlarımız oldu. Bunu gören hükümet sanırım soyguncular için beddua müessesesinin daha da iyi işlemesi adına yeni bir formül buldular ve bunun adına da Aile imamlığı koydular böylece Camiye bile gitmeyen bir toplumun aile imamı oldu. Bu yolla okutulan mevlitlerde, cenaze namazlarında sıkıntı olmayacak, birde elbette Hatim duaları var, sevabının okutana gönderildiği belki günaha giriyorum ama bir hoca bahşiş alıyor diye okuduğu duayı Allah ile pazarl

Deprem Dedeler Kış Uykusundan Uyandılar

Japonya’da 8.9 şiddetinde deprem olunca, kış uykusuna yatmış deprem uzmanlarımız ortaya çıktı ve Amerika’yı yeniden keşfetmeye koyuldular.Gerçi Amerika’nın da Christoph Colomb   mu yoksa Americo Vespuci tarafından mı keşfedildiği tartışılıyor ama konumuz bu değil, zaten konumuz bir yeri yeniden keşfetmenin üstesinde bir yerine ne kadar yıkılacağını düşünüp sayılarla da bunu bezeyip insanlarda korku yaratarak bir korku magazini oluşturmak. Şimdi Japonya’da sık sık deprem oluyor diye adamlar alışmış depreme bizimkilerde kendilerini onlarla kıyaslayarak aşağılama yoluna gidiyor kendi ülkesini, oysa Türkiye zaten sadece deprem değil ki birçok konuda Japonya’nın gerisinde o yüzden Japonlarla kendimizi karşılaştırmak gereksiz bir karşılaştırma örneği. Ha onlardan örnek alabileceğimiz birçok davranış var, ancak hala öğrenemediğimiz bir şey var ki bu ülkede her şeyi başlatabilmenin en önemli yolu olandan örnek almak değil başımıza geldiğinde bedel ödeyerek tedbir almak , o yüzden Istanbul’da

Melih Gökçek Dursun’u arıyor.

Melih Gökçek bu ülkenin fenomen isimlerinden biri, neden fenomen adam herkesle diyalog kuruyor ve Twitter camiasında da oldukça etkin bir şekilde yerini alıyor. Twitter ona daha da popüler olma yollarını açtı, Sarkozy’e sakızlı uğurlamanın ardından Ankara’da yağan kar sonrası yolların tuzlanıp tuzlanmadığından şüphesi olan bir takipçisine tuzu yalayarak kontrol etmesini tavsiye etti. Ankara Belediye Başkanı olmasına rağmen sürekli Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili yorumlarda bulunması da cabası ne yazık ki benim kanıma göre Melih Gökçek asıl rakip olarak Recep Tayyip Erdoğan’ı görüyor ve onun yerine gölge rakip Kemal Kılıçdaroğlu ile uğraşıyor. Elbette bunda bir önceki seçim öncesi Uğur Dündar’ın düzenlediği tartışma programında Kemal Kılıçdaroğlu tarafından hırpalanmanın da büyük etkisi var gibi gözüküyor. Hal böyle olunca da sürekli Kılıçdaroğlu’na yüklenme yolunu seçiyor. İkisi bu açıdan bakınca gizli rakip Temel ile Dursun gibi. Deniz Baykal eğer Kılıçdaroğlu İstanbul yerine Ankara Büy

Erkeğin elin kirini bir bardak su temizlerken kadın hamama gitse nafile.

Kadına şiddet abartılıyor mu, kanımca abartılmıyor, kadınlar şiddetin içinde yüzüyor fiziksel anlamda güçsüzlüklerin yanında, sosyal anlamda da kısıtlamalar onların şiddeti sindirmesini sağlıyor. Cinsel tacize uğrayan bir kadın bunu dile getirdiğinde başına gelecekleri bilmiyor,   kendisinin de mağdur olma riski çok yüksek bir cinsel saldırıya uğrasa, tecavüze uğrasa yine kendisi mağdur olabiliyor. Bunun yanında işyerlerinde sözlü ve elle tacizde yaygın birçok şeyi sineye çekmek zorunda kalıyorlar, çünkü halen erkeğin elinin kiri konumunda bir basamak bile yukarı çıkamadılar. Bunun sebeplerinde biri de daha temel ihtiyacı sağlanamayan, temel noktalarda özgürlüğe kavuşamayan kadınların bazı çevrelerce sömürülmesi, Anadolu kadını en basit hakkı elde edememişken bunların sağlanması gerekirken feminizm denen olgu kadının eşitliğin statüsü yüksek kadınlar tarafından sömürülmesini sağlıyor. Böyle olunca asgari müşterekte hak aramayan kadınların sesi olması gereken kadın örgütleri çeşitli şi

Daha bağımsız bir meclis için daha çok bağımsız aday

Demokrasi olan bir ülkedeyiz, halkın istedikleri iktidar oluyor. Egemenlikte kayıtsız şartsız Milletin, ancak bu milletin kadınlarının yarısı başörtülüyken biz ancak başörtülü eşi olan bir Cumhurbaşkanını 2007’de zorla seçebildik, zorla derken yasada yazmamasına rağmen seçtirmek istemeyenler çıktı, ondan sonra Demokrasi var diye dönüp duruyoruz. Aslında bu örnekleri herkes çoğaltabilir. Halk göbeğini kaşıyan adamken, entellerimiz ise kimin yatak odasına kimi sokalım derdindeymiş. Aslına bakarsanız insan gibi yaratılışına nankör davranan bir varlığın pisliklerinin olduğu bir dünyada Demokrasi hak getire. Bu ülkede söze tahammül gösteremeyen o kadar çok insan var ki demokrasiyi yakalamamamıza daha çok zaman var. Bu ülkede gazeteciler tutuklanıyor , bu ülkede kitaplar toplanıyor, bu ülkede filmler yasaklanıyor daha birçok şey oluyor, neden oluyor bunlar insanların haber almasını engellemek beyinlerde iktidarı zayıflatacak fikirlerini oluşmasını önlemek için. İktidarı zayıflatacak fikirle

Çingeneler zamanı

Mircea Lucescu bu ülkede bir türlü kıymeti bilinmeyen teknik adamlardan başarı yaşattığı için cezalandırılan teknik adam, bir diğeri için bakınız Zico. Bu adamların kıymetini bilemedik, hadi Zico sadece Fenerbahçe’de başarılı oldu, ya Lucescu’ya ne demeli Şampiyonlar liginde yoluna Roma’ya 6 gol atarak devam eden Lucescu, Fatih Terim’in kurbanı oldu bu topraklarda. Bize defans oynatıyordu diyenler bugün defans oynamaktan bile aciz durumdalar. Lucescu tek hatası bana göre Barcelona karşısında 2-0 önde olan Galatasaray’ı geri çekmesiydi başka hatası yoktu. Başarıya giden yolu biliyordu hem Türkiye’de hem de Avrupa’da başarısı vardı, ama Çingene sıfatını layık görüp gönderdik, oysa O Shaktar Donestk ile başarıdan başarıya koşuyor, bıraktıklarının durumu da aşikar, sadece bıraktıklarının değil, Türk futbolunun da durumu açık. Öyle olunca o başardıkça biz seviniyoruz ve model , örnek alıyoruz sadece futbol dünyası değil, herkes onun yolunu örnek almalı, bizde öyle yapıyoruz, insana insanl

Sorun özgüven

Fenerbahçe 9 puan farkı kapadı lider oldu, Trabzonspor farkı koruyamadı. Beşiktaş büyük umutlarla başladığı ligde aradığını bulamadı, Galatasaray’ın durumu kötü, Bursaspor Volkan Şen ile Sercan Yıldırım arasında eriyip gidiyor. Ligde yine tartışmalar başladı, hakemler , kaleciler , oyuncular, teknik direktörler. Bir kere baştan şunu söyleyelim, Aykut Kocaman’ın yaptığı Trabzonspor’a verilen penaltılar incelenmeli açıklaması öyle iyi bir stratejiydi diye açıklanacak bir açıklama değil ve hiçbir yönüyle takdir edilmeyecek bir açıklamadır. Ancak Trabzonpsor taraftarı da alınmasın Trabzonspor Fenerbahçe 9 puanı farkı son üç hafta da atsa ne yazık ki Trabzonspor şampiyon oldu diyemezdik. Fenerbahçe –Trabzonspor karşısında galip gelirken iyi bir oyun oynamış ve o andan itibaren panik başlamıştır. Trabzonspor’un sorunu aslında ne Fenerbahçe’ye verilen penaltılar ne de hakemler,asıl sorunu güvensizlik. Şimdi Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’yi hakemleri etkilemekle suçlayanlar , bir kere şunu unut

İklim değişir 28 Şubat olur, Ergenekon olur

28 Şubat 1997 tarihinde daha doğrusu o tarihlerde Fadime Şahin’i konuşurduk, Ali Kalkancılar, Müslüm Gündüzler vardı. O zamanın kadını mağduru göz yaşları içindeki Fadime Şahin’di. Bugünlerde İklim Bayraktar ismini konuşuyoruz, kendisi Baykal tarafından tacize uğradığını iddia eden bir bayan. CHP’nin şu geldiği durumun bir başka sorumlusu da Baykal’dır. Kendisi Ergenekon avukatıydı, şimdi mağdur pozisyonunda. Aslına bakarsanız insan üzülüyor bizde Amerika olsaydık diyesi geliyor, Monica Lewinsky, Bill Clinton ilişkisi, Berlusconi’nin İtalya’da yaptıklarını görüyoruz ama bunlar siyasi kararlarda etkin olmuyor, bizde olduğu sürece hep bu haberler yapılacaktır. Biz belden aşağıya seviyeye indiğimizde her şeyimizle iniyoruz. Komutan eşleriyle ilgili yapılan haberleri, ünlülerin ortaya çıkan seks videoları hep bir kesim insanları kolayca kahraman ya da popüler yapabiliyor. Bugünün popüler ismi de İklim Bayraktar. Hepimiz unuttuk Nedim Şenerleri, Ahmet Şık isimlerini, İklim Bayraktar bazılar
Nurettin Özgenç isimli şahıs Fişle ile priz eşit mi demiş. Kadın erkek ilişkisini bel altında indirim eşitliği organlarda aramış, ararken giriş çıkışları kontrol etmiş, hatta bir fişe bakmış birde prize eşit mi değil mi diye düşünmüş ondan sonra da tutmuş bu açıklamayı yapmış. Bu arada kendisinden de açıklama bekliyoruz yabancıların fişleri bizim prizlerimize uymuyor, herhalde buradan da sünnet konusuna geliniyor bizim prizler ile fişlerin ilişkisi içinde o da önemli bir yerde diye düşünüyorum. Bir kere Anadolu insanı ve muhafazakar kesim kadın ve erkek eşitliğine inanmıyor, ha bende inanmıyorum. Kadın ile erkeğin eşitliğini sulandıran da iki tarafta var. Bir taraf kadın erkek eşit diyerek kadınla erkeğin eşitliğini sürekli vurgulayarak kadını yücelttikçe diğer tarafta aslında eşit değil diyerek kadını yerden yere vuruyor. Oysa burada takıldığımız tanım. Asıl hedef şu olmalıydı. Kadınların elde edemediği hakların verilmesi talep edilmeliydi. Ancak her iki tarafta bunu sidik yarışına d

Güzellik yarışması değil Vekillik yarışı

Ka-Der çıkmış, mecliste yüzde 50 kadın olsun diyor, olsun da olunca ne olacak bu yanıtı ne belli değil, kadın vekil çok olunca sanki dünya daha güzel olacak. Bu harekete destek veren kadınlar arasında yönetici olanlar var mı değil mi ki yüzde 50 yönetici kontenjanı açıyorlar şirketlerinde o zaman inanayım kadınların siyasete yüzde 50 oranında girmesi gerektiğine. Emre Aköz ilk kez doğrusunu yazmış toplumda bu kadar başörtülü kadın varken bizim yüzde 1 oranında bile başörtülü kadın milletvekili seçme şansımız yokken ne gerek var mecliste kadın çok olsun demeye. Canan Arıtmanları, Emine Aynaları gördükten sonra, pasif kadın vekilleri gördükten sonra ne gerek var çok sayıda kadına. Ben hep pozitif ayrımcılığa karşıyım, kadınlarda hak ediyor ve ilgileniyorsa vekil olsunlar. Yoksa partiler belli sıralara kadınları koyup birilerine hoş göründüğü için gelmesinler meclise, siyaset mücadele işidir mücadele etsinler. Kadınlar o kadar kendilerine güveniyorsa ve madem   kadınlar tarafından talep

Gazeteci acımaz haber yapar

Mirgün Cabas, NTV’de sevdiğim spikerlerden pek takip edemiyorum bu ara, ama kendisi hakkında açılan soruşturmada Muhlis Yazıcıoğlu’nun uçağının düşmesine sebep olabileceği konuşuluyor. Şimdi olayı Mirgün Cabas’ın dışına taşıyalım ve şunu söyleyelim bu ülkede ve birçok ülkede gazeteci insanlık onurunun önüne çoğu zaman haberciliği koyandır. Haber yapandır, yardım eden değil. NTV’de Mirgün Cabas’ta bunu yapmaya çalışmıştır. Gazetecilik ilkeleriyle insanlık ilkeleri zaten bağdaşmıyor. Bağdaşmayan ilkeleri var bu iki kavramın. Mirgün Cabas gazetecilik yapmıştır, yapmak istemiştir. Önemli bir haber patlatmak istemiştir ama olmamış. Bizde zaten her ölen ölünün arkasından ünlüyse komplo teorileri üretilir ve onlara da inanılır. İnanılır gibi olmasa da inanılır. Birden bire Muhsin Yazıcıoğlu kilit role büründü, daha ne kitaplar yazılacak. Muhsin Yazıcıoğlu Eşref Bitlis Turgut Özal Adnan Kahveci Aklıma gelen ilk isimler bunlar hiç inanmadık ecelleriyle öldüklerine belki de ölmediler bile. İngi

Bulan da atamadı bulamayan da atamadı.

Galatasaray-Gaziantepspor karşısında son şansını kullanmak için sahaya çıkıyor. Hakem Cüneyt Çakır bu dönemde ilk söylenecek şey hakemin az konuşulduğu bir maç olsun.Galatasaray takımın hedefsiz kalması gerçekten üzücü olur. Son döneminde Fenerbahçe'ye 5 gol atan Galatasaray bakalım bugün ne yapacak ne yapabilecek. 4 Dakikada Gaziantepspor kendini gösterdi, ortadan sonuç çıkmadı ama maç sanki hareketlenecek gibi. Hagi bakalım bu sezon bir başka kupa zaferi yaşayabilecek mi bilmiyoruz. Bir yanda da kameralar Aydın Yılmaz'ı gösteriyor, yakışıklı olduğu için olabilir.07. Dakikada Culio ortaladı, Kazım kafayı vurdu ancak bu ataktan sonuç çıkmadı.Galatasaray taraftarı coşkulu, açık söylemek gerekirse maç beklenen kaliteyi bulmadı. 11.dakikada Gaziantepspor korner kullandı, Murat Ceylan'ın vuruşunda top tekrar kornere gitti, bu sefer diğer köşeden kullanacak Gaziantespor fakat etkin olmadı. Dönen top Galatasaray kontra atağı olacaktı, ama atak kısa kesildi. Stancu gerekli

Süleymaniyede Bir Bayram Sabahı

Sıra dayağı ile yetişen toplumun alışması gereken yasak

Blogspot yine kapatılmış. Sıkıldım bu ülkenin kapatmalarından ancak ben en azından içine yazı yazabiliyorum bu da şimdilik güzel bir şey ama bunları da okuyun linklerine ulaşamıyorum. Bu ülke sıra dayağı kültüründen gelen bir ülke dolaysıyla bu ülkede öyle sadece suçluya ceza verme kültürü yok herkese ceza verme kültürü var. Kimin yaptığını söylemezseniz sizi döverim diyenlerin ülkesi bu ülke yapanı bulmak yerine toplu ceza veren bir ülke, dolaysıya şaşırmıyorum. Ekmeğim, suyum gibi Blogspot kapanması beni üzer yazamamak aniden yok olup gitmesi elden kayması acı verir. Üzgünüm Blogspot’a verilen karar için, insanların yazı yazmasını sağlayan bir içeriğin yasaklanması ne acı. Hem de sezon başında benimde para verdiğim Digitürk’ün bunun kaynağı olması daha da kötü. Adamlar bağlantı sağlayamadıkları derbi maçlar içinde dönüp bize ödemeler yapsalar keşke ama nerde o günler. Keşke diyorum ilkokulda sıra dayağı yerken itiraz da bulunsaymışız belki bugünlerde vicdanımız daha rahat olurdu, am

Adalete Sultanahmet’ten uğurlayın beni

Erbakan’ı bugün yüzbinler uğurladı. Ne güzel hoşuma gitti. Fatih Camini seçmişti. Bende bugün düşündüm ben ölürsem Cenazem Sultanahmet Camisinden kalksın aslında evden işe giderken İstanbul’un tüm güzelliklerinden geçiyorum. Son noktam Sultanahmet , cenazem Topkapi Sarayı, Ayasofya ve Sultanahmet üçlüsünün orada olsun Sultanahmet caminde olsun. Gerçi böyle yazılar yazınca insanlar sanki kendi ölümlerini hissedermiş, ha ben henüz hissetmiyorum ama madem böyle kendimizi kayda geçiriyoruz. Bizde bir talepte bulunalım ve Cenazemiz Sultanahmet’te olsun diyelim herhalde bir sorun olmaz. Ölümden nedense korkmuyorum. Dünyada yanlışlarım var, ama ölümü bana en cazip kılan İlahi Adalete ulaşacağımı düşünmem o duyguyu yaşayacağıma inanmam. Şu hayatta en çok aradığım şey adalet ve ben adalete Adalet Sarayı yakınında bulunan Sultanahmet Caminden uğurlanmak isterim.

Bizim için evlilik aşık insanla yapılır boşanma uğruna olsa da

Bugün Twitter da ufak bir tartışmaya katıldım. Boşananların yüzde %30 a yakın aşık evliliği yapıyormuş. Muhafazakâr çevrenin en büyük zaferlerinden biridir aşk evliliklerinin yürümemesi. Görücü usulü evliliklerin yürümesi daha kolay çünkü zaten görücü usulü evlenenlerin birçoğu ailelerinin tercihlerine boyun eğiyorlar ve bu tercihlerin dışına çıkamıyorlar, çıkarlarsa aileden tepki görüyorlar o yüzden evlilikler devam ediyor. Aşk evliliklerinde ise taraflar evlenince de romantizm bekliyorlar, ancak hayata yeni sorunlarda çıkıyor evlilikler bunlarda mücadele etmek gerekiyor. Eskiden dayak yiyip susan kadınlar bugün haklarını aramaya başladılar, hal böyle olunca da boşanma sayıları arttı. Kadınların artık ekonomik özgürlükleri var. Birde modern dediğimiz yaşam tarzında bazı ilişkiler kabul görüyor. Bazı süren evliliklerde iş gezileri altında başka geziler yapılırken, kimi evlilikler bunlar biline biline devam ediyor sosyal statü adına. Bazen süren evlilik göründüğü mutluluk değildir. Baz