Ana içeriğe atla

Yayınlar

Kasım, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Halk gözünü boyamasın...23.07.2007

HaTürk halkı AKP lideri Erdoğan’a bir kez daha görev verdi. 1994 Yılından 2007’ye kadar 13 yıldır, girdiği her seçimde Türk halkının tercihi Erdoğan oldu. Üstününe sürülen gemilerden, uzatılan iplerden kendini yine halk sayesinde kurtardı. Bu halk 13 yıldır Tayyip Erdoğan’a hep arkandayız dedi; ama tarihi her zaman doğru okumakta fayda var.


Tayyip Erdoğan bilmeli ki halk inandığı sürece destek olur. Halkın verdiği destek hiçbir zaman Erdoğan’ı şımartmamalı, halk bazen desteğini çeker, insanı yarı yolda bırakır. Halk sürekli hizmet ister ve hafızası zayıftır. Bu halk ki Menderes’in peşinden yıllarca gitmiş; ama idam sürecinde onu yalnız bırakmıştır. Menderes ki o halka "Siz isteseniz şeriatı bile getirirsiniz, " demiştir. Bu halk Demirel’i 7 kere göndermiş, 8 kere geri getirmiştir. Halkın bu hafızası değil mi, bugün meclise Yılmaz’ı sokan, Baykal’a 70 yaşına kadar siyaset yaptıran. Mücahit Erbakan’ında adını okutmayan bu halktır.
Bu halk, Karaoğlan diye peşinden gittiği Ecevit…

Halkı anlamak gerek 22.07.2007

Bu seçim sonuçlarından da memnunum. Her seçim sonucundan memunum ben. Bunun ne tek başına iktidar ile ne de AKP’nin seçimi kazanması ile alakası var. Halkın iradesi bu kez sandığa yansımıştır. Her zaman olduğu gibi bir kez daha halkın kararına saygı duymak gerekir. Ecevit’i de Özal’ı da bu halk iktidara taşımıştır.
Halk yanlış tercih yapmıştır; diye iddia edenlerin var olması, halkı ile bütünleşemeyen Türkiye’nin görüntüsüdür. Bugün Ak Parti’nin seçimi kazanması ile bir hükümet sorunu olmadan güne başladık. Eğer tek başına iktidar olmasaydı, bugün koalisyonları konuşuyor olacaktık ve döviz büfelerinin önünde kuyruk da olacaktık. Bir Cumhurbaşkanlığı seçimini bile kendi iradeleri haledemeyenlerin bugünün sorumlusudur.
Halk intikam almıştır. Belki de halkın birbiri ile eşit olduğu tek nokta olan sandıkta halk, kendisinin oyunu aşağılayanlara bir ders vermiştir. Halkın aptallığı ile AKP’nin arasında bağlantı kuranların var olması bile halkın bu seçimde ne kadar doğru karar verdiğini göst…

Tek suçlu Baykal mı? 22.07.2007

Şimdi herkes bu seçimde de Baykal’ı suçlu ilan edecek. Bence Baykal tek başına suçlu değildir. Cumhuriyet mitinglerinde yürüyenleri, halkın tamamı olarak gören kesimlerinin hiç mi suçu yok? Erdoğan bunlar bindirilmiş kıtalar bunlar derken, kaç kişiyiz biz diye saysana diyenler, Baykal’ı sandığa gitmeden zafer sarhoşu yapmadılar mı? Erdoğan hatalıydı; ama ülkenin sadece meydanlar ile yönetildiğini düşünenler de hatalıydı.
Atatürk’ün partisi CHP’yi ülkede bir Kurtuluş Savaşı varmış gibi kullanan kişi ve kurumların bunda hiç mi suçu yok? Deniz Baykal’a biz senin arkadayız deyip, bilinçli vatandaşı oyu CHP’ye diyenlerin hiç mi suçu yok? Her şeye rağmen CHP’ye oy vereceğini açıklayanların hiç mi bu çöküş de katkısı yok. Bugün CHP’ye oy verip, CHP’yi eleştirebilirsiniz; ama politikalarını yanlış olarak adlandıramazsınız, yapmanız gereken sizin oyunuzu alıp, bir başkasının oyunu neden almadığını sorgulamaktır. Bu sorgulamayı yaparken kendimizi de sorgulamak lazımdır. O zaman CHP başarıya gi…

Messi Mest etti.

Barcelona, Real Madrid’i 5-0 yendi. Aslında ben Mourinhio faktörüyle Real Madrid’in kazanacağını düşünmüştüm. Aslında bize daha sempatik gelen kadrosunda Messi, İniesta, Xavi oyuncular bulunan Barcelona kazandı. Ronaldo ile daha da anti patik hal alan Real Madrid bugün kaybedince aslında tek üzüldüğümüz nokta Jose Mourinhio’nun bugün kaybetmesi oldu. Guardiola’yı daseviyoruz, ama bir numara Mourinhio olsun istiyoruz.
Futbolun en iyisine sahip Barcelona bize yine Ercan Taner sesinden Messi’yi dinlemeyi nasip etti, gerçekten büyük futbolcu, bizim devrin yıldızı, Maradona sonrası açık kalan kontenjanın doldurucusu. Barcelona kazanır diyenlerde böyle bir galibiyet beklemiyordu herhalde. Barcelona kazanınca futbolu güzelleştiren taraf kazanmış ve liderliği ele geçirdi. Xavi ile başladılar, Pedro ile devam ettiler, David Villa ile perçinlediler ve Jeffren ile noktayı koydular. İlk yarıdaki 2 gole 3 tanede ilave eden Barcelona ikinci yarıdaki El Classico’ya kadar büyük karizma sahibi.

Veda

Adını hatırlamıyordu, çünkü hatıra dili ve edebiyatından hep kötü not almıştı. Yeni bir isim bulmalıydı ona düşündü, duraksadı, buldu Veda.

Hakemi aldatmaya yönelik değil adalet dağıtmaya yönelik futbolcu

Sahalarımızda görmek istediğimiz hareketleri yapan futbolcular yabancılar olunca insan bazen üzülüyor, hani bizim oyuncularımız pek bu hareketleri yapamıyor ya, daha da içim kaldırmıyor bu durumu. Bu ülkeye bazen örnek alınacak oyuncular geliyor, duruşu olan oyuncular ve o oyuncuların kıymetini bilemiyoruz maalesef. Hafta sonu oynanan Galatasaray-Beşiktaş maçında, rakibinin pozisyonda sarı kart görmesinin Lucas Edward Neill pek içine sindiremedi. Bizse sindirdik Neill’i, böyle oyuncuları biz futbol sahalarımızda görmek istiyoruz, biz istiyoruz da maalesef pek medya ve yöneticiler istemiyor. Hakemi aldatmaya yönelik hareket yapan oyuncular dışında hakemi adalet dağıtmaya yönelten futbolcular istiyoruz. Bunlar hep özlemini çektiğimiz oyuncular. Fenerbahçe taraftarı belki Neill’i Niang’a çıkışından dolayı sevmiyor olabilir, ama adam oyuna bir rol biçmiş erkek adamı oyunu ve yeri geldiğinde sert ve yeri geldiğinde adil oynamak istiyor, birazda gönül fethetmek, bir lider de böyle değil mi;…

Wiki Wiki saatin kaç, Wikileaks ne demek.

Wikileaks gündemimize bir girdi, pir girdi, bugün sanal alemin gündeminde Wikileaks vardı. Her yanı bir salgın almış, herkes Wikileaks peşinde koşuyordu, bu ciddi iş benim aklıma başka bir şey getirdi. Bu aralar kediye yapılan göndermeler sonucu Whiskas ile Wikileaks arasında bağlantı kurduk. İçinde iddialardan aklımda kalanların en önemlisi Abdülkadir Aksu ve çapkınlıkları oldu, birde Erdoğan’ın İsviçre’de hesabı var mı bunlar kaldı akılda. Wikipedia ile başlayan Wiki hayatımız Wikileaks ile devam ediyor.
Nimet Çubukçu’nun neden bakanlığa getirildiği konusunda da açıklamalar varmış, Emine Erdoğan’a yakınlığıyla biliniyor. Aslında bazıları konuştuğumuz şeyler, konuşulanların tabi böyle belge tarzında olduğunda ilgi çekiyor, zaten komploya da açığız yani hem açıklarımıza değinen hem de açığımızı kapatıyorlar. Belgeleri ilginç kılan iddialardan biri de Trabzonspor’un örtülü ödenekten yardım aldığı, Trabzonspor örtülü yardımla ne yapmış diye bakıyoruz, pek bir şey göremiyoruz. Aslında bu …

Bu yaşam tarzında tüketmek önemli.

Acun Ilıcalı karısını aldatmış, karısı da yüklü bir boşanma davası açmış. Aslında ben bu kadınların bu tavrını anlamıyorum, yani kocadan milyonlarca lira almayı beklemek yerine direkt boşasana, nasıl olsa mahkeme nafakaya karar verir. Şimdi her birimiz Acun Ilıcalı’dan ailesine bağlı bir birey olmasını bekliyoruz, neden bekliyoruz ki, adam bir kere bu düzene bu kültüre ayak uydura uydura zengin oldu, hangi kültüre diyeceksiniz, her şeyi çabucak tüketen ve mezara gönderen kültüre göre, Televole kültürüne göre, o zaman Acun Ilıcalı aldatması bana göre benim verilerime göre normal.

Haberi okuduğumuz gazetede o kültürden esinlenmiş, internet sitesinde Şeyma Subaşı’yla ilgili fotoğrafları koymuş. Bir kere magazin dünyasının içine giren bir birey kendisini koruyamaz, eşini aldatma şansı yüksek, Turizmde çalıştığımdan biliyorum, herkes herkesi öyle güzel aldatıyor ki, farkına bile varmıyorsunuz, beni Acun Ilıcalı’nın aldatması bozmaz, programına bakışımı değiştirmez, tüketim kültürü programı …

Hepimizin körükle gittiği Yangın

Hepimizin hayatında Haydarpaşa’nın bir yeri var, kimin hayatında Haydarpaşa-Pendik eze eze yendik var ki Fenerbahçe, Kadıköy’ün takımı bu acıyı bizzat yaşamıştı, ezile büzüle Pendikspor’a yenilmişlerdi. Birde elbette argo sözcüklere de girmişti Haydarpaşa, hepimizin hayatında dediğimiz bir yeri vardı. Ben ilk Haydarpaşa’dan trene bindiğimde yıl 2005’ti, kısa dönem sınavına Tuzla’da girecektim, en kolay tren demişlerdi. Bugün yandı Haydarpaşa, zaten gündemde yıkılması falan vardı, bir yerde yanınca ortalıkta zaten az olan komplo teorileri yerini almaya başladı, hepimiz yangına körükle gittik. Söndürmek yerine hükümetin yakacağını ima ettik, birçoğumuz buna inandı.

Öyle bir ülke düşünün ki; ordu cami bombaladı deniyor, hükümet garı yakıttı, Ana Muhalefet Partisinin lideri komplo ile değişti, şimdi tüm ülke yanıyorken bu kadar karambol içinde Haydarpaşa yanmış çok mu, biz her gün derdimize yanıyoruz, 2 Dünya savaşı görmüş Gar, bir sürü darbeler hükümetler görmüş, rejimler değişmiş, yük t…

Prensesin uykusu büyüğün dünyası

Prensesin uykusu gerçekten ilginç bir film, hani gitmeden önce bir masal anlatılır diye düşündüm, gerçi biraz masal yanı var, ama mesaj veriyor, değişik olmuş, güldürüyor, düşündürüyor, süründürüyor, ağlatıyor, aydınlatıyor. Bir kere içinde temiz bir aşk var. Çağlar Çorumlu’nun(Aziz) Sevinç Erbulak(Seçil) için duyduğu bir aşk var, bir engellinin aşkı, Çağlar Çorumlu rolüne çok yakışmış, ben çok beğendim, oyuncu seçimleri iyi zaten yerinde. Alican Yücesoy’da Neşet rolünde döktürmüş, Genco Erkal’ın performansı da iyi. Hacer rolündeki Ayşenil Şamlıoğlu da oldukça başarılı.
Filmi beğenmeyenler belki onu basit bulmuşlardır, oysa hayatın anlamı da basit zorlaştıran insanoğlu. Animasyonlar güzel çizilmişti, Çağlar Çorumlu’nun yüz ifadesi animasyonda oldukça şirin şekilde tasavvur edilmişti. Film bel altı diyalog olmadan da güldürebiliyordu, ancak yaşlı bir adamı öldürmek için bel altına da girildi. Film bir defa hepimize bir güler yüzlü armağan ediyor, Çağlar Çorumlu yüzü film boyunca gülen …

Benim Küçük orospularım da diyebilirdi.

İbrahim Tatlıses 12 yaşında bir küçük kız çocuğuna orospu demesiyle gündeme geldi. Tatlıses’in şiddetin simgelerinden biri olduğunu biliyoruz. İspatlanmış ya da İspatlanmamış vukuatları var. İbrahim Tatlıses artık bu ülkede ağırlığını kaybediyor, onun bu gücü çağıran şiddeti ve küfrü meşrulaştıran halini ve tavrını ise kınamaktan başka yapacak bir şey olmadığını düşünüyorum. Kınayabiliyoruz ancak ve bir kere daha not düşüyoruz tarihin bu kısmını okuyacaklara bu ülkede hala şiddetin efendileri yüceltiliyor.
Kodum mu oturtan Cumhurbaşkanı isteyen mi dilersin yoksa motivasyon diye ırkçılığa davet eden Teknik Direktör mü, yoksa gücüyle bizlerin imparatoru olduğunu sanan sanatçı mı istersin, bu topraklar onların yüceltiyor. Aslında sorun Tatlıses’in Küçük orospu demesi değil, sorun şu ki bu kelimenin kullanılıyor olması, kimi küçük kızlara böyle yaklaşılıyor olması ve bunda da İbrahim Tatlıses gibi adamların katkısının bulunması.

Kuş boku da iyi olabilir.

Başbakan Twitter ile tezek kokusunu hissetmek arasında bir bağ kurmuş. Başbakan aslında tüm vekillerin halkla bütünleşmesini istiyor, ancak Twitter halkının da oy verdiğini unutuyor. Elbette halkla ilişki kurulması vurgulanabilirdi, ancak bunu yaparken de Twitter’a bok atmaya gerek yoktu. Tabiri caizse bok atmak gibi olmuş. Sayın Başbakan bilmiyor belki ama Twitter aracılığıyla mesela Halide İncekara’ya ulaşabiliyorsunuz, ama sağlam ayarda yiyebiliyorsunuz. AKP’li vekillerin eleştiriye katlanamadığını anlayabiliyorsunuz. Sizin ciddi anlamda sorguladığınız şeyleri eleştiri sayıyorlar. Yine Twitter da Edibe Sözen’in herkese gayet bize samimi gelmeyen bir şekilde sayın vekilim demelerini duyuyorsunuz, daha doğrusu okuyorsunuz, gülmek geçiyor içinizden gülmek istiyorsunuz. Ancak ciddi anlamda iyi kullanıcı olanlarda var. Ben Mehmet Şimşek’in Twitter’ı iyi kullandığını düşünüyorum.
Twitter kullanarak onlarda halkın yaşamına entegre oluyorlar, ancak Twitter kullanamayanlar, internete para ve…

Hızlı Yaşa Geç Öl

Bugün otobüste son durağa girerken,tek kişiydim, yani bir tek ben ondan sonra hayatımın son anlarını acaba yalnız mı geçireceğim diye düşündüm, son durağa yalnız mı gideceğim diye kendi kendime sordum, musalla taşına bedenim düştüğünde o taşla buluştuğunda acaba taş mı kesileceğim, hayat akarken son dönemlerinde akışları hızlandı, hayatımıza 90lı yılların sonunda işleyen teknoloji her şeyimizi hızlandırdı, artık birçok şey hızlı yaşanıyor, hızlı yaşa genç öl modunda değiliz, hızlı yaşa geç öl modundayız, insan ömrü uzuyor ama yaşananları sindirmeden hemen boşaltmamız gerekiyor, yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız büyük bir hızla bizden uzaklaşıyor çabuk döküyoruz, yediğimizin ne olduğunu anlamadan dışkıya dönüşüyor hemen. Hayatımızın içinden birtakım şeyleri oldukça çabuk dışarıya atıyoruz, bazı şeyleri oldukça çabuk kabulleniyoruz.
Hayatımın son durağına belki de yalnız gidiyorumdur, otobüs aklıma birden bunu getirdi, yollar hep söylerim insanı olgunlaştırır diye.

Yumulan gözler, yamulan ülke.

Türkiye’deki kamu memurunun suratı bildiğin sirke satan cinsten. Bugün bir kere daha anladım, elinde sigarasıyla esnafa baskınlığını konuşmasıyla hissettirmeye çalışan zabıta memurunu görünce. Türkiye’de kimse kusura bakmasın rüşvet fışkırıyor devlet çalışanlarından elinde yetki olanların gözlerinde ve o alaycı canını yakarım bakışı. Hiçbir zaman devlet memuru olmak istemedim ve hiçbir sınava dahil olmak niyetim olmadı. KPSS falan seçmelerinden hep uzak durdum kendimi geliştirmek istedim hep, devlete kapağı at yan gel yat, gelen her yeni siyasi partide ise görevden alınma tehlikesi yaşa hiç bana göre olmadı olamazdı da. Ben devletin memuru olmayı istedim ve bugünde bir kere daha anladım ki, bu devletin memurları dürüst vatandaşa sadece ve sadece korku aşılıyor ve onun üstesine çıkmıyor , çıkamıyorlar, o yüzden soğudum hem devletten hem de memurlarından. Bu ülkede yasaların uygulanması da birer masaldan ibaret, gereksiz prosedürler, zengin daha zengin edildiği vergi kaçırma sistemleri …

Adalet mülkün temelidir, sarayın değil

Avrupa’nın en büyük adalet sarayı Kartal’da yapılıyor. Şu ülkede adalet olmadığına demek ki yöneticilerde inanıyor, bir uzman ismini hatırlamıyorum Türkiye’de parti kurulurken dikkat edilen şeyin eksiliğini vurgulamak olduğunu söyledi. İsim seçerken geçerliymiş bu. Adalet ve Kalkınmayı eksik gören AKP bakıyoruz en büyük Adalet Sarayını yapıyor oysa adaletin sarayı olmaz. Adalet sarayda dağıtılmaz. Ben Adalet Sarayı kelimesine özünde karşıyım, simgesel olarak en büyük adalet sarayının Türkiye’de olması normal çünkü bizde eksik olanı adaleti Adalet Sarayıyla kapamaya çalışıyoruz. Burada insanın aklına hemen önemli olan boyu değil işlevi demek geliyor. Kabada olsa tabir bu maalesef.

Bursa’nın nasırı Valencia oldu.

Bursaspor Valencia’dan 6 gol yedi, hemen Ertuğrul Sağlam topa tutulmaya başladı, yediği 8 gol gündeme geldi, oysa Türkiye’de ki büyük hocaların tarihlerinde hep farklı mağlubiyetler yok mu; en çok 8 yiyen hocalardan biri Mustafa Denizli değil mi? Fatih Terim Fenerbahçe’den 6 gol yiyen takımın hocası değil miydi? Tarihin toz sayfalarını karıştırınca çok 8 gollük maç bulunur. Ertuğrul Sağlam’ı hadi Beşiktaş’ın başında tartışmaya açtınız, ama Bursa’da bari rahat bırakın, kaç kişi Sağlam Bursaspor’a geldiğinde Bursaspor’un Şampiyonlar ligine gideceğini tahmin ediyordu 1.5 sezon içinde hiç kimse. Herkes 8 yiyeceği günleri, sıfır puan alacağı günleri bekliyordu kendi acılarını unutmak için, şuna kadar 8 yemedi, Rangers’tan da puan alırsa bazılarının sevinci kursağında kalacak. Ertuğrul Sağlam bugün sadece gol atar, yarın puan alır, zaman gelir tur atlar. Ancak biz seviyoruz eleştirmeyi inanmadığımız şeyleri başaranlar ortaya çıkınca daha iyisi olabilirdi diyoruz tamamen iki yüzlü bir bakış …

Doğruları mı yalanları mı duymak hoşunuza gider?

Doğruları duymak bazen insanın içini acıtabilir. Aslında çoğu zaman ne yalanı duymak isterim ne de doğruyu, yüzde yüz doğru diye bir şey yoktur. Kimi yalanlar bazen gereklidir bunları söylemek gerekir, ancak karşı tarafı kandırmak amacıyla değil, gönlünü hoş tutmak amacıyla.Hayatın içinde ben genelde doğruları söylemeyi tercih ediyorum, ancak doğrunun da bir uslubu vardır, üslup problemi yaşayan doğrularda insanın hayatında değişime neden olabilir. Ask me anything

Gerçek güzellik nedir?

Gerçek güzellik diye bir kavram yoktur, yani bu sorunun ana fikrinde kadın vardır, güzel kadın güzeldir, ancak kendisini farklı bir ahlakla beslemediyse sadece güzel olarak kalır. Güzel olan kadınlara baktığınız zaman belki içiniz açılabilir, ama en güzel kadın içinizin açıldığı değil, içinizi açabileceğiniz kadındır. İşte bu tarifte gizlidir güzellik.

Her kadın kendi içinde güzeldir, yeter ki değerini kendi versin, yolunu doğru çizsin kendisine değer verecek insan ile karşılaşma şansını yakalasın aksi halde güzellik önemli değildir. Gerçek anlamda güzellik çirkin kızları teselli etmek için uydurulmuştur. Bugün bazı kadınlara çirkin diyemeyiz ama bence en güzel yüzlü Türk kadını Ceyda Düvencidir. Ask me anything

Alex De Souza…………….

Şu an Fenerbahçe ile Bucaspor karşı karşıya geliyor. Alex tam tamına 3 gol attı, dakikalar 23. gösteriyordu. 3 golle Alex gol sayısını yanılmıyorsam 103’e çıkardı ve bunu yaparken bir Orta Saha oyuncusu olduğunu unutmamak gerekir. Sürekli eleştirildi, her yenilgi de koşmayan Alex gündeme geldi. Ferguson deyimiyle belki istatistikler onu mini etek gibi gösterse de onun istatistikleri gerçekten verimli bir oyuncuyu gösteriyor. Bugüne kadar gelen tüm önemli futbolcular onunla karşılaştırıldı, ama o hala endeksi yükseltiyor. Sezon başında kesik yeme ihtimali olsa da o artık Fenerbahçe için bir kahraman. Tarih Rıdvan Dilmen gibi onu da yazacak. 6 sezon geçirdiği ligimize adını Sonsuza dek yazdırdı ve Alex De Sonsuza tanımına sahip çıkan bir görüntü çizdi. Alex’i eleştirebiliriz, ancak emeğini başarısını göz ardı edemeyiz.
Her sezon getirilen yıldızların arasında yine de parlayan bir isim Alex, karakterli sevilen bir oyuncu. Ligimizde her daim var olmasını isteriz. Son maçlarını oynuyor belk…

Futbolumuz 60ları andırsın biz zaten Nostalji sever milletiz.

Kaç gündür, Bernd Schuster’i konuşuyoruz, mağlubiyet alındığında hep garip demeçleriyle ön plana çıkıyor, ama kendisini takdir etmek lazım sıradanın dışında verdiği demeçlerle hayatımıza renk katıyor. Genç hafta kaybettiğinde Trabzonspor ve Bursaspor’u atak oynamamakla suçlamıştı, şimdiyse Türkiye’de 1960lı yılların futbolunun oynandığını söylüyor, demek ki neymiş biz dünyayı bayağı bir geriden takip ediyormuşuz yaklaşık 50 yıl var aramızda, zaten bizim çocukluğumuzda da bu laf söylenirdi. Kendisi belki de haklı, bakın oynanan futbol açısından bakmayın olaya, başka türlü bakın Schuster’in haklı olduğunu göreceksiniz.

Bugün Guti 20 yaşında Real Madrid takımında oynuyorsa ve bize ancak 33 yaşında geliyorsa elbette Türkiye’de 60 lı yılların futbolu oynanıyordur, futboldaki durumumuz için benKatar’dan hallice tavrını doğru buluyorum. Bizim durum Katar’dan biraz hallice. Aslına bakılırsa Lucescu’dan sonra böyle ortalık karıştıran hocamız olmamıştı, bu yüzden Schuster’i tebrik ediyorum, anc…

Bizden olan Mahsun onlardan olmayı denerken o bizim Cem

Cem Yılmaz, neden başarılı ya da neden birçok insana göre Türkiye’nin en iyi komedyeni. Tamam esprileri turistlere peribacalarını gitmeden gösterdim diyecek kadar bel altı ama bunu yaparken samimiyet ile yapıyor zamanında yapıyor. Esprileri bel altına boğmadan onları yeri zamanında kullanarak başarılı oluyor. Elit olurken sıradan oluyor, ancak sıradanı taklit ederken bunu onu küçümseyerek değil o olarak yapıyor, tiye alınacak insan olabiliyor ve kendisini anlatırken de sıradan ama Cem Yılmaz vari anlatıyor çok büyük cümleler kurup büyük alıntılar yapmıyor, farklı olanı denemeye çalışıyor. Tamam zaman zaman Yahşi Batı gibi Amerikan vari filmler daha doğrusu oradan esinlenmiş filmler yapabiliyor. Kendisi gibi farklılıklar deneyen Mahsun Kırmızıgül’den bize daha içten gelmesi ve ezikliğini gidermek için değil sevdiği işi yaptığı hissi vererek bizlerin en sevdiği komedyen olabiliyor.

Cem Yılmaz hepimizden biri olabiliyor, oysa diğer komedyenler daha belli kalıplarda duruyor ve üstelik C…
Cem Yılmaz, neden başarılı ya da neden birçok insana göre Türkiye’nin en iyi komedyeni. Tamam esprileri turistlere peribacalarını gitmeden gösterdim diyecek kadar bel altı ama bunu yaparken samimiyet ile yapıyor zamanında yapıyor. Esprileri bel altına boğmadan onları yeri zamanında kullanarak başarılı oluyor. Elit olurken sıradan oluyor, ancak sıradanı taklit ederken bunu onu küçümseyerek değil o olarak yapıyor, tiye alınacak insan olabiliyor ve kendisini anlatırken de sıradan ama Cem Yılmaz vari anlatıyor çok büyük cümleler kurup büyük alıntılar yapmıyor, farklı olanı denemeye çalışıyor. Tamam zaman zaman Yahşi Batı gibi Amerikan vari filmler daha doğrusu oradan esinlenmiş filmler yapabiliyor. Kendisi gibi farklılıklar deneyen Mahsun Kırmızıgül’den bize daha içten gelmesi ve ezikliğini gidermek için değil sevdiği işi yaptığı hissi vererek bizlerin en sevdiği komedyen olabiliyor.
Cem Yılmaz hepimizden biri olabiliyor, oysa diğer komedyenler daha belli kalıplarda duruyor ve üstelik Cem…

www.kimkimeyakisiyor.com bu ülkenin ihtiyacı

Bizim zamanımızda Facebook yoktu, Facebook olmadığı için biz kızları pek pokeleme şansı elde edemedik, yolda gördüğümüz kızın Facebook’u da yoktu, bizde de ona açılan face, öyle olunca birçok aşk platonik olarak kaldı. Cep Telefonu çağının da ucundan tuttuk ama Cep Telefonu bizi tutmadı, maddi imkanlar yetmeyince gizli numaradan çaldırmalarda olmadı. Bizim devir aşkı yüzüne söyleme kimi zamanda yüzüne gözüne bulaştırma devriydi. Dansa davet oyunlarında ölçebiliyorduk karşı tarafın bize olan tutumunu ve içimizde yaşıyorduk, yaşatıyorduk ona olan tutkumuzu. Kimi zaman satırlara dökülüyor kimi zaman içimizde yaşıyor. Ulaşmak bir Facebook kadar yakın olmadığından aşkımızı içimizde büyütüyorduk, ulaşamadıkça daha da kıymete biniyordu.
Şimdilerde hayat biraz kolay gidiyor, aslında belki de kolay değildir bize öyle geliyordur, yeni yaşam tarzı bu, galiba ayak uydurmak lazım. Messenger’da çevrimdışı olmak yerine bizim devrimizde gözlerde çevrimdışı olmak vardı. Bizim sevdalarımız daha az para …

Vay Arkadaş biraz eski biraz yeni Yeşilçam

,
Bugün Vay Arkadaş isimli filme gittim, hani beğendin mi derseniz beğendim, insan sinemaya eğlenmek içim gidiyor ve bu filmde eğlendiren cinsten. Mete Horozoğlu nefesteki performansından sonra dikkatleri üzerine topladı ve beğenilen oyunculardan oldu, filmdeki rolünde de başarılı ancak yüzünü pek eksiltmemeli, filmin konusu elbette biraz eski Yeşilçam’a vurgu yapıyor, senaryo basit ama amaç oyuncuların performansıyla bir şeyler elde etmek ve elbette küfür de önemli yer tutuyor. Biz küfrü sever bir toplumuz.

Yalnız Fırat Tanış biraz harcanmış. Yani tiki olan adam rolüyle biraz onu kesintiye uğratmış. Daha iyi diyalogların içine sokulabilirdi. Birçok oyuncu zaten Geniş Aile’den geliyor, o yüzden komedi beklentisi karşılıyor, ama dediğim gibi boşa harcamışlar ekibin bir kısmını. Diğer yandan Muro; Mustafa Üstündağ’ın Kurtlar vadisine gönderme yapması da hoştu. Kitaplardan bahseden bir filmin olması da güzel. Demet Evgar’ın şovu güzeldi, ancak bu kadar ön plana çıkmasına gerek yokmuş, eğle…

Sen tam bi nesin?

Ben tam bir neyim bu biraz sokakta kavga eden kadınların erkeklere söylediği bir laf gibi geldi, ondan sonra kadının hakareti gelir sen tam bir p.çsin diye, belki de bu böyle bir soru değil, ben tam bir neyim insanım, ama sorudaki mana dediğim gibi sen bir p.çsin gider. Ask me anything

Duygusal karmaşık duygular içeren garip bir yazı

Mutluluk insanın kapısını çaldığında bir Duygu kaplar bütün vücudunu ve sarar dört bir yanını Duygu. Aslında gözlerinde umut var, bakışların bana cesaret versin şarkısındaki gibi cesaretin ötesinde bir şey veriyor, sahip çıkma arzusu belki de gözlerine bakma, umudu paylaşma taşıma umudu bugünden yarına, yarından daha da ötelere. Hayatın anlamı kimi zaman değişiyor, insanın içine kıpırtı veriyor bazı şeyler, umut doluyorsun bir anda gözlerinde kaybolduğunda. Hayat müşterek, hayatı basit yaşayabilenler aslında daha da şanslı olanlar, onlar için mutluluk kolay. Mutluluğun resmini yaptığımda ben bana bakan bir Duygu resmi çizerim işte mutluluğun tanımı sorunları aşmak, sorunlarını çözmeye çalışan biriyle bir yaşam kurmak. Hayatın içinde artık geriye doğru gidişler başladığında giderken yanında olmanı istediğini seçmeye başlıyorsun. Eksiği olmayan, sana eksiksiz gelen masum, hayallerini süsleyebilecek birini bulduğunda dünyaya olan bakışın değişiyor. İdeal hayat arkadaşını bulduğuna inanma…

Kılıçdaroğlu He-Man’in titrek Aslan’ı mı o zaman He-Man kim.

CHP ile BDP işbirliği yapabilirmiş, şimdi bu haberi okuyanlardan mutlu olanlar vardır. Ancak bu haber AKP ile ilgili yapılsaydı, hemen ortaya çıkardı birileri, başlarlardı ağlamaya AKP ülkeyi pazarlıyor diye ama işte iş CHP olunca olmuyor böyle şeyler, AKP neden seçimleri kazanıyor biliyor musunuz işte bu yüzden AKP’nin politikalarını uygulamak zorunda kalıyor diğer partiler. Daha doğrusu Kemal Kılıçdaroğlu bunu yapıyor. Önce Yaşar Büyükanıt aslında Başbakan ile anlaştı haberleri çıkarıldı, böylece yıpranan Orduyla beraber değiliz biz bu orduyla aynı şeyleri yapmadık fikri çıktı ortaya, nasıl ki 22 Temmuz’da AKP yememişti muhtıra hamlesini oradan CHP’de nemalanmak istedi olmadı. Daha sonra Dersim ile Onur Öymen ile karşı karşıya geldi, başaramadı geri çekildi. İki de bir türban sahasına girdi yine olmadı, arada sırada geri çekildi, çekildikçe gözümüzden düştü. Genel Başkanlığı da böyle oldu zaten, gel gitler sonucunda aldı. Şimdi de BDP’liler flört ediyorlar, onunla da ilgili geri dön…

BizimPencere Edip Akbayram - Hasretinle Yandi Gönlüm

Edip Akbayram - Türküler Yanmaz

Leyla’dan Afrodit’e kaçış

Hayatımızın içinde kimi anlamlar var, hala mesela Yunan Tanrılarını merak ediyoruz, elitlerimiz Yunan tanrılarıyla ilgili hala referanslar veriyor, ancak kendi değerlerimizi dini dogmalar ya da saçma efsaneler diye yerden yere vuruyoruz. Zaten Türk milletinin eğitim seviyesi artıkça ülkesini beğenme potansiyeli azalıyor, okudukça ülkemizde uzaklaşıyoruz, eğitim seviyesi düşük olanlarımız içinse en güzel ülke elbette Türkiye, ortayı bulamadık. Yunan tanrılardan Zeus ve Eros en bilindikler olurken kimseye Leyla’ya benzemek istemiyor, herkes Afrodit olma peşinde, bak bu sözü sevdim. Mazhar ,Fuat ,Özkan Leyla’dan geçme faslında acaba Afrodit’e doğru yola mı çıktı. Mahsun mesela aldı 5 Minareyi dikti New York’a. Filmi eleştirsek de Bitlis ile New York arasında ancak bu kadar güzel bir birliktelik çıkardı ortaya.

Bu ülkenin Başbakanı minareler süngümüz dediğinde acaba kaçımız inandık, camilerden bir isyan başlatılacağına, şimdilerde hapis yatan Tuncay Özkan, kanlı mı geleceğiz, kansız mı diy…

Hayatta yüzde kaç şanslısın sence ?

Hayattaki oldukça şanslıyım, yüzde ölçümü yapmadım. Aslında ben ona yüzde ölçümü yapsam yüzde yüz çıkardı. İnsanın hayattaki şansını kendi belirlediğine inanıyorum, ancak bir nokta daha var ki, inançlarım gereği başıma gelen her şeyin bir sebebi var ve ben o sebepleri olaylar olduktan sonra çözmeye çalıştığımda bulmakta zorlanmıyorum. İş bu yüzden şansımın ne olduğundan çok, kendimin ne yaptığına ne yapamadığına bakıyorum. Ancak insanlığa baktığımda, insanlara baktığımda başıma gelenleri eşleştirdiğimde yüzde yüz sonucunu buluyorum. Ask me anything

Dünya şampiyonu olabilirdi, ama Brezilya havası Karadeniz’den esmedi.

Trabzonspor 12.haftada ligin lideri olunca, konuşulmaya başlayanda Şenol Güneş oldu, benim gözümde Şenol Güneş finalleri kaybeden adam olarak tarihe geçti. 1996 yılında Trabzonspor-Fenerbahçe’yi yenebilseydi belki de bugün Avrupa Şampiyonuydu. Kim bilir belki de Brezilya’ya o gün kaybeden daha doğrusu Carlos Alberto Pereira’ya kaybeden Şenol Güneş’in kaderinde Brezilya’nın yeri ve önemi çok büyüktü, 2002 Dünya Kupasında bu seferde Brezilya’ya karşı kaybediyordu ve kaybettiği Brezilya’yı yarı finalde yense belki de bugün Dünya Şampiyonuydu. Belki biraz abartılı gelecek ama hem kulüp bazından hem de Milli Takımlar bazında kupaları kaçıran bir adam. Ancak Trabzonspor için manası çok büyük, geldiği noktada başarılı, ama unuttuğumuz bir şey var, bu takımda Ersun Yanal’ında büyük emeği var.
Ben Şenol Güneş’in kıyafet v.s konularda yerden yere vurulmasına katılmıyorum, ancak Şenol Güneş’in hocalığından Hakan Şükür’ün futbolculuğu gibi olduğunu düşünüyorum, yani yetiştiği yerde başarılı olabi…

Yeni üç büyükler eski üç büyüklere karşı

Ligimizin 12 haftası geride kaldı, eskiden futbol takımları 4 haftada bir prim verirdi, daha doğrusu 4 haftalık puan durumuna göre prim dağıtırlardı. 8.5 tane 4 bulunan ligimizin 3. Haftası da geride kaldı. Elde olanlara gelince, başarılı bir Trabzonspor var, büyük maçları hep kazanıyor. Ersun Yanal’ın da bu takımda emeği var. Ligde başarılı durumdalar. Ancak lig uzun bir maraton ve 2 mağlubiyet her şeyi karıştırabilir. Aslında Trabzonspor’u korkutması gereken ligin 29.haftasında Bursaspor’u konuk etmek olmalı, çünkü ellerinde final kazanamayan bir Şenol Güneş var. Geçen yıl çok sevindirdikleri Ertuğrul Sağlam’ı bu sezon üzdüler. İkinci sırada Ertuğrul Sağlam-Tolunay Kafkas gibi Karadeniz havası almış hocalarla yönetilen ve şu anda da başında bir başka Karadeniz havası almış Kayserispor var. Yıllardır istikrarı bozmadılar, güvendikleri hocaları seçtiler, genç oyuncular gibi genç hocalarla yollarına devam ediyorlar, bir bakıma çakma Arsenal, bu haftada renktaşlarını yenecek olurlarsa h…

Barış Kuyucu, kendi kuyusunu kazıyor da biz kendi üstümüze toprak atmıyor muyuz?

Barış Kuyucu hiçbir zaman elektrik almadığım hatta spor müdürü olmasına şaşırdığım bir isim. Twitter da Gaziantepspor-Fenerbahçe maçıyla ilgili bu maçı satın almadılar kazanamazlar; kazanamadılar demiş. Bir kere bir spor müdürü olarak hata yapmış. Bizi pozisyonu olan insanlardan farklı kılan ve biz amatörleri şanslı kılan şey, her aklımıza geleni söyleyebilmek. Şimdi ben soruyorum her birimizin aklına gelmiyor mu; Fenerbahçe’nin o 2001’deki meşhur Antep maçını satın almış olabileceği, yine birçok Fenerbahçeli Denizlispor karşısında Fenerbahçe şampiyon olur diyordu, birazda Aziz Yıldırım’ın gücüne güvenerek. Ben o maçı Fenerbahçe’nin hakkıyla aldığına inanıyorum, ancak Türk futbolunda şike olmadığını kimse söyleyemez. Büyük takımların dokunulmaz olduğunu da.
Barış Kuyucu’ya kızarken, geçen yılın sürekli şike iması yapan adamlarının görevde kalmasına tahammül ediyorsak, kalecileri sahtekâr olarak adlandırılan görevdeyken, nasıl oluyor da hemen gücümüzün yettiğini ekarte ediyoruz. Oysa Sp…

Gece mi gündüz mü?

Gece ve gündüz arasında gelgitlerim oluyor. Mesela Antalya'da öğrenciyken geceyi sevmezdim. Saat 23:00 yurdun son giriş ve çıkış saati olduğu için , çalıştığımızda gece geç biten işler ya da geç başlayan işler, aslında bu tek bir işti Havalimanı Transferi bizi sokakta bırakırdı, sokakta kalma korkusu bana o zamanlar gündüzü bir kurtuluş olarak gösterdi. Şimdiyse Gündüzün yorgunluğunu atmanın yolu gece kavuşulacak bir yatak işte bu yüzden şimdilerde gece popüler, ama genel anlamıyla aydınlığı sevdiğimden uyum yine de gündüzden yana. Ask me anything

En iyi bildiğin şey? İmla Mahkemesinde Yargılanmak.

En iyi bildiğim şey, aslında hiçbir şeyi tam olarak iyi bildiğimi söyleyemem söylersem hata etmiş olurum. En iyi bildiğim şey konusunda da böyle bir tavra girmeyi gereksiz entellik göstergesi olarak buluyorum, tüm bu cümleleri kurarken en iyi bildiğim ne olduğuna karar veriyorum yazmak, ancak yazacağım şeylerde beni imla mahkemelerinde süründürüyor. En iyi bildiğim şey yazmak , doğru ya da yanlış yazmayı seviyorum. Ask me anything

New York’un minarelerinde uçak yapılacak senaryo

New York'ta Beş Minare gittiğim ve seyrettiğim ilk Mahsun Kırmızıgül filmi oldu; daha önceki filmlerini izlememiştim. Mahsun Kırmızıgül’e göre şans vermemin nedeni New York'ta Beş Minare ismini taşımasıydı; hani birazda Fetullah Gülen ile ilgili söylentileri beni cezp etti; bir filme gitmeden önce o filmle ilgili yazılanları okumam; bunun ana nedenlerinden biri kendimi etki altından korumak; etkilenmek istemem. Filmde Amerikalı oyuncuların olması; konuya uyumlu olmuş; benim değineceklerim biraz konusuyla alakalı olur; oyunculuklara da az biraz bakarım.

Mustafa Sandal (Komiser Acar) yapay oynamış; Mahsun Kırmızıgül(Komiser Fırat) fena degil. Kırmızıgül’ün dedesini Eşref Kolçak’ın oynaması; Haluk Bilginer’in(Hamza Gümüş) annesini de Suna Selen’in oynaması yerinde olmuş. Operasyon sahneleri güzel. Engin Altan Düzyatan’da Haluk Bilginer’in damadı olarak düşünülmüş. Ayrıca zikir yapılan sahnede ve vaazda Ali Sürmeli rolünün hakkını vermiş. Yakalanan Hamza Gümüş’ün kaçırılması olaca…

Ne de olsa Anadolu insanın gece hayatı yok.

Yarın bu ligin liderlik maçı var, haftanın en önemli maçı, ama bu maç saat 16.30’da neden çünkü herkes biliyor ki bu iki takımın reytingi maalesef Gaziantepspor-Fenerbahçe maçından daha az, işte bu yüzden bu ülkenin bu akşam itibarıyla 2. Ve 3. Sırasında bulunan takımlar yarın 16:30’da karşı karşıya gelecekler, gelsinler elbet, ama bu bir statü yani bu iki takım hala başaltı sayıldığından başaltı saatte oynuyorlar, aslında bunun çözümü basit. Eğer bu federasyon bu ülkenin federasyonuysa yani herkese hitap ediyorsa, maçların saatlerini belirlerken hangi haftada belirliyorsa o belirlediği hafta kadar, belirlenen haftanın liderin maçını Pazar günü saat 19.00’a koymalı, ama yapmıyorlar, çünkü ihalelerde dönen paralar buna izin vermiyor. Bu durumdan hoşnut olmayanlara yapacak tek şey kalıyor, Anadolu devrimi denen şeyin devamını istemek.
Yarın umarım ya berabere biter ya da Bursaspor kazanır, çünkü mağlubiyetten Trabzonspor’un toparlanması daha kolay olur, o yüzden biz Bursa’nın kazanmasını…

Kendi ol Emine Erdoğan

Emine Erdoğan, Başbakan’ın eşi, son dönemde bu görevde en uzun kalan kadın. Başbakan eşi olduğu için birçok geziye katılıyor en son G-20’de giydiği kıyafet ile eleştiri oklarını yine üstünde toplamış, Hayrunnisa Gül ve kendisi sürekli ok baskısı altında kalıyor, CHP’nin altı okunu temsilen eden bir kesim kendisine saldırıyor. Maalesef bu zirvede giydiği kıyafeti bende beğendim. Kendisi birtakım insanlardan modacılardan tavsiye alıyordur, ama bak biraz kendin ol. Ne biliyim Rahşan Ecevit, Semra Sezer, elbette Semra Özal, Tansu Çiller bile olabilirsin, ancak bu Emine Erdoğan ile Hayrunnisa Gül maalesef kendileri olmayı başaramıyorlar. Örneğin bir Münevver Arınç kendi olabiliyor, Merve Kavakçı göze batmayacak şekilde giyinebiliyor, ancak Esra Elönü’nün siyaset şubesi giyinmek olmuyor.

Takunyalı Führer, Rizeli lider Erdoğan’a karşı.

Recep Tayyip Erdoğan, Bir liderin Doğuşu isimli kitabı bitirdim. Kitabı Tüyap kitap fuarından almıştım. Hüseyin Besli ve Ömer Özbay tarafından imzalanmıştı. Kitap haliyle Başbakanı övüyor, Başbakan’ın yaptıkları öne çıkarıyor. Bu kitabı okuyanlar aslında Takunyalı Führer’i de okumalı ben okumadım, çünkü bu tip kitaplar tek taraflı okuduğunda tek taraflı bakış açısı kazandırıyor. Tayyip Erdoğan bir lider, iyi ya da kötü lider olması ayrı bir konu ancak kitleleri peşinden sürükleyin bir isim. Ancak kitap iyi bir güzelleme değil, oldukça basit kalmış, yani lider vasfının oluşmasında katkı veren olaylar yüzeysel, belki de hedef alınan kitlenin kolay okuması için böyle yapılmış olabilir.

Kitaptan ne öğrendiğim derseniz bilindik şeyler. Recep Akdağ’ın bakan olmadan önce otobüse bindiği öğrenmek biraz ilgi çekici, ama asıl ilgi çekici olan Tuncer Kılıç’ın Erkan Mumcu ve Egemen Bağış’ı Ak partiye katılmama konusunda ikna çabası, diğer yandan Ak Parti ile AKP arasındaki nüansın ana sebebinin Gü…

İlköğretimde türban belki de bir ayrışmanın başlangıcı.

Türban tartışmaları sürekli ülke gündemine geliyor, bu konuda herkes fikrini söylüyor. Şimdi Üniversitelere türbanla girilsin dedik, şimdi ilkokullar mevzu bahis olmaya başladı. Ülke türban üstünden yeni bir ayrışmaya gidiyor. Türban konusunda açıklamalar geliyor, Hayrunnisa Gül, aslında kendi taraftarlarını kurtarmak bu tartışmayı bertaraf etmek için o yaşta bir insanın kendisinin karar veremeyeceğini söyleyip, ilkokulda türbana set çekti. Oysa bu Türkiye’deki İslam anlayışına ters düşüyor. Bizim asıl sorunumuz şu olayları dolandırıyoruz. Bu konuyu İslam açısından ele alırsak evet İlkokulda da türban serbest olabilir, ancak burası Türkiye Cumhuriyeti ve laiklik ilkesine göre yönetiliyor ve türban olmaz.

İlkokulda türbanın tartışılmasını doğru bulamayız, bu ülke bir İslam ülkesi değil, halkın çoğu Müslüman, kıyafetin herkese serbest bırakıldığı üniversitede kıyafet serbest olur ama ilköğretimde olamaz, orada çizilmiş bir üniforma iyi ki de var. Bugün Türkiye’nin öncelikli sorunu türba…

Mazot ve Ö.S.S kaybetti 22.07.2007

Seçim bize bazı sonuçlar söylemeye başladı. Bu seçim sonuçları ile Mazot’un akıbetinin 1 Ytl olmadığı belli oldu. Mazot gelecek seçime kaldı. Gelecek seçime kadar Dolar fırlamaz ise Mazot yine gelecek seçimin favorisi olacak. Seçimi kayıp edenlerden biri de Mazot oldu. Mazot’u destekleyen partilerden biri meclis dışında kalırken diğeri de iktidarı kaybetti ve Mazot fiyat istikrarını koruyor.


Ö.S.S önümüzdeki seçimlere kadar yine varlığını sürdürecek gibi görünüyor. Ö.S.S de meclise giremedi, dershanedeki sandalyede yerini alacak. Böylece görünmeyen 2 kayıp daha vermiş oldu bu seçimler.
İpin durumu ise biraz karışık ipe destek veren iki parti oyların yaklaşık %61–62 sini aldı. İp atlayanlarda durumundan memnun. Fındık ile ilgili vaatler de meclis dışında kaldı. Seçim sonuçları netleştikçe diğer kaybedenler de ortaya çıkacaktır. Sağın birleşmesi de meclis dışında kaldı ve AK Parti merkez sağın göbeğine oturuverdi.

Rodos'a ilk yolcu 22.07.2007

Seçim sonuçlarının ilk kurbanı Mehmet Ağar oldu. Ağar Demokrat Parti ile yollarını ayırdı. Rodos biletini ilk alan Mehmet Ağar oldu. Açılan sandık sayısının %50 bulması sonucu barajı aşamayacağını düşünen Mehmet Ağar da Erkan Mumcu’nun kurbanı oldu.

Birleşme sürecini iyi yönetemeyen Mehmet Ağar bu sınavı geçemedi. Bu sınavdan kalan Ağar Türk siyasetinin 2007 seçimlerinde istifa eden ilk lideri oldu. Bu süreç ile birlikte Anap gibi Demokrat Parti’nin de toparlanması zor görünüyor. Bir ihtimal daha var, seçilme şansı olan Mesut Yılmaz Demokrat Parti ve ANAP’lı siyasetçileri bir araya toplarsa o zaman bu iki partinin siyasetçileri tekrar siyasete dönüş yapabilirler. Şuna kadar açılanan Sandıklara göre ayrıca milletvekili olup olmaması tartışma yaratan İbrahim Tatlıses meclis dışında kalacaktır. Ayrıca seçim sürecinin tanıdık simalardan Suna Vidinli, Şebnem Kısaparmak ve Nevval Sevindi gibi isimler de meclis dışında kaldı. Ayrıca İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey de meclis dışınd…

Sandıktan çıkanlar 22.07.2007

Alladığımız pulladığımız, mühürlediğimiz sandıklar açılacak. Bir gelin kız gibi içine atılan oyların yanında çeşitli hediyeler çıkacak. Seçim sürecinde derlenip, toplanıp sandığa atılan çeyizler çıkacak, o çeyizlerden çıkanlardan herkes tarafından yorumlanacak, geçen seçimlerden farklı olarak kendi yorumumuzu kendimiz yapacağız. Sandığın kilidi açılınca, dillerimizin kilidi açılacak. Yüz görümlüğümüz saat 19.00. 19.00’ a kadar yüz görümlüğünü açmak yok.

Sandıktan ipler çıkacak, anneleri kızlarının çeyizlerine çamaşır assınlar diye çamaşır ipleri koymuş. Gelin kızlar gelin geldikleri evlere çamaşır iplerini getirip, çamaşırlarını bu ipe asacaklar. Damat beylerini unutmamış anneler, Rolex saatler, Romansonlar da kızların çeyizden damatların kollarına doğru yol almaya başlayacaklar.

Bazı şeyler çeyiz sandığına sığmamış olacak ki, Fatih’in İstanbul’u fethi gibi karadan denize doğru indirilmiş. Bu son model kruvazeye gemiler ile sandığın muhatabı bazı liderler yolculuğa çıkacaklar. Gemiyi …

Ligde Karadeniz Havası, Beşiktaş’ta Yas, Galatasaray’da arayış, Fenerbahçe’de Kocaman Beklenti.

Belki bazıları için hayal kırıklığı benim içinse sürpriz değil Beşiktaş’ın 8. Olması. Bazı Beşiktaşlı arkadaşlar takımlarına çok güveniyorlar, oysa Guti ve Quaresma’ya sahip olmakla Şampiyon olunmuyor, sürekli hücum düşündüğünü söyleyen diğer takımların ise ki zirvedeki takımları kastediyor Schuster şunu unutmasın, Beşiktaş’taki kendini Real Madrid sanma tavrı da kimsede yoktu. Guti ve Schuster ve formasındaki Beyazla kendisini sanırım bir an için Real Madrid Sandı Beşiktaş.
Daha önce yazdığım gibi biz bu sezon üç büyüklerin zirve gerisinde olacağını söylemiştik. Ancak Fenerbahçe toparlandı, oysaBeşiktaş 8, Galatasaray ise 9.sırada. Kimsenin önemsemediği bir maç var önümüzdeki hafta Bursaspor ile Trabzonspor liderlik mücadelesine çıkacaklar ve berabere kalırsa Kayserispor lider olacak bu bizim özlediğimiz bir lig. Bazıları içinde özlenen değil, tüm başarısızlığı Türk futbolundaki başarısızlığı kendilerinde değil bugün zirveye oynayan Anadolu takımlarında buluyorlar, oysa Türk futbolu t…

Eğitimin kalitesi yılla doğru orantılı olsaydı, en azından doğru orantıyı bilirdik

Eğitim kaç yıla çıksın tartışmaları var, daha doğrusu 13 yıla çıkması için çalışmalar var. Aslında bakın bunlar hep birer fotoğraftır, neyin fotoğrafı ülkedeki sayıların öneminin fotoğrafı, bizim için sayılar önemli, neden önemli oysa olmamalıydı bir önemi. Biz hep rakamlara boğuluyoruz. İlköğretimi 8 yıla çıkardığımızda daha bu ülkede okula gidemeyen kızlar için yardım kampanyalarını düzenleniyordu, demek ki neymiş eğitim hakkını daha 5 yıl vermeden 8’e çıkarmışız. Ardından liseleri 4 yıl yaptılar, onunda manasını anlayamadık çünkü 8 yıl eğitime tam katılım olmamıştı. Bazı şeyler özle nitelikle alakalı, maalesef bugünün öğrencileri daha fazla eğitim almasına daha az bilgili gibi geliyor bana. Eğitim süresinin artması yerine genele yayılan eğitim tercihimiz.
Bu ülkede herkese yeterince eğitim imkanı sağlayamadık, iş imkanı da konusunda da aynı şey geçerli, eğitimli işgücü tercih sebebidir ancak gerçek anlamıyla eğitim imkanı sağlayabilirsek yoksa masal özelliği taşır tüm bu değişiklikl…

CHP DE Bir şey olmuyor, olağan sancılar.

Bu ülkenin bölünmesinden en çok korkan Parti CHP kendi bölünmesini durduramıyor gibi, ancak bölünerek çoğalacak olan Kemal Kılıçdaroğlu gibi, eline fırsat geçen Kılıçdaroğlu bunu fırsata dönüştürürse CHP’nin oy oranını beklide tahminin üstüne çıkarabilir.Kılıçdaroğlu ile Önder Sav arasındaki çekişmenin bir başka okuması da bunlar kendini yönetemiyor ülkeyi nasıl yönetsin olabilir. Başbakan da en çok buradan yönelecektir. CHP içinde olan bitenler Osmanlı Dönemine benziyor. Padişah Deniz Baykal görevi bıraktı yerine geçmesi beklenenler arasında kavga çıktı. Olaya böyle de bakabiliriz.
Aslına bakılırsa ülkenin en sorunsuz partisi AKP gibi tabii onların önünde Cumhurbaşkanlığı gibi saatli bir bomba var, ancak Erdoğan’ın halk önündeki karizması devam ettiği için orada da bir sorun görünmüyor. CHP’de bugün sorunları aşabilirse Kılıçdaroğlu’na sazı verirse belki bir kıpırdanma olabilir. CHP’nin sorunu halktan uzak da olmasaydı, Kılıçdaroğlu Etro gömlek giyse de halka yakın duruyor, bizden bir…

Sesimi duyan var mı?

Numan Kurtulmuş partisini kurdu. Böylece Erbakan için bölünerek çoğalıyor diyebiliriz. Erbakan bir düşünceyi iktidar yaptı ve iktidar yaptığı düşünce onun yöntemlerini beğenmeyince yol ayrımına gelindi, gerçi bu ayrımın ana nedenlerinden biri fazla muhafazakâr düşünüp partinin sık sık kapanmasına neden oldu, parti yöneticileriydi. Abdullah Gül’ün aday olduğu Fazilet Partisi kongresinde alınan oy Abdullah Gül’ü umutlandırmış, onun sonrasında kurulan AKP ise iktidarı eline aldı ve halen iktidarda, üstelik yine rakiplerini kendi içerisinden çıkarıyor.
Numan Kurtulmuş partide kalmıştı. Saadet Partisi içinde devam ediyordu, parlayan yıldız gibiydi, AKP’ye rakip olmak üzereydi, ama bu seferde görünürde Yenilikçiler, muhafazakârlara karşı yeniliyordu, ama yenilenen bir parti ile daha yenilikçi çizgide olan Numan Kurtulmuş AKP’ye rakip olma yarışında, Partinin ismi Halkın sesi. Bakalım Halkın Sesi bu partiyle ne kadar bütünleşecek, ancak kendini iyi anlatabilen bir Numan Kurtulmuş yüzde %2.5 …