Pazartesi, Temmuz 06, 2009

Elimizde 40 yıllık kahve kulağımızda hoş bir Seda



Sessiz ve sedasız bir şekilde yaklaşayım dedim. Ormanın içinde benden kaçarken başına bir şey gelebilirdi. Kim isterdi ki böyle güzel bir kızın bir sessizlik sonrası kopacak fırtınadan kaçarken yok olmasını. Yok, olmaması için sessiz ve sedasız yaklaştık. Yaklaştığımız noktada birden fark ettik ki, o da bir Sedaymış, ama dilsizgillerden pek konuşmuyor, konuşsa da sadece kuşlar ile Hz. Süleyman’a rakip kuşlarla konuşmak istiyor, kanatlanıp uçmak. Yaptığı yanlışların bedelini ödemek için zaten bir yol bulmuş, Harakiri, harakiri yapabilecek yeteneğe sahip. Adı Seda, soyadı yok, neden yok, çünkü o soyadını soyluların taşıdığına inanıyor ve tercihi sadece ve sadece sıradan olabilmek, halktan biri. O yüzdem sadece ismini kullanıyor. Kuşların ve ağaçların arasında kuş sesiyle huzur bulurken, sıcaktan yanan Güney sahillerinden kaçıp, soluğu bir Ormanda alabilmek, yani huzuru yakalamak istiyor.
Kalabalıklardan sıkılmış, kendini tekrar ağaçların gölgesine atabilmek adına Güney’e sızmış. Aslında sessiz dedik, ama o da ismine kat çıkanlardan hani şu ismine fazladan harf ekleyenlerden. İsme kaçak kat çıkma huyu onda var. Canı da çıkmasın, huyu da, ama arada bir sesi çıksın. Hani şu kubbede kalan bir hoş sedaya o yüzden, onun sedası çıksın. Hiç içilmemiş bir kahvenin hatırının yanına onun ses tellerinden bir telde ekleyebiliriz. Yoksa saç tellerinden mi eklesek, bak şimdi düşünürken tel tel terledim. Ne yapsak acaba, seslenmek gerek belki bir ses verse de duysak.
Sessizliği inceden belki de derinden
Emin olmasa kendinden
Der miydi bana ne el
Alemin derinden

1 yorum:

Gogi2008 dedi ki...

teşekkür ederim ;)

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin

Page Rank

Google Pagerank Checker

Hafıza Kaydı

Paylaş

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Fuel Myblog

Bloglar Alemi

Bloglar Alemi

Zirve


Zirve100 Toplist

Bunlar da var Blogda

Blog Manşet

Goledy

GoLedy.com

Arama