Ana içeriğe atla

Yayınlar

Şubat, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Başı Açığın Kutusuna Varım Türbanlıya Yokum

Ekşi sözlükte Var mısın yok Musun’da neden türbanlı yarışmacı olup olmadığına ilişkin bir tartışma başlamış. Bir kere inanç ekseninden bakarsak bir türbanlının Var Mısın Yok Musun’da para kazanıp bunu helal olarak görmesi abes olur. Ancak bugün artık türban samimi inancın, inançsızlığın ötesine geçti. Ülkede birçok türbanlı insan var. Ancak bunlardan birçoğunu yarışmalar yerine hep dramatize hayatların yayınlandığı programlarda görüyoruz. Bunu kasıtlı mı yapıyoruz bilmiyorum, ama Var mısın yok Musun ‘da türbanlı olmaması çok da önemli değil. Ne mutlu türbanlılara ki böyle bir yarışma da yoklar, ama izleyici kitlesinde varlar. O zaman ortaya ne çıkıyor hani CHP’nin çarşaf açılımı gibi bir durum çıkıyor. Partiye üye olabilir ancak Milletvekili olamazlar. İşte Var mısın Yok Musun izleyicisi de böyle.

Şimdi kendimizi kendi özgürlük tanımlarımıza göre kasmayalım. Gerçekçi olalım, bir yanda Manken Adriana Lima diğer yanda türbanlı bir bayan ironik olur, samimiyetsizlik olur. Var mısın Yok M…

Kupa’da gizli ilişkiler

Galatasaray Bordeaux’yu yendi ya. Rüyalar görülmeye başladı. Acaba Galatasaray bir kere daha UEFA Kupasını alır mı, herkes bunu soruyor. Bu kupayı kaldıracak takım Galatasaray olabilir mi; neden olmasın. Tam da Milan elenmiş. Kupanın en büyük favorilerinden biri yok olmuş; ama ortalıkta bir Metalist var. Bu ülkede bir Teknik Direktör değişimine katkıda bulunmuş bir Metalist.

Kupaya Kadıköy’de uzanmak bir Galatasaraylı için en büyük mutluluk olacaktır. Fenerbahçeli içinse kabus. Bordeaux için şaraptan yola çıkan manşetler Hamburg için hamburgerden yola çıkabilir. Üstelik bir Alman takımına karşı bir Türk takımı için en iyi deplasmanlardan bir Almanya ve o deplasmanın en güzel yerlerinden biri Hamburg. Galatasaray kupaya yakın gibi duruyor, en azından son 16 içinde kendine yer buldu. Başta Bülent’in olması da ayrı bir motive nedeni. Galatasaray’ın C.V’sine bakınca yendiği takımların arasında yok yok. Birçok takımla mücadele etmiş, ülkeye tek kupayı getirmiş. Neden olmasın bir kere daha …

Kadıköy’de Bordeaux şarabı eşliğinde kırmızı bir gölge belirdi

Galatasaray bugün eski Kaptanı yeni Teknik Direktörü ile ilk maçına çıkıyordu. Üstelik o Teknik Direktör ki; bir takımı UEFA Kupası almış, diğer takımı da hocayken 2.Ligde oynayıp ilk kez Avrupa Kupası’na katılma şansı elde etmiş. İşte böyle kupa işlerinde ilkleri yaşamış bir hoca ile maça çıkıyordu Galatasaray. Onun savaşçı ruhuna uygun bir maç oldu. Hani Bülent’e de böyle bir giriş yakışırdı. Usul olarak da Galatasaray Milan maçına da benziyordu, hani şu Ümit Davala’nın son dakikada aslında kupayı getirdiğini sonradan anladığımız maça. Bu takımın da yardımcı antrenörlüğünü yapmıştı, Davala, tribünde de kupanın sahibi hocalardan Terim var. O zaman ilginç bir maç oluyordu.

Maç Bordeaux gol ile başlıyordu. Soğuk İstanbul havasında bizler daha da soğuk bir hava esiyor. Diğer yandan Mehmet Topal sakatlanıyor, belki de Galatasaray sakata geliyordu. Ama Norveç maçında sakatlanan İbrahim Kaş’ın yerine Gökhan Gönül’ün girmesi gibi tarih bir kere daha tekerrür etmek üzereydi. Önce Arda sonra K…

Hangi aşk ölçü birimi bizi Mecnun’a eşit kılar

Âşık olmaya başladığını fark etmek ya da âşık olduğunu anlamak bu kadar zor mudur ki, adına hikâyeler yazılmaya başlar. Hikâyeler yazılır çizilir. İnsan bilmez mi âşık olup olmadığını, aslında hata aşka tarif aramakta, aşk tarif edilmez. Şimdi hangi ölçü biriminde Mecnun’un aşkıyla benim aşkım eşit olabilir ki, olamaz o zaman zorlamaya gerek yok. Aşkın bir tanımı yok kardeşim, o zaman ben âşık oldum diyeni kabul edeceğiz. Tarife giremeyeceğiz. O zaman aşk yararlarına aynı tedavileri kullanabiliriz. Ama her birimiz farklı bireyleriniz bu farklı bireyler olmanın sonucu da her birimizin aşk yarası bambaşkadır. Bambaşka aşklar yaşarız, tariflerimizde farklıdır. İşte bu standartlaştırılmaya başlayan aşklar yüzünden her yerde ucuz aşklar yaşanıyor. Herkesin standart bir aşkları, olmayan masalları var, yazık değil mi Mecnunlara, Ferhatlara, Leylara, Zührelere.
Leyla sevmek hoştur amma, mecnun olmak başkadır başka.
Yâre varmak hoştur amma, yaren olmak başkadır başka.
Ateş olmak hoştur amma, yanı…

Deniz Seki’nin hayatta seken umutları

Deniz Seki hakkında yazmak istemiyorum, ama hani bu kadın bence güzel be ağabey demek istiyorum. Yaşar Büyükanıt’ın tanırım iyi çocuktur lafına atıfta bulunup, abi bee kıymayın güzel kadındır demeliyim. Bu kadının güzel olduğuna kanaat getirdim ben. Hayır, kesinlikle vurmyacağım Bayhan’a söyledikleri ve yaptıkları için zaten kendisi vurmuş kimsenin vurmasını beklemeden çamura batmış zaten, hayatında yeterince çalkantı yaşamış, ama bilmemiş. Böyle kadınlara kızıyorum, bazen az ile yetinip mutlu olabilecekken çoğun peşinde olmak ve güzelliğinin bedelini ödemek tadını çıkarmakken yazık. Zaten her birimizin yaptıklarıyla söyledikleri başka değil mi? O yüzden böyle dedi, böyle yaptı demek doğru değil. Empati kurmaktan yoksun değil miyiz her birimiz. Hep mağrur değil miyiz, bir şeyler elde ettiğimizde. Seki söyle bir mahur beste çalar Hüsnü ile ben ağlaşırız Deniz için diyesim geliyor. Dilime birçok sözcük geliyor.


Hayır, şimdi çıkar birileri bu kadın mı güzel derler, bana göre güzel biriler…

Yattığın kadınları anlatırsan intikam alırsın, ama öptüğün kadınları anlatırsan hayran olduğunu anlarsın

Bugün http://www.serbestnesirler.com/ blogunda Orhan Veli’nin bir şiirini okudum. İlk defa okuyorum şiirini, yani bu şiirini, hani aşkı, arsızlığın en iyi şairlerinden biri. O şiiri görünce bende bloguma koymak istedim, artık yolculuklarım bile daha zevkli geçecek. Önce diyor ki Orhan Veli Süheyla’ya vurulmuş. Hemen benimde aklıma geliyor kimlere vurulduğumu sahi ben kime vuruldum, bilemiyorum ki vurulduklarım arasında Cananlar, Meraller, Demetler vardı, ben onlara vuruldum onlar başkalarına, ama en çok kendime vurulduğum için vazgeçtim, söylemedim bile, söyleyebildiklerimde zaten beni vurup gittiler.

Kim görmüş diyor Veli, Eleni’yi öptüğümü yüksek kaldırımda. Öpmek bir kadını dudakları dudaklarına değdirmek hani hoştur, yabancı olunca daha da hoş, en azından C.V’ni güncellersin. Yattığın kadınları anlatırsan intikam alırsın, ama öptüğün kadınları anlatırsan hayran olduğunu anlarsın. İşte yazının başlığı da ortaya çıkıverdi.

Melahat’ı almışım da Alemdar’a gitmişim diyor. Bende diyorum …

3 Maç tek Öykü 19.05.2007

Bugün yine maçların öyküsünü yazacağız. Radyo anlatımı eşliğinde mikrofonlarımız Galatasaray-Fenerbahçe, Beşiktaş, Ankaraspor ve Gençlerbirliği-Sakarya maçlarında olacak. Futbol maçlarını farklı bir dille anlatacağız.

Galatasaray ile Fenerbahçe maçının en önemli argümanı bugün alkış bunun dışında Şampiyonlar ligine gidecek Galatasaray’a Fenerbahçe geçiş hakkı verecek mi? Beşiktaş geçen hafta eski futbolcuları Engin ve Sinan karşısındaki uğradığı hayal kırıklığını kendi evladı olan Tayfur’un çıkardığı takımla aşabilecek mi? Gençlerbirliği ve Sakaryaspor ligin en rahat iki takımı olarak bugün bol gollü bir maça imza atacaklar mı?

Tüm bunları biraz mizah, biraz gerçek anlatmak istiyoruz niye yapıyoruz çünkü seviyoruz. Fenerbahçe alkışlanmayı bırakın, pet şişeler ile karşılandılar. Ezberimiz bozulmadı. Beşiktaş’ın taraftarı takımını yalnız bırakmış 8 bin 9 bin kişi ile desteklenmekte. Sahalarımızda nadir gördüğümüz olaylardan biri de gerçekleşiyor İnönü’de ve stat müdürü küçük çocuklar ıs…

Metrekaredeki 19 Mayıs 19.05.2007

19 Mayıs kutlamaları yaşadığımız şehir de ya da bölgede nasıl geçiyor tartışmalarına katılmak ve Türkiye’de süregelen tartışmalara bir yenisi eklemek için elime geçen fırsatı kullanmak maksadıyla 19 Mayıs törenleri ile ilgili yazımı başlıyorum.

İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Rumelihisarı’nda Fatih Sultan Mehmet tarafından yapılan Rumelihisarı kalelerinden her birimiz haberdarız. Bu kaleler belki de 1–2 metrekarelik fark ile Sarıyer ilçesinin içinde bulunmaktadır. Bu farkın bir manası var mıdır? Pek yoktur ama öküz altından buzağı arayan ben düşündüm düşündüm farkı bugün Sarıyer Belediye Başkanı Yusuf Tülün sayesinde buldum. Bu fark ile ilgili birçok kişinin yorum yapmasını umuyorum.

Farkın en önemli özelliklerinden bir Sarıyer Belediye Başkanının AKP, Beşiktaş Belediye Başkanın ise CHP’li olması. Bu farkı manaya döken unsur ise bu Rumelihisarı kalelerinin Sarıyer tarafında bulunuyor olması. Bu kaleler eğer Beşiktaş Belediyesinde olsaydı bugün bu kalelerde 19 Mayıs şölenlerini izleye…

Kocamanların Şanlısı 19.05.2007

Bugün Okuduğum Roberto Carlos ve Tuncay haberleri futbola nasıl baktığımızın bir özeti gibi.

http://onpunto.com/ShowBlog.aspx?Web=runje&CId=53746

http://www.tumgazeteler.com/?a=2064892

Bu yazıların da okunması halinde buraya yazacaklarımın daha bir anlam kazanacağı umuyorum. Benim için Tuncay Şanlı her şeyin ötesinde Fenerbahçe’yi tutmak için var olan en güzel sebep. Atatürk’ün dediği sporcunun çevik ve ahlaklı olanı o. Hırsı yitmeyen kazanma arzusu ile sadece Futbol sahalarındakilerin değil, futbol sahası dışındakilerin örnek alabileceğini bir Futbolcu. Kazanmak istiyorsan mücadele etmelisinin en güzel örneği.

Bazıları için çok yetenekli bir futbolcu olmayabilir, tüm takım iyi oynadığında gölge de kalıyor gibi gözükse de onu faklı kılan özelliği, kaybedilen bir maçta birden bire ortaya çıkması ve mağlubiyeti kabul etmek yerine mücadele etmesi. Sakarya spor’dan Fenerbahçe’ye geldiği dönemde ilk 11’e girmesi sürpriz sayılan Tuncay bugün tüm Avrupa’nın peşinde koştuğu bir oyuncu.

Altan …

Neyim, Kimim, Bilmiyorum

Rahşan Ecevit, Zeki Sezer’e hakkını helal etmezmiş. Hadi şimdi işi pişkinliğe vuralım ve diyelim hakkın helal edilmesi kavramı, laik bir insanın dilinden dökülür mü dökülmez mi diye tartışma başlatalım ve bu tartışmayı sürdürelim. Simge ve sözcüklerle gemi yakmak değil mi hedef bizde bu hedefe katkıda bulunalım.

Peki ya Zeki Sezer ben konuşurum helallik alırım demekle laiklik ilkesine aykırı bir hakaret mi yapmış oluyor. Sırf laik görünmek için Allah’a tanrı denildiğine de sırf İslamcı görünmek adına da Allah, Allah nidalarının dillerinden dökülen varlıkların görüldüğüne de şahit olduktan sonra bu tartışmalarının açılabileceğini düşünmekten edemiyor insan.

Bir taraftan kim daha laik tartışması yapılırken diğer yandan da kim daha dindar tartışmalarında verilen örnekler insanı düşündürüyor. Mesela İsmet İnönü’nün eşinin ne kadar dinine düşkün olduğundan dem vurulur? Diyanettin hutbelerinde Atatürk sözlerinin okunmaya başlaması neyin işaretidir?

Tüm bu soruların cevapları o kadar kafa karış…

MARSH, MARSH=Sivyus 18.05.2007

Onpunto sormuş, bende yanıt vereyim. Jodie Marsh’ın kocası olmak ister misiniz, tabii ki isterim niye istemiyim ki, kocalığı İngiltere’de yapacağım ama adım Türkiye’de de duyulacak, evlenir boşanırsam anılarımı yazıp binlerce dolar kazanabilirim. Arada sırada Türkiye’nin tatil yörelerine gelir, ülkemin tanıtımını yaparım.

Ayrıca Türkiye’ye döndüğümde boşanmış olursam bir sürü kadının peşimde olacağından da adım kadar eminim. Dinler arası diyalog için en güzel evlenme şekli düşüncenize bir Hıristiyan İngiliz model ile Müslüman Türk’ün büyük aşkı. Bir yandan da Türk filmlerinde ki gibi zengin ve güzel kadınla, fakir ama gururlu genç. Ayrıca bu yarışmaya katıldığım gün sms şirketleri gezgin olacaktır.

Bir Müslüman Türk gencinin yurtdışında her ne sıfatla olursa olsun Türkiye’nin reklâmını yaptığını düşünen binlerce seyirci programı sms yağmuruna tutacaktır. Bir Türk olarak Avrupa’ya açılma fırsatını doğuracak bu yarışmaya katılmak ve şansımı denemek istiyorum. Türkiye’de talibim olmadığı i…

İmparatorlar hakaretin efendisidir

Tatlıses Yıldız Tilbe’ye seni p…klerinin elinden kurtardım demiş, Şimdi bu söz öbeğinin Tatlıses’in ağzından çıkmasını niye yadırgıyoruz, anlamıyorum, adam belli, kadın dövmüşlüğü var, hakaret ediş gücünü zaten biliyoruz, ama şunu da biliyoruz birçok sanatçı geçmişte İbrahim Tatlıses’in kapısından geçti, onay istediler. O gerçekten bir İmparator olarak görüldü ve herkese hakaret etme hakkını kendinde gördü. Bizde her imparator kendi kurallarını koymakta. Bunun birçok örneği var. Bunlardan da biri de Fatih Terim, o da basın mensuplarına hakaret etmiyor mu? Başbakanımız vatandaşına hakaret etmiyor mu? Bizde güç sahipleri hakaret etme noktasında bir sakınca görmüyor. Herkese her şeye hakaret edebiliyorlar.
Çünkü biz onlara tapıyoruz. Onlar için ortalığı inletiyoruz, onlarda ellerine fırsat geçtikçe bizleri inletiyor. Meclis’te, sokakta her yerde küfrün bini bir para, üstelik Tatlıses’in bu tavrına pek şaşıramıyoruz, çünkü kendisi o konularda tecrübelidir. O bir kabadayıdır aynı zamanda. B…

Her yasak meydan okumayı kolaylaştırır.

Bugün Ahmet Türk mecliste ki grup toplantısı da Kürtçe konuşma yaptı, bun tabi Başbakan’ın çeşitli açılımları karşısında yaptı. Şimdi her birimiz Ahmet Türk’ü tefe koyabiliriz, ama Türk doğru bir tavır sergiledi. Elbette Türk her zaman mecliste Kürtçe konuşmayacak, ama Kürtçeyi siyasete alet etmeyin dedi, ancak o da bu tavrıyla siyaseti siyasete alet etti. Ahmet Türk bugün aslında doğru bir tavır ortaya koymuş bir anlatmak istemiştir. Bu ülkede özgürlükler sadece seçkin görünen bir tabakanın elinde olmamalı, özgürlükler daha genele yayılmalı.

Bundan seneler önce DPT’li vekiller yemini Kürtçe ederek o zamanki konjüktürde T.C devletine kafa tutmuştur, ancak durum bugün bu değildir. Meclis TV yayını keserek yanlış yapmıştır. Şimdi bugün gelinen noktada yapılması gereken olaya sağduyulu yaklaşmaktır. Zaten seçimlerin yaklaşıyor oluşu sonucu her parti nasıl tavır alması gerektiğine kendisi karar verecek ve durumu buna göre yorumlayacaktır.
Türkiye bazı şeyleri aşmalı, açtığı ölçüde ileriye…

Kadın’ın kadına bakışı 24

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=20537&p=25&rid=2

Yılın Basın fotoğrafları açıklanmış. Fotoğrafın görüntüsünde ki milletvekillerinden sadece Özlem Türköne’yi tanıyoruz, neden çok başarılı olduğu için mi hayır. Bir kere Mümtaz Er Türköne’nin eşi; bununda ötesinde Okan Bayülgen ile tartışması onu gündemde tutuyor. Diğer vekiller kim bilmiyoruz. Öğrenebiliriz, ama ilk bakışta anlamıyoruz. Bu resimde kadınların belki de ne kadar kıskanç olduğu anlatılıyordur.
Bir kadının en büyük rakibi aslında diğer bir kadındır. Bunu en iyi de Türkiye’de tespit edebiliriz. Türban ve cinsellik bazılı tartışmalarda kadınlar birbirlerini daha fazla aşağılıyorlar. Kadınlar daha sıkı saflar tutuyorlar. Ev kadını emekçi sekreteri kıskanıyor, emekçi sekreter patroniçenin ekmeğine göz koyabiliyor. Kadınlar birbirlerini cazibeleri ve seksiliğiyle alt edebiliyor. Çünkü akıllı bir kadının emek vererek kazandığı parayı güzel bir kadın bir cilve ile yiyebilir. Buna itiraz edecek kadınla…

Bülent Uygun değil Uygun Olan Bülent

Aslında yazacak çok şey var. Galatasaray için şaka ile karışık Bülent Uygun’u getirsin demiştim, ama aslında Uygun olan Bülent’i getirmişler. Geçenlerde bir blogda http://kalearkasi.blogspot.com/2009/02/adnan-demiroren.html
Kale Arkası’nın blogunda Adnan Polat’ı Yıldırım Demirören’e benzetmişler, aslında bu aralar iyi de yapmışlar, çünkü gerçekten benziyor. Sen her maç sonrası hakeme kabahat bul, ondan sonra hocayı gönder eğer ki kabahatli olan hakemse Hocanın ne günahı var anlamıyorum. Neyse kabahatli olan aslında sistem. Şimdi her büyük takımın bir rüyası vardır, bu rüya der ki takımın başına bir hoca getir, ama senin tozunu toprağını yutmuş olsun. Bunu Fenerbahçe Rıdvan ve Oğuz ile uyguladı ve bir türlü tutmadı. Diğer yanda Beşiktaş Rıza Çalımbay ve Ertuğrul Sağlam ile denedi o da sağlam olmadı. Ankaragücü Hakan Kutlu’yu iki kere getirdi. Altay ise Tahir’i deniyor. Örnekler çok, üstelik Galatasaray’da Fatih Terim gibi başarılı bir örnek de var. Haliyle bu da güven aşılıyor. Bu güven…

Bir yanımda Blog diğer yanımda parasız cüzdan

Bu hafta Newsweek dergisinde bloglar ile ilgili bir yazı vardı. http://www.newsweekturkiye.com/haberler/detay/26573/Pijamalari-cikarmanin-vaktidir
Blog yoluyla nasıl para kazanılırın daha doğrusu kazanılmazın hikayesi anlatılıyordu. Bizlerde dahası birçoğumuz artık blogdan para kazanmak istiyoruz. Bunun ana sebeplerinden biri blog yazmanın oldukça zaman alması; bu zaman almaya karşın her birimiz birşeyler kazanmak istiyoruz. Evet blogu amatör olarak yazıyoruz, ama bazılarımız için hobinin ötesine geçip bir görev haline geldi ve gün gettikçe sayıları da artıyor.Bazılarımız blog yoluyla yazar olma peşinde. Birçoğumuz reklamlardan para kazanmayı umuyor, ama oldukça fazla ziyaretçiye ihtiyacımız olduğu da açık; diğer yandan blog yazanlarının okunurluklarının birçoğunun Google aramaları yoluyla gelmesi de aslında sadık okur kitlemizin pek olmadığını gösteriyor. Sayfa gösterimleri google aramlarına ya da görsellerden aranan güzel bayanlara dayanıyor. Bir yandan da sadece yorum yaptığımız hab…

Hangisi daha zevkli Turkcell mi Bank Asya mı?

Bank Asya 1.ligde sürpriz konusunda 1.ligi aratmıyor. Manisa 3 haftadı kaybediyor ve bu kayıpların ardından 1.ligin kimse için garanti olmadığı anlaşıldı. Manisa kaybediyor da diğerleri kazanıyor mu; elbette kazanamıyor. Kasımpaşa’da kaybetti ve tepsiyle sunulan liderlik imkanını yine tespiyle geri verdi. Evlerinde kaybettiler ve kazanmak için Manisa’nın kazanması bekliyorlar. Diyarbakır ise ilk iki takım 3 haftadır kaybederken üç haftadır kazanarak liderin tam ensesine geldi ve cetvelde 3.sırada kendisine yer buldu. Diyarbakırspor 3.sırada yoluna devam ediyor. Altay’da geriye doğru bir gidiş vardı, ama yılların kaptanı Tahir Karapınar takımı toparlamışa benziyor. 4. Sırada yerini alırken üç maçtır kazanıyorlar. Karşıyaka ise Kasımpaşa’da kazandıklarını Gaziantep Büyükşehir Belediye’sine bıraktı. 5. Sıradalar ve 40 puanları var. Ancak 3 puan fark var liderle birden bire kendini lider bulabilir. Boluspor 5. Kez kazandı ve gollerin birini de uzun aradan sonra Gurbanov attı, onlar l…

Resim için ilk adım

Bugün size bir ressamı tanıtacağım. Ewa Mazur Dewaux. Kendisi Varşova doğumlu Fransız Ressam. Onu özel kılan ne derseniz, aslında benim onu tanımış olmam daha doğrusu tanıyor olmam ve amatör bir blogcu olarak ona sayfamda yer vermek istedim. Başka bir sebebi yok. Hem de link veriyim daha fazla kişiye ulaşsın. http://www.ewamazurdevaux.com/
Belki ihtiyacı bile yok, ama olsun.
Aslında burnu büyük olarak bildiğimiz Fransızlardan farkı var onun, mütevazi bir kişiliğe sahip, zaten mütevaziliği sanatçı ruhuna yansımış.
Kendisi Türkiye’yi de çok sevdi ve beğendi, belki bir gün bizim ülkemizle ilgili de birşeyler çizebilir, daha çok potreler çiziyor, aslında bilseydim. Kendi potremi çizdirdim, ama kim bilir belki bu yazı gördükten sonra çizip gönderir. Bende böylece resme olan ilgimi artırmış oluyorum; En son Salvador Dali resim sergisine gitmiştim, ama pek bir şey anlamadım.Demek ki sanat insanın içinden gelen bir duygu. Bu duygu zamanla kazanılmıyor, ama insanı bazen heyecanlandıran olaylar …

Eski hocayı getir eski hocayı götür

Skibbe’nin takımı Kocaelispor karşısında 5 farklı yenik duruma düşünce birden tüm tepkiler gelemeye başladı. Oysa geçen yıl Galatasaray’a 5 gol atıp Feldkamp’ın kellesine atılan bıçaklarda parmak sahibiydi. Oysa şimdi Skibbe aynı durumda. Geçen hafta Fenerbahçe karşısında 7 gol yediğinde istifa etmeyen Erdoğan Arıca bu hafta kazandı. Ertuğrul Sağlam’ı Metalist karşısında 4 gol yediği; Liverpool’dan 8 gol yediği için tefe koyanlar, artık aslında sorunun hocada olmadığını görmeli, eğer sorun hocadaysa getirin Bülent Uygun’u. Geçen yıl Zico’yu Şampiyonlar ligi çeyrek finali görmedi diye eleştirenler, bugün birçok yere uzaktan bakıyorlar. Sezon başında 4 maçta 7 puan alan Raşit Çetiner’i beğenmeyen Konyaspor şimdi düşmemek için oynuyor, Ankaraspor bir yıl aradan sonra umudu tekrar Aykut Kocaman’da aramaya başladı. Kocaman ise bu yıl daha huzurlu.
Skibbe bugün kötü bir duruma düştü, şimdilik herkes gitmesini bekliyor, çünkü Galatasaray seyircisi görece olarak iyi bir kadroya sahip olduğunu …

Taner Güler, Galatasaray Ağlar

21.Haftada Türkcell Süper Ligde birçok takımın orgazm yaşadığını gördük. İnanılmaz şeyler oldu bunlar gerçekten oldu. Hakem tartışmaları eşliğinde Sivasspor kazanırken 14 Milyon Euro bedelli Guiza’ya karşın 2OO bin Euro bedelli Kamanan’ın döktürdüğü bir lig izliyoruz. O zaman insan biraz daha duygusal bakıyor olaya çünkü Sivasspor’un bir Guiza parasıyla neler yapabileceğini görünce insan daha duygusallaşıyor. Sivasspor’un elinde şimdi 3 puan bir fark var, buna iyi bir şekilde sahip çıkması gerekiyor.
Bu hafta Sivas’a ikramlar haftasıydı, bakmayın siz takımının adının Denizlispor olduğuna Karadeniz’in hırçın sularına alışkın Trabzonspor resmen çayda boğuldu ve puan cetvelindeki yerini 2.liğe sabitledi. Bu ligde her an her şey olabilir. Daha düne kadar ne olacak bu Beşiktaş’ın hali derken birden bir kendilerini Antep gibi bir takıma üç gol atarak üçüncü sırada buldular, kendilerini tebrik ediyoruz. Umutlar yeniden yeşerdi Beşiktaş’ta.
Fenerbahçe geçen hafta Hacettepe’ye 7 attığında bahar …

Sanatçı döktürdü ben ise döktüm

Döktürmek isterken birden bire döktüğümü fark ettim; neyi döktüğüme gelince belki de dökmeyip bir çuval inciri mahvetmiş de olabilirim, ama işte dökmek ile döktürmek arasında bir fark var. İyi bir sanatçı döktürürken, iyi bir sakar da döker, birde demir döküm var tabi ki, o da bir ustalık ister. Usta olmak, hani en sevdiğim şiirin sözleri de bir Usta sözcüğüyle taçlandığı için belki de Ustalara saygım var.

“Sevda ne yana düşer usta, yalnızlık hep bana mı bana mı düşer usta” diyor ya Şair Refik Durbaş, sevda nereye düşer bende bilmiyorum; aslında sevda uzak diyarlara düşüyor. Dökme, döktürmenin yanına birde düşmeyi koyduk bilmem düşmeden hayata tutunabilir miyiz? Hayata tutunmak diye bir fiil var, hayata tutunursun sımsıkı tutarsın hayatı birde bakmışsın hayatın büsbütün içindesin, hayata tutunmak istemediğin halde hayat seni zorla kendi sahasının içinde tutabilir. Sen kaçmak istesen de hayat seni bırakmaz bir yerlerde mutlaka bir umut tutuyordur. Sana bir yerlerde gülümser hayat; ama…

Facebook öncesi de “Face’miz” de “Book’umuz” da biliniyordu

Bir korkumuz var; nedir korkumuz Facebook veya İnternete girmiş olduğumuz bilgilerin birilerinin eline geçmesi, hakkımızda database oluşturması; bundan her birimiz korkuyoruz. Birden önemli bir insan haline geliyoruz, her şeyimizi bilirlerse kötü olur diyoruz. Oysa Facebook’a koyduğumuz bilgiler erişilmez ulaşılmaz bilgiler değil; isteyen oldukça çabuk bu bilgileri edinebilir, ulaşabilir. Devlet sırrı olan bilgiler değildir bunlar. Çok genel geçer bilgileridir. Üstelik artık dünyanın en önemli kişilerinin bile her an nerde olduğu, ne yaptığı bilinirken bizim bilinmiş çok mu? Sadece saklayabileceklerimizin sayısı azalıyor ve hakkımızda bilgi toplanması oldukça kolay hale geliyor. Durum sadece bu başka bir durum ve özellik yok. Teknoloji zaten hepimizin hayatını çabuklaştırıyor. Bu sadece ve sadece Facebook’a özgü bir durum değil. Genel geçer bir durum. Üstelik aldatılma şansımızda birazda olsa azalıyor. Oysa bu tip siteler olmadan önce Chat mağduru olmak daha kolaydı. Şimdi birileri çı…

Vatan için yatanların değil tecavüze uğrayanların olduğu bir ülke burası

Tzipi Livni’ye sormuşlar. Vatan için yatar mısın diye kendisi de bilemiyorum demiş, elbette önemli işlerin büyük habercisi Hürriyet Gazetesi de bu haberi kaçırmamış; hemen ilgili kişilere sormuşlar. Bunlardan işe bakın ki Türbanlı olan yazarlar Nihal Bengisu Karaca ve Elif Çakır yorum yapmak istemişler. Böyle tahrik ediyorlar işte. Şimdi İslamcı yazarlar ya bunlar tutup diyecekleri evet yatarız; ama neden desinler ki ne gereği var. Cevap vermeyip ayıp etmişler. Soyunmayı yüceltmek için bir ara çok yüce bir kavram bulunmuş bu kavramın ismi Sanat için soyunmak; o kavram hala devam ediyordu. Ancak soyunmayanları soymak için bir başka kavrama daha yüce bir kavrama daha ihtiyaç vardı; Ülke için soyunmak; Vatan için soyunmayı öğütlüyor; yüce Türk medyası bizlere Sanat için soyunmayanlarda Vatan için soyunsunlar ne olacak ki; Vatan için soyunmayan varsa başka bir değer buluruz.


Vatan için soyunmanın da ötesinde eylemin adı yatmak; üçüncü sınıf gazetecilik örneği, bulvar gazetesi örneği, magaz…

Yakışıklı Futbolcunun güzel kız arkadaşı

Google amcada geçen hafta en çok arananlarda yine Hadise var. Biliyorum Hadise’den kurtulmak nerdeyse imkansız, o yüzden şimdilik yapacağımız şey katlanmak. Ağustos Böceğinin hayatı da en çok merak edilenlerden benim oyum elbette ki Mart Kedilerinden yana; bir diğer merak edilen şey de bazı kişilerin alevi olup olmadığı; yakında google sanırım Alevilik ile Sünnilik testi çıkarabilir. Bir başka aranan ise elbette yitirdiğimiz Gazanfer Özcan ve onun ana tiplemelerinden olan Hüsnü Kuruntu; İsterdim ki ben Hüsnü Kuruntu ile Nuri Kantar arkadaş olsun kanka olsun, Avrupa Yakası’nda kahve içsinler. Ayşe Arman yine benim için önemli bir trafik kaynağı.


Anadolu’nun Neresi olduğu da en çok merak edilenlerin arasında, sanırım öğrenciler arıyor; ama Anadolu coğrafyanın çok da ötesinde bir kavram belki de bir felsefe. Batmanda yetişen bitkilerde en çok aranan kelimelerden. Bennu Yıldırımlarda yine sayfalara en çok konuk olanlardan o da Yaprak Dökümü’nde yaptığı playback ile anılıyor. Cem Yılmaz’ın…

Bembeyaz Karın Siyah aşkları

Ellerinin üşüdüğünü söyledi. Her kar yağdığında yaşanan duygular vardı. İlk olarak sevinçti yaşanan, bembeyaz yağan karı görüp tüm günahlara rağmen bembeyaz kalabilmek önemliydi. Tüm günahlara rağmen bembeyaz kalabilmek. Bu cümle hoşuna gitmişti. En son ne zaman neyin hoşuna gittiğini düşündü, eski bir hikâyenin kahramanı olsaydı, bir Anadolu kasabasında içtiği hoşafın hoşuna gittiğini söyleyebilirdi. Oysa eski bir hikâyenin değil yepyeni yazılmamış bir hikâyenin kahramanıydı. Kimilerinin post modern dediği bir hikâyenin. Hoşaf yerine herhangi bir kafede içtiği afilli isimli bir kahvenin ismini söyleyip içinin ısındığını belli edebilirdi. Oysa O üşüyen ellerden tutmak istiyordu. Hiç üşümeden kalbinin tüm sıcaklığını kullanarak. Aşığa Bağdat sorulur mu bilinmezdi, ama içi ısınmakta olan bir bireye asla doğalgaz faturası sorulmazdı. Sorulmayan başka şeylerde vardı. Örneğin ne sorulmamalıydı diye düşünüverdi. Kadınlara yaşı sorulmaz, erkeklere ise maaşı. Oysa sormalıydı. Acaba aynı yaşta…

OPERA’DA KILIÇDAROĞLU TRAGEDYASI

Kemal Kılıçdaroğlu ile Kadir Topbaş arasındaki tartışmalar arasındaki yeni boyutun içinde eski bir tartışma var. Opera izlemek mi türkü dinlemek mi; öncelikle ilk aşağılayan aslında Kemal Kılıçdaroğlu oldu, kendisi yaptıracağı opera binasından bahsetti. Kadir Topbaş’ı opera nedir bilmemekle suçladı. Oysa Topbaş’ın opera bildiği aşikârdı, ancak alt metin ile Kılıçdaroğlu bunlar kültürsüz demek istedi. Topbaş ise Kılıçdaroğlu’nun aslında köylü olduğunu ima etti. Sonuçta her ikisi de yanlış yaptı. Burada aslında her iki tarafta köylüye daha uzak olduğunu gösterdi, yalnız Kılıçdaroğlu sadece C.V sinde Tunceli’yi barındırmakla daha fazla köylü olma yolunda ajitasyon yapma hakkını elde etti. Oysa Kılıçdaroğlu’nun geldiği coğrafyada opera nedir bilmeyenler daha fazla. Bu bir küçümseme evet, bu küçümseme yöntemini de Kılıçdaroğlu ortaya koyuyor. Opera bilenlerin, opera yapılamasını isteyenlerin partisi olan CHP’de aslında daha halktan olduğu için dikkat çeken Kılıçdaroğlu birden bire halktan …

Kimi zaman bir de terk eder şey tek başınadır

Gönülden söylenecek bir merhaba var da saklıyorsan, korkma alınan merhaba bizde aynen iade edilir, yok merhabalar biter diye korkuyorsan köşedeki nezaketçiye git sana biraz merhaba versin. Aldığın merhabaların içine zaten yüreğini koymuyorsan onun adı merhaba olmuyor biraz palavra. Palavra atmayı seven bir toplumun merhaba demeyi sevmemesi de normal. Merhabalar, her sabahın ilk ışıklarında pişer, kimi zaman simitçiden önce çıkıyor. Çıkmaz sokaklarda hiç çıkamadığınız oldu mu bilmiyorum, ama çıkmaz sokaklar hep geri dönüş haklarını saklı tutarken uçurum kenarları daha acımazdır. Bir kere düşmek istemeye görün hemen sizi yok eder, aşağıya bırakır, yükselme tutkunuz varsa uçurumdan uzak duracaksınız, duracaksınız ki, yere düşüşünüz sert olmasın.

Amerikan filmlerinde her kötü durumun ardından nedense sert bir içki istenir, sert içki içer adam biraz kendine gelir gibi olur. Bizde de rakı içenler birden yüreklenirler, içki içerek böylece doping elde etmiş olursun, oysa içki içmeyenler onlar …

Sıradan, ama zorlu maçlar

Lider evinde Eskişehir ile oynayacak üç puana en yakın taraf olarak duruyor, Bu haftanın sonunda da lider olarak sahadan ayrılabilirler. Enselerinde nefes onlarında oyunlarını etkiliyor. Eskişehir için Sivas illa puan alınacak bir deplasman değil. Trabzonspor’da evinde oynayacağı Denizlispor maçından üç puan ile ayrılacaktır. Galatasaray’ın rakibi de Kocaelispor onlarda kazanmaya yakın olan taraf. İlk içindeki en zorlu maçlardan biri Ankara’da oynanacak, Gençlerbirliği Fenerbahçe ile oynadığı maçta bakalım hemşerisinin intikimanı alacak mı? Bana öyle geliyor ki bu maç beraberlik kokmakta. Bir başka zor maç Gaziantep’te Beşiktaş gazi olmama adına savaş verecek, bakalım gülen kim olacak, Galibiyet Beşiktaş’a daha yakın. İlk 5 içinde bu hafta sanki değişim 4 ile 5 arasında olur gibi geliyor.

Ankara takımı Hacettepe’yi bakalım, bir diğer takımı Ankaraspor tedavi eder mi, yoksa düşene bir yedi de onlar sallar mı bilemiyoruz, ama maç Ankaraspor’a daha yakın. Kayserispor ile Bursa sıralama m…

Madalya madalya da Futbolcu sanki çakma

Sahibinden değil de yancısından satılık madalya, tamam madalya madalyadır da, futbolcu biraz çakma gibi durmaktadır. Düşünsenize Hagi ile aynı madalyaya sahip bu adam. Herkesin almak isteyeceği bir madalya, ama onu Alper Tezcan diye bir oyuncu alır, üstelik birçoğumuzun o kadrodan tanımadığı unuttuğu bir oyuncu, sonra çıkıyor, ben bu madalyayı satıyorum diyor, kimse de çıkıp, o madalya senin değil, o madalya sana Galatasaray takımının sağladığı en büyük imkân manevi gurur demiyor, o Madalyayı sen olmasan da biz kazanabilirdik, ama sen biz olmadan o madalyaya sahip olamazdın demiyor. Biz o madalyayı hala kazanabilecek bir takımken, sen o madalyayı halen kazanabilecek bir futbolcu değilsin demiyor. Diyemiyor belki de, birde böyle mağduriyet triplerine giriyorlar, bu insanların en önemli şeyleri kazançlarını para çevirme özellikleri, oysa o madalya onlar için yıllar boyu övünülecek bir gurur olabilir. O madalya sayesinde kendisini hatırlatabilecekken, o madalyayı bir başka satmak, kendin…

Gaffur’un pijamasını biz Hüsnü Kuruntu pantolonun altına giyerdik

Gazanfer Özcan hayatını kaybetmiş, aslında hayatıma ilk giren sanatçılardan biriydi. Belki de ilk sitcomlardan sayabileceğimiz Kuruntu ailesinin bir ferdiydi, Hüsnü Kuruntu’ydu O. Hep babaydı, babacandı. Asabi dahi olduğunda bir baba karizması vardı. Benim hayatımda bambaşka yeri vardı, belki birçoğu onu Avrupa Yakası ile tanıdı, ama biz onu Kuruntu ailesinden tanıyorduk, eşi Gönül Ülkü Özcan ile girmişlerdi hayatımıza oysa şimdi çekilip gitti. Çocukluğumda onun gibi askılı bir pantolonum vardı, Hüsnü Kuruntu dedikleri için giyemiyordum, Gazanfer Özcan yüzünden giyemediğim bir pantolonum vardı, askılı pantolon ile vedalaşmıştım, oysa şimdi Gazanfer Özcan ile vedalaşıyorum, oysa anlıyorum ki aslında kıymetliymiş Gazanfer Özcan pantolonuna sahip olmak. O zamanlar burun kıvırdığım pantolonum şimdi kendisine unutulmaz bir yer ediniverdi. Gafur’un pijaması moda olmazdan evvel Gazanfer Özcan’ın askılı pantolonu vardı, kendisi de vardı.

Bir kış günü doğan Gazanfer Özcan bir başka kış günü hay…

Dipteki de Baştaki de Demirbaş

Manisa kaybetmeyi öğreniyor. Aldıkları 3 yenilginin 2 sini son 2 haftaya sığdırmayı başardılar. Böylece lige diğer takımların ortak olmasını sağladılar. Ligin en üst sırasındalar hala. Kasımpaşa da aldığı 4 mağlubiyetin 2’sini son 2 haftaya sığdırabildi ve onlarda sıralamada kendilerine sunulan liderliği kabul etmeyip, Manisa’ya yola devam dediler. Karşıyaka ise zirve yürüyüşünde önemli bir rakibini yendi ve kendini ilk 2 sıraya yakın tuttu. Diyarbakır’da Rize’yi yenerek ilk 4 içinde iki hafta üst üste kazanan ilk takım olmayı başardı. Onlarda zirve konusunda iddialarını sürdürüyor. Altay’da iki haftadır kazanıyor ve onlarda yarışın ortağı.

Boluspor 4. maçını da kazandı, Edim gollerine devam ediyor. Boluspor kendine ilk 6’da mutlaka yer bulmak istiyor. Kartalspor ise üst üste ikinci beraberliğini alıyor. Onlarda ilk 6’ya biraz uzaktan bakıyorlar. 6.defa kaybeden Rizespor ise 29 puan ile 8.sırada. 7.maçını da kaybetmeyen Karabükspor beraberlikle ayrıldı, onlarında ilk 6 inadı devam ediy…

Aşkı anlatacaktım sana sustum anlamazsan aşk kırılmasın diye

Âşık olup da susmak vardır, cümleler kurmak istersin, ama kuracağın tüm cümlelerin yetersiz kalacağını bilirsin, cümlelerin özeti bellidir sevda, ama sevdanın içi çok başkadır, anlatımı herkes için bambaşkadır, ama susarsın, çünkü bilirsin anlattıkların karşındakinin anlayabileceği kadardır, daha da ötesi yoktur. Birden fuzuli gibi düşünmeye başlarsın sussan gönül razı değildir, söylesen tesiri yok gibi hissedersin. Âşık olmak suskunluğu gerektirir, çünkü kalbinin sesini dinlersin, onu iyi dinleyebilmek için susman gerekir, susman gerekir ki kulak verebilesin. Sen konuştuğunda belki kulak vermeyecek birileri varken, en güzeli senin kalbine kulak vermen değil midir?

Kalp derki dinle beni
Dinle ki söyleyebil seviyorum seni

İnsan aşık olduğunda susabilir, zaten adamlar şarkısını da yapmamış mı, bir gün bir çılgınlık edip seni sevdiğimi söylesem, alay edip güler misin yoksa sende sever misin? Alay etsin ne olacak demeyin, duygular alayı kaldırmaz, alayı kaldırabilse zaten adı aşk olmaz. Bird…

Üçü de kaybedelim dedi, aslında ilk iki kazandı

Bugün Bursa’da iki puanı verirken Sivasspor akşama liderliğin süreceğinin belki de bilincindeydi. Zor puan alabileceği bir deplasmanda iyi oynamadan puan alan Sivasspor 20.haftayı da lider kapadı ve böylece Anadolu’nun yükselişi sürüyor. Oynamadan da kazanabiliyorlar. Trabzonspor ise yine Sivas gibi zor bir deplasmandan puan aldılar, en azından Beşiktaş’ı biraz daha geride tuttular, zirvede olması muhtemel takımdan deplasmandan puan almak başarı. Galatasaray aslında çok önemli bir haftada puan kaybetti, böylece ilk 3’te puan kaybetmiş oldu. Antalya karşısında yenilmeleri onları zirvenin 5 puan uzağında tuttu. Fenerbahçe 7 gol atarak geçici bahar havası getirdi. Ligin en çok atanı Galatasaray 41 golle; Fenerbahçe ise 39 gole ulaştı ve 2. en çok gol atan takım oldu. Ligin en çok gol yiyen ekibiyse sanıldığı gibi Hacettepe değil, 46 gol ile Kocaelispor.

Beşiktaş ise 36 puan ile 5. bugün Trabzon’u yenemediler ama yukarıya sadece 6 puan uzaktalar. En azından kaybetmeyerek umutlarını devam …

Boş ve boşluğun dolduramadığı hayatlar

Boş gezmek var, boşlukta olmak var. Sanki evreni yeniden keşfediyoruz gibi oldu, ama olsun. İnsan kimi zaman kendini boşlukta hissedebilir. İnsanlar zaman zaman boşlukta olabiliyor, boş da kalıyor. Bir yerlere tutunmak istersin, ama nereye ne için tutunacağını bilmeden. Boşlukta kalırsın, düşeceğin bir yerler vardır. Boşluk ve boş kalma ikisi arasında büyük fark var. Kimi zaman çok işin olup boşlukta kalabilir. Kendini bomboş bir yerde hissedip boş işlerle uğraşabilirsin ve boş işler senin zamanı alabilir, yaptığın işlerden zevk almayabilirsin, işte o zaman boşluktasındır demek. Kendini bomboş bir alanda hissedersin. Bu bomboş alanın içinde kaybolmaya başlarsın. Boş olmadığın boşlukta olduğun için ne yaptığını anlayamaz garip işlerin peşinden gidiyor olabilirsin. Bu da kötü bir şeydir. Boşluğun içinde tutunacak dal ararsın ve bulamazsın. Ne yapacağını bilmeden yoluna devam edersin devam ettiğin yoldan ne çıkacağı belli olmaz. Çıkan şeylerde seni daha kötü bir yerlere götürüyor olabi…

Erkekler için Hadise Kızlar için Kıvanç Tatlıtuğ ve Hamit Altıntop

Geçen hafta Google aramalarında benim web siteme yönlenmelerde Arda Turan’ın aranma sayısı oldukça artmış, demek ki Türkiye’de gündeme gelmek için ya bir porno kaset ya bir fotoğrafınız olmalı, ama her şeyden önce ünlü olmanız gerekiyor. Ünlüyseniz yaşamınızın her alanını reytinge kolayca çevirebilirsiniz. Galatasaray kötü giderken Arda Turan’ın popülaritesi artıyor. İngiliz gazetelerinde her gün Cristano Ronaldo’nun sevgilisi kim diye haberler yapılırken bizim ülkemizde futbolcular sevgilileriyle görünmekten kaçıyor, çünkü bizler kötü çocuk olsak bile hala iyi çocuk görünmek zorundayız.

Hadise ise tam anlamıyla bir hadise olmaya devam ediyor. Her gün kendisiyle ilgili bir haber mutlaka var ve hala da popüler. Rojda Demirer yine Melekler Korusun dizisiyle zirvedeki isimlerden biri. Öykücü Rakım Çalapala’da oldukça fazla aranmış, sanırım bunda sömestr tatilinde olmanın büyük bir etkisi oldu. Saadet Partisi’nin Çankaya adayı Esra Acun da popüler isimlerden biri. Başbakanlık muhabiri Nerm…

Ölü üstünden Siyaset 17.05.2007

Sağ birleşiyor, solda birleşti. Herkes birleşsin, her birleşmede ise atıf yapılan insanlara bakın biri Adnan Menderes, bu ülkenin idam edilmiş tek Başbakanıdır. İdam edilirken, ülkede dirliği düzeni bozmakla suçlanan Menderes bugün Türkiye’yi birleşmeye çağıranların referans noktası haline gelebiliyor.

Sağlığında Ülkeyi sattı diye eleştirilen birleşmenin diğer kanadı DYP lideri Demirel tarafından yerden yere vurulan Özal’ın partisi bugün gidiyor, Demirel’in eski partisi ile birleşiyor. Ülkeyi kurtaracak partinin birleşme kanadının diğer yanında ise Başbakanlıktan emekli olan Demirel’in referansları var. O Demirel ki bana bir şans daha verin diyebilir.

Diğer tarafta bugün CHP lideri Deniz Baykal, Ecevit’e kavuşmanın gururunu yaşıyor, oysa daha düne kadar iktidar uğruna Kemal Derviş’i transfer ederek Ecevit’in bitişine şapka çıkarmıştı. O da Ecevit’e partisine saygılarını sunuyordu. Yaşadıkları ya da parti lideri oldukları sürece değerleri bilmeyen, olup olmadığı görecelidir, liderlerin…

Bu Anket yeni değil. 17.05.2007

Türkiye’de milyonlar yürüyor. Türkiye laiktir, laik kalacak diye. Türkiye’de milyonlarca insanın laiklik endişesi olduğunu düşünen CNN, Türklerin bu ankete ilgi göstermek isteyeceğini düşünerek bu anketi mitingdekilere destek olmak amacıyla başlatmış olabilir.

Böyle bir anket sonucunda Türkiye’nin laik kalması gerektiği gerçeği ortaya çıkacaktır. Çünkü hem o mitinge katılanlar hem de katılmayanlar bu ankete laik kalmalı cevabı verecektir. Türk toplumun toplumsal tepkilerini bir rejim sorunu varmış gibi göstermek CNN’e yakışmıyor. Türkiye’de bir rejim sorunu varmış gibi gösterme gayretleri içinde olanlarının ekmeğine yağ sürenler vardır.

Amerika ile ilgili anketler Türkiye’de yapılır mı bilinmez ama Amerika’da yönetime karşı yapılan belgesel ve filmler vardır. Kurtlar vadisi Irak filmine gösterilen Amerika tepkisi hepimiz biliyoruz.

Türkiye’de laiklik kalmalı gibi bir soruda amacını aşmış bir sorudur. Bu tip bir soru ile Türkiye yönetim yapısına Amerika mı karara veriyor acaba diye düşünm…

Evliya mı Mason mu? 17.05.2007

Son günlerde okuduğum komik haberler sayısını artırmaya devam ediyor. AKP’nin binasında mason simgeleri olduğunu söylemek, Yalçın Küçük’ü bile aşan bir komplo teorisidir. Ahmet Özal’ın babasının mezarını evliyanın inşa ettiği ülkede tabii ki AKP’nin de binasında mason motifleri vardır. Merkez partisi olma yolunda masonların desteğini sağlamak için böyle bir yol seçilmiştir.

CHP ‘ninde yakında cami motifi ile bir bina inşa edileceği konuşulmakta. Yakında böyle bir haberi de duyarsanız şaşırmayın. Türkiye’de mason tartışmalarının bitmediğini biliyoruz ama işin ilginç olanı bu söylenti ile Özal’ın masonlukla ima edilmesinin zamanlaması manidar.

Özal’ı içki imasından ve masonluk imasından kurtarmak için evliyaları devriye sokan Ahmet Özal bu çabası yetmemiş olacak ki, bir aklıselim sahibi de AKP’nin binasının mason binası olduğu iddia ederek gergin siyasetimize komiklik aşılama çabasındalar.

Gergin siyasette bu gibi komik iddialar, bitmeyecek gibi duruyor. Binanın camiye benzemesi halinde is…

Seçimden Seçime 16.05.2007

Seçim Sonuçları açıklandığında AKP hükümetinin barajı aşamadığını düşünen hiçbir senaryo üretilmiyor. Bu durum hayalcilik ama gerçek olan bir durumdan kimse bahsetmiyor. Eğer AKP ile koalisyon ihtimali doğarsa partilerin tavrı ne olur, bunu tam olarak bilemiyoruz. CHP’nin bu duruma evet demeyeceğini tahmin ediyoruz. Diğer partilerde buna hayır derse meclis bir kez daha kilitlenir mi?

Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşadığımız sürecinin bir benzerini yaşayabiliriz. Seçimlerden sonra bir seçime daha gitme ihtimalimiz zayıfta olsa vardır. Bu durum ülkenin kaos ortamına gitme sebep olabilir.

Yapılan Anketler birçok değişik sonuç vermekte, fakat bu anketlerin tarafgir anketler olduğu da söylenebilir. Yeni seçilecek meclis yepyeni tartışmalar ile açılabilir. DPT’li bağımsızların meclise girmesi ile bu partinin de içinde yer aldığı koalisyonlar gündeme gelebilir. Türkiye yeni bir döneme giriyor. Bu yeni dönemde laiklik- irtica tartışmalarının yanında yeni tartışmalarımız olacaktır.

Türkiye’nin önün…

Sevgiyi Polemik yolunda harcamak 16.05.2007

Her yerde kar diye bir şarkı vardı. Şimdi her yerde polemik var. Polemiğin olmadığı yerde, bir eksiklik hissediliyor. Bir çok internet sitesinde polemik diye köşe açılmış, o ona bu buna saldırıyor. Her zaman taraf olmak zorunda kalan bizler, bir yandan da polemiklerde taraf olmak zorunda kalıyoruz.

AKP mi CHP mi? Galatasaray mı Fenerbahçe mi? . Tüm bu tartışmalarının içine bir de polemik tartışmaları giriyor. Hıncal mı Ayşe mi? Oray mı Serap mı? Şeklinde soru işaretleri ile liste uzuyor. Bülent Ersoy ile İbrahim Tatlıses de polemiğe giriyor. Bu polemiklerde taraf olmak zorunda kalan bizler de onların bize attığı yem ile besleniyoruz. Polemikçiler üzerinden birbirimiz ile polemiğe girmek zorunda kalıyoruz.

İşin en kötü yanı ise bazı polemiklerde polemiği çok sevmememize karşın taraf olamıyoruz. Bir tarafta çok sevdiğim sanatçı Sezen Aksu varken diğer yandan da Oray Eğin’in olması beni bu polemikte tarafsız kılıyor. Sezen Aksu’nun destekçi sayısının fazla olacağını düşünerek, mağdur konte…

Ederine göre ucuz destinasyon Türkiye

Bugün İstanbul’da Emitt Fuarına gittim. Bir Turizm fuarı, ancak açıkça belirtmek gerekirse öyle turizmde büyük idealleri olan bir şeyler başarmayı amaçlayan biri olmadım, belki de şartlar böyle gelişti; sadece işimi yapmaya ve var olan müşterilerle diyalog kurmaya bakıyorum. Zaten turizm konusunda bir takım eksiklerim olduğunu da kabul ediyorum. Onun dışında Türkiye’nin tanıtımına mümkün olduğu kadar katkıda bulunmaya çalışıyorum. Türkiye için çizilen kara tablo yerine daha gerçekçi tablolar çizmeye çalışıyorum. Pembe tablo yerine doğru dürüst tablolar çizmeye çalışıyoruz. Türkiye’yi daha da iyi tanıtma, Türkiye için bir profil çizmek gerekirse her ülke gibidir profili sorunları olan, ancak bu sorunları karşısında ezik olmak yerine soruna çözüm arayan birilerin sayısını artıran bir ülke profili çizmeli. Ama velâkin Türkiye tanıtımında görülen en önemli aksaklık, tanıtım derken turizmcilerin yaptığı Türkiye tanıtımı, insanların ülke tanıtımına çok fazla politik düşünce eklemesi, bu bi…