Unakıtan, Alpu’da vatandaşa demiş ki, artık bir bakanınız var, yürüyüşünüzü değiştirin. Şimdi efendim yürüyüş şekillerinin yeri var demek ki. İnsan bir Bakan çıkınca doğduğu coğrafyadan acaba nasıl yürümeli? İsterseniz bir mahalle kahvesine gidelim, bu kahvede İstanbul’da olsun ve çeşitli memleketlerden insanlar olsun. Hani bir Fransız, bir Alman, Bir İngiliz gibi bir hikâye olsun.
Alpulu
—Bizim bakanımız var, onun sayesinde öyle bir yürüyoruz ki, manken sanıyorlar.
Kasımpaşalı söze girer
- Bizim önce Belediye Başkanımız vardı, başımız havada; ama Ispartalılar, Malatyalılar dalga geçince ant içtik, bunu Başbakan yapacağız dedik. Şimdi Başbakan, Kasımpaşalı olmak eskiden İstanbul’da bir değerdi, şimdi bizi Avrupa tanıyor, Avrupa. Cumhurbaşkanı da yapacaktık; ama Antalyalı turist Baykal engelledi. Antalya kıskandı, bizim canım Kasımpaşa’mızı.
Kayserili
- Bu Antalyalı Baykal, bizimde yürümememizi istemiyor, tuttu, Bizim Gül gibi Bakanımızı Cumhurbaşkanı yapmadı. Üzüldük. Biz Kayserili cin gibiyiz; ama bu ticaret siyasete benzemiyor, adam bizi bile alt etti.
Ispartalı
- Bizim babamız bize hep sahip çıktı; adam sizinkiler gibi değil ki, 7 kere gönderdiler, sekiz kere geri geldi 50 kere gönderseler yine gelirdi. Cumhurbaşkanlığı da yaptı; ama bir dönem daha yaptırmadılar. Isparta’nın üniversitesi, havalanı varsa, Demirel sayesinde.
Antalyalı
- Bizim bu Baykal yıllardır, siyasette bir gün Başbakan olsa da bizde sevinsek diyoruz; adam sürekli muhalefette, gitti Belediye Başkanlığı’nı da Kasımpaşalıya kaptırdı. Antalya’nın başka Bakan olan siyasetçisi yok, o bizim son şansımız; ama o da son haklarını kullanıyor.
Sivaslı
- Bizim gözümüz ne Bakanlıkta ne de milletvekiliğinde, bizim gözümüz halka hizmette, bizim ülkemizi ona buna değişmeyiz. Bakın Bizim Bakan’a her şeyi bıraktı gitti.
Manisalı
—Bizim Bülent Bey’de yapsa öyle bir şey bıraksa da biz de Sivaslılar gibi gurur ile dolaşsak, ne olurdu, Bizim sevinmeye hakkımız yok mu?